Prof. Dr. Naci Görür'ün ve jeologların depremden önce yaptığı uyarılar

  • Kullanıcı Lefty
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Derin Tartışmalar
🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Yaşanan deprem öncesi yapılan uyarıları da mı görmüyor musunuz da halen yeni riskleri yok saymaya çalışıyorsunuz?



Yazın bu artçının olduğu zamanı hatırlıyorum. Deprem, şehre kendini hissettirmişti. Ama önemsenmedi, önemsemedik.
Tivitin altındaki yorumlar ülke gerçeği gibi olmuş.
Harita ise korkutucu. Beş dalgada fay hattı şehri parsellemiş resmen.
Ben bu şehirde apartmana güvenemem artık.
 
Yazın bu artçının olduğu zamanı hatırlıyorum. Deprem, şehre kendini hissettirmişti. Ama önemsenmedi, önemsemedik.
Tivitin altındaki yorumlar ülke gerçeği gibi olmuş.
Harita ise korkutucu. Beş dalgada fay hattı şehri parsellemiş resmen.
Ben bu şehirde apartmana güvenemem artık.
Zemine uygun temel atılmışsa ve kullanılan malzeme de depreme dayanıklı ise sorun çıkmaz ancak yine de ev satın alıp kiralarken, depreme dayanıklılık üzerine verilen belgeleri, konusunda uzman bir kişiye inceletmek gerekiyor.

Depremden kaçış yok çünkü ülke olarak deprem kuşağındayız ancak bu saatten sonra yapılan evleri kuralına uygun inşa etmek ve denetimlerin de yine aksatılmadan yapılması şarttır.
 
Kapsamlı bir araştırma yaptıklarını da sanmıyorum.
Kahramanmaraş'a 80 bin konut dikebilecekleri "güvenilir" yer yok.
Fay hattının dibine kısa süre önce şehir hastanesi dikenlere güvenim yok.
Acele etmemek gerekiyor ancak insanlar da evsiz kaldı. Yıkım aynı anda çok sayıda ilde olunca toparlanması da kolay olmayacaktır. Yenisi yaşanmadan dilerim yeterli önlemler alınmış olur.

Haklısın, yaşanan o kadar acıdan sonra insanın güveni de kalmıyor.
 
 
Önceden yolladığı sunumu bulamamışlar yoksa anlatımı daha detaylı olacaktı.

***

Prof. Dr. Okan Tüysüz: "Artık Adım Atalım"

 
"HÜKÜMETİMİZE ACİL BİR ÖNERİ: Daha önce çeşitli kaynaklar da önermiştir ama köklü bir çözüm oldğuna inandığım için ben de öneriyorum: istanbul’da depremde can kaybına neden olabilecek bina sayısı en az 90,000. Bu da yüz binlerce canımızın can güvenliği yok demektir. Evet biliyorum en doğru yol bu binaların güçlendirilmesi veya yıkılıp yeniden yapılmasıdır ama bütün bu binalara bu işlemin uygulanmasına vaktimizin olduğunu sanmıyorum. Onun için DEVLET İstanbul’da deprem güçlü ve BOŞ binaların tümünü kayıt altına alıp DEVLET olarak kiralamalı ve riskli binalarda yaşayan insanlarımızın buralara taşınmalarını sağlamalıdır. İnsanlarımızın can güvenlği sağlandıktan sonra Belediye ve vatandaşlala el ele verip boşaltılan binaları deprem dirençli hale getirmelidir. Bir bilim adamı olarak bundan daha acil çözüm düşünemiyorum. İnsanımızın CAN GÜVENLİĞİ HERŞEYİN ÖNÜNDEDİR. Hükümetimiz bunu muhakkak yapmalıdır. İnanıyorum ki bu tüm İstanbulluların TALEBİDİR, sevgiyle"

 
Deprem Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, "Sulu zemin depremde en tehlikeli alandır. Yani bizim, yeraltında evimizin çevresindeki suyu var mı yok mu bilmemiz lazım. İnşaat yapılacağı zaman o yeri önce açıyoruz yalıtım örtüleri, halıları vardır onları o zemine sermemiz lazım. Neden bunu yapıyoruz biliyor musunuz ? Alttan bir şekilde suyun gelmesini engellemek için. Binaya ve temele su gelmemeli" dedi.

Kahramanmaraş depremlerinin ardından, su yalıtımı ve bina güvenliği arasındaki ilişkiye dair Türkiye genelinde 26 ili kapsayan bir araştırma yapıldı. Araştırmaya göre, her 100 kişiden 45'i oturduğu binada su yalıtımı olup olmadığını bilmiyor. Su yalıtımının olmadığı veya standartlara uygun yapılmadığı binalardaki demir donatıların taşıma kapasitesi 10 yılda yüzde 66 oranında azalıyor. Araştırmaya katılanların yüzde 28.4'ü oturduğu binada su sızıntısı küf gibi problemlerin olduğunu söylüyor. Sadece yüzde 2.2'si ise, binanın depreme karşı dayanıklılığında su yalıtımının önemli olduğunu düşünüyor.
Araştırma sonuçlarının açıklandığı konferansta konuşan Deprem bilimci Prof. Dr. Naci Görür, "Sulu zemin depremde en tehlikeli alandır. Yani bizim, yeraltında evimizin çevresindeki suyu var mı yok mu bilmemiz lazım. İnşaat yapılacağı zaman o yeri önce açıyoruz yalıtım örtüleri, halıları vardır onları o zemine sermemiz lazım. Neden bunu yapıyoruz biliyor musunuz ? Alttan bir şekilde suyun gelmesini engellemek için. Binaya ve temele su gelmemeli" dedi.

"Biz, depremciler sudan çok korkarız"

Su yalıtımı ve depremin binalara etkisi arasındaki ilişkinin önemli olduğunu söyleyen Deprem bilimci Naci Görür, “Binaların genelde bir temeli var. İnşaat denildiği zaman temel önemli ama hiçbir zaman biz temele bakmayız, kimse temeli görmez. Satın alan da bilmez, oturan da bilmez. Binanın rengine, boyuna posuna, süsüne püsüne bakar, ‘Binaya bayıldım’ der ve dünyanın parasını verip alır. Halbuki aldığı şeyin en değerli yeri temelidir." dedi. Görür, "Biz, depremciler sudan çok korkarız. Çünkü depreme en fazla yıkıma, can kaybına neden olan unsurlardan biri zemindeki sudur. Evinizi yaptığınız zaman zeminin bulunduğu yerde, yer altında su olur. Yeraltında su nehir gibi akmaz, su gözeneklerin içinde olur. Sulu zemin depremde en tehlikeli alandır. Yani bizim, yeraltında evimizin çevresindeki suyu var mı yok mu bilmemiz lazım. İnşaat yapılacağı zaman o yeri önce açıyoruz yalıtım örtüleri, halıları vardır onları o zemine sermemiz lazım. Neden bunu yapıyoruz biliyor musunuz ? Alttan bir şekilde suyun gelmesini engellemek için. Binaya ve temele su gelmemeli. " dedi.

"Duvarları perde betonlu bodrumlar istiyoruz"

Prof. Dr. Naci Görür, "Bu temeli yaparken de binanın gömüleceği bir alt kat var. Biz genelde bodrum istiyoruz. Duvarları perde betonlu bodrumlar istiyoruz. Perde betonun da çok ciddi şekilde yalıtımlı olması gerekiyor. Yapılan temelin de yapım esnasında çok profesyonel bir şekilde suya karşı yalıtılmasını istiyoruz. O temele su temas etmemeli. Bodrumun yalıtılmış olması gerekir. Yalıttıktan sonra da görüyorum zift gibi birşey sürüp toprakla kapatıyorlar, öyle birşey değil. Yalıtımı kuyumcudan aldığın yüzük gibi özel bir malzemenin içinde saklaman lazım. O da nedir? Yalıtımı koruyacak bohçalama sistemi veya o yalıtımın inşaat süresi içerisinde hasar almaması için gereken kaplamaları yapacaksın." diye konuştu.

"Korozyondan ne kadar etkin korunursa yapının dayanıklılığı ve ömrü de o kadar uzuyor"

Bina temellerinin su yalıtımı ile korunmasının, depremin vereceği zararı azalttığını belirten yalıtım firması yönetim kurulu üyesi Erhan Özdemir ise, "99 yılındaki Marmara depremi, 2011'deki Van depremi, 2020'deki Elazığ ve İzmir depremlerinde olduğu gibi bize kaliteli ve güvenli binalar yapma konusunda eksiklerimiz olduğunu gösterdi. Binaların deprem güvenliği hiç kuşkusuz herşeyden önce zeminle ilgili. Bugünkü araştırma konusu olan su yalıtımı ise binanın sağlamlığı ve güvenliği açısından büyük önem taşımakta. Binanın iskeletini oluşturan taşıyıcı kolanlardaki demir, korozyondan ne kadar etkin korunursa yapının dayanıklılığı ve ömrü de o kadar uzuyor. Su yalıtımı olmayan veya eksik olan binalara baktığımızda, korozyon etkisiyle demir donatıların taşıma kapasiteleri 10 yılda yüzde 66 azalıyor." dedi.

"Yönetmeliklere uygun olarak mı inşa ediyoruz binalarımızı?"

Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği (İZODER) Başkanı Levent Pelesen, "Bugün ülkemizde bir su yalıtımı yönetmeliğimiz var ve uygulanması mecburi yani zorunlu bir yönetmelik. Yönetmelikler, standartlar devlet birimlerinden aslında sahiplenmesi var ama olmayan birşey var. En büyük yaramız da o. Piyasa denetimleri ve gözetimi, maalesef yeterli değil, yapılmıyor. Yönetmeliklere uygun olarak mı inşa ediyoruz binalarımızı? Maalesef değil." şeklinde konuştu.

Kaynak
 
Naci Görür hoca da Filozof Atakan, Bilim Kurulu Üyesi Tevfik Uysal ve Ercüvac Ovalı hocamın kaderini yaşıyor. Pop kültür bu müstesna insanları çiğnedi çiğnedi ve en sonunda sıkılınca bir kenara attı.
 
Prof. Dr. Naci Görür'den İstanbul depremi uyarısı: Minimum 7.2 ile 7.6'ya varacak deprem bekliyoruz

Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, Adalar ve Kumburgaz fayının kırılmasını beklediklerini belirterek, "Kuzey Anadolu fayının kuzey fayının kırılmasını bekliyoruz. Minimum 7.2 ile 7.6’ya varacak deprem bekliyoruz" diye konuştu.

Bilim Akademisi Üyesi, Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, Gemlik Belediyesi tarafından düzenlenen Afet Zararlarını Azaltma Çalıştayı’na katıldı.

"Uyarılarımızı ne halkımız, ne yerel yönetimler, ne de merkezi hükümet duydu"

Marmara ve Bursa’nın deprem riskini değerlendiren Görür, "Dünyada hiçbir ülke bizim kadar depreme hazırlanmamıştır. Kütüphane rafları rapordan geçilmiyor. Depremde ne yapılması gerektiği ile ilgili yüzlerce rapor görürsünüz ancak yapılan şey ne yazık ki oldukça az. 1999 depreminin geleceği 70’li yıllardan belliydi. Uyarılarımızı ne aziz halkımız, ne yerel yönetimler, ne de merkezi hükümet duydu.

Elazığ depremi ile alakalı da uyardık. Elazığ bizi alkışladı, deprem vurdu kimse bir şey yapmadı. Şimdi de Marmara depreminin geleceğini söylüyoruz. Adalar ve Kumburgaz fayının kırılmasını bekliyoruz. Kuzey Anadolu fayının kuzey fayının kırılmasını bekliyoruz. Minimum 7.2 ile 7.6’ya varacak deprem bekliyoruz.

"Gemlik ve Bursa için birinci derece depremden söz ediliyor, bu iki faydan söz ediyoruz. Sizin için tek tehdit burası değil" açıklamasında bulundu. (DHA)

Kaynak
 
Geri