Günlük O Fotoğrafın Hikayesi

  • Kullanıcı W
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Teresa Amerikali bir arkeolog. 1954 yilindan itibaren tam 31 yilini her gun nemrut daginda gecirmis. Gun olmus yazma takmis gunes korunmak icin, gun olmus dudaklari catlamis susuzluktan. Her gun o daga tirmanmak kolay mi saniyorsunuz ? Ama bu ask onu oyle yakip kavurmuski bedensel fonksiyonlari artik iflas etmeye yakin gorme ve isitme duyulari azalinca memleketine geri donmus. Fakat Antiochos'un mezarina ulasamamis. Bunun uzerine vasiyet etmis. "Bedenim yakilsin kullerim nemrut dagina atilsin" diye. Boylece ruhunun huzur bulacagini soylemis. Bence bu kadin buyuk saygi hak ediyor.


1000144414.jpg
 
Köyde at arabaci sebaatttin dayi vardi. At arabasinin ustune cikar braaaak gah derdi :d onu hatirladim siyahli adamin sesini duyunca ahaha. Surunerek goturmek nedir adamlarin af edersin popusu cikmis gavur olusu gibi agir o alet. Ah uhh diye ses cikariyor adamlar. Kolelik gecmiste kalmamis miydi. Utanclarini gizlemek icin kafaya cuval gecirmis gunahlari af oluyormus bu sekilde ispanyol gelenegi imis.


1000154812.jpg
 
Adolf Hitler, Nepal Krali Truibhuvan'a 1938 model bir Mercedes hediye ediyor. Fakat Nepalda araba surecek yol olmadigi icin omuzlarda baskente kadar tasiniyor.
Aslinda hediye stratejik birseydi Hindistandaki ingiliz somurgesine karsi birlik beraberlik mesaji verilmeye calisildi. Kimbilir ? Belkide Asyada somurgeyi ingilizlere birakmak istememistir. Bunlardan hersey beklenir :d

1000154954.jpg
 
1901 öncesinde Hollanda'da özellikle işçi sınıfının yaşam koşulları oldukça kötüydü. Özetle durum şöyleydi:

Birçok aile tek odalı, havasız, rutubetli ve karanlık evlerde yaşıyordu. Bu alanlarda yemek pişirme, uyuma ve temizlik bir arada yapılıyordu. Kanalizasyon ve temiz su sistemi çoğu yerde yoktu.

İnsanlar çoğunlukla pencere ve havalandırması olmayan duvar arası küçük niş ya da kapalı dolap yataklar içinde uyuyordu. Bunlar karanlık, havasız ve mikropların kolayca barınabileceği yerlerdi.

Tifo, kolera, verem gibi hastalıklar yaygındı. Özellikle Amsterdam gibi şehirlerde yoksul mahalleler salgınların merkezleriydi. 1848’deki kolera salgını halk sağlığı reformlarını tetikleyen önemli bir kırılma oldu.

Hijyen bilgisi sınırlıydı. Evlerin havalandırılması, güneş ışığı alması veya yatakların temizliği konularında yaygın bir bilinç yoktu. “Kötü kokuların” hastalık getirdiğine inanılıyordu.

Birkac ornek ;

1000157916.jpg1000157915.jpg1000157914.jpg
 
Ikinci dunya savasinda bombalanan bir bina dusunun. Ve savas sonrasi aynisi cevredeki hicbir degisiklik yapmadan yeniden nasil insa ettiklerine bakin. Ve sadece bu ev degil bombalanan her yer disiplinli bir sekilde orjinalini bozmadan yeniden insa edilmis.


1000178300.jpg



1000178298.jpg












Peki bu Hollanda da oluyor da neden Turkiyede hala olamiyor hic dusundunuz mu ?





Iste chatgpt'nin cevabi;



1. Marshall Planı ve Batı Desteği



Hollanda, II. Dünya Savaşı'ndan sonra Marshall Planı sayesinde ABD’den ciddi miktarda yardım aldı.



Bu yardımlar sadece para değil, aynı zamanda altyapı, sanayi ve tarım için teknolojik destek, danışmanlık ve pazar açılımıydı.



Türkiye de Marshall Planı’na dahil oldu ama çok daha sınırlı miktarda yardım aldı ve bu yardım çoğunlukla askeri ve tarımsal ekipmanlara yönelikti.







---



️ 2. Devlet Planlaması ve Disiplin



Hollanda, savaş sonrası detaylı, bilimsel ve merkezi planlamayla ülkesini yeniden inşa etti.



Kent planlaması, kanalizasyon, ulaşım, toplu konut gibi konularda çok disiplinli ve uzun vadeli hareket ettiler.



Türkiye ise o dönemlerde sık sık hükümet değişikliği, plansız büyüme ve kurumların zayıflığı nedeniyle istikrarlı bir kalkınma rotası izleyemedi.







---



️ 3. Demokrasi ve Kurumsallaşma



Hollanda, II. Dünya Savaşı’ndan sonra istikrarlı bir demokrasi ve güçlü kurumlarla yoluna devam etti.



Türkiye ise çok partili hayata geçmesine rağmen 1960, 1971, 1980 darbeleri gibi birçok siyasi kesinti yaşadı. Bu durum ekonomik ve sosyal istikrarı da engelledi.







---



4. Sanayi ve Ticaret



Hollanda, erken sanayileşmiş ve güçlü ticaret geleneğine sahip bir ülkeydi. Limanları (Rotterdam gibi), ulaşım ağı ve kolonilerden gelen ekonomik güçle daha hızlı toparlandı.



Türkiye ise geç sanayileşti, tarıma dayalı bir ekonomiden sanayiye geçişi çok daha yavaş oldu.







---



5. Eğitim ve İnsan Kaynağı



Hollanda’da eğitim seviyesi yüksek, teknik bilgiye dayalı bir iş gücü vardı. Bu, toparlanmayı hızlandırdı.



Türkiye’de ise eğitim ve teknik beceriler hem bölgesel olarak eşit dağılmadı hem de yetersiz kaldı.







---



6. Çevre Düzenlemesi – Neden Hollanda Başarılı?



Hollanda’nın çevre politikaları çok ileri düzeyde çünkü topraklarının büyük bölümü deniz seviyesinin altında ve korumak zorundalar.



Çok iyi işleyen bir kentsel planlama, altyapı ve denetim sistemi var.



Türkiye’de şehirler genelde plansız büyüdü, imar affı gibi uygulamalarla kaçak yapılar meşrulaştırıldı ve çevre düzenlemesi hep ikinci planda kaldı.







---



⛔ Türkiye Neden Toparlanmakta Zorlanıyor?



Kurumsal zayıflık



Siyasi istikrarsızlık ve sık sık değişen politikalar



Eğitim ve beşeri sermaye eksiklikleri



Rant temelli şehirleşme



Bilimsel planlama yerine kısa vadeli çıkarlar



Yolsuzluk ve kaynakların verimsiz kullanımı
 
23 yaşındaki muhasebeci Evelyn McHale'in bedeni,
1947'de Empire State Binası'ndan atlayarak int*har ettikten dakikalar sonra buruşmuş bir limuzinin üzerinde huzur içinde yatıyor.

Fotoğraf "en güzel intihar" olarak adlandırıldı.


20250703_145836.png
 
Son düzenleme:
Rahmetli dedemden kaldi, hikayesi su;

Tarihi olay: 1914’te Avusturya Arşidükü Franz Ferdinand’ın suikastında da bu model kullanılmıştır. Bu olay I. Dünya Savaşı'nın başlamasına sebep olmuştur.

1000179670.jpg
 
Kaddafi ve Sarkozy iliskisini Caesar ve Brutus'un hikayesine benzetiyorum "sen de mi Brutus" ihanetin sembol sozudur.
Sahi tarih tekerrurden ibaretmis derler ya hani ? Iste modern versiyonu bu olay.
Sarkozy her ne kadar ben ölme emrini vermedim dese de kendi rusvet skandalini kapatmak icin Fransaya ait jetlerle Kaddafinin konvoyunu bombaladi. Bu da muhaliflerin kolayca yakalamasina sebep oldu. Vee hikayenin sonunda Sarkozy hapse giriyor ama bu rusvet skandalini kapatamiyor.

Fotografta celladini finanse eden bir lider goruyorsunuz...

1000215859.jpg
 
Kaddafi ve Sarkozy iliskisini Caesar ve Brutus'un hikayesine benzetiyorum "sen de mi Brutus" ihanetin sembol sozudur.
Sahi tarih tekerrurden ibaretmis derler ya hani ? Iste modern versiyonu bu olay.
Sarkozy her ne kadar ben ölme emrini vermedim dese de kendi rusvet skandalini kapatmak icin Fransaya ait jetlerle Kaddafinin konvoyunu bombaladi. Bu da muhaliflerin kolayca yakalamasina sebep oldu. Vee hikayenin sonunda Sarkozy hapse giriyor ama bu rusvet skandalini kapatamiyor.

Fotografta celladini finanse eden bir lider goruyorsunuz...

Ekli dosyayı görüntüle 119102
Celladını finanse eden liderler kervanına Trump' un da katılması dileğiyle teşekkürler...
 
Rahmetli dedem Manisada yapmis askerligini ve Manisa tarzani hep anlatiyordu. Aklima geldi fotosunu ve hayat hikayesini merak edince saygi duydum.

Hikayesi su ;

Manisa Tarzanı, asıl adı Ahmet Bedevi olan, Türkiye’nin ilk çevrecilerinden biridir.
Gerçek adı Ahmetdin Carlak’tır, 1899 civarında Irak’ta doğmuş, Kurtuluş Savaşı’na katılmış bir gazidir. Savaştan sonra Manisa’ya yerleşmiş ve 1920’lerin sonunda kenti yeniden ağaçlandırmaya başlamıştır.

Doğaya olan sevgisiyle tanınır; sade bir hayat yaşamış, saç ve sakalını uzatmış, yaz-kış şortla dolaşmış ve tüm vaktini Spil Dağı ile Manisa çevresindeki ağaçlandırma çalışmalarına adamıştır.

Manisalılar ona “Manisa Tarzanı” adını vermiştir çünkü hem görünüşü hem de doğaya olan bağlılığı, Tarzan karakterini andırıyordu.
1959 yılında vefat etmiştir, ancak çevreye duyarlılığı ve doğa sevgisiyle Türkiye’de ekolojik farkındalığın simgelerinden biri haline gelmiştir.

1000218162.jpg
 
Prenses Diana'nin ikonik fotografi, boylesi yalniz dusunceli tek basina.. Bu fotograf cekildikten 1 hafta sonra vefat etti.


1997 cekilmis.

diana-boat-6553c16e35a0f.jpg
 
de-foto-waar-greet-hofmans-links-vanaf-was-geknipt-kon-digitaal



Hersey kralice Juliana'nin kizinin goz rahatsizligi ile baslamisti, Kralice Juliana biraz saf demeyelim de herkese inanan, manevi arayis icinde olan biriymis. Bu manevi duygularla bir gun ona gore danisman, bana gore buyucu olan Greet Hofmans ile tanisiyor. Saraya aliyor ve kadin kraliceyi manipule edip butun kararlarind etkili oluyor. Hatta kari koca arasinin acilmasina bile sebep oluyor. Saray icindeki huzursuzluk sokaga yansiyor ve halk ayaklaniyor. Bunun uzerine hukumet, kralicenin acilen bu kadindan uzaklasmasi gerektigini soyluyor. Oyle ya da boyle kadin uzaklastiriliyor ve kraliyeti bayragi Beatrix'e veriliyor. Cunki bu ayrilik Juliana'nin depresyona girmesine sebep oluypr. ( bence biraz catlaklikta varmis Julianada.... )

Iste koca bir sarayi karistiran buyucu kadin Greet Hofmans...
 
1765259555349.png


Bu tarihi fotoğraf çok nadide, çünkü o yıllarda itfaiyede çalışan bir grup kadın görmek neredeyse imkansızdı. 1. Dünya Savaşı sırasında çalışma çağındaki pek çok erkek askere çağrıldı ve kadınlar, savaş süresince genellikle erkeklerin yaptığı pek çok işi üstlendiler. Bazı işler maaşlı, diğerleri ise gönüllüydü. ( alinti )
 
Geri