Günlük Litürji Tonlamaları

🕒 Konu sahibi 1 saat önce aktifti
"Şehvetle içine aldığın insanları bir gün gelip kusmaya başladığında anlayacaksın.
Onlar dökülürken senden dışarıya,senin olanlarıda alıp gidecekler.
O gün sen içinde koskocaman hiçlikle kalacaksın.
Tuzsuz,yavan,eksik,sikik.."


 
"Işığa,yalnızca güneş ışığı düşük olduğunda ihtiyacın olur.
Ve güneşi, yalnızca kar yağmaya başladığında özlersin..
O'nu sevdiğini,yalnızca gitmesine izin verdiğinde anlarsın.."

 
"Dayanılmaz bir hal aldı artık yaşamak, ölmek mi kolay, yaşamak mı derken ölmek daha kolay kaldı. Dünya bir bilinmeze gidiyor diye değil, artık göre göre hep birlikte ateşe yürüyoruz.

Her birimiz kendi kıyametini yaşıyor içinde, her birimiz kutsal metinlerde geçen o son anın ismi değişik değişik olsa da, o sırat köprüsünün üstünden kendimizce geçiyoruz, geçmeye çalışıyoruz. Ne kazanılan zaferlerin bir tadı var, ne de acılarımız o kadar asil...

Bazen düşünmüyor değilim:
Bilmek mi iyi?
Yoksa hiç bilmemek mi?
Peki ya bildiklerimiz ne kadar gerçek? Bildiğimizi zannettiğimiz şeyler ne katıyor yaşama?
Bilmeden yaşamak daha kolay olmaz mıydı?


Çıplak görmeye başlıyorsun bir süre sonra baktığın her şeyi, kalplerdeki lekeye kadar görüyorsun ve hatta kendilerine itiraf edemediklerini bile biliyorsun,görüyorsun.
iyi bir şey mi bu? Hayır! Hiçte güzel bir şey değil, yalnızlaştırıyor insanı, ıssızlaştırıyor ve sonunda inzivada bir yabani, sürgün içinde sürgün yapıyor…"



Esmeralda
 
Gözden ırak, gönülden de ırak olur mu efendimiz ?
- Hayır olric. Yüreğinde bir yer açıp oraya oturttuğun her
kimse, seninle birlikte gider her yere.​
 
”Yirmi dokuz çeşit ölüm buldum, bir de sen düşün
Artık yağmur altında mı olur
Nasılsa gözyaşları yosun tutmaz
Bellek denen o **Spam/Adversiting**,
Ardından koşturur da kimseyle yatmaz
Bir gün gidenler de unutulur.”


Ahmet Erhan

 
o zaman sık sık düşünüyor ve içimden ;
beni kuru bir ağaç kovuğunda yaşamaya zorlasalardı da gökyüzüne bakmaktan başka bir işim olmasaydı,yavaş yavaş buna da alışır giderdim,diyordum.
albert camus

 
Bir insandan nefret etmek ve onun tarafından önemsenmeyi bu kadar istemek
aynı anda nasıl mümkün olabiliyordu?
Bu iki istek de aynı bedende kendilerine nasıl yer bulabiliyordu?
Kim bilir ne acılar çekiliyordu o an içimde?
Ne kavgalar dönüyordu?
Nasıl giriyorlardı birbirlerine?
Nasıl bir savaş?
Korkunçtu mutlaka..

Hakan Günday

 
"Önce kızıl saçlı sevdiniz,sonra kıvırcık,sonra düz,esmer,kumral,sarışın,bel gamzesine taktınız bi' ara,köprücük kemiğine öldünüz öldünüz dirildiniz,kol damarları belirgin erkek bile sevdiniz,hatta papyon taktığı için bile yavşadınız.Ama tek yapamadığınız şey insanları olduğu gibi kabullenmek.. Bi' bunu beceremediniz.."
 
Hiçbir dudağın kenarında oturup dinlenemedim, kurulayamadım hüzünlerimi, sevdiğim kadının saçlarının bittiği yerde yakamadım sigaramı, hiçbir gülümsemede payım yoktu.

Kendimizi bıraktığımız şarkılar kadar olamadı bazıları .



10712752_816923808330797_335162966725837337_n.jpg
 
Sanma şâhım herkesi sen sadıkâne yâr olur
Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyâr olur
Sadıkâne belki ol âlem de serdâr olur
Yâr olur ağyâr olur serdâr olur dildâr olur..


 
"Gebermelisin sevgilim.
Gebermelisin;
Ruhunda bir kuğu gibi süzülen kötürüm düşler
Akarken nefesinden yüzüme doğru
Tenime deydirdiğin kaç molekülün varsa
O kadar atomlarına bölün
O kadar sktir git.."

 
"Akıllılıktan ölesiye tiksiniyorum.Bugünlerde herkes akıllı.Gittiğin her yerde akıllı insanlarla karşılaşıyorsun. Bu,genel bir belaya dönüştü.Tanrı'dan dileğim;
Bize bir miktar aptal bıraksın."

 
Şimdi beni avucunun içine aldın ya,kim olursan ol
Her şey boşa gidecek bir şey eksik kalırsa
Açıkça uyarıyorum seni daha fazla üstüme gelmeden
O sandığın kişi değilim ben,bambaşka biriyim
Kim benim yolumdan yürümeye kalkar ki?
Kim talip olur benim dostluk ve sevgime?
Yol kuşkulu,sonuç belirsiz,yok edici belki de.
Terk etmen gerekecek başka ne varsa,yalnız ben umacağım senin biricik ölçütün olmayı
Çıraklık dönemin bile uzun ve zorlu geçecek o zaman
Vazgeçmen gerekecek tüm bir yaşam biçiminden ve çevrendeki yaşamlara uyumundan
O yüzden bırak beni başın daha fazla belaya girmeden,çek elini omzumdan
Beni yere bırak.. Ve kendi yoluna git..

Walt Whitman çimen yaprakları

 
"Saçım canınızı mı sıkıyor?
Uzamalarına izin vereceğim.
Davranışlarımdan rahatsız mı oluyorsunuz?
O zaman onları pekiştireceğim.
Ne zaman çok şiddetli aşağılanma altında kalsam , kayıtsız kalmaya devam edeceğim.
Sonunda gerçek beni bulacağım.
Tiksintiye?
Utanca?
Tüm bunlara rağmen.
Beni olduğum gibi seveceksiniz.."

 
“Bir keresinde gölgeme gömülmüştüm.
Günler geceler boyu gölgemle sevişmiştim.
Korkma, demişti yılan gözlü falcı, kadın böyle bir şeydir.
Aşk diye diye kendini öldürür.
Defalarca ölmüştüm, her seferinde yeniden dirilmiştim.
O yüzden biraz çürük kokar nefesim.
İçimde aşkla terbiyelenmiş cesedim.”

Mine Söğüt
 
“Bir keresinde
yerkürenin çekirdeğinde yanan
ateşe tutulmuştum.
Saçlarımdan tutuşmuştum.
Bir keresinde bir jilete aşık olmuştum.
Ne kadar ince damarım varsa hepsini tek tek kesmiştim.
Akan kanda geleceğimi içmiştim.”

 
"Fotoğrafından kopardığım başını yastığıma geçirdim.
saçlarının kokusuyla bağışladım kendimi.
çok sevdiğin silik nefretini yalnızlık terliklerimin altına yazdım.
onu sevmediğim odalarda sürte sürte eritebilirim.
buzdolabına tıkayıp dondurabilirim.
denize fırlatıp çoğaltabilirim.
onlar benim terliklerim.
ama korkma, ben boynunu güzel eğmiş bir aslanım.
yastığıma yaslanıp soruyorum; bana ne yaptın? ‘sesin titriyor;’ seni hiç incitmedim ki, kim uydurdu bu yalanı.
- beni hiç incitmedin,sadece canımı taşıyan bardağı devirdin.."

 
Geri