Hep biz kırılıyor, biz üzülüyoruz...
Hep bize hata yapılıyor, biz sömürülüyoruz...
Oysa ki biz hiç kalp kırmıyoruz...
Öyle mi?
Çok yanılıyoruz... Ben herkes gibi değilim diyoruz.
İşte onu herkes diyor...
Böylece herkes oluyoruz
Uzaydan bakınca dünya görünmüyor nerdeyse.
Biz hala kendimizi çok önemli sanıyoruz...
Feci yanılıyoruz...
Bazen de kendimizi yerin dibine sokup,
Tanımadığımız kişileri gözümüzde ilahlaştırıyoruz.
Onlar da bir yerde kalp kırıp, yalan söylüyor...
Yıllarca tanıdığımız insanlar bile sürpriz yumurta gibiyken, tanımadığımız kişilere gereksiz anlamlar yüklüyoruz...
Onlar osurmuyor falan sanıyoruz...
Yanılıyoruz...
İrademizle hareket ettiğimizi sanıyoruz.
Güya kararlarımızı kendimiz alıp uyguluyoruz ve sonuçlarından pişman olmuyoruz.
Oysa ki yüzyıllardır komşunun, arkadaşın, ailenin, ve tüm çevrenin topluca aldığı kararları uyguluyoruz.
Oturacağımız yeri bile cep telefonunu şarja takacağımız prize yakınlığına göre seçerken,
kendimizi iradeli falan ilan ediyoruz.
Tabii ki yanılıyoruz..
Sosyal medyanın yarattığı hayatlara bakıp iç çekiyoruz ve herkes çok mutlu, çok güzel, çok akıllı,çok zengin, çok dertsiz sanıyoruz...
Oysa ki o nur inmiş gibi görünen, pürüzsüz selfienin sokakta görseniz tanıyamayacağınız sahibesi, bir gün önce aşkitosuyla çılgınlar gibi mutlu bir fotoğraf yüklerken; bir yandan da aşkitosunun eski sevgilisinin son telefon aramalarında neden yer aldığını Sherlock Holmes titizliğiyle çözmeye çalışıyor...
Kimse o kadar pürüzsüz ve mutlu değil...
Ve biz de sandığımız kadar mutsuz değiliz..
Sadece yanılıyoruz...