İnâd. Bildiği halde reddediyor gerçeği, inat işte.
Doğru değil, sağlıklı değil, inat iyi bir şey değil.
Hiç unutmadığım bir sahne var.
Bürücek'teyiz, ben annem abim babam, bir de rahmetli babaannem. Klasik kadro. Öğlen vakti, etimiz var her şeyimiz var, fakat yağmur da var... Bizimki tutturdu, mangalı yakacağım diye. Yağmur izin vermiyor, giderek de şiddetleniyor, hatta birazdan hiddetlenecek, bizimki de o mangalı yakma derdinde. Merdivenin altına aldı mangalı, yakacak, fakat rüzgâr da var, biz sofadayız, korunaklıyız, abim de korunaklı yerde ama rüzgâr var, yakamıyor mangalı. Bir ara bir sövdü ağabeyim, yağmurun da rüzgârın da, dellendi, yakacağım dedi, babam diyor ki, "Mert oğlum uğraşma yanmaz bu havada." Bu arada dolu - tolu indirdi, dolu bir indiriyor, rüzgâr var, bir diniyor, yağmur var, tekrar dolu...
Babaannem dedi ki, "oğlum ya mangalı yakarsın ya çardağı, zıtlaşma" dedi.
Ağabeyim yıkık... Biz tulum peyniri, domates salatalık, kahvaltı gibi yemek yedik, ve çok güzeldi, ertesi gün yaptık mangalı, Allah izin vermişti çünkü.
Yani diyeceğim o ki, Allah'a teslim ol, o bilir hayırlısını...