Günlük Litürji Tonlamaları

🕒 Konu sahibi 6 saat önce aktifti
aSNGmk.jpeg



Bütün iyi kitapların sonunda
Bütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonunda
Meltemi senden esen
Yüreği sende olan
Yeni bir başlangıç vardır

Edip Cansever/Sonrası Kalır​
 
zrYhIh.gif



İçeride de olabilirdim dışarıda da ama hep arada. Ne sürülere karışabilirdim ne de sofradakilere. Ellerimi bıraktım ve uykuda nasıl düşülürse öyle düştüm, çarpmadım, çakılmadım. Karnımdan çok şeyler çekilerek, ayaklarım yerden kesilmişken, ölülerini götürenlerin peşinden gittim. Sana bir türlü seslenemeyişim bundan. Sen içimde bulduğum cansın Şuri, ölüm müsün, dirim misin ne belli.
Söylesene, dünyadan çıkıp hayatta kalmanın bir yolu var mı?
Can almadan yer bulmanın?”

Moy’un sesi Şuri’nin kanatlarını iki yana açmıştı. Bir ışık ki gagasının ucuna hayat damlatıyor, ısırılmışlığını bastırıp kanını kaynatırcasına içine vuruyor. Kanatlarını düşünmeden iki yana açacak tabii, dünya bir yere gitmiyor. Tarihöncesinden bir adım kıpırdamış değil, dönüyor lakin ilerlemiyor. Elbette kanadını açacak, güneş orada olduğu müddetçe, hâlâ aşacak dikenli dallar da buluyorsa, herhangi bir kuş gibi, bir karabatak nasılsa öyle, kanatları apaçık güneşin ta gözünün içine bakacak. Çocuklar güneşe çıplak gözle bakarlarsa kör olacaklarını duyarlar. Kuşlara karışmasınlar diye korkuyla yere tuturulurlar.

Şuri, seke sıçraya kendi başına kalacağı yere kondu, kemiğinin sızısından kulakları işitmiyordu. Hagrin oturduğu ağaç gövdesinden toprağa kaykıldı, başını geriye yasladı, saçları itüzümlerine kendi yaprağı gibi dolandı. Toprağa bir yere örtücü olarak tutunup serpilebiliyordu, güneş üstüne vurdukça yüzey kökleriyle kol atıp yerini genişletiyordu. O da güneşin gözünün içine bakabilenlerdendi. Üstelik Şuri usanmış da değildi. Tüm hikâyenin aslolana mesafesini görmüş de dönmüştü. Yattığı yerden göğü kesen yapraklara bakarak anlatmaya başladı.

İkiniz de insanların arasından geliyorsunuz ha. Şuri bir kuş, bir hayvan, hele şu dallar gibi yaş, hayatta. İnsan ne kadar yığınsa, önceden kesilip istiflenmiş, üst üste kurumuş. Önceden dediysem aslından her şeyden sonra. İçinde, oyuğundan bir kımıltı olan ki bu her varlıkta var. Sözgelimi yuttuğu bir tohum, bastığı diken, yığınıma yuva yapmış bir koloni, ha bir hastalık mikrobu ha taş gözlü örümcek, bir gıdım çiy, bir damla ter, kuru kuru yanmasına mâni olur. Öyle bir çırpıda tutuşup bitmez, ateşine göre şekil alır, içinde her ne varsa ona kıvrılır köz olur, külden gübre olur, yerine göre yosun, belki de ağaç olur, önünde sonunda yaşarırsa döner hayvan olur.
Şimdi burada, dünyanın dışında hayatta değilsen, Şuri’yle arandakini kaldırmayışından. Derini yüzmüşler duymamışsın, soluğun çekilmiş yaşadığını sanmışsın, ne demişlerse o. Öldün deseler de öldün mü ha? Tuz arınman içindi, tattığın meyveler deva, ya sesinden edilmiş kelimeler ne için Moy, de bana hele.
Bu olmayan yerde, bir hayatın olsun istiyorsan o bilenmiş dili ısırmalısın.”

Moy, burnundan karnına uzanan bir sızıyla öylece ayaklarına bakıyordu, uzamış gitmişlerdi.
“Anlamıyorum,” dedi. “Anlamıyorum, orada söz yerine sese geldim diye cezalandırılmışken burada sesim ses değil mi Hagrin?”
“Bütün yeni doğanlar sese gelir, sulardan duyup bildikleri şarkıyı mırıldanırlar. Bebekler de öyle böyle hayvandırlar. Kulaklarına kelimeler dolmaya, onları taklit edip de konuşmaya başladıkça suları can gibi çekilir. Çocuklar yine de kapalı kapılardan, duvarlardan girip çıkabilir, geceyi görebilir, ad verilmemiş sesleri duyabilirler.

Deniz Gezgin/YerKuşAğı
 
LFPTZG.jpeg

‘’Bulamayacağım bir şeyi daima arıyor gibiyim. Nedir beni mesut edecek, ne gibi bir şeydir, onu da bilmiyorum.’‘​
 
"çok zor bir dönemden geçen çift, yüksek bir binadan atlayarak intihar etmeye karar verdi. Atlamak üzereydiler üçe kadar saydılar. Süre bitti, kadın kendini boşluğa bıraktı, fakat adam atlamaktan vazgeçerek bekledi. 8 saniye sevgilisinin düşüşünü izledi, ve tam o sırada kadının paraşütü açıldı..
İhanet eden kimdi?"

Buna çok net olarak adam derim, Derin.
 
Bana adam korkak kadın adi geldi.
 

Kadın atlıyor. Ve sekiz saniye bekliyor. Paraşütünü ondan sonra açıyor. Belki de 8 saniye kadar adamın atlayabileceğini düşündü.
İlk kim ihanet ettiyse, ihanet eden odur. Dolayısıyla, ilk ihanet eden adamdır.
Adam atlasa, belki de kadın ölümü göze alırdı?
 
Kadın atlıyor. Ve sekiz saniye bekliyor. Paraşütünü ondan sonra açıyor. Belki de 8 saniye kadar adamın atlayabileceğini düşündü.
İlk kim ihanet ettiyse, ihanet eden odur. Dolayısıyla, ilk ihanet eden adamdır.
Adam atlasa, belki de kadın ölümü göze alırdı?

Ama kadının neden paraşütü var? Demek ki güvenmiyor, güvenmediği biriyle intihar? Aslında saçma bir şey. Ben hiç anlam verememiştim ama ilk okuduğunda insanı çeken bir durum.
İdean kesinlikle mantıklı.
 


Ama kadının neden paraşütü var? Demek ki güvenmiyor, güvenmediği biriyle intihar? Aslında saçma bir şey. Ben hiç anlam verememiştim ama ilk okuduğunda insanı çeken bir durum.
İdean kesinlikle mantıklı.

Bana kalırsa erkekler zaten güvenilmez varlıklar kdsld
Her şey bir yana intihar etmediklerine memnunum :D Bana göre, hayatın kötü sapaklarından daima bir dönüş var çünkü :e6:

-kamuspotu-
 
Bana kalırsa erkekler zaten güvenilmez varlıklar kdsld
Her şey bir yana intihar etmediklerine memnunum :D Bana göre, hayatın kötü sapaklarından daima bir dönüş var çünkü :e6:

-kamuspotu-

Evet, o yüzden “evlilik” kelimesi geçen her konunun altına “beni everin” yazıyorsun andjfjfjfk

Yolumuzun sokak lambaları hep yansın çiçeğim.
 
fjskds git burdan diyeceğim ama senin konun, diyemiyorum :D
o yüzden gidiyorum bütün aşklar yüreğimde fdjsk

inşallah çiçeğim.
 
Ilk ihaneti kadin yapmistir parasutu alarak, erkekte az serefsiz degilmis he.)
 
Kadin ongorulu bence, erkegin ne halt oldugunu anlamis :D
Aferim de niye o kadar bekledin aa kizim diye kizasim geldi :D
 
Kadin kismi boyle shinim sinirlari zorluyorlar :d dul kalip paralari yiyecekti zaar .p
 
Benim tespitim en zirve.
Eyyorlamam bu kadar.
 
P1rTok.gif


Siyah belki aldatır içindeki beyazı
Talihin aynaları kırıyorsa,hüzündür
Sen yine anlamadın ne baharı, ne yazı
Beni cehennem kılan o esrarlı yüzündür
Sen küçük bir lalesin; avuçlarında nergis
Ben acının zehrine su katan hummalı dev
Gözlerinde isyanı damıtıyor kan ve sis
Gözlerimi yakıyor bu karayel,bu alev
Sen uzak bir nehirsin denizlere yabancı
Ben ruhumun çölüne göklerden su taşırım
Senin kalbinde kahra gülümseyen bir sancı
Ben kalbimi dağların derdiyle paylaşırım
Bilmem neyi aradım bir ömür kuşlarında
Binbir gece yürüdüm hangi muamma için
Zümrüd-ü anka uçar senin bakışlarında
Benim rüyalarımda birkaç deli güvercin



Nurullah Genç​
 
  • Beğen
Tepkiler: W
Geri