Nitchovski

Konu sahibi son olarak 1 gün önce görüldü
“Giden sana ait değilse, kaybettiğin bir şey yok demektir.“Neden diye sorup kafa patlatmaya hiç gerek yokmuş ya. Öyle yaptı çünkü onu yapmayı tercih etti, yanlış yapmaktan çekinmedi çünkü önemsemedi. Bazı şeyler sadece tercih ve değer verme meselesi, hepsi bu.
 
"Hep yararı dokunsa bile,
kendi başına yanılmak başkalarının yanlışlarını yinelemekten daha iyidir."
Maksim Gorki

Yanlış seninse ,ondan edindiğin tecrübede senindir.
 
Konuşmadan önce br düşün;
Gereği var mıdır ?
Şefkat barındırıyor mu ?
Kimseyi incitebilir mi?
Sessizliği bitirecek kadar değerli mi?
Lao Tzu
 
7uT4Oq.jpg
 
İnsan her şeyi anlatamaz. Zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez.

Cengiz Aytmatov
 
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.

Orhan Veli
 
"Hani;
çok güçlü bir akıntıya karşı yüzmeye çalışırken birden vazgeçip kendini akıntıya bırakırsın ya,
çyle bir şeydi işte."

George Orwell

Zayıf değildik,güçsüz değildik.. Belki de akıntıya karşı biz kazanacaktık.Ama başarmak da değil bu ,Hiçbir şeyi kullanmamak,uygulayamamak kadar hissizlikti bu.

Teslim olmaktı sadece.Sulara,hayallere,insanlara,acılara kendimizi bıraktı tüm amaç.Tırmandığımız dağı yarıda bırakmak gibi birşeydi bu.Kaybolduğumuz orman ortasında yolu aramamaktı bu.

Umutsuzluk da değildi bu,vazğgemekti.
Beklemekti belki de ,yada ölmekti içten içe.

Oturuyor ve beklemek istiyorsun sadece,bekleyecek bir şey kalmaya kadar beklemek..
 
"Tıp fakültesini yeni bitirmiş, pratisyen hekim olarak ilk görev yaptığım yere, Konya'ya bağlı bir beldenin sağlık ocağına gitmiştim. Gençtim, bekârdım. Küçük bir beldeydi gittiğim yer. İlk gece bir eve misafir olmuştum. Tren istasyonunun hemen yanında bir evdi.Akşam yemeğinden sonra çaylarımız gelmiş, sohbetler edilmişti.

Işığı Yanan Evler

"Tıp fakültesini yeni bitirmiş, pratisyen hekim olarak ilk görev yaptığım yere, Konya'ya bağlı bir beldenin sağlık ocağına gitmiştim. Gençtim, bekârdım. Küçük bir beldeydi gittiğim yer. İlk gece bir eve misafir olmuştum. Tren istasyonunun hemen yanında bir evdi.Akşam yemeğinden sonra çaylarımız gelmiş, sohbetler edilmişti. Üzerimde yol yorgunluğu, geldiğim yeni yerin yabancılığı vardı. Saatler ilerliyor, ağır bir uyku beni içine çekiyordu. Ev sahibine bir şey de diyemiyordum. Bir müddet daha geçti; yine bir hareket yoktu. Evin büyüğü olan Hacıanneye sıkılarak:
"Anneciğim, sizin buralarda kaçta yatılıyor?" dedim.
Hacıanne:
"Evlâdım treni bekliyoruz. Az sonra tren gelecek, onu bekliyoruz" dedi.
Merak ettim, tekrar sordum:
"Trenden sizin bir yakınınız mı inecek ?"
Hacıanne:
"Hayır evlâdım, beklediğimiz trende bir tanıdığımız yok. Ancak burası uzak bir yer. Trenden buraların yabancısı birileri inebilir. Bu saatte, yakınlarda,ışığı yanan bir ev bulmazsa, sokakta kalır. Buraların yabancısı biri geldiğinde, "ışığı yanan bir ev" bulsun diye bekliyoruz."
Konya Ovası'nda, ya da bir başka yerinde Türkiye'nin,trenden inen yabancılar için "Işığı yanan evler" yerinde hâlâ duruyor mudur? Yabancılar, yorgun bedenlerini yün yataklarda dinlendirmeye devam ediyorlar mı? Aç bir köpeğin önüne bir kap yemek bırakan kadınlar yaşıyorlar mı? Kuşlara yuva yapan mimarlar sahi şimdi neredeler? Bu güzel insanlar, atlarına binip gitmişler. Bizler, atlarına binip giden güzel insanlara sahip bir medeniyetin yetimleriyiz. Çekip gidenlerin doldurulmamış boşluklarında savrulup duran
yoksullarız.
Şâir öyle diyordu:
"Güzel insanlar, güzel atlara binip gittiler." Şimdi bu güzel insanlar, neden ve nasıl atlarına binip gittiler? Onları ne yıldırdı da bir daha dönmemek üzere, sessiz sedasız gittiler? Ey güzel yurdumun güzel insanları! Neredesiniz?

Sivil hayatta dinlediğim bir hikaye denk gelince paylaşmak istedim.
 
"Yaşamak için daha fazla neden. Havayı içine çek. Birbirini sev. Hayattan olabildiğince keyif al.
Ve lütfen, lütfen... Bir gün, bir şekilde... Dur ve çiçeklerin kokusunu içine çek."

- Jay Bonansinga
 
"Başkalarının hatalarından mümkün olduğunca çok ders çıkarmaya bakın. Bu hataların hepsini yapacak kadar zamanınız yok."

Alfred Sheinwold
 
Bir kadın bir erkeğe,nesi olursa olsun,içinden yönelmiyorsa bir başkasına ondan yakınıyordur.
 
Olumsuz davranış bize empoze edilir,olumluluk ise doğuştan verilmiştir.

Franz Kafka
 
Geri