Nitchovski

🕒 Konu sahibi 20 saat önce aktifti
Dünya Nereye gidiyor?
Otoritenin en büyük güvencesi bunak beyinlerdir.Dünyada her şey gelişiyor,yalan konuşmak da gelişiyor.Öyle yalanlar söyleniyor ki anlaşılması seneler sürüyor;hatta anlamadan ölüp gidenler oluyor.Bunca aydının yazdıklarına bakılırsa günümüzün insanı sınıfta kalmıştır.
Diğer Taraftan,genellikle kitle iletişim araçları,vasıfsız bireylere örnek gösterilmektedir.Bu da zihinlerin kirlenmesine ve kültürel yozlaşmaya yol açmaktadır.Milyonlarca kişinin yanlış bir şeye inanması,o yanlışı doğru yapmaz.Bunun örnekleri tarihin tozlu sayfalarında pek çoktur.
Doğduğu günden beri,sürekli yerine başkaları düşünmüş karar vermiş.Birey hiç düşünmeden yaşamış.Günü geldiğinde biri "düşün"
dediğinde ,bunun ne olduğunu anlamıyor."Ama biz sürekli düşünüyoruz" diyebilirsiniz.


Düşünmek kritik yapmak demektir,
problemin arkasını akılla aramak demektir.
Siz eğer bir problemi birden fazla defa yaşıyorsanız,
yeterince düşünmüyosunuz demektir.


Malesef,insani değerler yeterince gelişmeden teknolojik gelişme yaşandı.Buda ciddi sorunlara yol açtı ve açıyor.Böylece medenileşme başlığı altında köleleşmeye sebep oldu.
İnsanların çoğu baharı olmayan bir kışa zorlandı.

Süzme Felsefe
Anooshirvan Miandji
 
I6KI7D.jpg
 
Kendiniz için Mücadele edin

Varoluşsal öfke,hayatımızın amaçsız kaldığında ya da o amaç çarpıtıldığında ortaya çıkar.Frankl'in bakış açısına göre bu öfke bir anomali yada nevroz semptomu değildir.Aksine olumlu bir şeydir,değişim için bir katalizördür.

Logoterapi diğer türleri gibi bu öfkeyi zihinsel bir hastalık olarak görmez,daha çok manevi bir ıstırap,yani öfkenin acısını çekenleri yada kendi başlarına ya da başkalarının yardımıyla çaresini aramaya iten doğal ve yararlı bir olgu olarak görür.Bu şekilde hayatta daha büyük bir tatmin bulurlar ve bu kendi kaderlerini değiştirmelerine yardımcı olur.
Kişinin kendi kaderini değiştirmek için yardıma ihtiyacı varsa,hayatının amacı keşfetmek ve bu doğrultuda ilerleyebilmek üzere çatışmaların üstesinden gelmek için rehberliğe ihtiyaç duyarsa devreye logoterapi girer. Man's Search for Meaning kitabında Frakly,Nietzche'nin ünlü özdeyişlerden birini alıntılamıştır:"Yaşamak için nedeni olan herkes,hertürlü nasıla katlanır.''
Frankl kendi deneyiminden yola çıkarak sağlığımızı,şimdiye kadar başardığımız ile gelecekte elde etmek istediğimiz şeyi kıyasladığımızda ortaya çıkan doğal gerilime bağlamıştır.O zaman ihtiyacımız olan şey huzurlu bir varoluş değil,sahip olduğumuz becerilerle üstesinden gelmeye çalıştığımız zorluklardır.
Diğer yandan varoluşsal kriz modern toplumlarda normaldir;insanlar istediklerini yapmak yerine onlara söyleneni ya da başkalarının yaptıklarını yaparlar.Genellikle onlardan beklenenler ile ekonomik güçle,fiziksel hazla ya da hislerini uyuşturarak kendileri için istedikleri arasındaki boşluğu doldurmaya çalışırlar.Bu onları intihara bile sürükleyebilir.

Mesela iş haftasının zorunlulukları ve taahhütleri olmayınca kişi ne kadar boşta kaldığını görür ve pazar günü nevrozu ortaya çıkar.Kişinin bir çözüm bülması gerekir.Bilhassa amacını,yataktan çıkmak için bir sebep,yani ikigaisini bulmak zorundadır..

"Kendimi Boş hissediyorum"
Viyana Poliklinik Hastanesinde yapılan bir araştırmada,Frankl'ın ekibi görüştükleri hastaların %55'inin belli ölçüde varoluşsal kriz yaşadıklarını tespit etmiştir.


Logoterapiyle daha iyi yaşamak için birkaç anahtar fikir

â–ºHayatımızın anlamını biz yaratmayız onu keşfederiz,der Sartre.
â–ºVar olmak için her birimizin yıllar bounca defalarca belirlenebilen ya da dönüştürebilen eşsiz bir nedeni vardır.
â–ºTıpkı Korkulan şeyin başa gelmesi gibi bir arzuya gösterilen aşırı ilgi de (ya da "aşırı niyetlenmek") arzunun gerçekleşmesini engelleyebilir.
â–ºMizah olumsuz döngüleri kırabilir ve kaygıyı azaltabilir.
â–ºHepimizin asil ya da korkunç şeyler yapma kapasitesi vardır.
Denklemin hangi tarafında olacağımız hangi koşullarda olduğumuza değil,kararlarımıza bağlıdır.

IKIGAI kitabından bir bölüm.
 
Kimseden ön saygı beklemeyeceksin.
Sen saygı duyurusu vermedikten sonra zorla nasıl alabilirsin?
Ve hiç kimseye ön saygı beslemeyeceksin.
Senden senin saygını alacak değerde kişi,sen vermek istemesende alır.
Ya da sana kendi saygısını verir.
Bu daha iyi değil mi?Hem senin için hem de onun...

Özdemir Asaf.
 
Son düzenleme:
Unutmak belleği gücendirirken zekayı gururlandırır.
 
“Hep şunu hatırla; inandığından daha cesursun, göründüğünden daha güçlüsün, düşündüğünden daha zekisin.” - Christopher Robin
 
"Her gün bir parça,kendini yontmayı unutma."
Zeus


İçinde bir şey saklı.Hiç bulmadığın,hiç denemediğin,bir köşede durup hiç bakmadığın.Özünde bir derinlikvar,kuyu kazıp hiç inmediğin.Başkalarında göremediğin var.
İçinde gizem,serüven,bilgi olan bir hazine var.
Öz'ün var.
Ruhun var.
Benliğini,düşüncelerini başkasına teslim etme.
 
"Kimdir Özgür insan ?
Kendi kişiliğine bütünüyle hakim olan ;
yoksulluktan,ölümden,zincirden hiç korkmayan,
heyecanlarına karşı gelen,
şan ve şöhreti hiçe sayan;
kendi kendine yetip başkasından hiçbir şey beklemeyen,
takıntısız bir küre gibi pürüzsüz,
talihe karşı pervasız,
akıllı ve yapayalnız olan insandır."
-Horatius

Sor kendine,yüksek sesle,belki içinden.

Özgür müsün ?
 
Sen gülünce
Gün Cumartesi
Olur
Bir kuş havalanır
Gökyüzüne…

-Özdemir ASAF
 
“«Mürdüm eriği
çiçek açmıştır.
— ilkönce zerdali çiçek açar
mürdüm en sonra —

Sevgilim,
çimenin üzerine
diz üstü oturalım
karşı-be-karşı.
Hava lezzetli ve aydınlık
— fakat iyice ısınmadı daha —
çağlanın kabuğu
yemyeşil tüylüdür
henüz yumuşacık…
Bahtiyarız
yaşayabildiğimiz için.”
 
''Farz edelim, anadan doğma, yetişmiş bir kör var. Ona madenden yapılmış bir küp ve bir küre veriyorlar, dokunma duyusuyla bunları birbirinden ayırt etmeyi öğretiyorlar. Bu cisimler aşağı yukarı aynı büyüklüktedir, öyle ki bunlardan birine dokunarak ne olduğunu söyleyebiliyor. Sonra bu iki cisim masa üstüne konuyor. Soru şu: Kör, gözleri açıldıktan sonra, ellerini dokundurmadan bunlardan hangisinin küp, hangisinin küre olduğunu söyleyebilir mi?''

Körler icin mektup - Sagir ve Dilsizler üzerine mektup/Denis Diderot
 
Geri