Nerede bıraktıysan orada yokum artık ben.

Konu sahibi son olarak 146 gün önce görüldü
Acaba, kaç kez ölmek gerekiyor tekrar doğabilmek için.
Bazen anne kucağında, bazen baba ağzında, belki de en önemlisi bir sevgilinin avuçlarında.
Sanırım, büyüyemeden yaşlanıyoruz. Sahi çok kırıldığımız için mi bir türlü büyüyemiyoruz?
 
Sabredince guzel şeyler olacağına inandırılmışız ya, kandırılıyoruz bence.
 

Kırıklarımızı saracağımız günlerde elbet görünecek ufukta. Biz; karşılıklı kırıldık aslında. Parçalara ayrıldık, birbirimizden düşünce. Yarattığımız düşlerde boğulduk ve tüm herşey hayalkırıklıklarıyla sonlandı. Kendi sonumuzu kendimiz yarattık bi anlamda.

Sahi insan kendi sonunu kırıklıklarla doldurmayı nasıl başarır ki? Merak ettiğimiz bu şeyi nasıl yarattık ki. Tuhaf.

 

basliksiz-81.gif


:hih:


 
Yüzümdeki gülümsemenin de başıma giren ağrının sebebi de sensin.
Hayır; nasıl oluyor, bir anlasam.
 
Kalbinin bi başka kalbe müptela olduğunu düşünsene,
hem de hiçbi sınır ve kural tanımadan.
 
Ve geride kalanlar hep bi parça eksik yaşarlar.
 
Kendimi yalnız hissetmiyorum aslında, camın kenarında durmuş caddeyi seyrediyorum. Fonda Edith Piaf. Onlarca insan yürüyor bi yerlere yetişme çabasındalar. Hava miss gibi, güneş gülümsüyor bugün. O kalabalığın içinde mutlaka aşk da var. Zaten olmaması mümkün mü hiç? Doğru zamanda ve doğru yerde olmak getiriyor aşkı insana. Belki de tam da şu anda başka bi pencerenin kenarında O adam da alnını dayamış cama, akıp giden kalabalığa bakıyor olabilir mi tıpkı benim gibi. O da beni arıyor olabilir mi acaba?
 
Kalp, laf anlamaz ve öyle kafasının dikine giden bi organdır. Vücudunuzdaki her noktaya söz geçirirsiniz ama kalbinize; hayır. Belki de sakın sevme dediğiniz birini tutar sever, sakın bağlanma dediğiniz birine bağlanır, aman ha sonu gelmez dediğinize ömrünü verir. Sonra koyarsınız o kalbi avuçlarına, hiç korkmadan. Aklınız, fikriniz, ayaklarınız tüm organlarınızı da ele geçirir. Güzel çirkin farketmez, kalp kimi severse güzel odur.

Velhasıl şair demiş ya. Güzelliğin on para etmez, bu bendeki sevda olmasa. Gönül kimi severse aşk onda güzeldir, aşkta görsellik varsa onun içinde mutlaka bi bit yeniği vardır. Aşkta görsellik varsa aşırı bir duygu yüklemesi vardır ve ömrü kısadır.
 
Sonra bir şey oluyor ve artık hiç bir şey eskisi gibi olmuyor. Yani sonra bir şey oluyor ve artık eskisi gibi olamıyorsunuz. Sonra bir şey oluyor her şey eskisinden daha berbat oluyor. Hayır, başka ne olmasını bekliyodun ki zaten?​
 
Tek istediğim senin tarafından delice sevilmek ve bunu görmekti.
İşte bazen insan kendi kendini mahrum ediyor aşktan.​
 
Kadın derin, lakin adam yüzme bilmiyor. Belki de tam tersi.

Kim bilir?.
 
Bir kadın; hayatında kaç kez savaşır ki, bir adam için?
 
Bazen öyle bi iç çekiyorum ki, dünyanın yarı oksijeni doluyor sanki ciğerime.Bazen çok bencil oluyorum ve kendime şaşıyorum. Kafam çok dağınık ve bulanık. Sezen Aksu'nun Sardunyalar'ını mırıldanıyorum. Bu şarkıyla çok fazla rüya harmanlıyorum ve aslında herşey bi yalan. Bazen çok yaşanılası, bazen de uzak durulası biriyim. Sütten çıkmış ak kaşık değilim ve ara sıra da sütten leke çalan. Hayatın kasılan ve kısılan sancıları var ve ben kendi içimde dilime düştüm sanırım. Tatsız ve keyifsiz değil elbette bu süreç, tadı tuzu yerinde. Hatta fazlası var, aroma konulmuş gibi sanki. Cevabını alamadığım bissürü soru var ve cevap alamadığım her süre elimden tutup bir yerlere çekiyor beni. Güzel bir yerlere. Uçsuz bucaksız bir yerlere. Soruların olmadığı, hayatın kesin cevaplar sunduğu bir yerlere. İçimin sesinin olmadığı, dış sesi yoğun duyabildiğim yerlere. :T:
 
Adını anarsam eğer bi daha, bilki özlediğimdendir. Ama yine de söylemek istediğim birşey var aslında, ben artık senin değilim..
 

Kabul ediyorum, ben bunları yazdıkça yaşananların hiçbiri iyileşmiyor, iyileşmeyecek. İnsanlara kızıyorum, cümlelere küsüyorum, kendime küsüyorum ve içimdeki kızgın canavar büyüyor.
Velhasıl, güçlü görünmek hiçbir halta da yaramıyor.

 
Son bikaç gündür düşüncelerime, hırsıma ve bilhassa öfkeme söz geçiremiyorum. Susmam için ne yapmam gerek bilmiyorum. Beynini uyuştur diyorlar, nasıl yapacağımı bilmiyorum. İçmen lazım diyorlar, o nasıl bişey diyorum. Hissettiğim bu duygudan nefret ediyorum. Morfin gibi ihtiyacım var onlara biliyorum. Üzüntü ve yas çare değil biliyorum, Çare; aklımı kullanmak onu da biliyorum. Bilmediklerimi dahi biliyorum. Ve bilmekten de nefret ediyorum.
 
Gidebilmek lütufmus oysa.
Basit bi eylem.
Ama,
Gidememek gerekmiş.
Git’
-me
-mek.
 
Geri