Prof. Dr. Naci Görür'ün ve jeologların depremden önce yaptığı uyarılar

  • Kullanıcı Lefty
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Derin Tartışmalar
🕒 Konu sahibi 5 saat önce aktifti
Elazığ bingöl arası hareketli ve o taraf için sürekli uyarılar da var zaten. Yanınızda hiç olmadı su taşıyın bari o bölgedekiler için
 
Toplumu hezeyana sürüklemek çok riskli. Belediye kapıları şimdiden doldu benim binam çürük mü, ölecek miyim diyenlerle. Buna nasıl cevap verecek belediye yada inşaat odası. Can korkusuna çok para kaybedecek insanlar
1. Orasını Belediye düşünsün.
2. Can kaybedeceğine para kaybetsin.
 
1. Orasını Belediye düşünsün.
2. Can kaybedeceğine para kaybetsin.
Elbette. Ama bunlar büyük işler.
25 yılda yapmak gerekenleri 25 aya sığdırmaya çalışabilirler.
Vesvese ve popülizm hem milli servetinin hem bireysel birikimlerin israfına neden olabilir. Ve buna rağmen istenen sonuç da elde edilmeyebilir.
 
Ne yazık ki kar / zarar dengesi hakkında hiçbir fikriniz bulunmuyor ve şayet otel ya da şirket işletiyor olsaydınız bu mantıkla çoktan iflas ettirirdiniz.

Ülkenin deprem kuşağında olması gerçeğini hayali varsayımlarla yok sayamazsınız. Olası bir depremde yaşanacak can kaybı hiçbir maddi değerle ölçülemez. Son depremle yıkılan şehirlerdeki ekonomik anlamında kayıp ise kentsel dönüşüm / yapı güçlendirme maliyeti ile kıyas bile yapılamaz.
  • Eğitim öğretim durdu.
  • Üniversiteler uzaktan eğitime geçti.
  • İş yerleri kapandı.
  • Hayvancılık / tarım ile uğraşanlar işini yapamaz hale geldi, diğer sektörler yavaşladı ya da durdu.
  • Şehirler terk edilmeye başlandı ve göç edilen şehirlerde dengeler alt üst oldu.
  • Yıkılan binaların yeniden inşa maliyeti ile güçlendirme maliyeti ise asla denk değildir.

Sonuç olarak depreme hazırlıklı olmak için harcanan paralar ile deprem sonrası yaşanacak yıkım maliyeti arasında uçurum var. İnsanların çoğu evini, işini, arabasını ve her şeyden önemlisi hayatlarını ya da yakınlarını kaybetti.

Bilim insanlarının yaptığı uyarılar kehanet değildir ve olası riskleri baştan bildirip kısa sürede toparlanmayı hedeflemektedir. Olur da bu süre zarfında yıkım yaşansa bile çok daha az can kaybı ile atlatılabilinir.

Vesvese üretmek ise olmayan bir şey üzerinden hayali korku ortamı oluşturmaktır ki bu da bilim insanlarının değil, komplocuların işidir.
 
Yaşanan deprem öncesi yapılan uyarıları da mı görmüyor musunuz da halen yeni riskleri yok saymaya çalışıyorsunuz?

 
Binaların taşıma sistemleri her sarsıntıda zarar görüyor ve yıkılma aşamasına geliyor. Bilim insanları deprem olasılığını baştan bildirip önlem alınmasını sağlamasınlar da depremde yıkılmasını mı beklesinler?

Balcalı Hastanesi, Kahramanmarş depremini iyi kötü atlattı ancak Hatay depreminde ağır hasar aldı. Yeni bir depremle de yıkılmaması için tahliye ediliyor.

***

Depremde hasar gören Balcalı Hastanesi'nden tahliyeler sürüyor
Maraş ve Hatay merkezli depremler sonrası taşıyıcı kolonlarında hasar tespit edilen Adana'daki Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi'nde hastaların tahliyesi sürüyor.

 
O bölgede sağlam kalmış binaların da sağlamlığı bundan sonra şüpheli. Her sarsıntıda ufak bir hasar alsalar, günün birinde tehlikeli bir boyuta ulaşırlar. Şimdiye kadar yüzlerce artçı yaşanmış. Hepsi de küçümsenmeyecek şiddette.
 
O bölgede sağlam kalmış binaların da sağlamlığı bundan sonra şüpheli. Her sarsıntıda ufak bir hasar alsalar, günün birinde tehlikeli bir boyuta ulaşırlar. Şimdiye kadar yüzlerce artçı yaşanmış. Hepsi de küçümsenmeyecek şiddette.
Toplamda dört tane şiddetli deprem yaşandı ayrıca artçı sarsıntılar da devam ediyor. Böyle bir durumda kaç tane bina sağlam kalabilir ki?

Herkesin evini acilen kontrol ettirmesi gerekiyor çünkü dışarıdan anlaşılacak bir durum değil. Hasar tespitinin uzman kişiler tarafından yapılması şart.
 
Deprem konusunda siyasilerinden, program yapımcılarına kadar halkın her kesiminde yaşanan duyarsızlığa dikkat çekmiş.

"Deprem olmadan önce önlem alınması gerekiyordu ancak TV kanallarında deprem konusunda konuşmaya bile fırsat verilmedi ve konuşmaya çalışan bilim insanları da korku iklimi yaratmakla suçlandı" demiş ve çok doğru demiş...

Toplumda bilime sahip çıkan bilinçli insan sayısı çok az ve çoğu bilim karşıtı bir tavır içindeler... İlişki sorunları için falcıya gidenlerden ne beklenebilir ki?

Deprem kuşağında bir ülke olarak 'deprem' bizim hayatımızın gerçeğidir ve bu konuda bilim insanların yön gösterici çalışmalarına fırsat verilmesi gerekmektedir. Toplumu bilinçlendirmek adına yaptıkları uyarıları "Korku yaymak" olarak algılamak da hatalı bir bakış açısıdır çünkü depremin yaşanacak olduğu ve birilerinin de öleceği gerçeğini değiştirmez.

Görür, toplumun her kesimi bu yıkımdan sorumludur diyor çünkü halk olarak bu konuda bilinçli değiliz ayrıca bilinçlendirmeye çalışanlara da engel olmak için çabalayan bir kitle var.

Deprem, bilimin konusudur ve uzmanlığı olmayan kişilerin, konuşulmasına / çözüm üretilmesine yönelik çabalara karşı yarattığı engellemelere asla prim vermemek gerekiyor.
 
İnsanların evi / iş yeri yıkılmış, enkaz altında kalmışlar ve çoğu yaşamını yitirmiş ancak sıcak evinden, bilgisayar başından ahkam kesen birileri var. Neymiş efendim bilim insanları konuşmayacakmış çünkü korkuyorlarmış... Yahu siz şaka mısınız? İnsanların hayatı bitmiş, ülke ekonomik anlamda zarar almış ve oturup sizin gibi insanlarla mı uğraşacaklar? Korkuyorsan takip etmezsin ancak sizin gibiler yüzünden halkın bilinçlenmesi engellenemez.

Bu konular konuşulacak ve alınması gereken önlemler de yıkım yaşanmadan alınacak...
 
Sonuç olarak bu depremden herkes kendince dersler aldı ve Erdoğan da konuşmasında bu bölgenin bilim çevrelerinin önerisi doğrultusunda yeniden inşasına başlanacağını söyledi ki bu açıklama çok önemliydi. Fay hatlarına yakınlıktan tutun da hangi mühendislik teknikleri ile inşa edileceğine ya da malzemelerin kalitesi / uygunluğuna kadar her konuda bilim insanların söz sahibi olması gerekiyor.
 
Uzmanlar henüz bilinmeyen fay hatları olabileceğini söylüyorlar çünkü bazı illerde detaylı inceleme yapılmamış.

Sonuç olarak tüm binaların depreme dayanıklı hale getirilmesi şart yoksa ani / uzun kırılmalar ile hiç beklenmeyen illerde bile yıkım yaşanabilir.
 
Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan: Bingöl Yedisu kolu 8 şiddetine kadar deprem üretebilir

Tunceli’de, "Depremde neler yapılabilir" konulu panele katılan jeofizik yüksek mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, “Kırık ne kadar yaşlıysa o kadar küçük deprem üretir. Genç olan Kuzey Anadolu kırığı yani bizim kuzeyimizde, orada Kargapazarı kırığı yani Yedisu kolu var ve en çekinceli yer. Burası 8’e kadar deprem üretebilir” diye konuştu.

Bingöl Yedisu fay hattının 8 büyüklüğüne kadar deprem üretebileceğini belirten Prof. Dr. Ercan şu şekilde konuştu:

“Gerginlik birikiminin boşalması gerekiyor. Boşaldığı zaman yerde kırık oluşuyor. Doğu Anadolu kırığı, bugünkü Hatay’ın bulunduğu kesimden Osmaniye, Adıyaman’ın kuzeyinden Kahramanmaraş oradan da Malatya, Elazığ’a uzanıyor. Tunceli’ye uğramıyor. Bingöl’den Karlıova’nın bulunduğu yerden Kuzey Anadolu fayı ile kesişiyor. Bu 15 milyon yıl önce oluyor. Bu kaktırma devam ettiği için Doğu Anadolu da bu yükü kaldıramadığından bu kez ikinci bir kırık oluşuyor. Bu da Hakkari’nin bulunduğu yerden Van, Bitlis, Muş ve Varto üzerinden Bingöl, oradan Karlıova, oradan da Erzincan üzerinden Tokat, Amasya’dan Bolu, Bolu üzerinden Adapazarı ve Kuzey Marmara yani İstanbul ve Selanik’e kadar gidiyor. Biz buna Kuzey Anadolu kırığı, diyoruz. Bunun da yaşı 3,5 milyon. Kırık ne kadar yaşlıysa o kadar küçük deprem üretir. Genç olan Kuzey Anadolu kırığı, bizim kuzeyimizde. Orada Kargapazarı kırığı yani Yedisu kolu var ve orası en çekinceli yer. Burası 8’e kadar deprem üretebilir. Kaldı ki 1939’da Erzincan’daki olan depremin 7.9 büyüklüğünde olduğunu biliyorsunuz ve bunun yıkım gücü 11’dir. Bu deprem, yaklaşık 33 bin kişiyi kara kış gününde, kimisini dondurarak kimisini de sobalardan çıkan yangınla yakarak canlarını almıştır."

Kaynak: Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan: Bingöl Yedisu kolu 8 şiddetine kadar deprem üretebilir
 
Deprem Panelleri 1 : Sesimi Duyan Var mı? Afetlere Karşı Akıl ve Bilim

Bilim Akademisi Deprem Koordinasyon Komitesi üyeleri Prof. Dr. Naci Görür, Prof. Dr. Sibel Salman ve Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu’nun konuşmacı oldukları panelin moderatörlüğünü ise Bilim Akademisi Kurucu Başkanı Prof. Dr. M. Ali Alpar üstlendi. Deprem panellerinin genel koordinasyonunu Prof. Dr. Aydın Alatan yürütüyor.

 
Geri