Prof. Dr. Naci Görür'ün ve jeologların depremden önce yaptığı uyarılar

  • Kullanıcı Lefty
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Derin Tartışmalar
🕒 Konu sahibi 4 saat önce aktifti
Ceplerinden para çıksın istemiyorlar..
Özel firmalar var gelip deprem testi analizi yapıp o na göre bina için karar veriyor buda sanırım 3 bin 5 bin arası bir şey ama dediğim gibi bunu vermeye bile yanaşan kimse yok..
İnsan hayatının söz konusu olduğu bir durumda para ne işlerine yarayacak acaba?
Bu düşünce yapısında olmalarına üzüldüm gerçekten...
 
Türkiye'de yaşanan depremlerin "Anadolu levhasını 3 metre kaydırdığı" teziyle dikkati çeken, İtalya'nın depremler konusunda otorite kurumunun başındaki isim Prof. Doglioni, INGV'nin Roma'daki merkezinde değerlendirmelerde bulundu.

Kahramanmaraş’taki iki büyük depremin, Anadolu levhasının Arap levhasıyla karşılaştığı alanda gerçekleştiğini dile getiren Doglioni, "Anadolu levhası, hem yer kabuğuna göre hem de Avrasya levhası ve Arap levhasına göre güneybatı yönünde ilerliyor. Aslında her gün ilerliyor. Birkaç mikron ilerliyor ama yıl sonunda bu birkaç santimetreyi bulabiliyor" ifadelerini kullandı.

Doglioni, depremlerin yaşandığı noktaya işaret ederek, "Dolayısıyla bu noktada onlarca yıldır süren bir enerji birikimi söz konusu. Bu nokta, daha fazla bu enerjiyi tutabilecek durumda olmadığı için ve Anadolu levhası güneybatı yönünde ilerlerken bu taraf bloke olunca buradaki enerji bir noktada açığa çıkıyor" diye konuştu.

Anadolu levhasının bu depremlerle 3 metre kaydığı değerlendirmesi hatırlatılan Doglioni, bunun ilk tahminleri olduğunu ve artabileceğini vurguladı.

Doglioni, şöyle devam etti:

"Uydu verilerini elde ettiğimizde daha net göstergelere sahip olacağız. Dolayısıyla şu anda sismik verileri tersine çevirebilir ve bunlar üzerinden hareketi hesaplayabiliriz. Bizim hesaplarımız ve Amerikan Jeolojik Servisi'nin hesapladığı ilk tahminlere göre, bu segment boyunca kaymanın 3 metre uzunluğunda olduğuydu ancak daha sonra bu kırılma yayıldı, böylece sistemin de hareketi devam etti. Bu kırılma ile ikincisi arasında metre sayısı da kesinlikle artacaktır."

İTALYA'DAKİ SON ŞİDDETLI DEPREMDEN 130 KAT DAHA BÜYÜK


İtalya'da 2016'da yaşanan Amatrice depremini hatırlatan Doglioni, "O depremde kayma 2 metrenin üzerindeydi ama büyüklük 6.5 idi. Burada çok daha güçlü bir enerjiden söz ediyoruz. 2016'da İtalya'da meydana gelen depreme göre 130 kat daha büyük bir enerji var burada" yorumunu yaptı.

BÖLGEDE BENZER BÜYÜKLÜKTE BAŞKA BİR DEPREM OLUR MU?

Kahramanmaraş merkezli depremlerle bölgede büyük bir enerji salınımı olmasının ardından aynı yerde yine büyük bir depremin gerçekleşme ihtimaliyle ilgili soru üzerine Doglioni, şunları söyledi:

"Buna yanıt vermemiz mümkün değil çünkü bizim için her deprem, bir deney niteliğindedir. Depremleri ölçmek ve derecelendirmekte kullandığımız mevcut zaman aralığı, olup biteni anlamamıza yardımcı olacak sismometrik bir ağa ve GPS verilerine sahip olduğumuz son 80 hatta belki yalnızca 40 yıldır yararlandığımız bir araç diyebilirim. Ve bu hareketler bağlamında yeryüzünün bu enerji salınımı ve bunun sonucunda meydana gelen gerek yatay gerekse dikey deformasyon hakkında kesin bilgi sahibi olmamızı sağlayan uydu verilerini ancak son 15-20 yıldır elde edebiliyoruz."

İtalyan uzman, Kahramanmaraş'ta gerçekleşen ve kendilerinin 7.8 olarak kaydettiği ilk depremde neredeyse 2G'ye varan bir ivme ölçüldüğüne dikkati çekerek, "2G, yer çekimi ivmesinin 2 katı anlamına geliyor ve bu olağanüstü büyüklükte bir ivme. Her şeyden önce 7.8 neredeyse karada kaydettiğimiz en büyük depreme yakın bir değer. Denizde ise 1960'ta Şili'de kaydedilen en büyük deprem olan 9-9.5 şiddetine ulaşan depremler yaşandı" diye konuştu.

Büyük Marmara depremini hatırlatan Doglioni, "Depremler, etrafı oldukça açık ve zaten kırılgan nitelikteki bölgelerin yakınında meydana geldiklerinde, bugünlerde şahit olduğumuz ve geçmişte başka bölgelerde de meydana gelenlere benzer trajik olaylara yol açabilir. 1999 İzmit depreminde yaklaşık 17 bin kişi hayatını kaybetmişti. Dolayısıyla bu son olayda da hayatını kaybedenlerin sayısının ne yazık ki artacağı kaçınılmaz bir gerçek" yorumunu yaptı.

Kaynak: İtalyan deprem uzmanı, Anadolu levhasındaki 3 metrelik kaymanın veriler netleştikçe artabileceğini söyledi.
 
Depremde yıkılan binlerce binanın kusurlu yapılar olup olmadığı en çok tartışılanlar arasında oldu. Uzmanlar, binaların yıkılmasına neden olan kusurları anlattı.

Türkiye’yi yasa boğan Kahramanmaraş merkezli depremlerde binlerce bina yıkılırken yapılarda kusur olup olmadığı konusu gündemde. Enkaza dönen birçok binanın satış sitelerinde yer alan bilgilerde “birkaç yıllık yapılar olduğu ve depreme dayanıklı yapıldığı” belirtiliyor. Ancak depremde bu binaların birçoğu yan yatarak, kum gibi dağılarak ya da üst üste çökerek yıkıldı. Konunun uzmanları binaların yıkılış biçimlerine göre yıkıma neden olan kusurları değerlendirdi.

"ATIN BİNİCİSİNİ ATMASI GİBİ"

İnşaat Mühendisleri Odası üyesi Şeref Alpago kamuoyunun gündeminde yer alan rezidanslarla ilgili çarpıcı yorumlarda bulundu. “İki yıllık olan ve depreme dayanıklı olduğu söylenen ancak yıkılan bir rezidans var” diyen Alpago, şöyle konuştu: “Tahminlerimi söylüyorum, bodrum katında otopark yapmak için buranın kolonları kesildi. Bu depremde devrilen binaları gördük. Resmen atın sırtından binicisini atması gibi binayı deviriyor zemin. Çünkü o binanın temeli binaya göre iyi hesaplanmamış ya da iyi uygulanmamış. Bir de bir anda olduğu gibi yığılan ya da göçen binalar var. O tamamen yapının kalitesiz olduğunu gösteriyor. Kolonların ve kirişlerin yukarıda kenetlendiği noktaya birleşim noktası diyoruz. Bu nokta açılırsa, koparsa, kolonlar bir kürdan gibi devrilmeye başladığında bina toptan çöküşe geçiyor. En kötüsü ve ağırı bu.”

"BETON KÖTÜ"

İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Beyza Taşkın ise yıkılan binalarda birçok yetersizliğin olduğunu kaydetti. Taşkın, “Dönme tarzında göçmeleri biz yumuşak zeminli yerlerde görüyoruz. Yani deprem esnasındaki titreşimler nedeniyle taşıma gücü zayıf olan zeminlerde sıvılaşma denilen veya aşırı oturma denilen bir olay oluyor. Buna, ‘overturning’ deniyor. Dolayısıyla yetersiz temelden kaynaklı hasarlar meydana geliyor“ dedi. Taşkın, “Ara katları üst üste çökmüş, üst katları yıkılmayan hasarlar için ise kesin ve net olarak şunu söyleyebiliriz ki deprem yükü binayı etkileyince en alt katta kesme kuvveti oluyor ve söz konusu tablo meydana geliyor. Tamamen kum gibi dağılan binalarda ise malzemenin kötü olması temel etken” ifadelerini kullandı.

"UYGUN YAPILMADI"


Binaların satış ilanlarında yönetmeliklere uygun olduğunun yazıldığını ancak gerçekte böyle olmadığını vurgulayan Taşkın: “Bu yapıların gerçekte uygun denetimleri yapılsaydı, standartlara uyulsaydı uygun binalar belki yine hasar görürlerdi ama insanları öldürmezdi” yorumunu yaptı.

Kaynak: Bilim insanları, Kahramanmaraş merkezli depremde yaşananları değerlendirdi: 'Bu hale nasıl geldi?'
 
Binaların bu kadar kolay yıkılmasının başlıca nedenleri;
  • Zemin etüt yapılmadan temel atılmış binalar ve zeminin sağlam olmaması
  • Kolonlar ve kirişler ne kadar güçlü olursa olsun açıların doğru hesaplanmamış oluşu / mühendislik hatası
  • Kullanılan malzemenin kalitesizliği ve bu sebeple binaların kağıt gibi dağılması
  • Fay hatlarına yakınlık dikkate alınmadan uygun mimari planın hazırlanmamış olması
  • Denetim yetersizliği
 
Izledim bu yayini

Ve adana antalya tarafi icin de risk var diyor plaka kaydigi ve basinc yaptigi icin.

Onemsemekte tedbir almakta yarar var
 
Enkaz çalışmaları biter bitmez sağlam olan evlerde de inceleme yapılması gerekiyor ayrıca tüm iller kendi içinde örgütlenip yapı denetim seferberliği başlatmak durumundadır. Yaşadığınız binanın yöneticisinin doğrudan denetim için bütçe ayarlayıp ilgili yerlere başvurması gerekiyor.
 
Prof. Dr. Sözbilir felaketin nasıl gerçekleştiğini anlattı: 'Afet bölgesindeki 5 fay birleşince 2 büyük depremi yarattı'

İzmir'deki Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi (DAUM) Müdürü ve Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir, en az 5 fay segmentinin kırılarak büyük afete neden olduğu belirtip, "Bu faylar, tek başına kırılmış olsalardı bu kadar büyük deprem üretemeyeceklerdi ama birbirleri ile birleşerek kırıldıkları için depremin büyüklüğü ve yıkım derecesi artmış oldu" dedi.

DEÜ DAUM Müdürü ve Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Afyon Kocatepe Üniversitesi Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Çağlar Özkaymak, DEÜ-DAUM'dan Öğretim Görevlisi Dr. Özkan Cevdet Özdağ ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Volkan Karabacak da deprem bölgesine giderek incelemelerde bulundu.

'İLK 3 FAY 7.7 BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ DEPREMİ ÜRETTİ'

Kendisi de Hataylı olan ve bazı uzak akrabaları göçük altında kalan Prof. Dr. Hasan Sözbilir, şöyle konuştu:

"Yüzyılın en büyük depremine neden olan fayların yüzey kırıklarını haritalamaya devam ediyoruz. Şu ana kadar yaptığımız çalışmalara göre, en az 5 fay segmentinin kırılarak, bu depremlere neden olduğunu söyleyebiliriz. Bu fay parçaları; 5 ilin-Hatay, Maraş, Adıyaman, Malatya, Gaziantep içinden geçiyor.

Güneyden kuzeye doğru Amanos, Pazarcık, Erkenek, Sürgü ve Çardak Fayı. İlk 3 fay, 7.7 büyüklüğündeki depremi üretti. Son 2 fay ise 9 saat sonra tetikleyerek 7.6 büyüklüğündeki depremi meydana getirdi. Böylece toplam 500 kilometreye yakın uzunlukta bir kırılma gerçekleşmiş oldu."

'İSTEDİĞİNİZ HER YERE YAPI YAPAMAZSINIZ'


Depremin bu kadar büyük olmasının gerekçesine de değinen Prof. Dr. Sözbilir, "Bu faylar, tek başına kırılmış olsalardı; bu kadar büyük deprem üretemeyeceklerdi. Ama birbirleri ile birleşerek kırıldıkları için depremin büyüklüğü ve yıkım derecesi artmış oldu. Fay aslında doğanın kendi içindeki en büyük hatasını oluşturur. İngilizce 'fault' kelimesinden türetilmiştir. Doğanın içindeki bu hataya hata ile karşılık vermişiz. Bu yüzden binlerce kişi, enkaz altında kaldı. Aynı hataları yapmaya devam edersek, yaşam süremiz gittikçe kısalacak. Bu nedenle yetkin mühendise, bilim insanına şiddetle ihtiyaç var. Bu depremler şunu net bir şekilde ortaya koydu; yeryüzünde istediğiniz her yere bina-yapı yapamazsınız. Kısacası 'Fayın üzerine bina yaparım, taşıma gücü çok zayıf zemine, sıvılaşma tehlikesi olan zemine bina yaparım' diyenler, sınıfta kaldı" diye konuştu.

Kaynak:
Prof. Dr. Sözbilir felaketin nasıl gerçekleştiğini anlattı: 'Afet bölgesindeki 5 fay birleşince 2 büyük depremi yarattı'
 
Kendine bir ev almışsın ve içinde ailenle yaşarken bir gece ansızın o ev hepinize mezar olmuş... Üstelik saatlerce kurtarılmayı bekleyenler de var...

Bu evleri yapan da denetleyen de ceza almalıdır hatta kendileri gidip teslim olsunlar, bu vicdan yükü ile yaşanır mı?
 
Prof. Dr. Naci Görür: İstanbul'da deprem olasılığı arttı

 
İTÜ / Prof. Dr. Okan Tüysüz, katıldığı Show TV yayınında ülkenin deprem haritasına dair konuştu.

"Gerilimin arttığı yerlere bakacak olursak… Bakın orada 7.8 source yazan yer depremin olduğu yer, kırdığı yer. Yukarıda 7.5 yazıyor. Bu da Elbistan’da olan depremin olduğu yer. Yukarıda 2020 yazan da Elazığ depreminin olduğu yer. Buralar, maviyle olan yerler artık bir daha 500 yıl deprem olmasını beklemediğimiz yerler" diyen Tüysüz, "Buna karşılık kırmızı, aşağıya doğru Hatay’a doğru uzanan bir hat var. Burada Adana ve Göksun’un biraz daha batısına doğru uzanan bir hat var. Ve Elazığ’a doğru uzanan, Çelikhan’a doğru uzanan bir hat var. Buralar varsa mevcut faylar ve deprem olmak üzereyse, bunların süresi dolmuşsa yeterli stres varsa bunlara ilave stres getirdikleri için tehlikenin bir miktar arttığı yerler. O nedenle buradaki fayların, buradaki deprem aktivitesinin çok dikkatle izlenmesi gerektiğini söylüyor bu harita bize" şeklinde konuştu.

Kaynak: https://haber.sol.org.tr/haber/prof-dr-okan-tuysuz-deprem-riskinin-arttigi-hatlari-acikladi-365596

Ekran%20Resmi%202023-02-13%2008.30.02.png
 
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı'ndan "sıvılaşma" uyarısı

Adıyaman'ın Gölbaşı ilçesinde inceleme yapan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Hüseyin Alan, bölgede genel hasarın sıvılaşmadan kaynaklı olduğunu belirtti.

"Yetkililer zemini biliyor, buna göre tedbir alınmalıydı"

Alan, bölgede yapılan incelemelerde, yaygın sıvılaşma etkilerine bağlı hasar olduğunu belirterek, şöyle dedi:

"Fay zonu kırılmış ve bu bölgeye kadar da geldiği anlaşılıyor. Çoklu bir zemin deformasyonuna bağlı hasarlar var. Burada deprem üreten fayların varlığı ona yakınlığı o depremlerin ürettiği büyüklük baz alınarak sıvılaşma risk analizleri yapılıyor. Bu sayede o zeminin sıvılaşmaya yatkın olup olmadığı belirleniyor.

Buna göre mühendislik yapılarının da tasarlanması gerekiyor. Bu bölgede aslında sıvılaşma riskinin olacağının tahmin edilmesi lazımdı. Yetkililer buradaki zemini biliyorlar, yeraltı su seviyesi yüksek, zaten dibinden hemen Doğu Anadolu Fay hattı geçiyor, bu üç konu olduktan sonra buranın zaten sıvılaşma riskinin olacağının tahmin edilmesi lazımdı. Buna göre de tedbir almaları lazımdı."


"Demiryolu raylarının yamulma sebebi de sıvılaşma"

Gölbaşı Tren İstasyonu'ndaki rayların yamulma sebebinin sıvılaşmadan kaynaklı olduğunu kaydeden Alan, "Bu yeraltında dediğim gibi deprem esnasında depremin getirdiği kuvvetlerle yeraltı suyu basıncı aşırı miktarda yükseliyor, oradaki kum bir sıvı gibi davranmaya başlıyor. Kendisine zayıf zonlardan yukarı doğru püskürüyor ve kum konileri oluşturuyor. Demiryolu boyunca çok sayıda bu tür alan var. Bundan kaynaklı olarak rayların kimi yerde döndüğü kimi yerde zemin içerisine battığını görüyoruz" diye konuştu.

Kaynak: TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı'ndan "sıvılaşma" uyarısı
 
"FAY HARİTALARINDA TARTIŞMAYA AÇIK DURUM YOK"

Görür, güncel fay hatları haritası konusunda akademisyenler arasında yaşanan tartışmaya ilişkin, "Ortada bir tartışma yok. Onu kim tartışmaya açtıysa bu işi bilmeyen insanlardır. Haritalar, oturup bir günde biri tarafından yapılmaz. Bu onlarca yılın, yani Türkiye Cumhuriyeti’nde neredeyse bir asırdır MTA’nın, üniversitelerin, Türkiye Petrolleri’nin, çeşitli araştırma kuruluşlarının emek vererek yıllar sonucunda ortaya çıkan, Türkiye jeolojisini ortaya koyan haritalardır. Elbette ki her şey zaman içerisinde teknoloji ilerledikçe yeni bulgularla yenilenir, ama hiçbir zaman temelden tartışmaya açılmaz. Onu tartışmaya açanlar, bu işi bilmeyen insanlar olabilir. Kesinlikle ciddiye alınmayacak bir konudur" dedi.

Kaynak: Prof. Dr. Naci Görür: 'Hükümet nezdinde görünmeyen varlıklarız'
 
Fay hattına yakın olmayan şehirlerde bile bazı binalarda çatlak oluştu ve bu da gösteriyor ki sorun sadece fay hatlarına yakınlık değil ve çoğu bina gerek zemin yapısına uygun olmaması gerekse de kullanılan malzemenin kalitesizliği nedeni ile depreme dayanıklı değiller.
 
Boş konuşuyorlar.
Al bak İstanbulu da uyarıyorlar.
Ne yapalım.
Çözümü yok bu işin.

Lafa gelince uyardık.
Öneri var mı, yok.

Hava cıva.
 
Boş konuşuyorlar.
Al bak İstanbulu da uyarıyorlar.
Ne yapalım.
Çözümü yok bu işin.

Lafa gelince uyardık.
Öneri var mı, yok.

Hava cıva.
Bir doktor olarak Sen de bilim adamına böyle yaklaşırsan diğerleri ne yapmaz..

Çözüm önerileri var.
Ama dinleyen muhatap alan yok
 
Bir doktor olarak Sen de bilim adamına böyle yaklaşırsan diğerleri ne yapmaz..

Çözüm önerileri var.
Ama dinleyen muhatap alan yok
Adam hakli yavrukurdum , su saatten sonra İstanbul icin hicbir sey yapilamaz tedbir amacli.
Gec kaldilar yine ,cok fazla hemde.
 
Geri