1 - Merdivenler kumun içinden çıkmakta ve gökyüzüne doğru uzanmakta ne başını ne de sonunu göremiyorum, zaten güneş tepemde,ışınların yansıması gözümü alıyor, tek görebildiğim merdiven basamaklarının bulutların arasında kaybolduğu .. Ve bir şey daha dikkatimi çekiyor .. Bu merdivenler som altından yapılı .. Bir an için elimi kabzama doğru götürüyorum .. Amacım kılıcımı çekip olanca gücümle vurarak bir parça olsun koparabilmek ama bunu yapmaktan vazgeçiyorum .. Bu lanet çölde, çöl cinlerinin oyunlarına oyuncak olmak niyetinde değilim .. Yoluma devam ediyorum ..
2 - Önce serap gördüğümü sandım ama hayır bu gördüğüm kesinlikle simsiyah bir at .. Muhteşem güzellikte yeleleri var ve yelelerinin ucu kırmızıya çalmakta .. Sağıma soluma bakınıyorum belki sahibi buralardadır diye .. Yabani bir at olmadığı çok belli zira üstünde koşum takımı bulunmakta .. Ve oldukça uysal .. Başını okşamama ses çıkarmıyor .. Usulca üzerine biniyorum ve ona verdiğim adı fısıldıyorum " Hadi bakalım Hayalet, gidiyoruz "
3 - Sonunda çölü aşmıştım .. Önce kısa bitkilerin bulunduğu çorak bir araziden geçtim .. Yakınlarda olduğunu tahmin ettiğim bir akarsu olmalıydı zira suyun o rahatlatıcı akışını duyabiliyordum .. Az daha ilerleyip bir tepeliği aştıktan sonra oldukça sarp bir dağı karşımda görüverdim .. Bu bir tür maden dağıydı .. Ve benden önce de bu dağa çıkanlar olmuştu belli ki .. Bunu dağın belirli yerlerine açılmış yollardan kolayca anlayabilmiştim .. Dağ yolunu takip etmeye başladım ..
4 - " Sanırım buraya kadar ha Hayalet " sanki beni anlamış gibi kafasını sallar olmuştu atım .. Bir süre boyunca takip ettiğimiz bu zorlama yol yerini aşılması güç kayalıklara bırakmıştı .. Bundan sonrasını atımla gitmem mümkün olmayacaktı .. Hayaletin üzerinde ki koşum takımını çıkarıp yelelerini son bir kez okşadım ve sonra onu bıraktım .. Bıraktım zira dağı aşıp öte yanına inmek kararındaydım ..
5 - Dağ zirveleri soğuk olurdu bildiğim kadarıyla ama bu zirveye çıktığımdan beri beni sıcak basmıştı .. Başımda ki sarığı çözmüştüm .. Kulak memelerim üzerinde biriken ter bir yana ensem de yumurta kırılsa pişecek gibiydi adeta .. Sonra ansızın fark ettim onları .. Önce büyük kuş yumurtaları sandım ama biraz daha yanlarına yaklaştığımda bu gördüklerimin bir kartal yumurtası büyüklüğünde som altınlar olduğunu fark ettim .. Sayamayacağım kadar çoktular .. Tıpkı çölün ortasında gördüğüm altın merdiven gibi yine karşıma bir sınav daha çıkmıştı .. Kimin hazinesiydi bunlar acaba ? Birini alsam ne olurdu sanki ..? " Lanet olsun " deyip uzaklaştım altınların yanından .. Oldum olası sevmediğim belirsizliğin iki de bir karşıma çıkması canımı sıkmıştı .. At neyse hani de bu altınlar meselesi huzursuz etmişti beni .. Dağdan inmeye başlamıştım .. Arkamdan ismimin fısıldandığını duydum .. Bir değil bir kaç kez hem de .. İnişimi hızlandırdım .. Durmak ya da arkaya bakmak niyetinde değildim .. Kılıcım bileğim ve yüreğim her şeye meydan okuyabilirlerdi ama bilinmezliğe değil .. Daha da hızlandım ..