Tartışma odaklı sunulan tezler buna karşı çürütmeye dayalı cevaplar, sunumlar bayağı iyiymiş. Forumsal’ın yapay dönemine denk gelmişiz meğer. Üzüldüğüm bile söylenebilir.. Osmanlı’yı sevmek gibi bir tartışma konusu olması o kadar trajikomik bir olay ki niye hâlâ 21. yüzyil’da 3. dünya ülkesi olarak anıldığımızın bir göstergesi. Kimse sevmek zorunda değil fakat herkes saygı duymak zorunda, yani bu inkarcı söylemler inanılmaz anlamsız, yersiz geliyor. Hiç gereği yokken, nasıl karalarım, çamur atarım arayışlarına girilmiş birkaç yerde. Hiçbir devlet mükemmel değildir, hiçbir padişah, Başbakan, Cumhurbaşkanı hatasız değildir fakat yaptıkları eylemler, aldıkları kararlar, dönemin şartları gereği yapılmıştır. Napolyon’un söylediği “Türkler öldürülebilir fakat mağlup edilemezler” sözü bile Osmanlı’dan ziyade Türklük vurgusu yapıyor ama illaki kendi bataklığımıza birilerini çekeceğiz ya, haremden; nikahsız evlilikten, devşirme ordudan dem vuruyoruz. Esas mesele hiçbir zaman Osmanlı olmadı, padişahın sarayında yatıp-kalkması olmadı. Mesele şu ki; Osmanlı’nın kendine ait bir dili, savunduğu ümmetçilik anlayışı, tebası diye lanse edilen araplar’ı dahi himayesinde bulundurmasıydı. İşin özü özgürlüklere darbe olarak lanse edilmeye çalışıyor fakat ortada öyle bir şey yok. Fatih Sultan Mehmet’in fethettiği şehirde gezip, duvarlarına zulüm 1453 yazarak bir yere varılmaz, bir şey kazanılmaz. Böyle mesnetsiz, dayanağı olmayan ifadelere karnı tok artık milletin. Okullarda öğretilen 2 saatlik tarihten ibaret bir ülke değiliz ya hu biz, nasıl bu kadar kindar olabiliyorsunuz? 600 yıllık koca devleti ‘işgalci, sömürgeci’ olarak adlandırabilirsiniz, varlıklarını inkar bile edebilirsiniz ancak hayran olduğumuz batı geçmişimizi asla unutmadı, unutamayacaktır da, kendinizin farkına varın az.