PRoFessor'ün Not Defteri

Konu sahibi son olarak 631 gün önce görüldü
Dolandırıcıların, sahtekarların en büyük keşfi; insanların gerçeklerle yüzleşme konusunda ne kadar isteksiz, kandırılmaya, illüzyona, uyutulup avutulmaya ne kadar gönüllü olduğunu keşfetmektir.
 
[YOUTUBE]1wfamPW3Eaw[/YOUTUBE]

Zalimin zulmü varsa Blues sevenin bira göbeği vardır.
 
Kadın evlenmeyi gerçekten istiyor fakat birlikte olduğu erkeğe bu isteğini belirtmiyor sa; o erkeğe deli divane, iflah olmaz bir biçimde aşık demektir. Erkek birlikte olduğu kadına evlilik isteği belirtmiyor sa; bir yandan da gerçekten sevebileceği ve evlenebileceği kadını aramaya devam ediyor demektir.
 
Her anladığını sevmek zorunda değilsin ama her sevmek istediğini anlamak zorundasın. Yoksa; hoşlanmak, beğenmekten öte gidemezsin.
 
Namus insana ait bir kavramdır, Neden duyunca aklımıza 'Kadın' gelir, üstelikçevremizde namusunu kaybetmiş onca 'Adam' varken.
 
Bazen ne konuşursan konuş, ne yaparsan yap hiçbir şey konuşmamaktan, hiçbir şey yapmamaktan daha iyi bir şey yapamazsın
 
Neredeyse herkes; çocukların, masum doğduğuna, melek doğduğuna inanır. Oysa, onlar; açlık, cinsellik, saldırganlık vb. diğer hayvan türleriyle de ortak iç güdüleriyle, diğer hayvan yavruları gibi, sıfır ahlakla doğarlar. Ve doğdukları andan itibarende insana benzesin diye ahlaklandırılmaya başlanırlar. Fakat malesef, insanları kolay yönetebilmek adına günümüzde hala uygulamaya devam edilen ilkel, yanlış ahlaklandırma yöntemleri bazılarımızı diğer hayvan türlerinden beter hale koyar.
 
Neredeyse herkes; çocukların, masum doğduğuna, melek doğduğuna inanır. Oysa, onlar; açlık, cinsellik, saldırganlık vb. diğer hayvan türleriyle de ortak iç güdüleriyle, diğer hayvan yavruları gibi, sıfır ahlakla doğarlar. Ve doğdukları andan itibarende insana benzesin diye ahlaklandırılmaya başlanırlar. Fakat malesef, insanları kolay yönetebilmek adına günümüzde hala uygulamaya devam edilen ilkel, yanlış ahlaklandırma yöntemleri bazılarımızı diğer hayvan türlerinden beter hale koyar.

İnsan olmak mı?
Yoksa hayvan olmak mı zor?
 
İnsanlık sevgi duygusunu yaşayabilecek erdemliliğe ulaşmışsa bunun ilham kaynağının kadınlardaki annelik içgüdüsü ve bu güdüden kaynaklanan şefkat dolu kadın davranışları olduğunu düşünüyorum. Psikolojik olgunluğu amaç edinmiş, psikolojik olgunluğa erişmek için emek veren, çabalayan kadınların kadınlar gününü kutluyorum. Bu vesile ile kadına şiddetin temel nedeni olan kültürü bir yandan körükleyip, bir yandan da kadın oyları uğruna yüzeysel tedbirleri alıyormuş gibi yapan iki yüzlüleri ve kadına şiddet uygulayan ilkelleri kınıyorum. Sağ duyu sahibi gerçek kadınların; bazı erkek düşmanı hemcinslerinin kadınlar gününü cadılar bayramına dönüştürmelerine de izin vermeyeceğini umuyorum
 
İnsan olmak mı?
Yoksa hayvan olmak mı zor?

İnsan olmak kolay değildir,her seyin oznel oldugu bir dunyadir cunku burasi. insani insan yapan ozellikler kisiden kisiye degisir mutemadiyen, ve insan olma cabasi icindeki birey, ayni anda sekiz ayri yone cekiliyormus hissiyatina kapilir. zordur cunku toplumun beklentilerini karsilamak; birinin ak dedigine bir digeri elbetki kara demektedir.
Hayvan olmak mümkün olsa da olabilsem dediğim olay.bu dünyanın her türlü pisliğinden,**Spam/Adversiting**lığından,kötülüğünden,yalanından,sahteliğinden,basitliğinden kurtulup hiç bir şey hissetmeden yaşamak daha güzel olurdu kanımca.
 
Kadınlar fay hattı gibidirler, çok uzun süre sessiz kalıp gerilim biriktirebilirler. Gerilimleri biriktiren bu fay hattı hiçte beklenmeyen bir anda kırıldığında sonuçları çok yıkıcı olabilir.
 
Duygusal alanda kadınla erkek arasında gözlemleyebildiğim en büyük fark şudur : Aklından evliliğin E si dahi geçmeyen bir erkek aşık olduğunda evlenmek isteyebilirken, aklından evlilik dışı yaşamanın E si dahi geçmeyen bir kadın, aşık olduğunda evlilik dışı yaşamaya razı olabilir
 
Öz güven eksikliğinin en önemli belirtisi aşırı alınganlıktır. 2. önemli belirtisi zemini olmayan aşırı kıskançlıktır. 3. belirtisi ise dakikası dakikasına uymayan aşırı değişken ruh halleridir
 
Bazı insanlara ''neden böyle davranıyorsun?'' diye sormak, kılınıza tüyünüze, saçınıza tırnağınıza ''neden uzuyorsun'' diye sormak kadar beyhudedir.
 
[YOUTUBE]uIaXh1uBmpU[/YOUTUBE]

Neredeyse 20 yıl oldu , ilk gün ki gibi taze,içten, acıtıcı.

Bir ömür geçer buralarda

Sanki yarın dünden uzak

Bitmeyen bir ızdırap...
 
Tabi ki parayla elde edilemeyecek değerler vardır. Ama parayla en kaliteli hastahanelere gidebilir, sağlıklı beslenebilir, sağlıklı dış koşullarda, sağlıklı mekanlarda yaşayabilir, hastalık riskinizi azaltabilirsiniz. Ve sağlık mutluluğun ilk koşuludur. Parayla en kaliteli eğitimi alabilirsiniz ve eğitim mutluluğun ikinci koşuludur. Ama en önemli koşulu farkındalıktır ki paranın önemini gücünü hiçe indirgeyerek yoksul insanları maneviyatla uyutmaya, avutmaya çalışan sözleri, söylemleri ciddiye almazsınız.
 
Yeni nesil gençlik siyasetle ilgilenmiyor diyorlardı, aslında onlar siyasetçilere kendilerini kullandırtmak istemiyorlardı, bunun böyle olduğunu, Atatürk ün Türkiye İstiklal ve Cumhuriyetini gençliğe emanet etmekte ne kadar haklı olduğunu yeri ve zamanı geldiğinde ispatladılar, yeri ve zamanı her geldiğinde de ispatlayacaklarından şüphem yok. Bayramınız kutlu olsun.
 
http://www.cnbce.com/foto…/6400-calisanini-tatile-goturdu/11

Dünyanın en zengin şahıslarından Li Jin Yuan'a ait ve Çin'de biyoteknoloji ve lojistik alanında faaliyet gösteren Tiens adlı şirket, tam 6400 çalışanını aynı anda Avrupa tatiline götürdü.
Şimdi diyeceksiniz ki, "E ne güzel işte, adam çalışanlarını seviyor."
Fakat şunu da sorabiliriz: "İş gezisi" olduğu bariz belli olan zorunlu bir tatil yerine, patronun, 6400 çalışanına tatil maliyetini nakit olarak ödeyip izin vermesi varken, neden bu insanlar Fransa'ya götürüldü?
Fransa'nın göbeğine insanla devasa bir yazı yazarak reklam yapmanın maliyeti, 6400 işçiyi tatile götürmenin maliyetinden daha pahalı olmasa, adam bunu yapar mıydı?
Geleceğin kapitalizminde, elinde kırbacı olan Roma'lı köle simsarlarının, taş ocağına zincirleyerek çalıştırdığı köle manzaraları olmayacak. Geleceğin kapitalizminde kadın erkek eşitsizliği, etnik ayrımcılık, din ve dil kavgası da olmayacak.
Geleceğin kapitalizminde patronun tatile götürdüğü ve götürmediği çalışanlar olacak. "Ayın elemanı" seçilip yılda 3 gün fazladan ücretli tatille ödüllendirilen işçiler olacak.
Kırbaç darbesinin ızdırabı ile değil, kapitalist lüksleri tüketememenin getirdiği ızdırapla işine dört elle sarılan kölelerin düzeni geleceğin kapitalizmi olacak.
Artık çalışabilecek kadar uygarlığın içinde olan kimselerin yegâne korkusu, aç kalmak değil, çağdaş olamamak haline geldi. Devir öyle bir noktaya vardı ki, "Bana lükslerimi verin, ihtiyaçlarım olmadan da yaşayabilirim." lafı, önce mavi ve beyaz yakalıların sonra herkesin âmentüsü oldu. Satın aldığımız plazma televizyonlar yüzünden, gittiğimiz tatiller yüzünden hacizlik duruma düşer olduk. Hâlâ açız, hep açız fakat sıradan giyimli ve ucuz mekanlarda yiyip içerken görünmek, bizi açlıktan ve ölmekten daha çok korkutuyor.
Peki neden lükslere bu kadar ihtiyaç duyuyoruz? Diğer 50 hafta boyunca ne yaşıyoruz ki, o iki haftayı en kıyak tatille geçirmezsek, kendimizi o yıl boyunca yaşamamış gibi hissediyoruz?
Çin'de bu 6400 kişi ne yaşadı ki, 4 günlük Fransız sokağı manzarasını kaçırılmaz fırsat olarak algılıyorlar?
Dinlenmeyi bu kadar takıntı ve saplantı haline getirmemizin sebebi ne?
Çünkü gerekenden 4 kat daha fazla çalışıyor, hakkımızın çeyreğini alabiliyoruz.
Çünkü mesaimiz iş yerinde değil, sabah alarm çaldığı anda hatta gece olup da "Yarın iş var." diye yatarken, yarın çalışabilmek için şimdi uyurken başlıyor.
Çünkü hayatlarımız bizim değil ve bizimmiş gibi hissedebileceğimiz her saniyenin bağımlısı olduk. Zaten bizim olanı, bize, yine bizim olan karşılığında pazarlıyorlar.
Alan el / veren el ikiliğini reddetmeyen, çalışma ve emek kavramlarını temelden sorgulayıp, meslek olgusunu doğrudan karşısına almayan her görüş, her kişi ve her zümre, size bu haksız takası ve zulmü vaadediyor.
Bunu unutmayın.
Alıntıdır..
 
11038012_870847762977237_6950874935153186300_n.jpg

Direksiyonu, freni kitlenmiş yokuş aşağı hızla giden bir kamyon için nasıl sürücüsünün yapabileceği hiç bir şey yoksa, aklı mantığı kitlenmiş bir aşık içinde yapabileceğiniz hiç bir şey yoktur
 
Geri