Bırakın gelmişi geleceği bile özlüyor insan.Nasıl,ne şekilde gerçekleşecek kimler olacak,kimler olmayacak.Kimisi gidecek mi, yoksa kalacak mı deyip deyip anıların belki de hiç olmayan anıların belirsiz zamanlarında kendini boş bir düş'ün pençesinde kıvranırken buluyor.
Geçmişle yaşamaya başlamak ama tabi bazı anılarla, bunları düşlere eş zamanlı tanımlamak akıl karı bir şey değil.Unut dediğimiz çok şeyin altını geçmişte çizmişiz sanırım.Hani gelecekte yeniden gözden geçirelim diye.Gözden geçirdiğimiz zaman bir kelime dahi atlansa yeniden başa dönmek, bunun neresi yanlıştı hatırlamaya çalışmak belki de hiç olmayacak bir sihrin gerçekleşmesini umutla beklemek gibi.Acı çekmek de cabası.Hatırla.. hatırla.. o kahrolası geçmişi demek uzun zaman önce alınan yeninginin neyidir kimbilir? Eş zamanlı geçmişle büyüyoruz işte.Belki unutmak belki de umutlanmak için.
Acaba kimler hatırlıyor kötü anılarını.Silmek istediğimiz zaman siliniyor kesinlikle, hem de öyle bir siliniyor ki..Belirsiz zamanlarda öyle bir acı hissediyorum ki.İçimin paramparça olduğuna bile şahit oluyorum.Yazmayı çözüm olarak görenlerdenim belki de hani, geçişe baktığımda sildiğim ve bir ucunu bulamadığım kelimeleri bulabilmek için.. Kimine göre yazmak çözüm olmuyor malesef kimisi anı anında yaşıyor.Onlar malesef ki benim bu hissettiklerimin binde birini hissedemiyorlar, hissetmelerini de istemem.