Günlük Litürji Tonlamaları

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
OzogJg.jpeg



“Benim sorunum şu: ne zaman sahip olmayı çok istediğim bir şeye sahip olma olasılığı karşıma çıksa; kız arkadaş, ev, iş, eğitim, para filan, birden o şey bana çok aptalca ve anlamsız geliyor. “
Trainspotting (1996)
 
Yarım yamalak bir şiir ezberledim. O kadar ince o kadar kırık ki. Ruh taşımak zorundasınız anlamak için. Diyor ki; bir sarı yaprak gibi düştü gönlüm yoluna, buğulu gözlerimden geçmediğin gün olmaz..

Sevgili Tanrı'm zamanlamalarımız eş değil, benden birkaç adım önde gidiyorsun ve geride kalıyor dileklerim. Tut Derin' i.
 
Dün radyoya bağlanan adam şöyle dedi: Hayatıma girebilirsin, hayatımdan çıkabilirsin. Ama gelirken geçmişten bir şeyler getirip, giderken benden bir şeyler götüremezsin..


Eklenecek harf dahi yok bu anlatıma.
 
Bizim burada güneş batmadan akşam olur biliyor musun? Bir yaprağın gölgesi bir sokağa düşer düşmez bin yıllık bir yalnızlık, sızdığı oyuklardan çıkıp evlerin üstüne sessizce serilir. Tanrı, sabah üflediği soluğunu tam da bu saatlerde geri çeker. Adını koymaya korktuğumuz boğucu bir huzur, ağzımızdaki bütün sevgi sözlerinin üstünü çaresizlikle örter. İnsanın kendinden başka kimseye gücünün yetmediği bir tuhaf incinme saatleridir. Arada bir kamyon geçer, bir horoz öter, bir serçe dalgınlığımızı aralar. Hepimiz birden başımızı çeviririz. Çarşılar ağırlaşır. Yollar düğümlenir. Işıklar karanlıktan daha yalnızdır. Yıldızlar, sabahın verdiği hayatı göklerin ardına götürmüştür. Oyunlar boşlukta asılı kalmış birer çocuktur. Erkekler zamanın dışında bir zamandan bakarlar evlerin içine. Kadınlar hayalden ve yorgunluktan yapılmış birer yeryüzü beşiğidir. Geceyi ayrı gündüzü ayrı avuturlar kirpiklerinde. Çocuklar uyur. Bahçeler soğur. Köpekler puhu kuşlarının seslerine gömülür. Her şey yavaş yavaş kaybolur. Herkes ruhunda bir parmak tozla ötekinin yalnızlığını sevmeye çalışır.


Şükrü Erbaş

lABrUq.gif

 
Excuse-moi d'exister, excuse mes sentiments
Et si j'dis que j'suis heureux avec toi, je mens
Excuse-moi d'exister, excuse mes sentiments
Rends-moi ma liberté, je te l'demande gentiment




Che Guevara, Matoub, beni oraya götürün
Bu geceyi yeni bir sabah için yazıyorum
 
  • Beğen
Tepkiler: X
"her sabah pembeli turunculu güneşler doğdu aylarca onlarca renkte
hayatımın en erken sabahlarıydı ve hepsini gördüm
bir bir hepsini gördüm ve hepsinde ilki kadar şaşırdım
demek ki dedim hayat en az gökyüzü kadar genişse, ki öyleydi..
İyiydir, iyiyiz. En az sabahlar kadar... "

26e62fff4910b42b76ab4e9ece89c580.gif

 



yolun sonu sona çıkan en kasvetli bi’ akşamüstündeyim. Güneşin en kızgın rengiyle kavrulacağım.

Geceye yaklaştım, en karanlığında denizle buluşacağım.

İnsansız hava sahası. Daha fazla daha fazla, asla doymayacağım.

Tanrı kadar yalnız kalmak istiyorum. Onun kadar yalnız. Daha fazla. Sadece bazen düşünüyorum, kalbim patlayacak gibi hissediyorum. Diyorum, kulağımdan kalbime, ruhuma akan bu şarkılarla sadece ben böyle hissetmiyorum? Kendimi aktarmak istiyorum..

İnsan adını taşırmış, ben taşırıyorum.. ah olasılıksızlar. Ah’lar bana. An’lar bana. An bana.
 
İş-ev arası dokuduğum mekik ayaklarıma dolanmaya başladı.

Materyalistlerden tiksinirken, tek motivem evimdeki eşyaları değiştirmek oldu. Tutunacak bir şey belki benim için bilemiyorum.

Hislerim sadece akşam 17:17-17:33 arası var. (Otobüsün camından yüz kere düşmüş yüzümle, küflenmeye yüz tutmuş bir avuç müziklerimle)
24 saatin içinde o 16 dakikaya sıkışmış içimle, içim patlarcasına hissediyor incecikçe.

Ne hissediyorum? Bilmiyorum. Müzik kulağımın içinden, içime akarken çok doluyorum.

Herkesin, her şeyin aşırı salakça, aşırı bomboş ve aşırı kepaze geldiğini beynimin loblarına tek tek yedirdim.
Birilerini değil belki ama birini isterdim. 16 dakikamda, kulaklığımın tekini isteyecek birini.
 
*Sahip olabilmek, hissedebilmek istediğim şeylerin fikri beni mahvediyor.
Hayatım uçsuz bucaksız bir düş.
Kimi zaman bütün suçları, bütün ahlaksızlıkları, güzel, soylu ve yüce olan bütün filleri işlemek, güzeli, doğruyu, iyiyi su gibi bir çırpıda içmek ve sonra da hiçliğin dingin bağrında sonsuza dek uyumak istiyorum.


Bırakın ağlayayım.


Işte, oturmuş masamda yazıyorum, kalem elimde ve aniden evrenin gizemi paldır küldür üzerime çullanıyor, duruyorum, ürperiyorum,
korkuyorum. o an artık hissetmemek istiyorum.

Derin düşünebilen insanlara ne mutlu! ama bu derinlikte düşünmek bir lanettir. bunu nasıl tarif etmeli? dehşet üzerine dehşet."
 
Geri