Küfrüm aşar <<edebimi>>

Konu sahibi son olarak 660 gün önce görüldü
Aşka dair hala arada yazıyor olmam eskisi gibi kalbimin çırpınıyor olduğu anlamına gelmiyor. Benimkisi alışılagelmiş birşey artık. Yani ellerim onu yazabiliyor.
Güneşli günleri değil.Kaldı ki o karanlıklardan sonra nispeten güneşli günleri yaşıyorum gibi.
Yarı aydınlıkla da yetiniyor insan onca karanlıktan sonra.
Sanırım ilk defa konu onu geçiyordu.
Onu anlatmıyordu ilk kez.
Ama yine şaştı cümleler.
Neyse.
Bugün aynı şeyleri yazmak istemiyorum.
Sadece bugün Beşiktaş'ımın maçı var.
Kalbimdeki hisler ondan.
Çünkü tek aşk o.
:)
 
Demişti ki falda..
017c3f4c1c4e659311562d3631bfe8f6.jpg
 
Bu sınava ne kadar Duygu girmiş .p
Liderlik ve işletme yöneticiliğinden 70 aldım ki 50 yetiyordu öteki yönetici asistanlığından 55 almışım.
Bunu da buraya koyayım çünkü güzel birşey ikisinin de belgesini alacağım kodlarını aldım bile.
d461b3bfbe0b758ac7b7983c277de781.jpg
 
Bu saatler o saatler..
Düşünüyor oluyorum bu saatlerde.
Uyuyor olsam rüyamda dahi karışık olur aklım.
Bu saatler kötü saatler.
7327ad68d12579083c377aafb80913b4.jpg
 
Hatırladım içim acıdı. Hiç unutmam bir yudum su gibi özlüyordum onu konuşurken bile.
Aslında uzun süre yokluğunun orucunu tutmuştum artık varlığına şükür ediyorum.
Asıl sevgiliye yöneldiğimiz Ramazan ayını idrak etmekteydik bütün noksanlığımızla.
Dedim ya bir yudum su gibi özlemindeydim mütemadiyen.
Sonra yine çekip gitmişti de ertesi gün nasıl olduğumu sorunca öfkeye kapılmıştım.
Öyle de çaresiz hissetmiştim.
Aslında daha çaresiz olduğum anlar oldu.
Ama yarın tutacağım oruç nedensizce en güçsüz anımda Allah'a sığınışımı anımsattı.

Ah şu iç acıları.
Toplamı her zaman hayat tecrübemize denk düşüyor ..
 
Başa çıkamadığım durumları artık kendime saklayamaz oldum. Evvela annemden akıl alıyorum. Eskiden almazdım ama büyüdükçe küçülüyor gibiyim. Belki babamın yokluğu beni böyle yaptı. Her gelmesiyle tüm eksikler tamamlanıyor. Sonra giderken tekrar parçalara ayrılıyorum.
Geçen sabah uğurlayamadım mesela.
Uğurlasam ağlardım yine.
Artık ritüele dönüştü bu da.
Not:
"Zaman hiç umursamadan hoyratça geçerken nerdesin ne yapıyorsun diye sormuyor.
Yaprak ağaçtan düştüyse savrulmaya mahkum.
Ya da okyanustaki bir tahta parçası akıntı nereye sürüklerse oraya gider.
Gidiyorum zamanla ve ölçülemeyen bir hızla.
Kimbilir dünyevi bir ölçü birimi bile değil.
İlahi kalemin işi bunlar."
 
Hep birşeylere geç kalıyorum.
Aslında sanki son 5 dakika kala uyanmışım gibi kalkıyorum her sabah.
İşim acele olduğu halde bir adım atıyorsam iki adım da geri gidiyorum farkında değilim.
Ya da şöyle tarif edeyim.
Oturup ders çalışıyor gibiyim.
Bazı önemli yerlerin altını çiziyorum.
Sonra sınav zamanı bütün her yeri ezberleyip asıl Bilmem gereken yerleri kaçırıp sınavda batırıyorum.

Ve zaten mutluluk hep ikinci üçüncü elden mutluluk.
Mesela ben kimseye doğrudan mutluluk veren biri değilim.
Ya da tamamıyla mutlu edemem kimseyi.
Evet kendimi adarım .
Adamak ne ki canımı kanımı koyarım ortaya.
Ama karşılığında sıfırı alırım.
Başladığım yere geri dönerim .
Hayatta pozisyonum anadan üryan pozisyona gelmek.
Yani sürekli ölüp yeniden doğuyorum.
Her seferinde daha değişik ölümler tadıyorum.
Bazen beni önceki hayatımda öldüren birini yoldan geçerken tanıyorum.
Soruyorum "pardon bakar mısınız, simanız pek bir tanıdık. Daha evvel beni öldürmüş olabilir misiniz acaba.." diyorum.
Deli gözüyle bakıyorlar.
Fakat bu garip dünyada normal olmak delilik bence.

Yemeği hızlı yiyor,
Çok koşuyor.
Geç seviyor,
Erken nefret ediyorum.
Kendimi bazen seviyor bazen de umursamıyorum.

Bugünlerde kendime gülmeyi öğütlüyorum ama sözümü dinlemiyorum hiç.

Neyse.
 
Üzerimde okuduğum hikayelerin ağırlığını taşıyorum,
Kendiminki yetmezmiş gibi.
 
Birbirine zıt şeyleri seviyorum ben. Siyahı ve beyazı. Sonra bu zıtlığın biraraya gelipte bütün arada kalmışlıklara inat siyah-beyaz olmasını ve bu iki rengin bir takımı ve hatta olabilecek en güzel şeyi temsil etmesini seviyorum.
Sonra kelimelerle oynamaya ve anlamlarında kaybolmaya bayılıyorum.
Bazen en naif kelimeleri kullanıyorum cümle içinde.
Ama ben küfrü de seviyorum.
Stres atıyor falan diye değil.
O da kendimi bir ifade etme şeklim çünkü.

Ben konuşmayı çok seviyorum.
Yazmaktan ziyade bir kuş gibi şakıya şakıya konuşmayı seviyorum.
Ve konuştuklarımın kağıtta can bulup beni kucaklamasını da seviyorum.

Ve birde susmayı seviyorum. Sen sevgim üzerine çok yığılınca "susmak istiyorum.."
Derdin.
O cümleden sonra hiçbir cümle kalmazdı ayakta.
Kalanlarda gidenlere ağlardı.

Ben birde çayı ince belli bardakta içisini sevdim.

Ben bir de yanlış yazmaları,
Eksik imla kurallarımı,
Ana dilimi katledişimi sevdim.

Ama, ama işte bunları bana yazdıran hep o çayı içerken ki resmin.
Bir suçlu varsa o benim evet ama
Azmettirici sensin.
71e5762710c1a9fd9876a4648bb30eb9.jpg
 
23 yıllık hayatıma bir yeni ders daha ekledim.
Dış görünüşe aldanmamak gerekirdi.
Dışı güzel ama içi bok birinin yanında 15 gün çalıştım.
Daha kötüsü olmamıştı bunun yanında daha kötüsü de olamazdı diye düşünüyorum.
 
Kahvem,kedim ve kitaplarım oldukça ve ben yazabildikçe yaşıyorum.
14a7c54fe43db0de8f9af9a20fa24303.gif
 
Birini sevdiğimden değil bunca yazı.
Parmaklarım birbirlerine her değdiğinde bir kelimeye gebe kalıyor.
Biraz ondan.
Karışık şeyler işte.
Bende sanata ve edebiyata dair çok şey var.
Hobi olarak dahi ilgilenmek için zaman yok.
Hep bi dikkat dağınıklığı.
 
Sen olsaydın farklı mı olurdu bilmiyorum .
Ama hayat aynı acıları ısıtıp ısıtıp önüme koyuyor.
Bazen yeni tanıdığım biri anlat hikayeni diyor.
Anlatıyorum kendileri de bi sayfa ekliyorlar.
Gerçekten yoruldum.
Sen mutlu musun şimdi bilmiyorum.
Aslında ne yaptığını da bilmiyorum.
Sadece alışkanlık işte sana değilse de sana hitaben yazıyorum.

Bide yazdıklarımı olur da okursan bu şarkıyı dinle.
Koray Avcı- yanımda sen olmayınca.
 
Dönüp dolaşıp aynı süreçleri tekrar tekrar yaşıyor oluşum sanırım hala ödemem gereken birseyin bedeli ya da diyeti olmalı diyorum kendi kendime.
Tek fark eskiden daha isyankardım.
Şimdi kabullendim hani ateşe elimi tuta tuta bin tane katmandan oluştum ben.
Artık yakmıyor hiçbirşey.
Psikolojik olarak yandığı fikrine kapılıyorum o kadar.
 
Bazen bilmemek daha iyi aslında.
Sorumlu olmuyorum bilmeyince.
Bilince ve yanlış olduğunu görünce bende engel olma ihtiyacı doğuyor.
 
Bilhassa bu gece yorgunum.
Kırılan hayallerimin ağırlığını daha çok taşıyorum. Önceleri evlat edinmiştim onları kendime.
Sonrası mı?
Aldığım nefes bile beni terk eder oldu hemen. Aldığım nefesin tadına varamaz oldum. Uzaklaşma ihtiyacı hissettiğimde en çok kendimden kaçtığımı ama nereye gidersem kendimi de götürdüğüm için kaçamıyor olduğumu gördüm evet.
 
Geri