Namaz

Konu sahibi son olarak 2616 gün önce görüldü
Sual: Namaz kılmayan bazı kimseler, (Namaz, salât yani duadır. Tanrı’yı içten anıp selamlamaktır. Bunun da bir şekli, belli bir saati, zaman dilimi, yeri, kuralı yoktur. İnsan, istediği vakit, istediği dilde, istediği şekilde, istediği yerde dua edebilir. Şimdi kılınan beş vakit namaz, gerçeklere aykırıdır) diyorlar. Peygamber efendimiz, beş vakit namaz kılmadı mı, namaz kılınmasını emretmedi mi?
CEVAP
Bu tür iddialar, Peygamber efendimize inanmayanların, dinimizi yıkmak isteyenlerin, çeşitli maskeler altında asıl kimliklerini gizleyerek gündeme getirdikleri iddialardır. Hiçbir ilmi değeri yoktur.

Peygamber efendimiz, namaz farz olduktan sonra, beş vakit namaz kılıp, farz olduğunu bildirdi. Eshab-ı kiram ve ondan sonra gelenler hep beş vakit namaz kılmışlardır. Resulullah, hâşâ Kur’an-ı kerimi anlayamadı mı? Salât kelimesini anlayamadı mı? Hâşâ, beş vakit namaz kılması yanlış olsaydı, Allahü teâlâ vahiy gönderip düzeltmez miydi?

Cebrail aleyhisselam, gelip, beş vakit namazın vakitlerini, kılınış şeklini ve diğer bütün hususları bizzat tatbiki olarak öğretti. Peygamber efendimiz de, (Namazı benim kıldığım gibi kılın) buyurdu. (Buhari)

Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(Namaz, müminlere belli vakitlerde farz kılındı.) [Nisa 103]

Demek ki, namaz kılmanın belli vakitleri vardır.

Asr-ı saadetten bugüne kadar, camiler, mescidler namaz kılmak için yapılmıştır. Diğer namazlar evde de kılınabilir ama, Cuma namazının, camide cemaatle kılınması gerekir. Beş vakit namazın da, geçerli bir mazeret olmadıkça, camide cemaatle kılınması emredilmiştir. Camilerin, mescitlerin, namaz kılınması için yapılmasını, Allahü teâlâ emretmiştir. Bir ayet-i kerime meali şöyledir:

(Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namaz kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder.) [Tevbe 18]

Kur’an-ı kerimde geçen salât kelimesi, namaz değil de dua demek olsaydı, belli zamanı ve yeri olmasaydı, Allahü teâlâ mescit yapılmasını Kur’an-ı kerimde bildirir miydi?

Salât kelimesinin manaları
Sual:
Hadis kitabındaki bir hadisin tercümesinde, (Bana ilk salât edecek yani namazımı kılacak olan Allah’tır) ifadesi geçiyor. Allah namaz mı kılar?
CEVAP
Bu yanlışlık, salât kelimesinin yanlış tercüme edilmesinden kaynaklanıyor. Salât kelimesi, dua, istiğfar, rahmet gibi anlamlara gelir. Istılahta ise salât, bildiğimiz namaz anlamına gelir. Salât kelimesi her zaman dua veya her zaman namaz diye tercüme edilirse yanlış olur. Cümledeki yerine göre mana verilir. Bir âyet-i kerime meali:
(Allah ve melekleri, Resule salât ediyor. Ey iman edenler, siz de salât edin.) [Ahzab 56]

Burada salât, Allahın rahmet, meleklerin istiğfar, müminlerin ise, dua etmesi anlamındadır.

Sualdeki, (Bana salât edecek olan Allah’tır) demek, (Bana rahmet edecek olan Allah’tır) demektir. Ondan sonra müminler, salât-ü selam ederler.

Her dilde olduğu gibi, Türkçede de bir kelimenin çeşitli manaları olur. Cümleye göre anlamı değişir. Mesela yüz kelimesinin birkaç anlamı vardır. Birkaç örnek verelim:
1- Denizde yüz!
2-
Ona yüz verme!
3- Bana yüz lira ver!
4- Ne güzel yüz bu...
5- Koyunun derisini yüz!
6- Bıçağın keskin yüzü...
7- Kumaşın yüzü de, astarı da güzeldir.
8- Yorganın ve yastığın yüzünü değiştirdik.
9- Ne yüzle geldin bize?
10- Size gelmeye yüzüm yok.
11- Binanın arka yüzü boyandı.
12- Adamda hiç yüz yok.
13- Bu yüzden uzun yazmak zorunda kaldık.

Ayrıca deyimlerde de yüz kelimesi pek çok geçmektedir. Bazılarını bildirelim:
1- Yüze duramamak,
2- Yüzü kızarmak,
3- Yüzünden kan damlamak,
4- Yüzüne gözüne bulaştırmak,
5- Yüzüne kan gelmek,
6- Yüzünü kara çıkarmak,
7- Yüzünü ağartmak,
8- Onun yüzü suyu hürmetine,
9- Yüz verince astar istemek,
10- Suçunu yüzüne vurmak,
11- Yüz kızartmak,
12- Yüzünden okumak,
13- Yüzü gözü açılmak,
14- Yüzüne gülmek,
15- Yüzüne çarpmak,
16- Yüzünü ekşitmek,
17- Yüzü gülmek,
18- Yüzüne duramamak,
19- Yüzüne hasret kalmak,
20- Yüzü yumuşak olmak.

Kur’an-ı kerimde de el, yüz, göz ifadeleri geçer. Bunlara tek mana verilirse, büyük yanlışlıklara sebebiyet verir. Vehhabiler, kelimenin diğer manalarına bakmadan, Allah’ın eli, yüzü var diyerek küfre girmişlerdir.
 
Sual: Namaz beş vakit değil mi? Niye üç veya altı vakit diyenler çıkıyor?
CEVAP
Peygamber efendimiz bize namazın beş vakit olduğunu bildirdi. Senelerce beş vakit kıldı. Artık başka delil aramak gerekmez. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Namaz, müminlere belli vakitlerde farz kılındı.) [Nisa 103]Nisa suresinin 103. âyetinde, (Namaz, belli vakitlerde farz kılındı) buyurulup, ayrıca, beş vaktin hepsi de diğer âyetlerde bildirildiği halde, “Beş vakit namaz” ifadesinin geçmeyişi, kutuplarda ve buralara yakın yerlerde, beş vaktin tamamının teayyün etmemesindendir. (Nimet-i İslam)
İsra suresinin, (Güneşin kayması anından, gecenin kararmasına kadar ve sabah vakti namaz kıl) mealindeki 78. âyet-i kerimenin aslında geçen, (Dülûk-üş şems) öğle ve ikindi, (Gasak-ıl leyl) akşam ve yatsı namazı, (Fecr) de sabah namazıdır. (Beydavi)
Kaf suresinin, (Güneşin doğuşundan ve batışından önce ve gece Rabbini tesbih et) mealindeki 39. ve 40. âyet-i kerimesindeki, güneşin doğuşundan önceki sabah namazı, güneşin batışından önceki öğle ve ikindi namazı, geceki de akşam ve yatsı namazıdır. (Beydavi)
İbni Abbas hazretleri, (Kur’an-ı kerimde beş vakit namazı bildiren âyet hangisi) diye sual edildiğinde, şu mealdeki âyet-i kerimeyi okudu:
(Akşama girerken, sabaha ererken, gündüzün sonunda ve öğle vaktinde Allah’ı tenzih edin!) [Rum 17,18]

(Akşama girerken)den maksat, akşam ve yatsı namazı, (sabaha ererken)deki sabah namazı, gündüzün sonundaki, ikindi namazı, öğledeki de, öğle namazıdır. (Celaleyn)
Nur suresinin 58. âyet-i kerimesinde, (salât-ı fecr = sabah namazı) ve (salât-ı işâ = yatsı namazı) ifadesi açıkça geçmektedir.
Peygamber efendimiz, Bekara suresindeki, (Namazları ve vusta namazını kılın) mealindeki 238. âyet-i kerimeyi açıklarken, (Vusta namazı ikindi namazıdır) buyurdu. (İ. Ahmed)
Bu âyet-i kerimede, (Namazları ve orta namazı [ikindi namazını] kılın) buyuruluyor. Arabi gramere göre, namazlar [salevat] denince, ikiden fazla namaz anlaşılır. Çünkü iki namaz demek için, salevat [namazlar] değil, salâteyn [iki namaz] denilir. Vusta [orta] namaz ikindi namazı olduğuna göre, ikindi hariç, öteki namazların sayısı iki olamaz, ikiden fazla olması gerekir. Üç de olamaz; çünkü VUSTA NAMAZI hariç 4,6 gibi çift sayılı olmalı ki, orta namaz [ikindi namazı] tam ortada olabilsin. Yani ortadaki namaz ikindi olduğuna göre, ondan önce iki namaz, ondan sonra da iki namaz bulunduğu meydana çıkar. Diğer âyetlerdeki namaz vakitleri de dikkate alınınca, namaz vakitlerinin beş olduğunda hiç şüphe kalmaz.

(Gündüzün iki tarafında, gecenin de yakın saatlerinde namaz kıl. Çünkü güzellikler kötülükleri [günahları] giderir. Bu, iyi düşünenlere bir öğüttür.)
[Hud 114]
Gündüzün iki tarafındaki namazlar sabah, öğle, ikindi; gecenin yakın saatlerindeki namazlar da akşam ve yatsı namazlarıdır. (Medârik)

Burada Hasenat = Güzelliklerden murat beş vakit namazdır. (Medârik, Beydavi) Kitap ve Sünnet’ten sonraki delil İcma’dır. Peygamber efendimiz, Eshab-ı kiram ve onlardan sonra bugüne kadar gelen bütün âlimler, beş vakit namaz kılmış, bu hususta kesin bir icma hâsıl olmuştur.

İslam âlimleri de, beş vakit namazın nasıl kılınacağını kitaplara yazmışlar, böylece Kıyas-ı fukaha ile de namazın beş vakit olduğu sabit olmuştur.

İki vakit yeter mi?
Sual
: Bir yerde şöyle bir hadis okudum:(Meşhur İslam âlimlerinden İmam Ahmed b. Hanbel ve Ebu Davud’un rivayetlerine göre beş vakit namaz kılmaya vakit olmadığını söyleyip “Bana öyle bir şey emret ki yaptığım zaman yeterli olsun” diyen Fudale’ye Hazret-i Muhammed sabah ve ikindi namazlarına devam etmesini, iki vakti kılmasının ona yeterli olacağını söylemiştir.)
Yukarıda bildirilen hadis doğru mu?
CEVAP
Böyle bir ifadeye rastlamadık. Uydurma olma ihtimali vardır; çünkü İslam âlimleri Hazret-i Muhammed demez. Bunu genelde yabancılar söyler. Ayrıca bu ifade, aşağıda bildirilen sahih hadislerin hepsine aykırıdır. Bir vakit namazı kasten terk etmek çok büyük günahtır. Böyle bir hadis varsa eğer, bu olay beş vakit namaz farz olmadan önce vuku bulmuş olabilir; çünkü Miracdan önce, yalnız sabah ve ikindi namazı vardı. Hac, namazdan on yıl sonra farz oldu. Mesela şu hadis-i şerifte, hac’dan hiç bahsedilmiyor:

Saçları dağınık biri [belki de İslamiyet’i öğrenmek için] gelip, Resulullaha sordu:
(- Ya Resulallah İslam nedir?
- Günde beş vakit namaz kılmaktır.
- Beşten fazla değil mi?
- Hayır, nafile kılmak isteyen kılabilir. Bir de yılda bir ay ramazan orucu vardır.
- Bundan başka, oruç yok mu?
- Nafile olarak tutmak isteyen tutabilir. Bir de zengin için malının zekâtı vardır.
- Bundan fazlası var mıdır?
- İsteyen nafile olarak sadaka verebilir.
- Vallahi ne fazla, ne de bundan noksan yaparım.
- Bunları yapan kurtuluşa erer.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesai]
Yahut sırf o söylenen şahsa ait özel bir durumdur, namaza alışana kadar ona öyle denmiş olabilir; çünkü o zaman din yeni geldiği için, özel olaylar olabiliyordu. Mesela buna benzer bir olay şöyle idi: Bir genç, (Ya Resulallah, yalan, zina ve içkiyi bırakamıyorum. Ne buyurursunuz?) dedi. Resulullah efendimiz, (Yalanı benim için bırak) buyurdu. O genç, kabul edip gitti. Daha sonra, diğer iki günahı işlemek isteyince, (Bu günahları işleyip Resulullahın karşısına çıkınca, "işlemedim" desem yalan olur. Eğer “işledim” dersem, beni cezalandırır) diye düşündü. Diğer iki günahtan da vazgeçti.Namazın beş vakit olduğuna dair hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:
(İslam beş şey [temel] üzerine kuruldu:
1- Allah’a ve Muhammed aleyhisselamın Onun resulü olduğuna inanmak,
2- Her gün beş vakit namaz kılmak,
3- Senede bir kere malının kırkta birini Müslüman olan fakirlere zekât vermek,
4- Ramazan-ı şerif ayında her gün oruç tutmak,
5- Mekke’ye giderek, ömründe bir kere hac etmek.)
[Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai]

(Beş vakit namaz kılanın hâli, evinin önünden akan suda beş defa yıkanan kimse gibidir. Nasıl böyle bir kimse kirden temizlenirse namaz kılan da küçük günahlardan öyle temizlenir.) [Buhari, Müslim, İ.Ahmed, Beyheki, Darimi, Taberani]

(Hazret-i Cebrail inip, bana imamlık yaptı ve kendisi ile birlikte beş vakit namazı kıldım ve beş vakit namazla emrolundum.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesai]

(Farz olduğuna inanıp, rükû, sücud, abdest ve vakitlerine riayet ederek beş vakit farz namaza devam edene Cennet vacib, Cehennem haram olur.) [Taberani]
(Beş vakit namazı, ilk tekbire yetişerek kırk gün cemaatle kılana Cennet vacibdir.) [Ebu Ya’la]

(Allah’tan korkun, beş vakit namazı kılın, [Ramazan ayında] oruç tutun, mallarınızın zekâtını, isteyerek verin, âmirinize itaat edin, böylece Rabbinizin Cennetine girin.)
[Tirmizi]

(Allah için ibadetinizi ihlâslı yapın. Beş vakit namazı kılın, gönül hoşluğu ile malınızın zekâtını verin, Ramazan orucunu tutun, Hacca gidin, böylece Rabbinizin Cennetine girersiniz.)
[Taberani]

(Allahü teâlânın ilk farz kıldığı şey beş vakit namazdır. İlk ortadan kalkacak olan da yine beş vakit namazdır. İlk sorgu da beş vakit namazdan olacaktır.)
[Hâkim]

(Kıyamette herkes korku içinde iken korkmayan üç grup insandan biri, sırf Allah rızası için, her gün beş vakit namaza çağıran müezzindir.)
[Taberani]

(Allahü teâlâ beş vakit namazı emretti. Güzel abdest alıp, bunları vaktinde kılanı, rükû ve huşularını tamam yapanı affedeceğine söz verdi. Bunları yapmayan için söz vermedi. Onu dilerse affeder, dilerse azap eder.)
[Ebu Davud, İbni Mace, Nesai, İ.Malik, İ.Ahmed]

(Beş vakit namaz, güzelce kılan için kıyamette nur, delil ve kurtuluş olur.)
[İbni Nasr]

(Allahü teâlâ buyurdu ki: “Beş vakit namazı farz kıldım. Şartlarına uyarak, vaktinde kılanı Cennete koyacağıma söz verdim. Kılmayana verilmiş bir sözüm yoktur.”)
[İbni Mace, Ebu Davud]

(Beş vakit namaz ve Cuma namazı, gelecek Cumaya kadar ve Ramazan orucu, gelecek Ramazana kadar yapılan günahlara kefarettir. Büyük günah işlemekten sakınanların küçük günahlarının affına sebep olur.)
[Müslim, İ.Ahmed]

(Mirac gecesi, 50 vakit namaz farz oldu. Sonra beş vakte indirildi.)
[Buhari, Müslim, İ.Ahmed]

(Allahü teâlâ buyurdu ki: Bende söz ve hüküm asla değiştirilmez. Bu beş vakit namaz karşılığında elli vakit namaz sevabı vardır.)
[Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai]

(Bir kadın, beş vakit namazı kılar, orucunu tutar, kendini yabancılardan korur ve kocasına itaat ederse, Cennete istediği kapıdan girer.)
[İbni Hibban]

(Beş vakit namazı terk eden, Allahü teâlânın hıfz ve emanından mahrum olur.)
[İbni Mace]

(Herkes bozulunca, beş vakit namazı cemaatle kılana her gün yüz şehid sevabı yazılır.)
[İ.Nasr]

(Beş vakit namazı cemaatle kılan, Sırat köprüsünü şimşek gibi geçer.)
[Taberani]

(Beş vakit namazı kılan, Ramazan orucunu tutan, zekât veren ve büyük günahlardan sakınan herkese, kıyamette, Cennetin sekiz kapısı açılır. Dilediği kapıdan girer.)
[Hâkim]

(Beş vakit namazlardan sonra yapılan dua kabul olur.)
[Buhari]

(Beş vakit namaza devam edin, çünkü küçük günahlara kefaret olur.)
[Taberani]

(Kitab ehli olan bir kavme vazifeli olarak gittiğin zaman, önce, Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resulü olduğuna şehadet etmeye davet et. Bunu kabul ederlerse, Allah’ın günde beş vakit namazı farz kıldığını haber ver. Bunu da kabul ederlerse, Allah’ın kendilerine zenginlerinden alınıp fakirlerine verilen bir sadakayı [zekatı] farz kıldığını söyle.)
[Buhari, Müslim, Ebu Davud]

(Beş vakit namazı kılan, Ramazan orucunu tutan, zekâtını veren ve yedi büyük günahtan kaçan kimseye, Cennetin bütün kapıları açılıp, “Selamet ve emniyet içinde gir” denilir.)
[Nesai]

Üç vakit kılmak
Sual
:Abduhçu biri, (Kur’anda beş vakit ifadesi geçmez, ama Peygamber, hayatı boyunca beş vakit namaz kılmıştır. Bu bakımdan 5 vakit namaz kılmak suç sayılmadığı gibi üç vakit kılmak da caizdir) diyor. Bu kimse, Resulullahın Kur’ana aykırı olarak mı beş vakit kıldığını söylemek istiyor?
CEVAP

Kur’an-ı kerimde 5 vakit namaz bildirilmemiş de, Resulullah efendimiz kendiliğinden mi 5 vakit kıldı? Bir hadis-i şerifte şöyle buyuruyor:
(Miraca çıktığım gece, beş vakit namazla emrolundum.) [Buhari, Müslim]Hâşâ Resulullah efendimiz, (Beş vakit namazla emrolundum) diye yalan mı söylüyor?Din düşmanı istediğini söyleyebilir, zaten maksadı dini bozmak ve yıkmak; ama bir Müslümana, bunlarla dostluk kurmak, sözlerine itibar etmek hiç yakışır mı? Dinini, din düşmanlarının şu veya bu maske altında yazdığı kitaplardan öğrenmek, hiç uygun olur mu?

Elli vakit namaz
Sual:
Mirac’da elli vakit namaz farz kılınınca, Hazret-i Musa’nın, Peygamberimize, (Rabbinden vakit sayısının azaltmasını iste) demesi üzerine pazarlıkla, elli vakit beş vakte indiriliyor. Allah, insanlara neyin zor geleceğini bilmiyor mu da, Hazret-i Musa’nın teklifinden sonra, namaz beş vakte indiriliyor?
CEVAP
Pazarlık lafı çok çirkindir. Allahü teâlâ elbette olmuş ve olacak her şeyi bilir. Mesela biri hastalansa, iyileşmek için dua etse, Allahü teâlâ da duasını kabul edip şifa verse, (Allahü teâlâ iyileşmek istediğini bilmiyor mu, duaya ne lüzum var?) denemez. Dua, iyileşmesi için bir sebeptir. Her şeyi bir sebeple yaratmak Allahü teâlânın âdetidir. Burada da, beş vakit namazı farz kılmasına, Musa aleyhisselamın bildirmesini sebep kılmıştır. Böylece, ezeldeki takdir yerini bulmuş ve beş vakit namaz farz kılınmıştır.
 
Sual: (Namaz kılmayanın hiçbir iyiliğine sevab verilmez ve haram işleyenin ibadetleri kabul olmaz) deniyor. Allah iyiliklerimizi niye zayi ediyor ki?
CEVAP
Allahü teâlâ iyilikleri zayi etmez. Kimseye haksızlık etmez. Namaz kılmamak en büyük günahlardan biridir. Yani namaz kılmamak haramdır. (Haram işleyenin ibadeti kabul olmaz) demek, o ibadet için bildirilen büyük sevablara kavuşamaz, yani sevablarının hepsini muhafaza edemez; çünkü günahlar bu sevapları azaltır demektir. Yoksa hiç sevab alamaz demek değildir. Her ibadetten sevab alınır; ama işlenen haramlar sevabları alıp götürür. Diyelim ki, oruç tutana 70 birim sevap veriliyorsa, içki içene de 70 birim günah yazılıyorsa, orucunu içkiyle açan 70 sevab kazanırken, içki içince 70 günah yüklenir ve sevabsız kalır. Eğer oruç tutmasaydık, içki günahı artı olarak kalacaktı. Orucun, içki günahının affına sebep olması yetmez mi? Günah işleyenlerin de ibadetlerini aksatmamaları gerekir. Başka günahlar da işlemişse sevabları eksilere iner. Namaz kılmamak bin birim günah ise, ne kadar çok iyilik ve ibadet edersek edelim, bin birimi bulamayız. Nafile ibadetler farzların yanında denizde damla bile olmadığı için, yapılmayan farzların günahları bu iyilikleri alır götürür, insan hiç iyilik etmemiş duruma düşer. İşte, (İyiliklerine sevab verilmez veya haram işleyenin ibadetleri kabul olmaz) bu demektir.

(Kaza namazı olanın nafile namazları kabul olmaz) demek de böyledir. Farzı tehir edip nafileyle meşgul olunca, farzı tehir etme günahı, nafile namazın sevabından fazla olduğu için nafile namazları boşa gitmiş olur. Yoksa nafile namaz kıldığı için elbette sevab alır; fakat zararı kârından pek çok olur. Çünkü farzın yanında nafileler, denizde damla bile değildir.

Yukarıdaki bilgiler, itikadı düzgün olan yani ehl-i sünnet itikadındaki müslümanlar içindir. Ehl-i sünnet itikadında olmayana bid’at ehli denir. Bunun yaptığı ibadetleri sahih olup da, borçtan, azabından kurtulursa da, vaat edilmiş olan sevablarına kavuşamaz. Ahirette, dünyada yapmış olduğu iyiliklerin, hayrat ve hasenatının karşılığına kavuşamaz. (Cennet Yolu İlmihali)

Kâfirlerin ve bid’at sahibi olanların, hayırları reddedilip, şerleri için de ceza görürler. (Cevab Veremedi)
 
Sual: Namaza yeni başladım. Nasıl namaz kılacağımı örnekle açıklar mısınız?
CEVAP
Sabah namazının sünneti şöyle kılınır:
1-
Kıbleye karşı dönülür. Ayaklar birbirinden dört parmak kadar açık tutulur. Ellerin baş parmakları kulak yumuşaklarına değdirilir, avuç içleri kıble istikametine açılır. Niyet ettim. Allah rızası için bu günün sabah namazının sünnetini kılmaya dedikten sonra Allahü ekber diyerek göbek altında sağ el sol elin üzerine bağlanır. O anda kıbleye döndüğünü de bilmek lazımdır.

2-
Gözler, secde edilecek yerden ayrılmadan Sübhaneke okunur. Euzü Besmeleden sonra Fatiha ve besmele çekmeden bir zammı sure okunur.

3-
Zammı sureden sonra Allahü ekber diyerek rükuya eğilinir. Ellerle diz kapakları kaplanır, bel düz tutulur ve gözler ayaklara bakar, üç defa Sübhane Rabbiyel-azim denir.

4- Semi'allahü limen hamideh
diyerek doğrulur. Doğrulurken, pantolonu çekmemeli ve gözlerini secde yerinden ayırmamalı. Tam dik durunca Rabbena lekel hamd denir.

5-
Ayakta biraz durup, Allahü ekber diyerek secdeye gidilir. Secdede üç defa Sübhane Rabbiyel-a'lâ denir.

6-
Sonra, Allahü ekber diyerek sol ayak yere yayılır, sağ ayağın parmakları kıble istikametinde bükülür, uylukların üzerinde oturulur. Avuçlar, dizin üzerine konur ve parmaklar kendi haline bırakılır.

7-
Sonra Allahü ekber diyerek, tekrar secdeye varılır.

8-
Secdede üç defa Sübhane Rabbiyel a’lâ dedikten sonra Allahü ekber diyerek ayağa kalkılır.

9-
Ayakta besmele çekilip Fatiha ve bir zammı sure okunup, Allahü ekber diyerek rükuya eğilinir.

10- İkinci rekat da, birinci rekatta tarif edildiği gibi tamamlanır. Yalnız ikinci secdeden sonra (Allahü ekber) diyince ayağa kalkmayıp uyluklar üzerine oturulur, Ettehıyyatü, Allahümme salli, Allahümme barik ve Rabbena âtina dualarını okuduktan sonra önce sağa, sonra sola Esselamü aleyküm ve rahmetullah diye selam verilir ve Allahümme entesselam ve minkesselam tebarekte ya zel-celali vel-ikram denir.

Sonra hiç konuşmadan, hiçbir şey okumadan sabah namazının farzını kılmaya kalkılır. Sabah namazının farzı da aynen sünneti gibi kılınır.

Namazdan sonra, 3 kere istiğfar yani Estağfirullah okunur, sonra, Âyet-el-kürsi, 33 er defa sübhanallah, elhamdülillah ve Allahü ekber ve bir kez (Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerike leh lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadir) okunur. Daha sonra dua edilir.

Dört rekatlı sünnetlerin ikinci rekatından sonra oturduğunda sadece tehıyyat okuyup, [yani yukarıda tarif ettiğimiz gibi ilk iki rekatı kılıp] üçüncü rekata kalkılır. Üçüncü ve dördüncü rekatlarda Fatiha ve zammı sure okuyarak, rüku ve secdelerini yapıp oturur. Ettehıyyatü, Allahümme salli, Allahümme barik ve Rabbena âtina dualarını okuduktan sonra önce sağa, sonra sola selam vererek namazı tamamlar.

Dört rekatlı farzların da ikinci rekatından sonra oturduğunda sadece tehıyyat okuyup, [yani yukarıda tarif ettiğimiz gibi ilk iki rekatı kılıp] üçüncü rekata kalkılır. Ancak, üçüncü ve dördüncü rekatlarda sadece Fatiha okuyarak, rüku ve secdelerini yapıp oturur. Ettehıyyatü, Allahümme salli, Allahümme barik ve Rabbena âtina dualarını okuduktan sonra önce sağa, sonra sola selam vererek namazı tamamlar.

Akşamın farzı da böyledir. Yani üçüncü rekatında zammı sure okunmaz.

Vitrin üç rekatında da, Fatihadan sonra zammı sure okunur. Üçüncü rekatta zammı sureden sonra, tekbir getirip eller kulaklara kaldırılır. Sonra Kunut duaları okunur.

İkindinin ve yatsının ilk sünnetleri, diğer 4 rekâtlı sünnetler gibidir. Ancak ilk teşehhütte Ettehıyyatü’den sonra salli barikler, üçüncü rekâta kalkıldığında ise önce Sübhaneke okunur.

Kadın ise namaz kılarken, elleri erkekler gibi kulaklara getirmez, elleri omuz hizasına kaldırıp, niyet eder, elleri göğsü üzerine bağlar. Rükuda tam düz durmaz. Secdede dirsekleri yere yayar. Tehıyyatta uylukların üzerine oturur.

Sual:
Namazda niyet etmek ne demektir?
CEVAP
Namazda niyet etmek demek, o namazın ismini, vaktini, kıbleyi, cemaatle kılıyorsa imama uymayı veya imam olmayı kalbinden geçirmek demektir.

Sual: Namazda ilk tekbir getirilirken eller kulakta mı olacaktır?
CEVAP
Namaza başlarken, erkekler iki eli kaldırır, baş parmak uçları kulak yumuşağına değer. Avuç içleri kıbleye döndürülür. Eller kulaktan ayrılırken, Allahü ekber demeye başlanır, göbek altına bağlarken bitirilir. Allahü ekber denildikten sonra da eller bağlansa namaz bozulmuş olmaz ise de, bahsettiğimiz tarife uygun yapılması iyi olur.

Sual: Namaza tekbir getirince mi başlamış oluyoruz, elleri bağlayınca mı?
CEVAP
Ellerin önemi yok, tekbir getirince başlanmış oluyor.

Sual:
Seccadesiz namaz kılınır mı?
CEVAP
Namaz, temiz olan her yerde kılınır. Seccade şart değildir. Toprak üzerinde, hasır üzerinde, kilim üzerinde, temiz olan her şey üzerinde namaz kılınır. Namaz kılacak yer bulunamadığı takdirde ayakkabı ile girilen, fakat necaset görülmeyen odalarda da kılınır.

Sual: Bir rekat namaz, ne zaman başlar, ne zaman biter?
CEVAP
Birinci rekat, namaza durunca, diğer rekatlar ayağa kalkınca başlar, tekrar ayağa kalkıncaya kadar devam eder. Son rekat ise, selam verinceye kadar devam eder. İki rekattan az namaz olmaz.

Sual:
Zammı sure nedir, uzunluğu ne kadar olmalıdır?
CEVAP
Fatihadan sonra okunan, uzun veya kısa bir sureye yahut üç âyete veya üç âyet miktarına uygun bir âyete zammı sure denir. Üç âyetin miktarı kelime itibarı ile on kelime, harf itibarı ile otuz [30] harf olmalıdır! (Redd-ül Muhtar)

Sual:
Beş vakit namazda okunan zammı surenin sünnet miktarı kaç âyettir?
CEVAP
Sabah namazının iki rekatında toplam kırk, en fazla elli âyet okumak sünnettir.

Öğle namazında sünnet olan, sabah namazından daha aşağı miktar okumaktır.

İkindi ve yatsı namazında sünnet olan, yirmi âyet okumaktır.

Akşam namazında sünnet olan, her rekatta kısa bir sure okumaktır. Kısa sureler, Beyyine suresinden sonraki surelerdir.

İmam olan kimsenin farz kıldırırken yukarıda bildirilen âyet miktarlarından fazla okuması tahrimen mekruhtur. Cemaat uzun okunmasını istese de yine mekruh olur. Fakat cemaat sünnet miktarından daha kısa okunmasını isterse, imamın kısa okuması caiz, uzun okuması caiz değildir. Mesela yolcular, abdesti zor tutan kimseler, sabahın farzını kıldıracak imama, “En kısa sure ile namazı kıldır” deseler, imam da Kevser ve İhlas suresi ile namazı kıldırsa caizdir, mekruh olmaz. (Hindiyye)

Sual: Elektrik sobasına, hava gazı alevine karşı namaz kılmak caiz midir?
CEVAP
Her türlü sobaya karşı, aleve ve ışık kaynaklarına karşı namaz kılmak caizdir. Ancak açıkta olan ateşe karşı namaz kılmak caiz değildir.

Sual: Namaz kılarken melodili cep telefonum çalarsa, namaza zararı olur mu?
CEVAP
Cep telefonu çalınca namaz bozulmaz. Fakat İbni Âbidin’de bildirildiğine göre, kalbi meşgul eden, huşuu gideren şeyler yanında, mesela çalgı yanında namaz kılmanın mekruh olduğu bildirilmektedir. Mekruhlar namazın sevabını azaltır. Bazı camilerde hoparlör açık olduğu zaman müzik sesleri geliyor. Namaz kılarken huşua mani olan şeyleri kaldırmak gerekir.

Sual: Namaz kılarken nasıl durulur?
CEVAP
Allahü teâlânın huzurunda bulunduğumuz için edebe uygun durulur. Namaza dururken, önde Sırat varmış gibi düşünmek, Azrail aleyhisselamın her an canımızı almak üzere hazır olduğunu düşünmek ve ömrümüzün en son namazını kılıyormuş gibi hareket etmek iyi olur.

Sual: Secde ederken takke alna gelse mekruh olur mu?
CEVAP
Evet. Secdeye alnın çıplak olarak değmesi gerekir.

Sual: Namaza durunca, önümdeki masanın üstünde bir resim gördüm. Namazımın mekruh olmaması için namazı bozup resmi kaldırmam uygun olur muydu?
CEVAP
Namazı bozmak caiz değildir. Namazdan önce bunun gibi hususlara dikkat etmeli.

Sual: Namaz kılarken, elektrikler sönse veya birisi bilmeden söndürse kılınan namaz sahih midir?
CEVAP
Kılınan namaz sahihtir. Mekruh olmaz. Özürsüz zifiri karanlıkta namaza durmak mekruhtur.

Sual: Namaz kılarken, başını yana döndürüp, gelen kimseye bakmak veya falanca eşya nerde diye sorana, kolunu uzatıp el ile işaret etmek namazı bozar mı?
CEVAP
Namazı bozmayan az işe amel-i kalil, namazı bozacak kadar çok olana amel-i kesir denir.

Namaz kılarken başını, yüzünü etrafa çevirmek amel-i kalil olup mekruhtur. (Falanca şey nerede?) diye sorana, eli ile kolu ile işaret etmek de amel-i kalil olup mekruhtur. Namaz kılarken göğsünü kıbleden çevirmek amel-i kesir olup namazı bozar. (Merakıl-felah)

Sual: Namaz kılan bir arkadaşa, Düşen takkeni bir elinle al, mahzuru olmaz veya Biraz yer aç da geçeyim gibi sözler söylesem, o da bana uyarak dediklerimi yapsa, arkadaşın namazı bozulur mu?
CEVAP
Başkasının sözü ile takkeyi almak veya onun sözü ile yer açmak namazı bozar. Fakat kendiliğinden hareket ederse bozmaz.

Sual: Namaz kılarken çocuklar gürültü ediyor. Seslerini kesmeleri için tekbirleri biraz yüksek sesle okumak mekruh olur mu?
CEVAP
Mekruh olmaz. Şaşırtmayacak kadar az olan gürültülerine mani olmamalıdır!

Sual: Namaz kılmakta olan bir kimseye, (Namazdan çıkınca, falanca yere gideceksin) gibi bir haber veren kimse, günaha girer mi?
CEVAP
Günaha girmez.

Sual: Farz namazı kılıyordum. Bir arkadaş, Farzı mı kılıyorsun dedi. Ben de evet manasında başımı hafifçe eğdim. Namazım bozuldu mu?
CEVAP
Namaz bozulmadı.

Sual: Namazda selam verirken meleklere ve Peygamber efendimize de niyet edilir mi?
CEVAP
Yalnız kılan selam verirken hafaza meleklerine niyet eder. Peygamber efendimize de niyet etmesi iyi olur. Cemaatle kılan, imama ve sağındaki solundaki cemaate de niyet eder.

Sual: Son teşehhüdde Rabbena’dan sonra, yalnız kılanın ve cemaatin, "Allahümme inni euzü bike min hemezatiş-şeyatin" duasını okuması sevab mıdır?
CEVAP
Evet çok sevabdır. Âyet ve hadislerde geçen başka duaları da okumak müstehabdır.

Sual: Bir kimse kıbleyi araştırarak namaza durup bir rekat kıldıktan sonra, salih biri gelse, "yanlış durmuşsun" diyerek eli ile kıbleye döndürse, namazı sahih olur mu?
CEVAP
Evet, namaz sahihtir.
Sual: Namazda, kıyamda iken ayakları ne kadar açmak gerekir?
CEVAP
Kıyamda iken, Hanefiler ayaklarını dört parmak, Şafiiler ise bir karış açar.
Sual: İkindi ve yatsının farzını kaza ederken sünnetini kılar gibi ilk oturuşta salli barik okunur mu? Bir de akşamın farzını kaza ederken sünneti gibi iki rekat mı kılmak gerekir?
CEVAP
Bir farz, nasıl eda ediliyorsa, kazası da aynı olur. Kazası değişik olmaz. Akşamın farzını kaza ederken iki değil, üç rekat kılmak gerekir. (Redd-ül Muhtar)

Sual: Dükkanda namaz kılarken müşteri geliyor. Namazı bozup müşteriyle meşgul olmak uygun mudur? Yoksa, namazı bitirmek mi gerekir?
CEVAP
Namazı zaruretsiz bozmak haramdır. Namazı bitirmeniz gerekir. Müşteri sizin namaz kıldığınızı gördüğüne göre, ya bekler veya gider. Müşteri için günah işlenmez.

Sual: Namaz kılarken secdede dua etmek caiz midir?
CEVAP
Namaz kılarken secdede dua edilmez. Ancak bazı nafile namazlarda, secdede iken dua edilir. Namaz kılmadan da secdeye kapanıp dua etmek iyi olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kulun Rabbine en yakın hâli secdede ikendir. Öyle ise, secdede çok dua edin.) [Müslim]

(Rüku ve secdede duaya gayret edin. Bu dua kabule layıktır.)
[Müslim]

(Secdede 3 kere,
Rabbiğfirli diyen secdeden kalkmadan mağfiret olur.) [Deylemi]

Sual: Sabah ezanı okununca namazımı kılıp yatıyorum. Fakat ben yattıktan sonra başka camilerin ezanı okunuyor. Yeniden mi kılmam gerekir?
CEVAP
Namaz kılmak için ezanın okunması değil, vaktin girmesi şarttır. Vakit girmişse, ezan okunmasa da, kendimiz ezan okur, namazı kılarız. Ezan okumadan da kılsak namaz yine sahih olur. Fakat ezan okumaktan meydana gelecek sünnet sevabı noksan olur.

Sual: Bir rükünde üç defa eli kaldırıp bir yerimizi kaşımak namazı bozar mı?
CEVAP
Bir rükünde üç defa eli kaldırıp, kaşımak namazı bozar. Bir kaldırışta aynı yeri 3-4 defa kaşımak namazı bozmaz. (Redd-ül Muhtar)

Sual: Farz namazların üçüncü ve dördüncü rekatında zammı sure okunursa namaz bozulur mu? Böyle kılınan namazları kaza etmek gerekir mi?
CEVAP
Farz namazların 3. ve 4. rekatlarında zammı sure okumakta hiç mahzur yoktur. Bu bakımdan okunarak kılınmış namazları kaza etmek gerekmez. (Redd-ül Muhtar)

Sual:
Namazdan selam verip çıkınca, hemen kalkmak caiz mi? Allahümme entes selamü’yü, otururken değil de, kalkarken okumakta bir mahzur var mıdır?
CEVAP
Peygamber efendimiz, namaz sonunda selam verince, “Allahümme entes selamü ve minkes selam tebarekte ya zel celali vel ikram” der ve ancak o miktarda otururdu. (Tirmizi)

Sual:
Akşamın, yatsının, sabahın farzı gündüz kaza edilirken sesli mi okunur?
CEVAP
Sesli okumak caizdir.

Sual:
Tehıyyat okurken Besmele çekilse, secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Gerekmez.

Sual: Kırk yıllık namaz borcum vardır. Kazalarımı bir an önce bitirebilmem için son tehıyyatta okunan Rabbena duasını okumasam, bundan kazanacağım zamanı kaza namazına ayırsam uygun olur mu?
CEVAP
Caizdir. Çünkü namaz kazalarını bir an önce ödemek şarttır. (Nevadir-i Fıkhıyye)

Sual: Son rekatta Ettehıyyatüyü okuduktan sonra, kalkıp bir rekat daha kılanın, secde-i sehv ile namazı sahih mi?
CEVAP
Son rekatta oturduğu için secde-i sehv ile namazı sahihtir. Fakat bir rekat daha kılıp sonra selam verseydi, son kıldığı iki rekat nafile olurdu.

Sual: Namaz kılarken, yatağa girince, dua veya kelime-i tevhid okurken, ağzımız kapalı olarak kalbden sessiz okumak uygun mu?
CEVAP
Kıraat, ağız ile okumak demektir. Kendi kulakları işitecek kadar sesli okumaya, hafif okumak denir. Yanında olan kimselerin de işitecekleri kadar sesli okumaya, yüksek sesle okumak denir. Hafif sesle okuyanı bir iki kişinin işitmesi mekruh olmaz. Sesli okumak, çok kişinin işitmesi demektir. (Bezzâziyye)

Kendi işiteceği kadar sesle okumadan kılınan namaz sahih olmaz. Dua ederken de, kendi işiteceği sesle okuması, söylemesi gerekir.

Kelime-i tehlili de, ibadet sevabı hasıl olması için, dil ile, kendi işitecek kadar sesli söylemek gerekir. Hatm-i tehlil okuyanların da, en az kendi işitecekleri kadar sesli okumaları gerekir. Kelime-i tehlil, ibadet olarak değil de, kalbi temizlemek için okunurken, dil oynatılmaz. (Redd-ül Muhtar)

Sual: Öğleyi kıldıktan sonra abdestsiz olduğumu hatırladım. Yeniden kılmam gerekir mi?
CEVAP
Evet yeniden kılmak gerekir. Abdestli olduğunu zannederek, abdestsiz kılınan namaz sahih olmaz. Fakat, niyetine karşılık çok sevap verilir. Temiz zannederek necis su ile abdest alıp kılınan namazın şartı noksan olduğu için sahih olmaz ise de, niyet ettiği için sevap verilir. Şartlarına uygun olduğu için sahih olan bir namaz, riya ile, gösteriş için kılınırsa, sevap hasıl olmaz. (Eşbah)

Sual:
Takvimlerde yazılı olan imsak ne demektir? Bu vakitte sabah namazı kılınır mı?
CEVAP
İmsak, gecenin bitimi, yiyip içmenin yasak olduğu vaktin başlaması demektir. Türkiye Takvimi’nde yazılı olan imsak vaktinde, yiyip içmeyi kesmelidir! Türkiye'de bundan 15-20 dakika kadar sonra sabah namazı kılınabilir! Yanlış takvimlere göre hareket edip de, yiyip içmeye ezan okununcaya kadar devam eden kimsenin, suçu yanlış takvime bulması, kendini mesuliyetten kurtaramaz!

Sual: Namaz kılarken, zammı surelerin sırasını şaşırınca secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Gerekmez. Dalgınlıkla yapılınca, mekruh da olmaz.

Sual: Namaz kılarken abdesti bozulan ne yapar?
CEVAP
Hemen sağ tarafa selam verip, namazdan çıkar. Abdest alıp, namazını tekrar kılar.

Son teşehhüdde, salli-barikleri okurken abdest bozulsa, selam verilip namazdan çıkılır, namaz tamam olur.

Sual: Eşimle beraber namaz kılıyoruz. Ayrıca niyet etmem lazım mı?
CEVAP
Cemaatle namazda, imama uyduğuna niyet etmek farzdır. Bu farz yapılmazsa namaz sahih olmaz.

Sual: Namazda rüku ve secdedeki tesbihler 3 den fazla (5 veya 9) gibi söylenebilir mi?
CEVAP
Tek olmak şartı ile 5, 7, 9,11 gibi okumak müstehaptır iyi olur. İmam 3 den fazla okuyamaz.

Sual:
Vakit namazlarında zammı sure olarak hangilerinin okunması efdaldir?
CEVAP
Sabah namazında mümkünse biraz uzun sure okumalı, diğer vakitlerde kısa okumalı.

Sual:
Sadece Fatiha, Kevser ve İhlas surelerini biliyorum. Bunlarla namaz kılınır mı?
CEVAP
Kılınır. Diğer kısa surelerden de ezberlemeye çalışmalı, hep aynı şeyleri okumamalı.

Sual: Ben namazda iken biri hapşırınca namazı bozup, yerhamükallah diyecek miyim?
CEVAP
Namazda iken hapşırana bir şey denmez.

Sual:
Soğukta kulakları kapatan pardösü başlığı [kapüşon] ile namaz kılınır mı?
CEVAP
Evet kılınır. Hatta sıcak günlerde de kılınır.

Sual: Namazda âyetleri kendi duyacağımız kadar sesli okumak gerekiyor. Çok gürültülü bir ortamda âyetleri duymak için sesimizi yükseltmek gerekir mi?
CEVAP
Gerekmez. Gürültü yokken kendi duyacağı kadar yavaş okunur.

Sual:
Gözlük kullanıyorum. Çıkarmayı unutup namaza duruyorum. Secde ederken gözlükten burnum yere değmiyor. Namaz esnasında gözlüğümü çıkarsam namazım bozulmuş olur mu?
CEVAP
Secdeye inerken gözlük çıkarılabilir. Namaz bozulmuş olmaz. Tek el ile çıkarılması gerekir. Tek el ile çıkarılması zor ise, iki el ile de çıkarılabilir.

Sual:
Vaktin bitmesine az zaman kala, abdesti olan ama haceti gelen biri, namazı kaçırma tehlikesi var ise bu namazı bu halde kılmalı mıdır?
CEVAP
Evet hemen kılmalı. Çünkü namazı kazaya bırakmak haramdır, büyük günahtır. Sıkışık olsa da kılmak şarttır.Sual: Namaz kılarken fatihadan sonra sure okuyacağı halde bir an unutarak ellerini aşağı saldı ama eğilmedi. Namaza devam ederken ellerini tekrar bağlayarak mı devam edecek?
CEVAP
Bağlasa da mahzuru olmaz. Bağlamaması daha iyidir. Namazda fazla hareketten kaçmak gerekir.

Sual:
Namazda zammı sure deyince genellikle Fil suresi ile Nas suresi arası okunuyor. Kadir suresini Âyet-el kürsiyi Amenerrasulüyü veya herhangi bir uzun surenin birkaç âyetini okuyamaz mıyız?
CEVAP
Okunur. Kur’anın baştan sona kadar her âyeti okunur. Kısa olduğu için onlara namaz sureleri denmiş. Yoksa her sure okunur.

Sual:
İkindi namazını kılıyoruz. Namazın sünnetini kılıp bitirdikten sonra farza başlamadan evvel konuşmak (telefona cevap vermek, aile bireylerine bir şey söylemek gibi... vs) caiz midir?
CEVAP
Zaruret olmadan asla konuşulmaz. Dua vesaire de okunmaz. Zaruretler hariç beklenmez, ara verilmez, hemen farz kılınır.

Sual:
Cep telefonu çaldığında namazı bozabilir miyiz?
CEVAP
Namazı bozmak haramdır. Camide telefonu kapatmak gerekir. Yahut sesini kesmek iyi olur.

Sual:
Rükudan doğrulurken secde yerine mi bakmak lazım?
CEVAP
Evet.

Sual:
Yalnız Fatihayı bilen, zammı sure olarak da okur mu?
CEVAP
Sure öğreninceye kadar Fatihayı okur.

Sual:
Birinci rekatta kıraati unutan, ikinci rekatta hatırlasa ne yapar?
CEVAP
Namazı iade etmesi lazımdır. Kıraat farzdır.

Sual:
Akşamın farzını yanılıp üçüncü rekatta oturmadan dört rekat kılanın iade etmesi lazım mı?
CEVAP
Evet.

Sual:
Namaz kılana (Farz mı kılıyorsun) diye sorulunca, onun da evet manasında başını önüne eğmesi caiz mi?
CEVAP
Evet.

Sual:
Parka başlığı ile namaz kılmak caiz mi?
CEVAP
Hiç mahzuru olmaz.

Sual:
İçine ot doldurulmuş hayvanların bulunduğu odada namaz kılmak caiz mi?
CEVAP
Namaz kılarken, arkaya koymalı!

Sual:
Zammı sureyi okuduktan sonra Fatiha okumadığını hatırlayanın, Fatiha okuması gerekir mi?
CEVAP
Evet. Sonra da secde-i sehv yapar.
Sual: Müminler için okunan 25 istiğfarı, birer defa namazda Rabbena... dan sonra okumak caiz mi?
CEVAP
Evet. Namazı müteakip duadan sonra okumak evladır.

Sual:
Tehıyyatta (İbad-is-salihin) denirse namaz bozulur mu?
CEVAP
Hayır.

Sual:
Gülmemek için selam verip namazdan çıkmak caiz mi?
CEVAP
Hayır. Gülünce mecburen çıkılır.

Sual:
Besmele geçen âyeti, zammı sure olarak okumak caiz mi?
CEVAP
Evet.

Sual:
Namazda sure okunurken, uzun bir sure içinden âyet-i kerimeler okumakla, kısa bir surenin tamamını okumak arasında sevap açısından bir fark var mıdır?
CEVAP
Kısa sure okumak daha sevaptır.

Sual: Gayri müekked sünnet namazlarda, ilk teşehhüdde tehıyyat ve salevatlar dışında rabbena âtina ve rabbenağfirli duaları okunur mu?
CEVAP
Okumak sevaptır.

Sual:
Bir sureyi bir rekatta birkaç kere okumak caiz midir?
CEVAP
Farzlarda bir sureyi bir rekatta tekrar okumak mekruhtur. Nafilelerde mekruh değildir.

Sual:
Namazda Salli bariklerden sonra, başka dua okumak caiz mi?
CEVAP
Hadis-i şeriflerde bildirilenleri okumak caizdir. Rabbena âtina veya rabbenağfirli gibi dua âyetlerini dua niyetiyle okumak da caizdir

Sual: Kur'anda, İnnehü min süleymane ve innehü Bismillahirrahmanirrahim diye bir âyet var. Bu âyeti zammı sure olarak okumak caiz olur mu?
CEVAP
Üçâyet miktarında bir âyet olduğu için caizdir.

Sual:
Namaz vakti çıkmadan ne kadar önce namaza başlanırsa, o namaz sahih olur?
CEVAP
Sabah namazı hariç, diğer dört vakit namazda, vakit çıkmadan, iftitah tekbiri alınca, namazı vaktinde kılmış olur. [Maliki ve Şafii’de ise, bir rekat kılınca o namaz vaktinde kılınmış olur.]

Sabah namazı kılarken, güneş doğmaya başlarsa, bu namaz sahih olmaz. İkindiyi kılarken güneş batarsa, bu namaz sahih olur.

Sual:
Namaz esnasında soluk alırken de kıraat caiz midir?
CEVAP
Caizdir.

Sual: Namazda sure veya dua okurken hapşırsak duayı okumaya tekrar baştan başlamak gerekir mi?
CEVAP
Kalınan yerden devam edilir.

Sual:
Namaz surelerinin bazılarında âyetlerin sonlarında "la" durakları var. O duraklarda durmayı karıştırıyorum, geçince böyle okumak namazı bozar mı?
CEVAP
Namazı bozmaz.

Sual: Her namazdan sonra, selam verince, eli yüze sürmek caiz mi?
CEVAP
Caiz ise de, sürmemeli; çünkü sünnet zannedilebilir.

Sual: Secdeye giderken ve secdeden kalkarken sağ sol önceliği var mıdır?
CEVAP
Secdeye varırken, önce sağ, sonra sol diz, sonra sağ, sonra sol el, sonra burun ve alın yere konur. Secdeden kalkarken de bunun tersi yapılır. Yani secdeden kalkarken önce alın, sonra burun, sonra da sol el ve sağ el, sonra sol diz ve sağ diz yerden kaldırılır. Ancak, bunu çok bariz şekilde değil, başkalarının dikkatini çekmeyecek şekilde yapmalıdır.

Sual:
Kitaplarda secde için, alnı, burun ile beraber yere koymak vacib diye okudum. Bunlardan birisi yere gelirse secdenin sahih olduğunu mu anlayacağız?
CEVAP
Secde için alnı yere koymak farzdır. Alın yere konmazsa namaz sahih olmaz. Burnu alınla beraber koymak vaciptir. Burnu koymayıp yalnız alnı koymak mekruhtur.

Abdest sıkışıkken
Sual:
Abdesti sıkışıkken namaz kılmak tahrimen mekruhtur, fakat vakit dar olur da, abdest almak, namaz vaktinin geçmesine sebep olacaksa, bu hâlde o namazı kılması gerekir mi?
CEVAP
Evet, kılması gerekir, çünkü kazaya bırakma günahı, mekruh olarak kılmak günahından daha büyüktür. Kerahat vaktinde kılmak mekruh, kazaya bırakmaksa haramdır. (Hindiyye)
 
Sual: Kadının, erkeğe göre, namazda farklı yaptığı şeyler nelerdir?
CEVAP
Şunlardır:
1- Kadın, namaza dururken, ellerini omuzlarına kadar kaldırır. Sağ el parmaklarını sol bilek üzerine halka yapmaz. Sağ eli, sol el üzerinde olarak göğüs üstüne koyar.
2- Rükuya eğilirken ayaklarını birleştirmez. Rükuda az eğilir, belini başı ile düz tutmaz, dizlerini büker. Ellerini dizleri üstüne koyar, dizlerini kavramaz ve parmaklarını açmaz.

3-
Secdede kollarını, karnına yakın olarak yere serer. Karnını uyluklarına bitiştirir.

4-
Teşehhüdde, ayaklarını sağa çıkararak yere oturur. El parmakları birbirine yapışık olur.

5-
Dua ederken ellerini ileri uzatmaz, yüzüne karşı eğik tutar.

6-
Sabah namazını geç kılması müstehap değildir. Vakit girer girmez kılmaları iyi olur.

7-
Namazda yüksek sesle okumaz. Kurban bayramında farz namazlardan sonra teşrik tekbirini sessiz okur. (Redd-ül-muhtar, Tahtavi)

Sual: Halebi’de ve Redd-ül-muhtar’da, rükuya eğilirken ayakları birleştirmenin sünnet olduğu yazılıdır. Kadınlar da ayak birleştirir mi?
CEVAP
Hayır, kadınlar birleştirmez. Bu erkeklere mahsustur.

Sual: Namaz kılarken bazen saçım açılıyor. Bir müddet sonra kapatıyorum. Namazım bozuluyor mu?
CEVAP
Kadınlarda saç avrettir. Üç kere Sübhanallah diyecek kadar avret yeri açılırsa namazı bozulur. Açıldıktan sonra bir eli ile hemen kapatırsa, namazı bozulmaz. İki eli ile kapatırsa namazının bozulacağını bildiren kitaplar da vardır. Onun için bir el ile kapatmaya çalışmalıdır.

Kadınlar beklemez
Sual: Erkeklerin cuma namazından çıkmalarını beklemeden, kadınlar öğle namazını kılabilirler mi?
CEVAP
Evet, kılabilirler.

Sual:
Bir rükün miktarı saçımız açılırsa namaz bozulur mu? Rükün miktarı ne kadardır?
CEVAP
Namazın bozulmasında ve secde-i sehvlerde rükün miktarı önemlidir. Bunu iyi bilmek gerekir.

Namazın içindeki farzlara rükün denir. Hepsi beştir: Kıyam, kıraat, rüku, sücud ve son teşehhüdde oturmak.

Bu rükünlerin birinde, saçı açılan kadın, bir âyet okuyacak kadar zaman içinde saçını kapatamazsa, namazı bozulur. Yahut üç kere sübhanallah diyecek kadar avret yeri açılırsa namazı bozulur. Normal şekilde üç kere sübhanallah demek bir rükün için ölçüdür.

Kaç rekat kıldığını şaşırıp, namaz içinde düşünen kimse, sonraki rüknün veya vacibin üç kere sübhanallah diyecek kadar bir zaman gecikmesine sebep olursa, bu arada, âyet ve tesbih okusa bile, secde-i sehv yapması gerekir.

Sual: Kadın secde ederken başörtüsü alnına gelse mekruh olur mu?
CEVAP
Evet. Secdeye alnın çıplak olarak değmesi gerekir.

Sual: Sağlam kadınlar, gerek tarlada ve gerekse camide yabancı erkeklerin göreceği yerde oturarak namaz kılıyorlar. Kıyam, yani ayakta durmak farz değil mi? Yabancı erkek görecek diye oturarak namaz kılmak caiz midir?
CEVAP
Caiz değildir. Farzı ayakta kılmak farzdır. Ancak hasta olup ayağa kalkamayan oturup kılar. Erkek görecek diye oturarak kılmak caiz olmaz. (Redd-ül-muhtar, Hindiyye)

Sual: Kadın, çıplak ayakla namaz kılabilir mi?
CEVAP
Namaz etekliği uzun ise, ayaklar görülmüyorsa, bir mahzuru olmaz.

Sual: Namaz borçları olan kadın, yıllar içindeki hayzlı zamanlarını düşerek mi kaza hesabı yapar?
CEVAP
Evet.

Sual:
Namaz kılarken, kadının altınları görünse, caiz mi?
CEVAP
Görünmemesi iyi olur.

Sual:
Kadının namazını, evde kocasıyla veya mahrem erkek akrabasıyla cemaatle kılması, yalnız kılmasından evla mıdır?
CEVAP
Evet.

Sual:
Dizle ayak arasının ¼ ü açılan kadının namazı bozulur mu?
CEVAP
Evet.

Sual:
Kadının, namazda yüzünü tülbentle kapatması caiz mi?
CEVAP
Hayır.

Sual: İstavrozlu, yani haç şekli bulunan namaz eteğim vardır. Resimli etek gibi bununla namaz kılmak mekruh olur mu?
CEVAP
Evet mekruh olur.

Sual: Ruj ve ojede plasenta kullanıldığını, imalinde çalışan birkaç yetkili ağızdan işittim. Rujlu ve ojeli iken namaz kılmak uygun olur mu?
CEVAP
Oje plasentadan imal edilmese de, altına su geçmez. Ojeli iken alınan abdest de sahih olmaz.

Sual: Örtünün altından peruk görünürse namaz bozulur mu?
CEVAP
Bozulmaz.

Sual:
Maliki’yi taklit eden kadın, abdestte ve gusülde, örülü saçını çözmesi gerekir mi?
CEVAP
Maliki’de, kadının, abdestte örülü saçını açması gerekmez. Örgünün üstünden hepsini mesh eder.

Gusülde de saçların dibine, yani başındaki deriye su ulaşabiliyorsa, örgüyü çözmek yine gerekmez. Hanefi’de de böyledir. Yani kadınlar, örülü saçın diplerini ıslatınca, çözmeden örgünün üstünü ıslatmak yeterlidir. Saç dipleri ıslanmazsa, örgüyü açmak gerekir. Örülmemiş saçların her tarafını da yıkamak farzdır. Maliki’de guslederken saçları hilallemek de gerekir.

Sual: (Kadın, kürsüf kullanmazsa, namazı kabul olmaz) deniyor. Doğru mu?
CEVAP
Böyle bir şeyin aslı yoktur. Hiç kürsüf kullanılmasa da, yine de namazlar sahih olur. Kürsüf kullanılmazsa, iç çamaşırı kirlenebilir. Kirli çamaşır çıkarılıp temiz çamaşırla namaz kılınır. Kürsüf, yani bez veya pamuk, namazdan sonra konursa, çamaşır kirlenmiş olmaz. Maliki mezhebini taklit ederse, namazda bile akıntı gelse, abdesti de, namazı da bozmaz.

Sual: Hayzlı, nifaslı kadın, namaz kılabilir mi?
CEVAP
Kılamaz. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Hayzlı kadın namaz kılamaz.) [Buhari, Müslim]

(İstihazalı [özürlü], hayzı bitince yıkanır, namazını kılar, orucunu tutar.) [Darimi]

Sual: Komşumuz, Cilbabsız, yani çarşafsız namaz kılan kadının namazı kabul olmaz dedi. Böyle bir şey var mıdır?
CEVAP
Böyle bir şeyin aslı yoktur. Cilbab, erkeğin de, kadının da giydiği bir elbise, bir gömlektir. Çünkü hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Haramdan cilbab [gömlek] giyen erkeğin namazları kabul olmaz.) [Bezzar]

(Hayâ cilbabını
[örtüsünü] çıkarandan [aleyhinde] söz etmek gıybet olmaz.) [Beyheki]

Cilbab, baş örtüsünden daha geniş ve gömlekten kısa olan örtüdür. Bedeni örten her örtüye denir. (Ebüssüud tefsiri, Ruh-ul-beyan tefsiri)

Resulullah efendimizin hanımı Ümmi Seleme validemiz anlatır: (Resulullaha, kadın yalnız atkısı ve gömleği ile izarsız namaz kılabilir mi?) diye sordum. (Giydiği dır’ [uzun gömlek], ayaklarının üstü ile birlikte bütün vücudunu örterse, kılabilir) buyurdu.) [Ebu Davud]

Yine hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Kadın, ancak başını ve bütün vücudunu örten elbise ile namaz kılarsa, tesettüre uymuş olur ve namazı kabul olur.) [Ebu Davud, Tirmizi]

(Namazı, izar ve rida ile kılın!)
[İbni Adiy]

İzar,
belden altını örten; rida ise, belden yukarısını örten giysidir. İhramın da alt kısmına izar, üst kısmına rida denir. İzar, bir cins peştamal, rida ise bir cins gömlektir.

(Bahr-ür-râık)
da diyor ki:
(Erkek, hanımına şunları alması gerekir: Kisve, senede iki dır’, iki himâr ve iki milhafedir. Milhafe, kadının sokağa çıkarken giydiği elbisedir. [Buna ferâce, saya, manto da denir. Himâr, baş örtüsüdür.] Dır’ göğsü açılabilen uzun gömlektir. Kamîs, omuzu açılabilen uzun gömlek [entâri]dir.)

Nur suresinin 31. âyet-i kerimesinde, (Kadınlar, himarlarını [baş örtülerini] yakalarının üzerine örtsünler) buyuruluyor. Eğer kadınlar, çarşaf giyselerdi, himar yani baş örtüsünü yakanın üzerine örtmekten bahsedilmezdi.

Kadınlara vücut hatları [kaba avret yerlerinin şekli ve rengi] belli olmayacak herhangi bir elbise ile örtünmek farzdır. Dinimiz, kapanmayı emretti, ama belli bir örtü şekli bildirmedi. (Dürer-ül-mültekıte)

Bu vesikaların hepsi gösteriyor ki, kadınların çarşaf giymesi gerekmez. Ne Resulullah efendimizin hanımlarının, ne de Eshab-ı kiramın hanımlarının çarşaf giydiklerine dair bir vesika yoktur. Din kitaplarında da kadına nafaka olarak verilmesi gereken elbiseler bildirilmiş, hiç birisinde çarşaftan bahsedilmemiştir.

Çarşaf Türkiye’ye Tanzimat döneminde hacca gidenler tarafından, İranlılardan alınmak suretiyle getirilmiştir. Önceleri pek tutulmayan, hatta bid'at denilen çarşaf, 1870’te yaygınlaşmıştır. Daha sonra II. Abdülhamid han, 4 Ramazan 1309 (2 Nisan 1892) tarihli bir emirname ile çarşaf giyilmesini yasaklamıştır. (İslam Ansiklopedisi Diyanet Vakfı)

1913’de Balkan muhacirleri, Rumeli’nde Yahudi ve Ortodoks kadınlarının giydikleri siyah çarşaf ile gelmişlerdi. Zamanla bu İstanbul’a yayıldı. (Osmanlı Tarih Deyimleri Sözlüğü)

Sual: Kadın için Bayram ve Cuma namazı farz olan bir mezhep var mıdır?
CEVAP
Bayram namazı Şafii ve Maliki'de sünnet, Hanefi'de vaciptir.
Cuma namazının yalnız erkeklere farz olduğu çeşitli hadis-i şeriflerle bildirilmiştir. Bunlardan ikisi şöyle:
(Cuma namazı, köle, kadın, çocuk, hasta olan kimse hariç, her müslümana farzdır.) [Ebu Davud, Hakim]

(Namaz kıldırması için bir erkeğe emredip, sonra da Cuma namazına gelmeyen erkeklerin evlerini başlarına yıksam diye düşündüm.)
[Buhari]

Bayram namazının şartları da Cuma namazının şartları gibidir. Bu bakımdan Cuma namazına gitmeyen kadın, bayram namazına da gitmez.

Erkeklerin camide cemaatle namaz kılmalarının, evde kıldıkları namazdan 27 derece daha fazla sevap olduğu, kadınların ise, evde namaz kılmalarının, camide namaz kılmalarından daha çok sevap olduğu hadis-i şeriflerle bildirilmiştir.

Sual:
Kadın, erkeklere imam olabilir mi?
CEVAP
Bütün fıkıh kitaplarında imam olmak için bildirilen şartlardan biri, (Erkek olmaktır. Kadın, erkeklere imam olamaz) buyuruluyor. (Halebi) Dürer’deki bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Kadınların, [namazda imam olarak] öne geçirilmesi caiz değildir.) [Rezin]

Kadın, erkeklerle birlikte cemaatle namaz kılsa, kadının sağındaki, solundaki ve arkasındaki erkeğin namazı bozulur. (Redd-ül-muhtar)

Sual:
Neden kadınlar erkeklerin arasında namaz kılamıyor? Din kardeşi değil miyiz, omuz omuza kılsak ne mahzuru olur?
CEVAP
Öyle ya namazda kadına bir kötülük edecek erkek çıkmaz. Gerçekten niye kadın erkeklerin arasına girmiyor ki? Her kadın birimizin anasıdır veya bacısıdır veya hanımıdır veya kızıdır, halamız, teyzemiz de olabilir.

Evet annemizle de yan yana namaz kılamayız, onun değil, bizim namazımız bozulur. Bir başka hanım da, (O erkeklerin bana ne zararı dokunabilir) demişti. Evet erkeklerin ona da sana da bize de zararı dokunmaz. Ama kadınla erkek yan yana namaz kılınca erkeğin namazı bozulur. Niye bozulur? Namaz kılmayı bize emreden öyle emretmiştir de ondan, yani Allah öyle emrettiği için öyledir. İnsan teyze kızı ile evlenebiliyor da neden kız kardeşi ile evlenemiyor? Allah öyle emrettiği için, kız kardeşinizle evlenin deseydi evlenirdik. Bir kadın niye iki erkekle evlenemiyor, yine aynı cevap, öyle emrettiği için. Yani şu sebepten dolayı değil. Mesela erkeklere ipek giymek haramdır, niye haram? Cevap aynı, öyle emredildiği için.

Sual: Amerika’da kadın imamın, Kilise’de Cuma namazı kıldırmasının amacı nedir? Feminizm için mi, yoksa başka maksatlar da var mıdır?
CEVAP
Maksatsız değil elbette. Ama asıl maksadı nedir bilmiyoruz. Görünenler var. Hutbede ve demeçlerinde şu hususları vurguluyor:
(Kadın da erkeğin yaptığı işleri yapmalıdır. Mesela kadın, yaptığı zinadan dolayı cezalandırılamaz. Yaptığı zinaları gizleme ve zina yapma hakkına sahiptir. Bu, feminizmden çok, bir reform hareketidir, İslam’ın kuralları artık değişmelidir. Sultanahmet camiinde de Cuma namazı kıldırmak istiyorum.)

İranlı kadın bir profesör ile ilahiyatçı erkek bir profesör de, (İmamlık için kadın erkek fark etmez, kim daha liyakatli ise o imam olmalıdır) diyerek, Amerikalı kadının imamlığını onaylamışlardır. Bu arada daha başkalarından da çatlak sesler çıkmıştır. Bunların maksadı, ne feminizmdir, ne de dinde reformdur. Dinde reform adı altında dini içten yıkmaktır. Önce kadın Cuma namazına gitmeli dendi, sonra, âdetli ve lohusa iken namaz kılabilir, tesettür şart değildir denerek âdetli bazı kadınlara cenaze namazı kıldırıldı. Kadın kadına imamlık yapabilir dendi. Şimdi de kadın erkeklere imam olabilir dendi. Adım adım dinin emirleri yıkılmaya başlanıyor. Bunlar kıyamet alametlerindendir.

Böyle bir zamanda Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarına sarılmanın önemi daha da artmaktadır.

Sual: Büyük İslam İlmihali’nde (Kadının kadına imamlığı caizdir) denirken, siz niye mekruhtur diyorsunuz?
CEVAP
Hiç bir ilmihalde böyle demiyor. Bahsettiğiniz ilmihale de baktık. Orada, (Kadının kadına imamlığı kerahetle caizdir) deniyor. Kerahatle kelimesini niçin yazmadığınızı anlayamadık.

Yani kadının kadına imam olması mekruhtur.Mekruh denilince tahrimen mekruh anlaşılır. Tahrimen mekruh harama yakın mekruh demektir, namazın sevabını yok eder. Sadece namaz borcundan kurtulmuş olunur ise de sevap alınmaz.

Din yeni mi geldi? Dinimizin hükümleri bilinmiyor mu? Her gün dinin bir meselesini bozmaya çalışmanın âlemi nedir?

Sual: Kadınların cenazelere iştirak etmeleri, cenaze namazı kılmaları, cenaze taşımaları ve cenazeyi defnetmeleri farz mıdır?
CEVAP
Hayır kadınlara farz değildir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Kadınlar, cenazelere iştirak etmezler.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud]

Hayzlıya yasak olanlar
Sual:
Mezhepsiz biri, “Yaygın kanaate göre kadınlar hayzlı iken namaz kılamaz, oruç tutamaz, Mushaf’a el süremez, camiye giremez deniyorsa da, bunu yasaklayan ne bir hadis, ne de başka bir delil yoktur” diyor. Peki din kitaplarının hepsi yanlış mı yazıyor?
CEVAP
Hepsi doğru yazıyor. Hepsinin delili vardır. Mezhepsiz, hak olan dört mezhep demiyor, Ehl-i sünnet âlimleri demiyor, yaygın kanaate göre diyerek, Allah ve Resulünün emirlerine, Resulullahın vârisleri olan âlimlerin naklettiklerine yanlış bir kanaat diyor. Halbuki aksini söyleyen bir tek Ehl-i sünnet âlimi yoktur.

Hayzlı kadın şunları yapamaz:
1)
Namaz kılamaz. Bir hadis-i şerif meali:
(Hayzlı kadın namaz kılamaz.) [Ebu Davud]

Ümmü Büsse radıyallahü anha anlatır:
Hac esnasında Ümmü Seleme radıyallahü anhaya sordum:
- Ey müminlerin annesi, hayz sırasında kılınmayan namazların kazası gerekir mi?
- Hayır, kaza edilmez. Hanımlarından biri, nifas sebebiyle kırk gün namaz kılmadı, Resulullah nifas zamanı kılınmayan namazları kaza etmesini emretmedi. (Ebu Davud)
Nifas da hayz gibi olduğu için böyle bildirilmiştir.

2)
Kur’an okuyamaz. Bir hadis-i şerif meali:
(Hayzlı ve cünüp, Kur'an okuyamaz.) [Tirmizi]

3) Oruç tutamaz. Bir kadın Hazret-i Âişe validemize sordu:
- Niye hayzlı kadın orucunu kaza ediyor da, namazını kaza etmiyor?
Âişe validemiz buyurdu ki:
- Sen Haruriye [harici] misin?
- Haruriye değilim, fakat öğrenmek için soruyorum.
- Hayzımız Ramazana rastlardı da, oruç tutmayıp, kazası ile emrolunur; fakat hayzlı iken kılmadığımız namazları kaza etmekle emrolunmazdık. (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai)

Bir hadis-i şerif meali de şöyle:
Resulullah zamanında hayız veya nifas sebebiyle Ramazanda hanımlarından biri orucunu yerdi de, Resulullah ile birlikte Şaban ayına kadar kaza etmediği olurdu. (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai)

4)
Mushaf’a el süremez. Bir hadis-i şerif meali:
(Kur'ana ancak temiz olan dokunabilir.) [Nesai]

5)
Camiye giremez. Bir hadis-i şerif meali:
(Cünübe ve hayzlıya mescide girmek helal olmaz.)
[İbni Mace]

6)
Kâbe’yi tavaf edemez. Bir hadis-i şerif meali:
(Beytullahı tavaf etmek, namaz kılmak gibidir, yani abdestli olmak lazımdır.) [Tirmizi]

7)
Kocası ile cima edemez. (Bekara 222) Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Hayzın başladığını ve bittiğini kocasından saklayan kadın melundur.) [Cevhere]

Hayzlı iken kadına yaklaşmak haram olduğu için bunu saklayan kadın günaha girer.

Sual: Kadınların namazda ellerinin üstlerini ve ayaklarını örtmeleri gerekir mi?
CEVAP
S. Ebediyye
’de diyor ki:
Kadınların el ve yüzlerinden başka her yerleri, bilekleri, sarkan saçları ve ayaklarının altı, namaz için Hanefi’de avrettir. Ellerin üstü avret değildir diyen âlimler de çoktur. Bunlara göre, kadınların bileklerine kadar ellerinin üstü açık kılmaları caiz olur. Ama, kitapların hepsine uymuş olmak için, kadınların elleri örtecek kadar uzun kollu namazlık veya geniş baş örtüsü ile elleri örtülü olarak kılmaları, daha iyi olur. Kadınların ayakları namazda avret değildir diyen âlimler de varsa da, bu âlimler de, namazda örtmesi sünnet, açması mekruhtur dedi.
Sarkan saçlar da, ayak gibidir. (Kadıhan)

Kadının dua etmesi
Sual:
Kadın da erkek gibi dua ederken ellerini uzatır mı?
CEVAP
Hayır, kadın dua ederken ellerini ileri uzatmaz, yüzüne karşı eğik tutar. (S. Ebediyye)

Kadının sarkan saçı
Sual:
Kadının kulaklarından aşağı sarkan saçı namazda açılsa, namaz bozulmuş olur mu?
CEVAP
Kadınların kulaklarına kadar sarkan saçı avrettir. Kulaktan aşağı sarkan kısmı da, âlimlerin çoğuna göre yine avrettir. Açılırsa namaz bozulur. Bazı âlimlere göre, sarkan kısım namazda avret olmaz; fakat yabancı erkeklerin bu saçlara bakmaları caiz değildir. (Halebî-yi kebir)

Celsede otururken
Sual:
Kadın, namazda iki secde arasında nasıl oturur?
CEVAP
Teşehhütte yani namazdaki normal oturuşta oturduğu gibi oturur. (Redd-ül-muhtar)

Kadın ve Cuma namazı
Sual:
Bir kadın, cuma namazı kılarsa, sahih oluyormuş. Sahih olması, cuma namazının kadınlara da, farz olduğunu göstermez mi?
CEVAP
Göstermez. Kadınlara, cuma namazı kılmak farz değildir.

Kadına ve seferi olana, cuma namazı kılmak farz değildir. (Fetava-i Hindiyye)

Seferi olan, cuma namazı kılsa sahih olur. Bunun gibi seferde olana, Ramazan orucunu tutmak da farz değildir, ama tutarsa orucu eda etmiş olur. Beş vakit namazın hangisi olursa olsun, vakit girince kılmak farz değildir, vaktinin sonunda farz oluyor, ama vakit girince kılınırsa, farz eda edilmiş oluyor. Kurban kesmek de böyledir. Kurban bayramının üçüncü günü zengine kurban kesmek vacib oluyor, ama birinci günü kesilse vacib eda edilmiş oluyor. (Redd-ül muhtar)

Cuma namazı, seferi olana farz olmadığı hâlde, kılınca sahih olduğu gibi, kadın kılınca da, cuma namazı sahih oluyor. Bunun, kadına cumanın farz olmasıyla hiçbir ilgisi yoktur.

Cuma namazının farz olmasının iki çeşit şartı vardır: Vücub şartları ve eda şartları.

Vücub şartlarından biri veya birkaçı, bir kimsede olmasa, buna rağmen o kişi cumayı kılsa, namaz sahih olur. Kılmazsa günah olmaz, çünkü vücub şartı yoktur.

Bu şartlar olmasa da, cumayı kılan kimse, cumayı eda etmiş olur. (S. Ebediyye)
 
Sual: İslam harfleriyle yazılı, Kâbe veya cami resmi bulunan seccadede namaz kılmak caiz midir?
CEVAP
Üzerinde İslam harfleriyle yazılmış olan yazı, hattâ bir harf bulunan seccadeyi yere sermek tahrimen mekruhtur. Bunları, her ne için olursa olsun yere sermek, hakaret etmek olur. Hakaret etmek için sermekse küfür olur. Üzerinde Kâbe, cami resmi veya yazı bulunan seccadeleri namaz kılmak için yere sermek de caiz değildir. (Hadika c. 2, s. 633)

Kâbe, cami veya İslam yazısı bulunan seccadeyi yere sermek [ona hakaret olacağı için] caiz değildir. Fakat resim bulunan battaniye böyle değildir. İbni Hacer-i Mekki hazretleri, fetvasında, (Canlı resmini, hürmet edilen yerlerde kullanmak caiz değildir, hürmet edilmeyen şeyler üzerinde caizdir) buyuruyor. Battaniye yere serilince onun üzerinde bulunan resme hürmet edilmemiş, hakaret edilmiş olur. Resim, secde edilen yerde değilse, böyle resimli battaniye üzerinde namaz kılmakta mahzur olmaz. Canlı resimleri, göbekten yukarıda bulunursa, orada namaz kılmak mekruh olur. Canlı resmi, basılan, oturulan yerde ise mekruh olmaz. Namaz kılanın arkasında göbekten yukarıda olursa tenzihen mekruh olur. (Redd-ül-muhtar)

Şu halde canlı resmi bulunan şeyleri yere serince ona hakaret olduğu için, namaz mekruh olmuyor. Kâbe, cami resmi bulunan şeyleri yere sermek de ona hakaret olduğu için caiz olmuyor. (S. Ebediyye)

Sual: Minare resimli seccadede namaz kılmak mekruh mu?
CEVAP
Değildir.

Sual:
Aslan, geyik gibi canlı resmi bulunan battaniye, halı üzerinde namaz kılmak mekruh olur mu?
CEVAP
Resim, namaz kılanın ayağı altında, oturduğu yerde veya secde ettiği yerde olmazsa, böyle resimli battaniye, seccade üzerinde namaz kılmak mekruh olmaz. Resim, yerlerde bulunduğu için ona hakaret edilmiş olur. Fakat secde edilen yerde ise, yahut basılan ve oturulan yerde ise sanki insan vücudunda bulunmuş gibidir. Namaz mekruh olur. Onun için üzerinde resim bulunan elbise ile namaz kılmamalıdır! (Zevacir)

Sual:
Kâbe ve cami resimli seccadenin yere yayılmasının mekruh olduğuna inanmayan küfre girer mi?
CEVAP
Küfre girmez. Seccadeyi yere sermek mekruhtur. Hakaret için sermiyorlar ve de bilmiyorlar. Bilmedikleri için küfür olmaz, yani çok kimse bilmiyor.

Sual: Seccade eskiyince basılıp geçilen yerlere sermek uygun olur mu?
CEVAP
Uygun olmaz, hürmetsizlik olur.

Sual:
Seccadenin yerde serili kalması caiz mi?
CEVAP
Evet. Kirlenmemesi için kaldırmak iyi olur.

Sual:
Seccadenin secde edilen yerine basmak mekruh mu?
CEVAP
Mekruh değildir. Edebe muhaliftir.

Sual:
İşlemeli seccadede namaz kılmak caiz mi? Şimdi dikkati çeken süslü halılar var. Bunların üstünde namaz kılmak mekruh olur mu? Evimizin kıble duvarında çeşitli süs eşyaları var. Bunlara karşı namaz kılınır mı?
CEVAP
Zihni meşgul eden şeyler üzerinde mesela nakışlı seccadede namaz kılmak mekruhtur. Seccadeler sade olmalı veya ters çevirip kılmalıdır.

Şimdi bazı camilerde şekilli halılar huşuya mani olmaktadır. Düz halı sermelidir.

Caminin veya namaz kıldığımız evin kıble duvarında da âyet, hadis, dini levha bulunmamalıdır. Levhaları âyetleri caminin sağ ve sol duvarına asmalıdır.

Sual:
Tam İlmihal’de (Secde edilmeyen yerlerinde canlı resmi bulunan seccade üzerinde namaz kılmak mekruh değildir. Çünkü yere sermek hakarettir) deniyor. Buna göre, Kâbe veya Cami resmi olan seccadede namaz kılmak caiz olur mu?
CEVAP
Bir resmi yere sermek, ona hakaret olur. Kâbe ve Cami resmi olan seccadeyi yere sermek bunlara hakaret olduğu için, üzerlerinde namaz kılmak caiz olmaz.

Sual:
S. Ebediyye'de, (Zihni meşgul eden nakışlar bulunan seccadeleri kullanmak caiz değil) deniyor. Bugün camilerde çok süslü halılar var. Bu süslü halılarda namaz kılmak mekruh değil midir?
CEVAP
Halılardaki süsler, nakışlı seccadelerdeki gibi zihni meşgul ediyorsa, namaz mekruh olur. Aynaya karşı veya resmimiz görülen pencere camlarına karşı namaz kılmak da zihni meşgul ettiği için mekruh olur. Camlarda şeklimiz hiç görülmese veya hiç oraya bakmasak namaz mekruh olmaz. Ölçü insanı meşgul etmesidir. Peygamber efendimiz, üzerinde şekiller bulunan elbise ile namaz kıldı. Sonra bu şekillerin kendisini meşgul ettiğini gördü. Elbiseyi çıkarıp başkasına verdi. Bu bakımdan, yazılı veya resimli elbiselerle namaz kılmamalıdır.

Kanaviçe
Sual: Etamin üzerine işlenen kanaviçe, artı işaretine benziyor. Bu işareti haça benzetiyorlar. Böyle işlemeli seccadeler üzerinde namaz kılmak caiz midir?
CEVAP
Evet, caizdir.

Sual: Türbelerin ve evliya zatların kabirlerinin resimlerine de, hürmet etmek gerekir mi?
CEVAP
Evet, gerekir..

Resimli seccade
Sual:
S. Ebediyye'de, (Secde edilmeyen yerlerinde canlı resmi bulunan seccadede namaz kılmak mekruh değil) dendikten sonra, (Resim, namaz kılanın ayağı altında, oturduğu yerde, bedeninde olursa mekruh olur) deniyor. Bu ikisi arasındaki fark nedir?
CEVAP
Birinci cümlede, canlı resmi bulunan seccade yere serilince resme hakaret oluyor ve resimsiz yerine secde edince mekruh olmuyor. İkincisinde ise, resimli yaygıyı biz sermiyoruz. Resme değer vermek için yere serilmiştir. Yerdeki böyle resim, bedendeki resim gibi oluyor. Onun için mekruh oluyor. Elbisede resim olması, resme kıymet vermekten ileri geliyor.

Resimli gazete
Sual:
Üstünde resim olan gazeteyi yere seccade gibi sererek üzerinde namaz kılınabilir mi?
CEVAP
Resim, secde yerinde olmazsa, kılınabilir. Resimli bir yaygı yere serilince, üstündeki resme hürmet edilmemiş olur, yani basıldığı için hakaret edilmiş olur. Resim, secde edilen yerde değilse, böyle yaygı üzerinde namaz kılmak caiz olur. (Redd-ül-muhtar)

Kâbe resimli seccade
Sual:
Kâbe resmi olan seccade, bir bezle kaplanıp, Kâbe resmi görülmese, namaz kılmak yine caiz olmaz mı?
CEVAP

Kâbe resmi görülmüyorsa, o kısma basmamak şartıyla, namaz kılmak caizdir. Yani üstü örtülü olsa da, Kâbe resmi olan kısma basmamalıdır.
 
Sual: Rüku ve secdede ayakları birleştirmek sünnet midir?
CEVAP
Evet.Maalesef bugün bu sünnet unutulmuştur. Bunun gibi başa kaplama mesh yapmak da unutulmuştur. Sadece başın dörtte biri meshediliyor, yalnız farz yapılıyor, sünnet yapılmıyor.

Sual: Rükuda topuk kemiklerini birleştirmeye çalışırken çok zor oluyor. Rükuda ve secdede topukları birleştirmek yeterli midir, yoksa illâ topuk kemiklerini de birleştirmek şart mıdır?
CEVAP
Şart değildir. Sadece topukları birleştirmekle sünnet yerine gelir. Tam İlmihal’de diyor ki:
(Halebi-i kebir)de, üç yüz on beşinci sayfada ve (Dürr-ül-muhtar)da diyor ki, (Rükuda sünnetlerden birisi de, topuk kemiklerini birbirine bitiştirmektir) Bunun için, rükuya eğilirken, sol ayağın topuğu, sağ ayak yanına getirilir. Secdeden kıyama kalkarken açılır.

Son cümlede, (Bunun için, rükuya eğilirken, sol ayağın topuğu, sağ ayak yanına getirilir) deniyor.

Sadece topukları birleştirmek yeterlidir. Bunu İlmihalin müellifine yazılı olarak sormuştuk. (Topukları birleştirmek kâfidir) diye cevap gelmişti. Cennet Yolu İlmihali’nde namazın müstehabları sayılırken, (Rükuda ayakları bitiştirmek) ifadesi geçiyor.

Halebi, Dürr-ül-muhtar ve Redd-ül-muhtar’da (kâbeyni [iki kâ’bı] birleştirmek) ifadesindeki kâ’b kelimesi, ayakların iç tarafındaki çıkıntılı kemiktir. Buna topuk kemiği de denir. Topukların birleştirilmesi yeterlidir. Bu iki kemiği zorla birleştirmeye kalkmak gerekmez, iki topuk yan yana gelince sünnet yerini bulmuş olur. Bu olayı büyütmek yanlıştır. Namazda sakin olmak esastır. Topuk kemiklerini birleştirmeye çalışarak kendini zorlamak uygun olmaz. Birleştirene de, birleştirmeyene de bir şey dememek gerekir.

Kadınlar rükûda ayaklarını birleştirmez. Bu erkeklere mahsustur.

Ayaklar ne zaman açılır?
Sual:
S. Ebediyye’de, (Rükûa eğilirken, sol ayağın topuğu, sağ ayak yanına getirilir. Secdeden kıyama kalkarken ayaklar açılır) deniyor. Bazıları secdeden ayağa kalktıktan sonra açıyorlar. Kalkarken açılır ne demektir?
CEVAP
Kalkarken açılır demek, secdeden kalkacağı zaman açılır demektir. Ayaklar açılmış olarak kalkmış olur. Şayet bunu unutursa ayağa kalkınca açar.

Ayakları birleştirmek
Sual:
Erkeklerin rükûda ayaklarını birleştirmesinin sünnet olduğu, hangi kitaplarda geçiyor?
CEVAP
Hanefî’de sünnet olduğu, Halebî ve Redd-ül-muhtar gibi kıymetli kitaplardan alınarak S. Ebediyye’de bildiriliyor. Osmanlıca Meşhur Mızraklı İlmihal ve Enis-ül âbidîn kitaplarında da yazılıdır. Yine, öğrenciler için, zamanında Osmanlıca olarak yazılmış olan “Anadolu Yavrusunun Kitabı: Malumat-ı Diniyye” kitabında da, (Rükûda ayaklar birleştirilir) deniyor. Yani zamanla bunlar unutulduğu için de, Latin harfleriyle basılan kitaplara yazılmamıştır. Unutulan bu sünneti ihya etmek çok sevab olur.
 
Sual: Dua niyetiyle, "Sübhane Rabbike" âyetini değiştirerek, "Sübhane Rabbina" şeklinde okumakta mahzur var mıdır?
CEVAP
Birkaç kitapta (Dua ederken âyeti değiştirip Rabbike yerine Rabbina demek daha iyi olur) deniyor ise de muteber kitaplardaki hüküm şöyle:
Müfessirlerin baş tacı Beydavi hazretleri Hazret-i Ali’nin (Kıyamet günü bol bol sevaba kavuşmak isteyen, her toplantı sonunda, Sübhane Rabbike âyetini sonuna kadar okusun!) buyurduğunu bildirmektedir. Diğer tefsirlerde de mesela Mevakib tefsirinde de böyle yazmaktadır.
Birkaç hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Kıyamet günü bol sevap kazanmak isteyen kimse, bir toplantıdan kalkınca Sübhane Rabbike âyet-i kerimesini okusun!) [İbni Hibban]

(Bir kimse namaz sonunda, üç defa Sübhane Rabbike âyet-i kerimesini okursa, kâfi miktarda sevaba kavuşur.) [Taberani]

Ebu Said-i Hudri Radıyallahü anh, Resulullah efendimizin namazdan selam verince, üç defa (Sübhane Rabbike Rabbıl ızzeti...) okuduğunu bildiriyor. (Ebu Ya’la) (Hatib-i Bağdadi)

Yine Ebu Said-i Hudri hazretleri, (Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem, namazda, selam vereceği zaman, Sübhane Rabbike âyet-i kerimesini okurdu) buyurmaktadır. (İbni Ebi Şeybe)

Abdullah İbni Abbas radıyallahü anhüma, (Resulullah, namazda selam vermeden önce, Sübhane Rabbike âyet-i kerimesini okurdu) buyurmaktadır. (Taberani)

İlim ehli bilir ki, teşehhüdde âyet-i kerimeler dua niyetiyle okunur. Yukarıdaki hadis-i şerifler gösteriyor ki, dua niyetiyle de Peygamber efendimiz, âyet-i kerimeyi değiştirmeden okumuştur. O halde Sübhane Rabbikeyi, değiştirip (Sübhane Rabbina) şeklinde okumak, Kur'an-ı kerime el uzatmak ve sünnet-i seniyyeye müdahale etmek gibi çok çirkin bir hareket olur.

İslam âlimleri fıkıh kitaplarında dua olarak da (Sübhane Rabbike) şeklinde okunmasını bildirmişlerdir. (Dürr-ül-muhtar, Merakıl felah)

Abdülgani Nablusi hazretleri buyuruyor ki:
(Kur'an-ı kerimdeki duaları okurken değiştirmek, Kur'an-ı kerimi kasten değiştirmek olur.) [Hadika]

(Sübhane Rabbike)nin manası
(Sübhane rabbike) demek, (Bütün insanların üstünde, akılların ermediği kemalatın, üstünlüklerin sahibi olan senin gibi bir Peygamberi yaratan, yetiştiren Rabbin, her ayıptan münezzehtir) demektir. Halbuki, (Sübhane rabbina) demek, (Biz günahı çok, asi kulların yaratanı, yetiştireni her ayıptan münezzehtir) demektir. Allahü teâlâyı tenzih etmekte, sena etmekte günahkâr kulları araya sokmanın, ne kadar yersiz olduğu, ilmi ve aklı olan kimse için, pek meydandadır. O halde (Sübhane rabbike) makamı, (Sübhane rabbina) makamından, edep, fesahat ilimleri bakımından, kat kat daha yüksektir. Yani (Sübhane rabbike) demek, (Sübhane rabbina) demekten, tenzihe ve senaya daha ziyade uygundur. Âyet-i kerimede Allahü teâlâ, kendi kendini meth ve sena ediyor. İnsan, bundan daha iyi sena yapabilir mi? (Seadet-i Ebediyye)

Sual: Tam İlmihal'de, Sübhane Rabbike âyetini namazda ve namaz dışında okumanın çok sevap olduğu bildiriliyor. Bu âyeti namazda, selamdan önce, Salli barik ve Rabbena okuduktan sonra mı okuyacağız yoksa dua ederken mi? Başka nerelerde okunur?
CEVAP
Sübhane Rabbike âyeti bir çok yerde okunur. Birkaçını bildirelim:
1- Zammı sure olarak okunur.
2- Kur’an-ı kerim okunduktan sonra okunur.
3- Dine aykırı olmayan toplantıdan sonra okunur.
4- Namaz bitip dua ettikten sonra da okumak çok sevaptır. 11 kere İhlas-ı şerif, bir kere Kuleuzüler okunur ve 67 Estağfirullah denerek yetmişe tamamlanır. On kere (Sübhanallahi ve bi-hamdihi sübhanallahilazim) denir. Sübhane Rabbike âyeti de okunur. (S. Ebediyye)

Namazdan sonra, duayı Sübhane Rabbike âyetini okuyarak tamamlamalı. (Dürr-ül-muhtar, Dürer)
 
Sual: İmamlık yapıyorum. Cemaatten biri, (Hocam, Kâbe gibi mübarek bir yerde, yüksek sesle âmin dendiği, hatta bu hususta hadis de olduğu halde, niçin Türkiye’de sessiz âmin deniyor) dedi. Ben de Hanefi mezhebinde, yüksek sesle söylemek mekruhtur. Vehhabilerin farklı hareketleri bizlere ölçü olmaz) dedim. Âminin sesli olarak söyleneceğine dair hadis-i şerif var mıdır?
CEVAP
Mezhep ve Mezhepsizlik maddesinde, bizlerin hadislerden hüküm çıkaramayacağımızı vesikalarla bildirmiştik. Kütüb-i sittenin beşinde bulunan, (Ateşte ısınmış bir şeyi yiyip içmek abdesti bozar) hadis-i şerifini nakletmiş, ateşte ısınan şeylerin abdesti bozmayacağını bildirmiştik.

Ayrıca cemaatle namaz kılarken, imam arkasında cemaatin de Fatiha okuması gerektiği hadis-i şerifle bildirilmiştir. Fakat Hanefi mezhebinde, imam arkasında Fatiha okumak harama yakın mekruhtur.

Ebu Davud
’un bildirdiği hadis-i şerifte, imamın veleddâllin dedikten sonra, ön safta olanların işiteceği bir sesle âmin dediği bildirilmektedir. Fakat Hanefi mezhebinde, yüksek sesle âmin demek mekruhtur.

Dürr-ül-muhtar
daki (Fatihadan sonra, imam ve cemaat, sessiz olarak, âmin der. İmam Fatihayı bitirince, cemaatin ve imamın yüksek sesle âmin demesi mekruhtur. Hafif söylemelidir) hükmü, İbni Abidin c.1, s. 492, [tercümesi c. 2, s. 270], Halebi-yi kebir s. 309, Halebi-yi sagir s. 233, Hindiyye s. 258, Mizan-ı kübra s. 249, Mezahib-i erbea s. 250, Hidaye s.107, Dürer gurer s.127, Nimet-i İslam s. 300 [namazın 80. mekruhu], Ömer Nasuhi Bilmenin ilmihalinin 159. sayfasında da vardır.

Mevkufat
ta da, (İmam, veleddâllin dedikten sonra, hem imam, hem de cemaat âmini gizli olarak söyler. Hadis-i şerifte, (İmam şu üç şeyi gizli söyler: Euzü çekmek, Besmele okumak ve âmin demek) buyuruldu) denmektedir.

İmam-ı a'zam Ebu Hanife hazretlerinin, (Cemaatle namaz kılarken, imama uyanlar, Fatiha ve zammı sure okumaz) dediğini duyanlardan on kişi, Hazret-i imamın huzuruna gelip derler ki:
- İmamın okumasını kâfi görüp, cemaate Kur'an okutmadığını işittik. Halbuki, Fatihasız namaz olmaz. Elimizde bunu ispat eden kuvvetli deliller vardır. Hakkın ortaya çıkması için tartışmaya geldik.
Hazret-i imam der ki:
- Ben bir kişi, siz on kişisiniz, hepinizle aynı anda nasıl tartışayım?
- Nasıl tartışmak istiyorsunuz?

- İçinizden en bilgili, âlim olanı seçin, onunla konuşayım. O, kendi ile birlikte hepinizin adına konuşsun.
- Teklifiniz uygun...

- O beni yenerse, hepiniz beni yenmiş olacaksınız, ben onu yenersem, hepiniz yenilmiş olacaksınız. Kabul mü?
- Peki kabul ettik.

- Tartışmayı ben kazandım.
- Nasıl olur, daha başlamadık bile...

- Siz, seçtiğiniz âlimin hepinizin adına konuşmasını kabul etmediniz mi?
- Evet...

- Ben de, sizin kabul ettiğinizi kabul ediyor, aynı şeyi söylüyorum. Herkesin tâbi olduğu imam, kendi adına ve ona uyup, imam kabul edenler adına Kur'an-ı kerim okur, cemaat okumaz. Anlaşamadığımız bir nokta kaldı mı?
- Evet anlaştık.

Fatihasız namaz olmaz
İmam-ı Rabbani
hazretleri buyuruyor ki:
Namazda kıraat farzdır ve hadis-i şerifte (Fatihasız namaz olmaz) buyuruluyor. Neden Hanefilerin, hakiki kıraatı [cemaatin hepsinin okumasını] bırakıp, kıraat-i hükmiye [İmamın okuyup, cemaatin susmasına] karar vermelerinin sebebini tam anlayamadım.

İmam arkasında sükut etmeye dair açık bir delil bulamadım. Buna rağmen, mezhebime uyarak imam arkasında Fatiha okumadım. Çünkü, delili zayıf diye, mezhebimin hükmü ile amel etmemenin ilhad olduğunu biliyordum.

Nihayet Allahü teâlâ, mezhebe uymanın bereketi ile, Hanefi mezhebinde imama uyan cemaatin kıraati terk etmelerindeki hakikati izhar eyledi. İmam, sanki cemaatin dilinden okuyor. Bu şuna benzer:
Bir köy halkı, köyün ortak bir meselesi için, köylünün tamamı kaymakama gitmez. Birkaç kişilik bir heyet seçerler. Bu heyetin hep bir ağızdan meseleyi anlatmaları da doğru olmaz. İçlerinden birini, temsilci seçerler. Temsilci, istekler aynı olduğu için, hepsinin dili ile ihtiyaçlarını arz eder.

Kendilerine temsilci kabul ettikleri bu kimse, onların adına konuşur. Seçilen bu temsilcinin hepsinin adına ihtiyaçlarını arz etmesi şeklinde olan, cemaatin hükmi konuşması, onların hakiki konuşmalarından daha iyidir. İmam ile cemaatin hali de böyledir. (Mebde ve Mead f.30)

Sual:
Namazda imam arkasında Fatiha okunur mu?
CEVAP
Bu konudaki üç hadis-i şerif şöyle:
(Fatihasız namaz eksiktir.) [Tirmizi]

(Namazda imam okurken siz de okumayın, Fatihayı hafif okuyun!)
[Beyheki]

(Fatihasız namaz olmaz.)
[Buhari, Müslim]

Bu hadislere ve başka delillere dayanarak, Şafii âlimleri imam arkasında Fatiha okumanın farz olduğunu bildirmişlerdir.

Maliki’de ise, imam yavaş okurken müstehaptır. İmam açıktan okuyorsa, Fatiha okunmaz. Namazda Fatiha okumak Maliki’de farz, Hanefi’de ise, vaciptir.
Hadis-i şeriflere bakalım:
(İmamla namaz kılarken susun, imamın kıraati, cemaatin kıraatidir.) [Hatib]

(İmamın arkasında olmak hariç, Fâtiha okumadan bir rekat kılan, aslâ namaz kılmamıştır.) [Tirmizi]

(Ne o, Kur’anda rekabet mi, namazda biri benimle beraber okuyordu.)
[Tirmizi]

Hanefi âlimleri, bu hadislere ve başka delillere dayanarak, (İmam arkasında Fatiha okumak mekruhtur) demişlerdir.

İmam-ı Rabbani hazretleri
buyurdu ki:(Hadis-i şeriflerle amel etmek, bize caiz olmaz. Mezhebimizin hükmüne aykırı gibi görülen hadis-i şerifler, âlimlerin sözlerini reddetmek için delil ve senet olamaz. Bir Hanefinin, imam arkasında Fatiha okuması mezhepten çıkmaktır, ilhaddır.) [Müjdeci m. 312, Mebde ve Mead 31]

M. Hadimi hazretleri
buyuruyor ki:
(Dindeki dört delil, müctehidler içindir. Bizim için delil, mezhebimizin bildirdiği hükümdür. Çünkü bizler, âyet ve hadisten hüküm çıkaramayız. Mezhebin bir hükmü, âyete, hadise uymuyor gibi görünse de yanlış değildir. Çünkü âyet ve hadis ictihad isteyebilir, başka bir âyet veya hadisle değişmiş olabilir veya bilmediğimiz bir tevili vardır.) [Berika s. 94]
 
Sual: Kitaplarda, (Bir namazın vakti girince hemen edası farz olmaz, o vakit çıkarken o vakti kılacak kadar bir zaman kalınca edası farz olur) deniyor. Vakti girince edası farz olmuyor mu?
CEVAP
Evet, vakit girince edası hemen farz olmuyor, öyle olsa, on dakika, yarım saat, bir saat sonra kılmak haram olur. Elbette hemen kılınırsa iyi olur, ama edası ancak vaktin sonunda farz oluyor.

Bir insan vakit girdikten sonra, namaz kılmadan ölse, o vakti kılmadığı için sorumlu olmaz, çünkü o vakti kılacak kadar zaman kalınca edası farz olur. Ancak bir namazın vakti gelince, bu namazı edaya [kılmaya] başlandığı vakit, kılmak farz olur.
Kurban kesmek de zengine bayramın üçüncü günü vacib olur, daha önce vacib olmaz. Bir kimse bayramın ikinci günü ölse, kurban kesme borcu ile ölmüş olmaz. Eğer üçüncü günü, kurban kesmeden ölürse, borçlu olarak ölür. Birinci günü kesse, vacib yerine gelmiş olur. Ancak namazda olduğu gibi, kurban bayramı birinci veya ikinci veya üçüncü günü kurbanı kesmeye veya vekile kestirmeye başlandığı vakit, kesmek vacib olur.
Hac da böyledir. Hac günleri gelmeden Kâbe’ye gidince hac farz olmaz. Hac zamanı farz olur. Yolda ölürse hac sakıt olur, borçlu olarak ölmüş olmaz. Ama zengin olduğu birinci sene gitmeyip ikinci sene giderken yolda ölürse, o zaman hac borcu ile ölmüş olur. Haccı tehir ederek daha sonra giderse haccını eda etmiş olur.

Zekat da öyledir. Bir sene dolmadan farz olmaz. Fakat günü hatta senesi gelmeden bile, zekat vermekle farz yerine gelmiş olur. Birkaç yılın zekatı daha önce de verilse, ama o seneler hep zengin isefarz sevabı alınır.

Büluğa erince
Sual: Büluğa ermemiş bir çocuk, vakit girince o namazı kılsa, vaktin sonuna doğru büluğa erse, o namazı tekrar kılması farz olur mu?
CEVAP
Evet, büluğa erince, büluğa erdiği vakitteki namazı kılması farz olur. Önceki kıldığı nafile olur. Çünkü büluğa ermeyen çocuğa namaz farz değildir. Bunun gibi vaktin sonunda ayılan baygına, hayzı veya nifası biten kadına o namazı kılmak farz olur. Kılmamışsa, kaza etmesi farz olur. (Dürr-ül muhtar)

Bir çocuk, yatsı namazını kılar da, sonra ihtilam olur yani büluğa ererse, sabah namazına kadar yatsıyı tekrar kılması farz olur. İmam-ı Muhammed, bunu İmam-ı a'zam Ebu Hanife’ye sormuş, o da, (Evet, yatsıyı kılması farz olur) buyurmuştur. (Redd-ül muhtar)
 
Sual: Namazda nasıl elbise giyilir? Evde pijama ile namaz kılınır mı?
CEVAP
Namazı, iş elbisesi ile ve büyüklerin yanına çıkamayacak elbise ile ve pis kokulu elbise ve çorap ile kılmak mekruhtur. Başka elbisesi yoksa, mekruh olmaz. Parası varsa, alması gerekir.

Önemli kimselerin huzuruna çıkan kimsenin şık, temiz elbise giymesi gerekir. Allahü teâlânın huzuruna durulduğu zaman, buna daha çok dikkat etmeli, büyüklerin karşısına çıkılamayan elbise ile namaz kılmamalıdır! Kur’an-ı kerimde mealen, (Her namaz kılarken, süslü [temiz, sevilen, güzel] elbiselerinizi giyiniz) buyuruluyor. (Araf 31)

Bir hadis-i şerifte de buyuruluyor ki:
(Namaz kılarken en iyi elbisenizi giyinin. Allahü teâlâ, kendisi için ziynetlenmeye, süslenmeye en layık olandır.) [Beyheki]

Evinde temiz ve bol pijama ile veya gecelik ile namaz kılmak mekruh değildir. Ancak camiye pijama ile gelmemelidir! Samimi olmayan kimselerin yanında pijama ile oturmak da uygun değildir. Ayıplanacak ve geleneklerimize aykırı şeyler yapmamalıdır!

Sual: Resimli veya yazılı elbise ile, namaz kılmak sakıncalı mıdır?
CEVAP
Resim veya yazı, açıkta ise namaz mekruh olur. Örtülü ise, mekruh olmaz.

Sual: Yeni aldığım pantolonun paçaları çok uzundur. Paçalarını henüz kestirmedim. Sıvayıp namaz kılmak mekruh mudur?
CEVAP
Paçalar çok uzun ise ayağın üstüne kadar sıvamakta mahzur olmaz. Paçaları çok sıvayıp bacak görünürse mekruh olur.

Sual: Dar pantolonla gezmek ve namaz kılmak, erkeklere de caiz değil midir?
CEVAP
Dar pantolonla gezmek erkeklere de caiz değildir. Kaba avret yerlerine yapışık dar pantolonla namaz kılmak mekruhtur, böyle dar pantolon giymekle, başkalarına karşı dinin emrettiği tesettüre uyulmuş olmaz.

Sual:
Namaz kılmak için takım elbisenin pantolonu kırışmasın ya da yıpranmasın diye çıkarıp, rahat bir şey giyip namaz bitince değiştirmek uygun olur mu? Dünyanın parasını verip aldığım, takımlara, gözüm gibi bakmak için ütüsü falan bozulmasın diye çıkarmam uygun mu?
CEVAP
Elbette elbisenize gözünüz gibi bakacaksınız, ama namaza da canınız gibi bakmanız lazım. Kur’an-ı kerimde, namaza dururken en güzel elbisemizi giymemiz emrediliyor. Mühim mevkide bulunan veya önemli bir zatın huzuruna çıkan kimsenin şık, temiz elbise giymesi gerekir. Allahü teâlânın huzuruna çıkıldığı zaman buna daha çok dikkat etmelidir! (Her namaz kılarken, süslü, temiz, sevilen elbiselerinizi giyiniz!) mealindeki âyet-i kerime ile (Güzel koku gamı, güzel, temiz elbise kederi azaltır) mealindeki hadis-i şerife uymaya çalışmalı, eski bile olsa temiz elbise giymelidir! Bol pijama ile namaz kılmak caizdir, mekruh değildir.

Sual:
Laboratuar önlüğü ile namaz kılınır mı? İş elbisesi sayılır mı?
CEVAP
İş elbisesi demek, yağlı kirli, elbise demektir. Laboratuar gömleği temiz ise, düzgün ise onunla kılmakta hiç mahzur olmaz. Hatta iyi olur.

Sual:
Pantolonla namaz kılanın kaba avret yerine bakmak caiz mi?
CEVAP
Haramdır.

Sual:
Namazda ceketin düğmesinin kapalı olması lazım mı?
CEVAP
Lazım değildir. Kapalı olması edeptir, iyi olur.

Sual:
Gömleğin kollarını iliklemeden namaza durmanın mahzuru var mıdır?
CEVAP
Mahzuru yoktur.

Timsah resmi
Sual:
Üstünde küçük timsah amblemi olan kıyafetle namaz kılmakta mahzur var mıdır?
CEVAP
Canlı resmi, küçük olup yere koyunca, ayakta duran kimse, uzuvlarını ayırt edemezse, namaz mekruh olmaz. (S. Ebediyye)

Şâfiî'de resimli elbise
Sual: Şâfiî mezhebinde, canlı resmi bulunan elbiseyle namaz kılmak caiz midir? Duvardaki resim de namazı mekruh eder mi?
CEVAP
Hanefî mezhebindeki gibi, Şâfiî mezhebinde de, canlı resmi bulunan elbiseyle namaz kılmak mekruhtur.

Canlı resmi, namaz kıldığı odanın neresinde bulunursa bulunsun, kalbi meşgul etmiyorsa, Şâfiî’de namazı mekruh yapmaz. (İslam Ahlakı)
 
Sual: Namazda düşünmek zararlı mıdır?
CEVAP
Namazdaki düşünce namazı bozmaz. Fakat elden geldiği kadar düşünmemeye gayret etmelidir! Namazda manasını bilenin, okuduğunu düşünmesi iyi olur. Kendini Rabbimizin huzurunda düşünmek ve o huzurda nasıl olunması gerekiyorsa öyle bulunmak çok iyidir. Kendinin son namazı olduğunu, son amelinin bu olduğunu, yahut kendini Sırat üzerinde düşünüp kendini toparlamak, efendisinden kaçmış, yakalanıp tekrar efendisinin huzuruna götürülmüş köle gibi bilmek, yahut her an nimetleri içinde bulunduğu, her an kendisine muhtaç olduğu Rabbinin huzurunda nasıl durulursa öyle durmak, namazda kalbi toparlamaya yardım eder.

Dünyaya önem vermemek, işlerini mesele ve düşünce vesilesi yapmamak, geldiği gibi gider, ne olduysa öyle olur gibi dünya hakkında hoşgörülü olup namazda hep Rabbi ile olmaya çalışmalıdır.

Namaza başlayıp eller kulaklara kaldırılınca, sanki Allahü teâlâdan gayrisini arkaya atmış cezasından korkarak, affını umarak Mevlanın huzuruna durulmuş olunur. Sahibinin huzurunda kendini efendisinden kaçmış gibi korku içinde, cezalandıracak mı yoksa af mı edecek diye düşünen suçlu bir kul vaziyetinde ellerin bağlandığına işaret vardır.

Fatiha okununca, Allahü teâlânın görünen ve görünmeyen nimetlerine hamd etmek, rahmetine çok muhtaç olduğunu düşünüp, rahmet istemek, ibadeti yalnız Onun için yapmak, yalnız Ondan yardım istemek, salihlerin yolunda olmayı dilemek ve sapıklıktan Ona sığınmak istemek vardır.
Zammı sure okuyunca, sanki, "Duanı kabul etmesi için Rabbine tazim eyle" deniyor.

Rükuya eğilince, Allahü teâlânın azametine, kulun aşağılığına işaret vardır. Sanki "Başını kaldır, Allahü teâlâ sana ihsan eyledi, dua ve tesbihlerini kabul eyledi, o halde doğrul" deniyor.

"Semiallahü limen hamideh..." denince, Onun ihsanı ile kabul edilmenin müjdesi akabinde hamd etmek, affettiği için hemen secdeye kapanmak, Rabbimiz için alçalıp, yalnız Onu tenzih etmeye işaret vardır. (T.Necat)

Sual: Namazda huşuyu yakalamak için nelere dikkat etmeli?
CEVAP
Namazda huşuyu yakalamak için şunlara dikkat etmelidir:
Huzuru kalb: Okuduğunu düşünmek.
Tefehhüm: Okuduğunu anlamak.
Tazim: Saygı.
Heybet: Saygı ile korkmak.
Reca: Ümit.
Haya: Utanma.

Şimdi bunları açıklayalım:
Huzuru kalb: Meşgul olduğunu, okuduğunu düşünmek, dünya işlerinden kalbi ayırmak, tamamen meşgul olduğu işe, okuduğu Kur'ana kalbini bağlamaktır. Gönül başka düşüncelerden ayrılır, yaptığı işten gaflet etmez ve yalnız onu düşünürse, o zaman huzuru kalb hasıl olur.

Tefehhüm: Okuduğunu düşünüp anlamaktır. Çok kere kalb, söz ile hazır olur, fakat manasını düşünmez. Büyük zatların namaz esnasında anladığı öyle latif manalar olur ki, başka zaman hatırlarına bile gelmez, işte böyle kılınan namaz, her çeşit kötülükten alıkoyar. [Namaz kılarken okuduğunu anlamak lazım değildir. Ancak manasını biliyorsa, anlamaya çalışmalı. Yahut manasını bildiği sure ve âyetleri okumak daha uygun olur.]

Tazim: Bir âmir, mahiyetindekine bir şey emreder, o da, kalbi huzur içinde emredileni anlayıp yapsa da saygı duymayabilir. Onun için saygı tefehhümden sonra gelir. Yani Allahü teâlânın emrini saygı duyarak yapmak gerekir.

Heybet: Bu da tazimden sonra meydana gelen bir korkudur. Bu korku, yılandan, çıyandan korkmaktan farklıdır. Bu Allahü teâlânın sevgisini kaybetmekten meydana gelen bir korkudur.

Reca: Sevap beklemek demektir. Allahü teâlânın nimetlerini, rahmetinin bolluğunu, namaz kılanlara Cenneti söz verdiğini ve verdiği sözde durduğunu bilmektir. İnsan padişaha saygı gösterip korksa da bir mükafat beklemez. Halbuki Allah’ın azabından korktuğu halde, kıldığı namazdan sevap umar.

Haya: Kusurunu bilip, Allah’tan utanarak, namazı kusursuz kılmaya çalışmak gerekir. Namazda Allahü teâlâya karşı saygılı olabilmek için, Onun azamet ve celalini bilmesi, kendisini de, hakir, zelil ve Allahü teâlânın emrine boyun eğen adi bir kul olduğunu düşünmesi gerekir. Onun azametini bilmeyen veya inanmayan kimse Ona gerekli saygıyı gösteremez. Allah’a imanı daha parlak, daha kuvvetli olanın huşuu da kuvvetli olur. Hazret-i Âişe validemiz, (Resulullah bizimle konuşur, gülerdi. Ama namaz vakti gelince adeta bizi tanımazdı) buyurmuştur.

Namaz kılarken eğer kalbin namazda değilse, boş durmuyor; mutlaka dünyalık bir şey düşünüyordur. İnsan sevdiği şeyi çok düşünür. Bunun için Allah'tan başkasını seven kimse, namazda sevdiklerini düşünür, Allah’ı hatırlaması zor olur, namazda bile gaflet içinde olur.

Allahü teâlâ ne kadar iyi bilinirse, haşyet ve heybeti de o nispette artar. Hak teâlâ, Musa aleyhisselama, (Ya Musa! Beni andığın zaman vücudun titresin, huşu ve itminan içinde bulun. Dilin beni anarken kalbin başka yerde olmasın, aciz bir kulun efendisinin huzurunda durduğu gibi dur) diye vahy etmiştir.

Demek ki namaz kılarken gafletten uzak durmaya çalışmalıdır. Büyük zatlardan bazıları o derece huzur içinde namaz kılardı ki, safta dururken sağ ve solundakilerin kim olduğunu bilmezdi. [Hazret-i Ali’nin ayağına ok batınca, namazda çıkartılması hadisesi meşhurdur.]

Eshab-ı kiram, (İnsanlar kıyamette dünyadaki namazlarında gösterdikleri huzur, sükun ve namazdan aldıkları lezzet ölçüsünde haşrolurlar) buyururlardı. (İhya)

Sual: Namazda iken aklım çok dağınık, toparlayamıyorum. Günlük düşünceler olsun, değişik şeyler geliyor. Vesveselerden kurtulmak, kafamı toparlamam için ne yapmalıyım?
CEVAP
Bu hemen herkeste olur. Kiminde az kiminde çok olur. Namaz başlarken la havle’yi okuyunuz. İnsanın ihlası arttıkça düşüncesi de azalır diyor âlimler. Yemek yerken, ibadetleri yapmaya kuvvet bulmak için diye de niyet etmeli. Uyurken de aynı şekilde niyet etmeli.

Sual: Namazda dünya düşüncesinin hatıra gelmesi namazı bozar mı?
CEVAP
Namazı bozmaz. Namaza başlarken, Allahü teâlâyı görür gibi, edeple namaza başlamalı ki, namaz hakiki namaz olsun. Eğer beden namazda, kalb başka yerde olursa, o namaz sahih olsa da, makbul olmaz. Bunun için, “La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil’azim” dedikten sonra namaza başlamak faydalıdır. (Ey Oğul İlmihâli)

Sual: Namaz kılarken yapacağı işleri düşünenin namazı sahih mi?
CEVAP
Evet. Bu düşünce, ihlas noksanlığındandır.
 
Sual: Unutarak selam verince namaz bozulmaz mı?
CEVAP
Namaz kılarken unutarak selam veren kimse, selamdan sonra hatırlayınca, kalkıp namazına devam eder, namaz sonunda secde-i sehv yapar. Piyasada bulunması kolay olduğu için Halebiyi sagir tercümesinin 352. sayfasında aynen şöyle deniyor:
(Bir kimse, öğle namazını tamamladım zannı ile, iki rekatta selam verip, sonra iki rekat kılmış olduğunu hatırlarsa, namazını tamamlar ve sehv secdesini yapar. Çünkü bu durumda selam sehven verilmiş olmaktadır.)

Merakıl-felah
haşiyesinin tercümesi olan Nimet-i İslam kitabının (Secde-i sehv) bahsinde de şöyle denilmektedir:
(Dört veya üç rekatlı farz kılan kimse, namazı tamamladı zannı ile selam verip de, namaza münafi [namazı bozacak] bir şey yapmayan, hemen kalkıp namazın noksanını tamamlar ve yanıldığı için secde-i sehv yapar.)

Hiçbir fıkıh kitabında unutarak selam verince namaz bozulur diye yazmaz. Konuşmak, yiyip içmek gibi namaza mani bir hâl olmadıkça namaz bozulmuş olmaz.

Sual: Dört rekatlık bir farzı kılarken, ilk tehıyyatı son tehıyyat sanarak selam verdim. Sonra yanıldığımı hatırlayıp, hemen ayağa kalkıp namaza devam ettim. Sonunda secde-i sehv yaptım. Namaz sahih oldu mu?
CEVAP
Evet.

Eğer Allahümme entesselamü… dedikten sonra hatırlarsa namaz bozulmuş olur.
 
Sual: Namaz kılanın önünden geçmek mekruh mu, haram mı?
CEVAP
Namaz kılanın önünden geçmek mekruhtur. Mekruh kelimesi yalnız kullanılınca ekseriya tahrimen mekruh anlaşılır. Yani günah olur. Haram biraz daha fazla günahtır. Kırda ve büyük veya küçük camilerin her yerinde, namaz kılanın önünden, yakın olsun, uzak olsun kadın veya erkek veya köpek geçerse, namazı hiç bozulmaz. Kırda ve büyük camide ayaklar ile secde yeri arasından, küçük mescitte ve odada ise, ayakları ile kıble duvarı arasından geçen, günaha girer. Kıble duvarı ile arka duvarı arası yirmi metreden az olan mescide, küçük denir. Sed, sedir gibi yüksek şeyler üzerinde kılanın, önünden, aşağıdan geçen, başı namaz kılanın ayaklarından yukarı olursa günaha girer. Mescid-i haram içinde namaz kılanların önünden geçmek günah değildir. (S. Ebediyye)

Sual: Namaz kılanın önünden hangi uzaklıkta geçilebilir?
CEVAP
Arazide ve büyük camilerde, secde edilen yer hariç her uzaklıkta geçilir.

Sual:
Namaz kılanın önünden, ne kadar yakınken geçilmez? Mesela ovada namaz kılanın 1 km önünden geçemez miyiz?
CEVAP
Ovada uzaktan geçilir, fakat secde yerinden geçilmez.

Sual:
Namaz kılarken önümüzden kimse geçmesin diye önümüze yastık koysak olur mu?
CEVAP
50 cm kadar bir şey koymalı, mesela sandalye koymak iyi olur. Sonra önden birisi geçmekle namaza zarar vermez, geçene günah olur. Ama herkesin gelip geçtiği yere durulursa durana da günah olur. Çocuk geçerse çocuğa günah olmaz.

Sual:
Evde veya küçük mescitte namaz kılan bir kimse önüne sandalye, ceket vb. bir sütre koysa önünden geçmek caiz olur mu?
CEVAP
Sütre olarak sandalye koyarsa olur. Yani geçmek caiz olur. Sütrenin dik olarak boyu yarım metreden aşağı olmamalıdır. Hiçbir şey bulunmazsa, o zaman uzunluğuna bir çizgi de çizilebilir veya ceket de uzunluğuna konur.

Namaz kılanın önünden geçerken
Sual:
Namaz kılanın önünden geçmek zorunda kalınca, arkamızı namaz kılana dönerek yan yan geçilse günah olur mu?
CEVAP
Günah olmaz.
 
bunu çok merak ediyordum bilmeden bi iki kez secdede olan kişilerin önünden geçmiştim :s
 
Gözümün Nuru Namaz

Huzurdadırlar.
Alınlarında secde izleri,
Rükûda kıyamdadırlar.
Tekbir, salât ve selamlarda…
Huzurda oldukça huzurdadırlar.
Huzur ve emniyettedir çevreleri.
Çünkü taş toprak secde yeridir.
Zikirdir namaz, duadır…
Şükürdür, teslimiyettir, tevazudur…
‘Sana geldik’ demektir.
Her ne ki bize lazım, hepsi namazdadır.
Dünya ve ahiretten tüm nasibimiz ondadır.


Hollandalı siyahi bir genç vardı. Çehresi temiz, yüzü nurlu, bakışı aydın, alnı pırıl pırıl. Huzur ve itimat telkin eden simasını belli belirsiz bir hüzün, kalın dudaklarını hafif bir tebessüm süslüyordu. İç alemindeki berraklık dışına aksetmiş gibiydi. Muhabbetle bağrınıza basıp kucaklamak hissine kapılıyordunuz.
Bu gencin tam yanında oturan bir adam da en az onun kadar dikkat çekiciydi. Elli, elli beş yaşlarında, hafif kambur bu adam da yanındaki gençle aynı ten rengini taşıyordu.Fakat büyük bir fark vardı. Sanki gecelerin karanlığı bu adamın yüzüne çökmüştü. Sağa sola dönen gözleri korku filmlerindeki karanlık tipler kadar ürkütücüydü. Yüzünün her yerine sinmiş kasvet, bakanın yüreğini sıktıyor, daraltıyordu.
Ak alınlı aydın bakışlı bu gençle daha sonra babası olduğunu öğrendiğimiz diğer adamın farkı neydi? Niye biri muhabbet saçarken diğeri kasvet dağıtıyordu? Çok geçmeden mesele anlaşılmıştı. Genç iman etmiş, müslüman olmuş, bir de tasavvufa gönül vermişti. Secde izleri bir nur olarak alnında parlıyor, kalbinden yansıyan imanın aydınlığı, Allah’ın boyasıyla boyanmış esmer çehresini nur topu haline getiriyordu.
Babası ise henüz kabuğunu kıramamış, hidayet ufuklarına doğru bir iki adım atmışsa da gerisini getirememişti. Bir sosyologdu. Düşünen bir beyindi, ama henüz aşamadığı noktalar vardı. Konuşmaya kapalıydı. Tek açık bir noktası vardı o da hâl ve gönül dili idi.
Yüzdeki secde nişanı
Bu nasıl olabilir? İmanla küfür, secde ile secdesizlik nasıl olur da bu kadar dışa akseder? Her halde söz konusu aydınlıkla karanlığın “misal alemi”ne yansıyan, bir de fotoğrafı olsa gerektir.
Allah Tealâ müminleri tarif ederken bu inceliğe dikkat çekerek şöyle buyuruyor: “Yüzlerinde secde izinden nişanları vardır.” (Fetih, 29). Onları her yerde tanırsınız. Özellikle teheccüd namazına devam edenlerin yüzleri her zaman ay gibi parlar. Onların pırıl pırıl yüzlerini gördükçe içinizden ister istemez bir muhabbet, bir mehabet ve bir hürmet hissedersiniz. Hatta kılık kıyafetinden hiç belli etmediği halde yolda, otobüste karşılaştığınız bu insanlara “hocam” diye hitap edersiniz. “Yüzlerinde nimetin parıltısını tanırsın.” (Mutaffifîn, 24)
Şuurlu ve olabildiğince gafletsiz namaz kılan mümin, her yerde farklıdır. Ahirette “Bir takım yüzlerin ağardığı gün” (Âl-i İmran, 106) ışıl ışıl parlayan abdest uzuvları ve secde emareleriyle öndekilerden daha öndedir. Belki de herkese parmak ısırtırcasına “Çekilin Hz. Muhammed s.a.v.’in ümmeti geliyor” dedirtecek saffetiyle melekleri dahi imrendirecektir.
Namaz günahları siler
Kılınan her namaz temizliktir, aydınlıktır. Kalpte yanan ışıktır. Karanlığı yakıp yok eden bir nurdur. Yaprakları döken güz rüzgârı gibi günahları döken bir mübarek esintidir.
Sahabilerden biri iki büklüm vaziyette Allah Rasulü s.a.v.’in huzuruna gelmişti. İşlediği günahın utancıyla sanki eriyip bitmişti. “Ya Rasulallah, mahvoldum. Gözüm bir kadına ilişti” veya “ona dokundum” diyordu.
Onun bu kırık gönlü sanki Arş’ı titretmiş ve Cebrail Aleyhisselam’ı şu ayetle imdadına yetiştirmişti: “Gündüzün iki tarafında (sabah, öğle ve ikindi) gecenin de yakın saatlerinde (akşam ve yatsı) namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri (günahları) giderir.” (Hûd, 114)
Hadis-i şerifte açıklandığı üzere beş vakit namaz arada işlenen günahları, Cuma namazları da kendi aralarındaki günahları temizler. Tıpkı bir nehirde günde beş defa yıkanmış gibi manevi temizlik verir. Biz de Rabbimizin rahmetinden büyük günahlarımızı da küçük günahlarımızın arasına katıp affetmesini diler ve umarız.
Namaz ve Elest Bezmi
İnsan denen varlığın asıl vatanı melekler topluluğunun da vatanı olan Melekût Alemi’dir. Ruhumuz burada (Elest Bezmi’nde) Allah Tealâ’nın cemalini seyretmiş ve O’nun tecellileriyle mest olup kendinden geçmiştir. Bu aleme inip ete kemiğe büründüğünde nefsle beraber olmuş, zehirli yemlerle beslenen kuşcağız gibi, dünyanın mahmurluğuyla hakiki sevgiliyi unutmuştur. Daha doğrusu unutmamış fakat bu sevginin üzeri başka sevgilerle küllenmiştir.
Her insanın bilinçaltında Cenab-ı Hakk’ın hakiki sevgisi gizlidir. Bu muhabbet unutulacak bir muhabbet değildir. İnsanın mayasına işlemiştir. Ancak bu hakikati bilinç üstüne çıkaracak bir tesir lazımdır. En güçlü tesir ise evliyanın nazarıdır. O nazarlar ruhun bulanıklığını gidererek aslî saflığına yaklaştırır. Böylece ruhun aşkla boyalı asıl karakteri zuhur eder. Cenab-ı Zü’l-Cemal Hazretleri bir kimsenin hidayetini dilerse, başka bir kısım tesirler de ruhta gizli olan aşkı meydana çıkarır.
Amerika’da yaşayan, belki de bir kere bile alnı secdeye değmemiş bir hanım vardı. Havaalanında anne babasını hacca uğurluyordu. Bembeyaz ihramları içinde hacı adayları, mahşer meydanının provasını yaparcasına tekbir ve telbiye getiriyorlardı. Bu manzara ömrünün çoğunu Amerika’da geçirmiş olan hanımın ruhunda fırtınalar estirmeye yetmiş ve onu günlerce ağlatmıştı. Belli ki bilinçaltı faaliyete geçmiş ve Elest Bezmi’yle farkında olmaksızın bağlantı kurmuştu.
İşte namaz, ruhu uyanışa geçirip en çabuk biçimde Allah sevgisine ulaştıran tesirlerden biri ve belki birincisidir. Vuslat yolcusunun bineği, yakınlaşma yolunun azığıdır. Gaflet bulutlarını darmadağın eden en etkili rüzgârdır. Çünkü namaz tam bir zikirdir. Diğer ibadetlerdeki zikir, namaza nisbetle geri planda kalır. Onun her rüknü, her kelimesi Allah Tealâ’yı hatırlatır. “Beni hatırlamak (zikir) için namaz kıl.” (Tâhâ, 14) ayet-i kerimesi buna işaret eder.
Namaz kılan bir insan hayat macerası içinde her varlıktan Allah’a ait bir mesaj alır. Asıl vazifenin, dünyaya geliş gayesinin Allah’a kulluk etmek olduğunun idrakiyle yaşar. Yoğun işlerinin arasından namazı çıkarmaz. Namazdan yoğun işlerini çıkarır. Yani “Allahu Ekber” dediği zaman “En büyük sensin Allahım, senden gayri her şey küçüktür” manasının idrakiyle dünya işlerini namazdan arka plâna iter.
Namaz Arz’dan Arş’a yükseliştir
Ruh ve kalp gibi sır, hafâ, ahfâ lâtifelerimiz de öteki alemdendir. Rabbini ve asıl vatanını arayan ruh, dertli dertli inleyen bir ney gibi vatan hasretiyle yanıp tütmektedir. Altın kafese konsa da bülbül gül bahçesinin hasretiyle binlerce nağme okur. Kafesin kapısı bir açılıverse pır diye uçup gitmek için can atar. Hz. Mevlâna k.s. o yüzden sevgiliye kavuşma anına “şeb-i arûs” yani düğün gecesi demiştir.
Ruh ve diğer lâtifeleri en çabuk şekilde geldiği aleme yükselten ibadet Allah’ın zikridir. O yüzden ayet ve hadislerde zikir kadar teşvik edilen her halde başka bir şey yoktur. Zikrin belirli bir zamanı yoktur. “Onlar ayakta, otururken, yan üzeri yatarken (her vakit) Allah’ı zikrederler” (Âl-i İmran, 191) buyrularak bu hakikat ifade edilmektedir. Ayrıca zikir, cihattan oruca kadar bütün ibadetlerin ruhu ve canı kıymetindedir.
Allah’ı zikretmekle lâtifeler vücuttan ayrılıp asıl makamına doğru yükselmeye başlarlar. Işıktan daha hızlı hareket eden lâtifeler, Arş-ı Alâ’nın üzerindeki makamlarına yaklaştıkça muhabbet aşka dönüşerek şiddetlenir. Müminin her bir zerresi aşk ile dolar. Yolculuk ilerledikçe gaflet bulutları dağılır. Hatta öyle bir noktaya gelir ki, istese de Allah’tan gafil olamaz. Yakıp külünü savursanız her bir zerresi Allah der. Tevhidin hakikati açılır. Ömründe ilk defa tevhitten, namazdan hâl, zevk ve marifet itibariyle bir şeyler anlamaya başlar. Bundan önceki ibadetleri için tevbe ve istiğfar eder. Bu halini dünyanın hiçbir nimetine değişmez.
İşte bu yükselmenin en mükemmeli namazdadır. Çünkü namaz müminin miracıdır. Lâtifeler Arş’a doğru yükseldikçe insan namazdan ve sair ibadetlerden büyük zevk alır. Haramlardan ve kötülüklerden nefret eder. Ahlâkı değişir ve güzelleşir. Bayağı işleri yapmaktan sıkılır. Bir ayet-i kerimede şöyle buyrulmaktadır: “Muhakkak namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar.” (Ankebut, 45)
Hz. Rasulullah s.a.v. namaz vakti girdiğinde hane halkını bile tanıyamaz hale gelirdi. Bilal-i Habeşî’ye: “Ey Bilal bizi ferahlat.” buyurur, Hz. Bilal ezanı okuduğunda Allah Rasulü s.a.v. namazla miraç ederdi. Yani mübarek ruhları o alemle münasebete geçer, ilâhi huzurla şereflenirdi. O belki dünyadaki bütün canlıların bütün zevklerinin toplamından daha fazla namazdan zevk alırdı. Namaz için “gözümün nuru” ifadesini kullanır, içinde yaşadığı nura, mübarek ruhlarını saran manalara doyamadığı için farz namazlarla yetinmez, nafilelerle Rabbine iltica ederdi. Bu aleme dönmek istediklerinde ise, Hz. Aişe r.anha validemizle sohbet eder ve “Ey gül yüzlü, benimle konuş..” buyururdu.
Zikir ve namaz ile miraç eden müminlerin kalplerindeki nur kolaylıkla kaybolmaz. O yüzden sekerat anında imanlarını şeytana kaptırmadan ruhlarını teslim etmeleri umulur. Diğerleri imansız gider diyemeyiz. Fakat bir müminin hayatında namaz, kalbinde zikir ne kadar az olursa, o kadar fazla risk taşır. Cenab-ı Erhamü’r-Rahimîn bizleri de o salih zümrenin arasına katsın.
Namaz dinin direğidir
Kâinatta en yüksek hakikat imandır. İmandan sonra da namaz gelir. Cenab-ı Hak Kur’an’da yüzden fazla yerde namazı emretmiştir. Hz. Rasulullah s.a.v. Efendimiz İslâm’ın beş şartını sayarken kelime-i şehadetten yani imandan sonra namazı zikretmiştir. Şayet daha önemli bir ibadet olsaydı Allah Tealâ Hazretleri ondan bahseder, meleklerini de o ibadetle sorumlu kılardı. Oysa Hz. Peygamber s.a.v.’in haber verdiği üzere yaratıldıkları günden beri Allah’ın azameti karşısında kimi rükûda, kimi secdede ve kimi de kıyamda ibadet eden melekler vardır.
Yine bir hadis-i şerifte beyan edildiği üzere, kıyamet günü kul ilk olarak namazdan hesaba çekilecektir. Eğer düzgün hesap verirse diğer işleri düzene girecek, yok eğer aksi zuhur ederse diğer amellerdeki hesabı da ağırlaşacaktır. Namazla ilgili hesap düzgün olursa, Cenab-ı Hakk’ın diğer ameller hakkında lütuf ve keremiyle muamele etmesi umulur. En iyisini O bilir.
Bir vakit namazı terk etmek büyük günahlardandır. Namazı hafife almak veya inkâr etmek ise dinden çıkarır. Namaz kılmayan bir insanın şayet müslümanlıkla bir bağı kalmışsa, o da her an kopma tehlikesiyle yüz yüzedir. O yüzden hadis-i şerifte: “Namaz dinin direğidir. Onu terk eden (bir kimse) muhakkak dinini yıkmış olur.” buyrulmaktadır.
Allah’a ve ahiret gününe yakînen iman eden bir mümin tek bir vakit namazını dünyalara değişmez. Bir namaz karşılığında dünyanın bütün serveti ve krallığı verilse hakiki bir mümin böyle bir teklife başını çevirmeye bile tenezzül etmez.
Allah Tealâ Hazretleri şöyle buyuruyor: “Öyleleri vardır ki, ne ticaret, ne de alışveriş onları Allah’ı zikretmekten, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoymaz; onlar, kalplerin ve gözlerin kıvranacağı günden korkarlar.” (Nur, 37)
Devrin mana sultanının bir sohbette buyurduğu gibi, denizin ortasında gemi batsa, bir mümin tahta parçalarına tutunarak hayatta kalma mücadelesi verseydi, yine o vaktin namazından mesul olacaktı. Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanan kâmil bir mümin, böyle durumlarda bile, “namazım, namazım” diyecek, ima ile mi kılsam, işaretle mi kılsam diye sancısını çekecekti.
Sahabe-i Kiram Hazretleri -Allah onlardan razı olsun- cephede çarpışırken bile namazı ve cemaati terk etmemişlerdi. Müşrikler onların gafil bir anını bekliyor, namaza durmaları için sabırsızlanıyorlardı. Halbuki onların en gafletsiz anı namazla başlıyordu. Bir grup sahabi düşmanla çarpışırken diğer grup Allah Rasulü’nün ardında saf tutup namaz kılıyor, sonra geri çekilip düşmanla çarpışıyor, bu esnada Hz. Peygamber s.a.v. onları oturarak bekliyordu. Sonra ateş hattında bulunan diğer grup geliyordu.
Farz, nafile ve kazalar
Hiç şüphesiz nafile ibadetlerin kıymeti pek büyüktür. Mesela zikir manevi kalbi çalıştırmaya vesile olmaktadır. Manevî ilerleme, Allah’ın emirlerine uymaya vesile olma, ibadetleri gafletsiz yapma ve imanı takviye noktasında son derece önem arz eder. Nafile namaz, nafile oruç gibi ibadetler de kalbi nurlandırır ve sevap kazandırır. Fakat bunlar farzları gözeterek, sünnet ve adaba uygun olarak yapılırsa güzel olur. Aksi halde zarar verir.
İmam Rabbani Hazretleri farzların bin senelik sünnetten, sünnetlerin de bin senelik nafileden daha önemli ve faydalı olduğunu belirtmektedir. Bir farzın kaçmasına, mesela bir vakit namazın kaçmasına sebep olan şey, nafile hac bile olsa hiçbir işe yaramaz. Cahil sofilerin cemaatle namazı terk edip kırk gün çile, riyazet vs. ile uğraştıklarını belirten İmam Rabbanî Hazretleri, bir farz namazı cemaatle kılmanın binlerce günlük çile ve riyazetten daha hayırlı olduğunu belirtir. Farz namazın içindeki sünnetlerin de asla kavuşturmaları itibariyle farzlardan sayılacağını ilave eder.
Geçmişte gafletle namazı kazaya bırakan veya namaza geç başlayanlar bütün borçlarını hesap edip kaza etmeli, kazaya bıraktıkları için de tevbe ve istiğfarda bulunmalıdırlar. Kılınmayan namazları kaza etmek de farzdır. Hanefî mezhebinden olanlar sünneti terk etmemeliler. Kaza borçlarını ayrıca eda etmelidirler.
Tamamı kulluk olan hayatımızın temeli namazdır. Namaz olmazsa diğer amellerimizin de boşa çıkmasından korkarız. Çünkü önce namazdan sorulacak. Öyleyse günde beş kez bizi salaha, felaha çağıran davete icabet edelim. Ki ebedi saadete götüren yolumuz kapanmasın, hep açık kalsın.
 
Meleklerin seyrettiği namaz:Sabah namazı

Sabah-Namaz%C4%B1-250x153.jpg


Meleklerin seyrettiği bir namaz kılmak ister misiniz? O halde sabah namazını kaçırmayın. Düşünün, tekbir alıyorsunuz, melekler şahit, rûkua gidiyorsunuz melekler şahit, secde anındasınız yine melekler şahit.
Sabah namazını ne sıklıkla kılarsınız? Hiç kaçırmamaya mı dikkat edersiniz yoksa arada bir kılmaya mı çalışırsınız? Şayet gönlü ötelere açık kullardansanız harika, yok eğer dikkatli değilseniz sabah namazını kılma hususunda, gelin, nimetten faydalanma adına, beraberce Yüce kitabımıza kulak verelim:“Güneşin batıya kaymasından, gecenin karanlığına kadar, belli vakitlerde namaz kıl, özellikle de sabah namazını. Çünkü sabah namazında gece ve gündüz melekleri hazır bulunur (şahit olurlar).(İsra Sûresi, 78)
Acaba Rabbimiz sabah namazına neden bu kadar önem veriyor? Çünkü, kalbin ulvî olan her güzelliğe açık olduğu en huzurlu vakittir bu vakit. Çünkü, başlanacak olan yoğun ve yeni bir güne hazırlanmanın en doğru ve bereketli olduğu vakittir bu vakit. Çünkü tefekkür için en uygun vakittir bu vakit. Farkına varabilenler için, cennet soluklarının, kalbin derinliklerine kadar nefeslendiği vakittir bu vakit.
İnsan bazen taltif görmek ister ya hani. Yaptıklarının, sevdikleri tarafından görülmesini ister. İşte Yüce Allah (cc), kullarına çok büyük bir taltif yapıyor ve o nurdan meleklerini, ibadetimize şahit tutuyor. Düşünün, tekbir alıyorsunuz, melekler şahit, rûkua gidiyorsunuz melekler şahit, secde anındasınız yine melekler şahit. Zikrediyorsunuz Rabbinizi, salatü selamlar gönderiyorsunuz Peygamberinize ve yine melekler yanınızda hazır ve şahit.
Gelin dostlar! Sabah namazlarını eğer kılıyorsanız, bu ayeti hatırlayarak, seher vakitlerini daha bir bilinçli idrak edelim. Eğer ki, ihmal ediyorsanız, bugünden tezi yok, beynimizi ve kalbimizi ‘Sabah Namazı Vakti’ne ayarlayalım. Sahi insan ömründe kaç kere sabah namazı kılar ki? Bu bilinmez belki; ama bilinen tek gerçek var ki, o vakitte Allah, meleklerini namaz kılan kulunun yanında hazır tutuyor. Haydi kalkın kaçırılmaması gerekli olan sabah namazına ve hissedin o nurdan varlıkları, sağınızda yada solunuzdadır belki kim bilir, dikkatli davranın o halde…

SALİH YUSUFOĞLU
 
Namazlara Ait Niyetler

Namazlarda niyet de şarttır. Şöyle ki: Niyet aslen bir azimden ve kesin bir iradeden ibarettir. Kalbin bir şeye karar vermesi ve bir işin ne için yapıldığını düşünmeksizin bilmesi demektir.

Namazla ilgili niyet, Yüce Allah'ın rızası için ihlasla namazı kılmayı istemek ve hangi namazın kılınacağını bilmektir. Yapılan işlerin önemleri ve sevapları niyetlere göredir. İnsanın niyeti halis (sırf Allah rızası için) olmalıdır. İnsan yapacağı bir ibadeti şuurlu bir halde yapmalıdır. Yapacağı işle, Allah rızası gibi, yüksek bir gaye gözetmeli ve gaflet içinde bulunmamalıdır.

Niyet kalbe aittir. Bununla beraber kalp ile niyet yapıldıktan sonra dil ile de söylenmesi daha iyidir. Bir insan başlayacağı bir namaza, kalp ile niyet edip de dili ile bir şey söylemese, o namazı caiz olur. Fakat kalp ile niyet etmekle beraber "şu vaktin farzını veya sünnetini kılmaya niyet ettim" demesi, daha iyidir. Bu şekilde, hem kalp, hem de dil ile niyet edilmesi, sahih olan görüşe göre müstehabdır. Kalben niyet olmaksızın dil ile yapılan niyet sahih değildir.

Farz namazlarla bayram ve vitir namazlarından bunları yerine getirirken hangi vakitler olduğunu belirlemek gerekir: "Bugünkü sabah namazına" veya "Bugünkü cuma namazına, bugünkü vitir namazına, bugünkü bayram namazına" diye niyet edilir. Yalnız farz namaza niyet etmek yeterli değildir. Böyle bir niyetle farz namazları tayin edilmiş olmaz. Fakat hangi namaz olduğu belirlenmeksizin vakit içinde: "Bu vaktin farzını kılmaya" diye niyet edilmesi kafi gelir. Rekatların sayısını anmaya gerek yoktur. Yalnız cuma namazı böyle değildir; onu vaktin farzı niyeti ile kılmak olmaz; çünkü asıl vakit öğlenindir, cumanın değildir.

Nafile namazlara gelince: Bunlarda sadece namaza niyet etmek kafidir. Fakat şu vaktin ilk sünnetine veya son sünnetine niyet ettim, diye de kılınırlar. Bu namazların müekked veya gayri müekked olduklarını belirlemeye de gerek yoktur. Ancak teravih namazı için: "Teravih namazını veya vaktin sünnetini kılmaya niyet ettim" demelidir, ihtiyat olan budur.

Cemaate yetişip de, imamın farzı mı, yoksa teravihi mi kıldığını bilmeyen kimse, farza niyet ederek imama uyar. Eğer imam farzı kılıyordu ise, uyanın da farzı sahih olur. Eğer imam teravih namazını kılıyordu ise, ona uyan o kimsenin namazı nafile yerine geçer. Yatsı namazından önce teravih kılınamayacağı için, teravih yerine geçmez.

Niyetin Tekbir alma zamanına yakın olması daha faziletlidir. Daha önce de niyet edilebilir; yeter ki, niyet ile tekbir arasında namaza aykırı bir hal bulunmuş olmasın.
Örnek: Bir kimse abdest alırken herhangi bir namazı kılmaya niyet etse, sonra namaza aykırı düşen yiyip içmek ve konuşmak gibi bir işte bulunmadan namaz yerine varıp namaza başlasa sahih olur. Bu arada hatırına o niyet gelmese dahi yine namazı sahih olur. Fakat tekbirden sonra yapılacak bir niyet ile namaz sahih olmaz. Tercih edilen görüş budur. Diğer bir görüşe göre, tekbir aldıktan sonra, Sübhaneke ve Eüzü'den önce yapılacak niyetle de namaz caiz olur. (İmam Şafiî'ye göre, niyetin tekbire yakın yapılması şarttır.)

Farz namaz yerine getirilirken kazayı niyet etmek, kaza namazı kılınırken farza niyet etmek suretiyle namaz caiz olur. Örnek: Bir kimse öğle namazının vakti çıkmamıştır inancı ile öğlenin farzını yerine getirmeye niyet etse ve namazı tamamladıktan sonra öğle vaktinin çıkmış bulunduğunu anlasa, farza niyet ederek kılmış olduğu namaz kaza yerine geçer.

Bir kimse öğle gibi vakit içinde hem öğle, hem de ikindi namazına niyet etse, bu niyet vakti girmiş olan namaz için geçerli olur. Vakti girmemiş olan namaz buna engel olmaz.

Bir kimse, bir vaktin farzına niyet ederek namaza başlayıp da sonra nafile kılıyormuş gibi bir zanla namazı tamamlasa, bu namazı o farzdan sayılır. Çünkü namazın sonuna kadar niyetin hatırlanması şart değildir.

Bir kimse nafileye niyet ederek tekbir aldıktan sonra farza niyet ederek tekrar tekbir alsa, farz namaza başlamış olur. Aksi de böyledir.
Yine bir kimse öğle namazının farzına niyet ederek bir rekat kıldıktan sonra, ikindi namazının farzına veya bir nafile namaza niyet ederek tekrar tekbir alsa, öğle namazını bozmuş olur ve ikinci niyete göre namaza başlamış sayılır.

Cemaat halinde imama uyulduğu zaman da niyet edilmesi lâzımdır. "Bugünkü öğle namazının farzını kılmaya niyet ettim; uydum bu imama" denir. Bu şekilde bir niyet yapılmazsa, imama uymak sahih olmaz.

Bir kimse namaza tek başına başlamışken imama uymaya niyet ederek diliyle tekrar tekbir alsa önceki namazını bozmuş ve imama uymuş olur.

İmama uyan kimsenin kılacağı namazı belirtmeksizin yalnız: "İmama uydum" veya "iktida ettim" diye niyet etmesi, üstün tutulan görüşe göre yeterli değildir. "İmamla beraber namaz kılmaya niyet ettim" denilmesi de böyledir.

Bir kimse imama uymaya niyet edip namaza başladığı halde imam henüz namaza başlamamış bulunsa bu uyuş, sahih olmamış olur. Hatta "Allah" veya "Ekber" kelimesini imam daha bitirmeden kendisi bitirse yine imama uymuş olmaz. Fakat ikinci kere olarak tekbir alsa bununla imama uymuş olur.

Cemaatin imama uymaya niyeti, imam "Allahu Ekber" deyip namaza başlamasından sonra olmalıdır ki, bir namaz kılana uyulmuş olsun ve imamdan önce tekbir alınmış olmak ihtimali kalmasın. Bu, İmam Ebû Yusuf ile İmam Muhammed'in görüşüdür. İmam Azam'a göre, cemaatin tekbirleri imamın tekbirine yakın olmalıdır; çünkü bunda ibadete acele etme fazileti vardır. O halde niyetin önce olması gerekir. Bununla beraber imam, daha Fatiha suresini bitirmeden tekbir alıp imama uyan kimse, iftitah (başlangıç) tekbirinin sevabına kavuşmuş olur.

Kendisine uyulan imamın kim olduğunu bilmek gerekmez. Hasan olduğu sanılan imamın, Bekir olduğu anlaşılsa, yapılan imama uyma niyetine bir engel teşkil etmez. Ancak Hasan'a uydum diye tayinde bulunarak niyet edildiği halde, imamın başkası olduğu anlaşılsa, iktida (imama uyma) sahih olmamış olur; çünkü bu kayda bağlanmış bir niyettir.

İmam olan şahsın, imamete niyet etmesi gerekmez. Ancak kadınların da kendisine uymalarının sahih olabilmesi için imamete niyet etmesi gerekir. Bunun için bir imam: "Ene imamun limen tebianî = Ben bana uyanlara imamım" diye niyet etse, kendisine kadınlar da uyabilirler. İmamet bahsine bakılsın.

 
Namaz Ve Sağlığımız

Müslüman, beş vakit namazı, Allah Teala emrettiği için kılar. Cenabı Hakkın her emrinde bir çok hikmetler vardır. Namaz kılarken yapılması emredilen her hareketin, hem bedene hem de ruha sağladığı faydalar vardır. Namazın sağlığımız üzerindeki faydalarından bazıları şunlardır:

1. Namazda yapılan hareketler hafif olduğundan kalbi yormaz. Ve Günün değişik saatlerinde kılın...
dığı için insanı devamlı zinde ve dinç tutar.

2. Namaz sebebiyle başını günde seksen defa yere koyan bir kimsenin beynine ritmik olarak kan fazla ulaşır. Bu yüzden beyin hücreleri yeterince beslendiğinden, Namaz kılanlarda hafıza ve şahsiyet bozukluklarına daha az rastlanır. Bu insanlar daha sağlıklı bir ömür geçirirler. Bu gün tıpta "demans senil" denilen bunama hastalığına uğramazlar.

3. Namaz kılanların gözleri, muntazam olarak eğilip doğrulmaktan dolayı, daha kuvvetli kan deveranına malik olur. Bu sebeple göz içi tansiyonunda artma olmaz ve gözün ön kısmındaki sıvını devamlı değişmesi temin edilmiş olur. Gözü "Katarakt" veya "Karasu" hastalığından korur.

4. Namaz kılmaktaki izometrik hareketler, midedeki gıdaların karışmasına, safranın kolay akmasına ve dolayısıyla safra kesesinde birikinti yapmamasına, pankreastaki enzimlerin kolay boşalmasına yardımcı olacağı gibi, kabızlığın giderilmesinde de rolü büyüktür. Böbreğin ve idrar yollarının iyice çalkalanmasından, böbrekte taş oluşumunun önlenmesinde ve mesanenin boşalmasına da yardımcı olur.

5. Beş vakitte kılınan namazdaki ritmik hareketler, günlük hayatta çalıştırılamayan adale ve eklemleri çalıştırarak artoz ve kireçlenme gibi eklem hastalıklarını ve adale tutulmalarını önler.

6. Vücut sağlığı için temizlik muhakkak lazımdır. Abdest ve gusül, hem maddi hem de manevi bir temizliktir. İşte namaz temizliğin ta kendisidir. Zira hem bedeni hem de ruhi temizlik olmadan namaz olmaz. Abdest ve gusül, bedeni temizliği sağlar. Namaz ibadeti insanı ruhen ve bedenen temizlemiş dinlendirmiş olur.

7. Koruyucu hekimlikte belirli zamanlarda yapılan beden hareketleri çok mühimdir. Namaz vakitleri, kan dolaşımını tazelemek ve teneffüsü canlandırmak için en uygun vakitlerdir.

8. Uykuyu tanzim eden en önemli unsur namazdır. Hata vücutta biriken statik elektriklenme, secde yapmakla topraklama yapmış olur yani statik elektrik boşalır. Böylece vücut tekrar zindeliğe kavuşur.

Gelin namaz kılalım, kalbden pası silelim,
Allaha yaklaşılmaz, namaz kılınmadıkça!

Nerde namaz kılınır, günahlar hep dökülür,
İnsan, kâmil olamaz, namazı kılmadıkça!

Kur’an-ı kerimde Hak, namazı çok medh etdi,
dedi sevmem kişiyi, namazı kılmadıkça!

Bir hadis-i şerifte: İmanın alameti,
insanda belli olmaz, namazın kılmadıkça!

Bir namazı kılmamak, ekber-i kebâirdir,
tevbe ile afv olmaz, kazâsın kılmadıkça.

Namazı hafif gören, imandan çıkar hemen,
olamaz o, müslüman namazın kılmadıkça!

Namaz kalbi temizler, kötülükten men’eder,
münevver olamazsın, namazın kılmadıkça!

(Hasan Yavaş-Namaz Kitabı)
 
Şeytanın namazı engelleme metodları ( MUTLAKA OKU .!!)

Şeytanın namazı engelleme metodları :

1: Kul namaz kilmak isteyince, ona vesvese veririm. Henüz vakit var, mesgulsün, isini bitir, sonra kilarsin, derim
2: Namazini geciktiremezsem, insan seytanlarindan birini yollarim ve namazini geciktiririm
3: Onu da yapamazsam, o kula namazda musallat olurum. – Saga bak, sola bak, – derim, bakinca da yüzünü oksar, alnindan öperim. Sonra da „namazin bozuldu” diye vesvese verir namazdan cikaririm
4: Saga sola baktiramazsam, yalniz basina namaz kildiginda yanina giderim. Cabuk kilmasini emrederim. Horozun yem yedigi gibi cabukca kildiririm
5: Bunu da yaptiramazsam, cemaâtle namaz kilarken, basina bir gem takarimm vebasini imamdan önce secde ve rükûya götürürüm ve namazini bozarim. Allah ise böylelerini kiyâmette esek basli olarak hasreder, diyor
6: Bunu da yaptiramazsam, namazda parmaklarini cikirdatmasini emrederim. Böylece beni tesbih eder
7: Miskinlere, zavallilara giderim, namazi birakmalarini emrederim. -Namaz size göre degil, siz rizkiniza bakin, isinizde calisin derim
8: Hastalara giderim, hastaya zorluk yoktur, iyi olunca kilarsin derim. Hattâ, hastayi isyân ettirir, küfre bile sokarim..

RABBİM NAMAZI DOĞRU KILANLARDAN EYLESİN BİZLERİ İNŞALLAH
 
Geri