Günlük O Fotoğrafın Hikayesi

  • Kullanıcı W
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Her sarkinin bir hikayesi vardir demistim, her fotografin da bir hikayesi vardir. Konuyu sirf fotograflar ve hikayeleri icin aciyorum. Dileyen devamini getirebilir .)

Albay Gorkum yahudi protestaniydi, esi ise rum katoliklerinden bayan Aefferden. Buyuk bir ask ile evleniyorlar, 40 sene birlikte bir omur geciriyorlar Roermond sehrinde. Vasiyetleri birlikte gomulmek idi ama din engeline takildilar. Neden ? cunki protestan ve katoliklerin birlikte gomulme yasagi vardi. Sonra geride kalanlarin guzel fikriyle mezarligin disinda bir yer kaziyip kisiyi oraya gomuyorlar . 1858 de Pierre Cypers tarafindan mezarlik bu hale getiriliyor aralarindaki duvara ragmen ayrilmadik mesaji veriyor. Ne guzel degil mi ?



4.jpg
 

*Açıkçası August kadar cesur olmayı isterdim. Doğuştan elde etmiş varsayıldığı ayrıcalığı ağır bedeller pahasına bir kenara itmesi belki 2. dünya savaşı sırasında bir şeyleri değiştirmedi ama en azından benim gibi binlerce insana çeşitli mecralarda feyz vermiştir.. En azından onuru içselleştirmek adına bana çok katkı sağladığını söyleyebilirim.. ( Umarım yanılmıyorumdur)



13 Haziran 1936’da Horst Wessel adlı savaş gemisinin denize indirilme töreni, Hitler faşizminin güç gösterisi yaptığı bir etkinliğe dönüşür. Törene Adolf Hitler de gelir ve açılışı yapmak üzereyken binlerce insan ayağa kalkarak Nazi selamı verir. Ancak binlerce insanın içinde biri dikkat çeker; Hitler selamı vermeyi reddetmiş, kollarını kavuşturmuş biçimde objektiflere yansır.
Ve binlerce insanın şaşkın bakışlarını üzerine toplar.
Selam vermeyi reddetmek kendi başına belki çok önemli bir tepki değildir, ama o dönemlerde Hitler’e selam vermemek her babayiğidin harcı değildi. Peki hayatı pahasına faşizme tepki göstermek için böyle bir eylem yapan adam kimdi?
Çoğu korkudan kimi de faşist ideolojinin etkisinde kaldığı için Nazi selamı veren binlerce insanın arasında ellerini kavuşturup protesto etme cüretini gösteren bu kişi, o sırada 26 yaşında bir tersane işçisi August Landmesser’dir…

LANDMESSER’İN ÇARPICI HAYAT HİKAYESİ
August, 1931 yılında iş bulma umuduyla Nazi Partisine üye olur. Bu dönem evlilik hazırlığı içinde August’u kötü bir sürpriz beklemektedir. Sevgilisi Yahudi olduğu için, Nazi Partisi, Alman ırkını bozacağı gerekçesiyle bu evliliğe itiraz eder. Ama August bu talebi reddeder ve sevgilisinden vazgeçmez ve Nazi partisinden ayrılır.
1935 yılında her türlü baskıya rağmen, aynı9 zamanda Nazi rejimine karşı mücadele eden bir antifaşist olan sevgilisi Irma Eckler ile evlenir. Irma ile evliliğinden iki kız çocukları olur. Partiden ayrıldıktan sonra Hamburg kentinde Blohm+Voss tersanesinde işçi olarak çalışır.
August Landmesser, Temmuz 1937’de Nazilerin ırkçı yasaları nedeniyle “kendi ırkına saygısızlık suçundan” yargılanır ve tutuklanır. Eşi Irma Eckler ise Gestapo tarafından tutuklanır ve 1938’de Hamburg yakınlarındaki Fuhlsbüttel Hapisanesi’ne atılır. Daha sonra Lichtenburg ardından da Ravensbrück toplama kampına gönderilir ve 1942 yılında burada öldürülür.
August savaşın olanca şiddetiyle sürdüğü 1941´de serbest bırakılır. Serbest kaldıktan sonra, Püst adında bir nakliye şirketinde ustabaşı olarak çalışmaya başlar. Bu tarihten sonra August’un izi kaybolur ve bir daha kendisinden haber alınmaz…
Nerede, ne zaman, nasıl öldüğü ya da öldürüldüğü bilinmemektedir. Bir söylentiye göre, cepheye gönderilmiştir.
Savaştan sonra 1949´da Rostock yerel mahkeme A. Landmesser’in ölüm tarihini 1 Ağustos 1949 olarak açıklar. Hamburg senatosu da 1951 yılında, August ve Irma’nın öldüklerini resmi olarak açıklar. Çocukları ise hayatta kalmayı başarır ve bir devlet yurdunda büyürler.
August ve Irma’dan geriye hala hafızalardan silinmeyen o çarpıcı fotoğraf ve faşizme karşı örnek cesur davranışı kalır…
 
Elliott Erwitt bu fotoğrafı 1950 yılında Abd Kuzey Karolina'da çekmiş. Lavabolardan birinin üzerinde beyaz diğerinde renkli yazıyor. Lavabolar arasındaki kalite farkı da görünüyor. Üzerinden sadece 65 yıl geçmiş bu fotoğraf, yakın zamanda ırkçılığın ne boyutlarda olduğunu gözler önüne seriyor.

07_zps7eww5m7c.png
 
Irkciliktan konu acilmiskan bu goruntu geldi aklima. Olay Texasta yasaniyor.Siyahi polis memuru. KKK uyesini protestoculardan koruyor. KKK nedir derseniz. Beyaz irkin ustunlugunu savunan,siyahilerin kazandigi haklara karsi kurulmus bir kurulustur. Goruntu 1983'e ait.


1983-e28093-austin-texas-this-policeman-protects-kkk-members-during-a-rally-as-protestors-were-closing-in-on-them.jpg
 
Fotografta gordugunuz kisi Anetta Kellerman. Ufak yasta cocuk felci gecirmis cocuklugu demir desteklerle gecmis. 6 yaslarinda evlerinin yaninda bir golete yalniz girmeye baslamis. Zamanla bakmiski kaslari suyun basincina cevap veriyor ve kendi kendini tedavi ediyor. Ilerleyen yillarda iyi bir yuzucu ve sampiyon oluyor.O zamanlar kapali elbise tarzindaki yuzme kiyafeti ile teshircilik yaptigi gerekcesiyle tutuklanmis kadindir.


Annette_Kellerman1.jpg
 
Cok etkilendigim fotograflardan biri ise Elizabeth Eckford ait. Buyuk cabalar sonucu beyaz tenli insanlarla ayni okula giris hakkini kullanmaya calisirken arkasindan gelen 400 kisilik grubun nefret soylemlerine maruz kalmis kiz. Elizabetin hemen arkasindaki en hiddetli bagiranlar arasindaki Hazel Masserly ilerleyen yillarda pisman oldugunu soylemis. Cok degil 1957li yillara ait.



Little_Rock_Desegregation_1.jpg



[YOUTUBE]/watch?v=_Zx7nI9pS5E[/YOUTUBE]
 
Daha önce başka bir konuda paylaştığım fotoğrafı buraya da bırakim.

Kevin Carter adında bir fotoğrafçının Sudan'da çektiği ve ona Pulitzer ödülünü kazandırmış bir fotoğraf.
Birleşmiş Milletler yardım kampına gitmeye çalışan bir kız çocuğu ve çocuğun ölmesini bekleyen akbaba.
Kevin Carter bu fotoğrafı çektikten sonra oradan ayrılıyor. Daha sonra çocuğa ne olduğunu kimse bilmiyor. Kevin Carter çocuğa yardım etmediği için ağır eleştiriler alıyor. Kendisini; "ben yardım görevlisi değilim, fotoğrafçıyım" diye savunsa da vicdanıyla başbaşa kaldığında kendini rahatlatamıyor ve ödül aldıktan 3 ay sonra intihar ediyor. Yakınlarına yazdığı bir mektupta şöyle diyor:
"Çocuğu kurtarabilirdim. Makinamı bırakıp onu kucağıma alıp, yardım çadırına götürebilirdim. O an sadece gazeteci olduğumu düşünüyordum. Şimdiyse önce insan olduğumu."


benimsesimbenimdunyam_1346779319162_zpsra2m0orr.jpg
 
Bu fotografi sadakatin sembolu olarak buraya koyuyorum .)Tokyo Üniversitesi profesörü Hidesabura Ueno, Hachiko'yu 1924 yılında bir yaşındayken yanına aldı. Bir yıl boyunca her sabah işe gitmek için kullandığı metroya kadar eşlik edip her akşam işten gelme saatinde metronun kapısında karşıladı. Bir yıl sonra profesör kalp krizi geçirip öldüğünde Hachiko 9 sene boyunca metronun kapısında yaşayıp dostunu bekledi. Resim, 1934 yılında Hachiko'nun cenazesinde çekilmiştir. Shibuya İstasyonu'na sadakatin sembolü olarak heykeli dikildi.





hachiko1.jpg




465594918-hachi-or-chuken-hachi-ko-and-his-owner-dr-gettyimages.jpg
 
Daha önce başka bir konuda paylaştığım fotoğrafı buraya da bırakim.

Kevin Carter adında bir fotoğrafçının Sudan'da çektiği ve ona Pulitzer ödülünü kazandırmış bir fotoğraf.
Birleşmiş Milletler yardım kampına gitmeye çalışan bir kız çocuğu ve çocuğun ölmesini bekleyen akbaba.
Kevin Carter bu fotoğrafı çektikten sonra oradan ayrılıyor. Daha sonra çocuğa ne olduğunu kimse bilmiyor. Kevin Carter çocuğa yardım etmediği için ağır eleştiriler alıyor. Kendisini; "ben yardım görevlisi değilim, fotoğrafçıyım" diye savunsa da vicdanıyla başbaşa kaldığında kendini rahatlatamıyor ve ödül aldıktan 3 ay sonra intihar ediyor. Yakınlarına yazdığı bir mektupta şöyle diyor:
"Çocuğu kurtarabilirdim. Makinamı bırakıp onu kucağıma alıp, yardım çadırına götürebilirdim. O an sadece gazeteci olduğumu düşünüyordum. Şimdiyse önce insan olduğumu."


benimsesimbenimdunyam_1346779319162_zpsra2m0orr.jpg


Onu rahatsiz eden vicdani degildi bence, eger bu vicdani olsaydi o an cocugu kurtarmaya calisirdi. Onu rahatsiz eden insanlarin onu agir elestirmesiydi.
 
Einstein'in, bir organizasyon dönüşü sırasında, peşini bırakmayan fotoğrafçılar tarafından sürekli kameraya gülümsenmesi isteniyordu. O gün defalarca kameralara gülümsemek zorunda kaldıktan sonra "Bu kadarı yeter" diye gazetecilere bağırdı; ancak onları vazgeçiremediğini anlayınca bu sefer dilini çıkardı...


İşin ilginç yanı, bu fotoğrafın orijinalinden kesilmiş olmasıdır. Aslında burda Einstein, eşi ve Dr Frank Aydelotte ile birlikte bir arabanın arka koltuğunda oturmaktadır.

Fakat ünlü bilimadamının bu fotoğrafı çok sevdiği ve sadece yüzünün olduğu bölümü kesip çoğalttıktan sonra arkadaşlarına kart attığı söylenmektedir. Böylece fotoğraf en ünlülerinden biri haline gelmiştir.

Ayrıca 19 Haziran 2009'da orijinal fotoğraf bir açık arttırmada 74.324 dolara satılmış ve Einstein'ın en pahalı fotoğrafı olmuştur.





Orjinal hali ise soyle ;


einstein_unlu_fotograf_02_th.jpg
 
Ataturkun en sevdigim fotograflari kesinlikle bu ikisi.Cunki icindeki cocugu hep yasattigini fark ediyorsunuz burda. Kimbilir belkide yasayamadigi bi cocuklugu vardi ? Fotograf 27 kasim 1930 cekilmis. Samsun'dan Trabzon'a giderken salincakta sallaniyor. Bizim oranin havasi mi suyu mudur bilmem gelen bi hos oluyor :asd:




156fgb.jpg



ataturk-un-salincakta-sallanirken-cekilen-fotosu_366833.jpg
 
Fotograf 1967 boston maratonunda cekilmis. O donemler bu maratonda kadinlarin kosmasi yasakmis. Katherine bu yasagi delen ilk kadin kosucu oldu. Fotografta goruldugu uzre engellenmeye calisiyor. Maratona basvuru yaptiginda cinsiyetini gizlemisti,sevgilisi de bir kosucu oldugundan birlikte kosmaya basladilar. Kosu esnasinda kadin oldugu fark edilip tartaklanmaya calisiyorlar fakat sevgilisinin yardimiyla yoluna devam edebiliyor. Buyuk ugraslar sonucu 1972'de kadinlara marathon hakkini verilmesini sagladi.

0415_marathon-switzer.jpg


espnw_a_switzer1_mb_576_576.jpg
 
Tarihin ilk ambulansini 1792'de Napolyon'un ozel doktoru Dominique tarafindan yapilmis. Sebebi ise savas esnasinda yaralanan kişileri, daha fazla kayba yol açmadan bölgeden uzaklaştırmak. Hicte fena degilmis :)


Worlds+First+Ambulance+-+Hammock+Based.jpg
 
Gordugunuz gunluk savas sonrasi bulunmus. Ve savasin simgesi haline geldi. Hitler Hollandaya girdiginde burdaki Yahudileri de rahat birakmadi. Anne Frank ve ailesi 2 yil boyunca bir ofisin bodrum katinda dunya ile iliskisini keserler. Butun ihtiyaclarini bir sekreter karsilar. Bu esnada Anne Frank bir gunluk yazar. Yasadigi her ani,hayallerini yazar bu gunluge. Gunlukte gecen bir cumle yurekleri sizlatir. ''Herseye ragmen insanlarin ozunde iyi kalpli oldugunu dusunuyorum'' yazdiktan sonra malesef saklandiklari yerde bulunup kampa goturulup katledildiler.
Simdilerde kaldigi yer muze oldu. Gunlugu kitap haline geldi. Ama Anne Frank hayalleriyle birlikte katledildi.


07pagina08-dagboek.jpg
 

Tokio Hotel grubunun Scream klibindeki bir sahnede Atatürk resmi vardır ve odada sadece o kırılmamıştır.

Bxa3YKeCYAA2MWR.jpg:large



Harika bilgiler takibime kalsın ayrıca :tatlı:
 


Takvimler 11 Haziran 1963'ü gösterdiğinde Thick Quang Duc, Güney Vietnam hükümetinin din adamlarına yaptığı baskı ve eziyetleri protesto etmek için Saigon'un işlek bir caddesinde kendisini yakmıştır. Görgü tanıklarının ifadesine göre Duc, iki öğrencisiyle birlikte yolun ortasında durup arabadan usulca inerek yere oturmuş ve talebelerinden üzerine benzin döküp kendisini yakmalarını istemiştir. Yandığı an hiç kıpırdamamış, ses çıkarmamıştır.
 
1985 yılı..
Kolombiya'da Nevado del ruiz yanardağının patlaması sonucu 23.000 insan ölmüş. Enkaza sıkışmış, adı Omayra Sanchez olan 13 yaşındaki bu kız çocuğu da onlardan biri.
Frank Fournier'in çektiği fotoğraf, çocuğun kurtarılmayı beklediği, ölmeden önceki bir ana ait..

omayra_zps58bnu2ix.jpg
 
Olay yakin tarihimizde yasandi. Skandalla ilgili 4 yıl yürütülen soruşturmaya son noktayı koyan bu kararda Yarbay Jordan'a yalnızca sicilinde bir leke olarak yer alacak kınama cezası verildi.



EDA65851-C2D6-4E52-B9F1-B7F08F042FA9_mw1024_s_n.jpg
 


Çiçekle savaş protestosu eyleminin başlangıç fotoğrafı. Amerikalı bir kadın Washington'da Vietnam Savaşı'nı protesto ediyor. (1967)
 
Cocuklugunda Winny the Pooh cizgi filmini seyredenler var mi aranizda bilmiyorum. Bu cizgi filmin ozelligi bu kucuk cocugun oyuncaklariyla kurdugu hayal dunyasindan babasi tarafindan ilham alinarak yazilmis olmasi :)

285805-winnie-the-pooh.jpg


winnie.jpg



milne.jpg
 
Geri