-
- Katılım
- Nisan 16, 2019
-
- Mesajlar
- 55,994
-
- Tepkime puanı
- 34,894
-
- Puanları
- 353
Dünya genelinde uzun yıllardır varlığını koruyan ve her geçen gün yenileri ile sürekli gündeme gelen çok sayıda komplo teorisine rastlamak mümkündür ancak bilindiği üzere tüm bu iddiaların hiçbir sağlam dayanağı ya da kanıtı bulunmamaktadır. Sosyal medya üzerinden hızla yayılan bu iddialar ne yazık ki insanları olumsuz etkilemekte ve doğru ile yanlış arasında sağlıklı ayrım yapamamalarına sebep olmaktadır.
Geçen yıl İsviçre'de yaşanan toplu intihar olayı da bu soruna örnek olup, bilinçsiz bireyler üzerinde yarattığı korkuyu gözler önüne sermektedir.
Sağlıklı bilgi akışı sağlamayan kaynakları takip etmemek ve yayılmasına da destek olmamak, bahsi geçen iddiaların kabul görmesini büyük ölçüde engelleyecektir.
Haberde de göreceğiniz üzere; insanların üniversitede iyi bir eğitim almış olması ve sahip oldukları unvanlar, onların aynı zamanda bilinçli bireyler oldukları anlamına gelmez.
Güvenilir olmayan kaynaklara itibar etmemek ve bilimsel gerçeklerden hiçbir koşulda uzaklaşmamak, bilgi kirliliğinin önüne geçebilmek için en mantıklı adımdır.
***
Beş Kişilik Aile 7. Kattaki Balkonlarından Atlamıştı: Şüpheli Ölümlerin Arkasından Komplo Teorisi Çıktı
İsviçre'deki yetkililer, geçen yıl 5 kişilik bir ailenin balkonun atlayıp ölmelerine ilişkin soruşturmayı tamamladı. Ülkeyi şoke eden olayın arkasında komplo teorileri olduğu ortaya çıktı.
İsviçre’de komplo teorilerine inanan bir anne, pandemi ve Ukrayna savaşının dünyanın yaşanmaya değer olmadığına inanmalarına yol açmasının ardından eşini, kız kardeşini ve çocuklarını yedinci kattaki dairelerinden ölüme atlamaya ikna etti.
Geçen yıl 24 Mart’ta yaşanan olayda, 41 yaşındaki Nasrine Feraoun, ikiz kız kardeşi Narjisse, 40 yaşındaki kocası Eric David ve sekiz yaşındaki kızları, İsviçre'nin Montrö kentindeki dairelerinin balkonundan düştükten sonra öldü. Ailenin sadece o zaman 15 yaşında olan oğulları hayatta kaldı. Yetkiiler, gencin aylarca komada kaldığını ve yaşadıklarını hatırlarlayamadığını söyledi.
Adli kanıtlar ölümlerden önce herhangi bir boğuşma izine rastlanmadığını ortaya koyarken, otopsilerde de uyuşturucu izine rastlanmadı. Görgü tanıkları aileden hiçbirinin balkondan düştükten sonra çığlık atmadığını belirtirken, polis bu durumu toplu intihar olarak değerlendirdi.
Bununla birlikte, İsviçreli yetkililer anne ve kız kardeşinin hayatta kalma ve komplo teorileriyle yakından ilgilendiklerini belirtti.Polisler, dışarıdan herhangi bir müdahale olmadığını ve sadece iki yıl önce Fransa'dan İsviçre'ye taşınan ailenin kendi canlarına kıymayı düşündüklerine dair hiçbir belirti vermediklerini söyledi.
Polis ailenin evinin yiyecek, ilaç ve hijyen malzemeleriyle dolu olduğunu olaydan önceki bir yıllık süreçte hiç dışarı çıkmadıklarını aktardı. Buna göre iki çocuk evde eğitim görüyordu ve anne ile ikizi hükümetten ve yerel yetkililerden şüpheleniyorlardı. Kadınlar, dünyanın düşmanca bir yer olduğuna inanıyorlardı ve çocuklarını da buna inandırmışlardı. Yetkililer, Covid-19 salgını ve Ukrayna'daki savaşın bu inancı desteklediğini söyledi.
Ayrıca, polisin dairede ve elektronik cihazlarda yaptığı aramada, toplu intiharlarının dikkatlice planlandığı, hatta prova edildiği ve ailenin 'daha iyi bir dünyaya taşınmak' için doğru anı beklediği ortaya çıktı. İntiharın, babanın çocuklarından birinin evde eğitim görmesiyle ilgili birkaç mektuba cevap vermemesi üzerine Montrö polisinin yaptığı sosyal yardım ziyaretinin ardından gerçekleştiği bildirildi.
ANNE VE BABA YÜKSEK EĞİTİME SAHİPTİ
Öte yandan, Fransız Journal du Dimanche gazetesi, baba Eric David'in Marsilya'nın zengin bir semtinde büyüdüğünü ve ülkenin en prestijli okullarından biri olan Ecole Polytechnique'e gittiğini söyledi.
İkiz kız kardeşler Nasrine ve Narjisse Feraoun'un ise beş çocuklu bir ailede büyüdükleri ve hepsinin Paris'teki seçkin Lycee Henri-IV'te eğitim gördüklerini belirtildi. Anne diş hekimi, kız kardeş ise göz doktoruydu.
Kaynak
Geçen yıl İsviçre'de yaşanan toplu intihar olayı da bu soruna örnek olup, bilinçsiz bireyler üzerinde yarattığı korkuyu gözler önüne sermektedir.
Sağlıklı bilgi akışı sağlamayan kaynakları takip etmemek ve yayılmasına da destek olmamak, bahsi geçen iddiaların kabul görmesini büyük ölçüde engelleyecektir.
Haberde de göreceğiniz üzere; insanların üniversitede iyi bir eğitim almış olması ve sahip oldukları unvanlar, onların aynı zamanda bilinçli bireyler oldukları anlamına gelmez.
Güvenilir olmayan kaynaklara itibar etmemek ve bilimsel gerçeklerden hiçbir koşulda uzaklaşmamak, bilgi kirliliğinin önüne geçebilmek için en mantıklı adımdır.
***
Beş Kişilik Aile 7. Kattaki Balkonlarından Atlamıştı: Şüpheli Ölümlerin Arkasından Komplo Teorisi Çıktı
İsviçre'deki yetkililer, geçen yıl 5 kişilik bir ailenin balkonun atlayıp ölmelerine ilişkin soruşturmayı tamamladı. Ülkeyi şoke eden olayın arkasında komplo teorileri olduğu ortaya çıktı.
İsviçre’de komplo teorilerine inanan bir anne, pandemi ve Ukrayna savaşının dünyanın yaşanmaya değer olmadığına inanmalarına yol açmasının ardından eşini, kız kardeşini ve çocuklarını yedinci kattaki dairelerinden ölüme atlamaya ikna etti.
Geçen yıl 24 Mart’ta yaşanan olayda, 41 yaşındaki Nasrine Feraoun, ikiz kız kardeşi Narjisse, 40 yaşındaki kocası Eric David ve sekiz yaşındaki kızları, İsviçre'nin Montrö kentindeki dairelerinin balkonundan düştükten sonra öldü. Ailenin sadece o zaman 15 yaşında olan oğulları hayatta kaldı. Yetkiiler, gencin aylarca komada kaldığını ve yaşadıklarını hatırlarlayamadığını söyledi.
Adli kanıtlar ölümlerden önce herhangi bir boğuşma izine rastlanmadığını ortaya koyarken, otopsilerde de uyuşturucu izine rastlanmadı. Görgü tanıkları aileden hiçbirinin balkondan düştükten sonra çığlık atmadığını belirtirken, polis bu durumu toplu intihar olarak değerlendirdi.
Bununla birlikte, İsviçreli yetkililer anne ve kız kardeşinin hayatta kalma ve komplo teorileriyle yakından ilgilendiklerini belirtti.Polisler, dışarıdan herhangi bir müdahale olmadığını ve sadece iki yıl önce Fransa'dan İsviçre'ye taşınan ailenin kendi canlarına kıymayı düşündüklerine dair hiçbir belirti vermediklerini söyledi.
Polis ailenin evinin yiyecek, ilaç ve hijyen malzemeleriyle dolu olduğunu olaydan önceki bir yıllık süreçte hiç dışarı çıkmadıklarını aktardı. Buna göre iki çocuk evde eğitim görüyordu ve anne ile ikizi hükümetten ve yerel yetkililerden şüpheleniyorlardı. Kadınlar, dünyanın düşmanca bir yer olduğuna inanıyorlardı ve çocuklarını da buna inandırmışlardı. Yetkililer, Covid-19 salgını ve Ukrayna'daki savaşın bu inancı desteklediğini söyledi.
Ayrıca, polisin dairede ve elektronik cihazlarda yaptığı aramada, toplu intiharlarının dikkatlice planlandığı, hatta prova edildiği ve ailenin 'daha iyi bir dünyaya taşınmak' için doğru anı beklediği ortaya çıktı. İntiharın, babanın çocuklarından birinin evde eğitim görmesiyle ilgili birkaç mektuba cevap vermemesi üzerine Montrö polisinin yaptığı sosyal yardım ziyaretinin ardından gerçekleştiği bildirildi.
ANNE VE BABA YÜKSEK EĞİTİME SAHİPTİ
Öte yandan, Fransız Journal du Dimanche gazetesi, baba Eric David'in Marsilya'nın zengin bir semtinde büyüdüğünü ve ülkenin en prestijli okullarından biri olan Ecole Polytechnique'e gittiğini söyledi.
İkiz kız kardeşler Nasrine ve Narjisse Feraoun'un ise beş çocuklu bir ailede büyüdükleri ve hepsinin Paris'teki seçkin Lycee Henri-IV'te eğitim gördüklerini belirtildi. Anne diş hekimi, kız kardeş ise göz doktoruydu.
Kaynak