Kendimle Hasbihal

Konu sahibi son olarak 7 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Ey aşkın kutlu kitabı
Uçarı hayallere yataklık eden
Peri bacalarının yasağı
Gönlümün celladı acı mezmur
Bana bıraktığın yazıt bu mudur
Ölüm geldi bana düğün armağanın gibi
Senden bir gök
Senden yıldızlar ördüler
Ateş böcekleri
O gece dört yanıma
Ey bitmeyen kalbimin samanyolu destanı
Sen bir anne gibi tuttun ufukları
Ve çocuklar gülle anne arasında
Seninle güller arasında
Tuhaf bir ışık bulup eridiler
Çocuklar dağ hücrelerinde erdiler
Aramızdaki sırra
Bir de ay ışığında büyüyen fısıltılar
Gençlik monologları
Seni alıp kaybolmuş zamanın çağıltısından
Bana getiren
Yasamız vardı
Öfkeyle yazardın sen bir yüzüne
Ölür ölür okurdum öbür yüzünde ben

Sezai Karakoç
 
Ey gönlümün doğurduğu
Büyüttüğü emzirdiği
Kuş tüyünden
Ve kuş sütünden
Geceler ve gündüzlerde
İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim...

Sezai Karakoç
 
Ey geçmez gençliğin telâşsız sesi
Sesinle ölümü ürkütmüş terletmişsin
Bir piknik yer altı gençliğine gözlerin
Saçların bir başlangıç eski zaman leylâklarına
Bir vakit gelse ki kapansam ayaklarına
Geçen zamanı yanlış bir rüya gibi yorumlasam

Sezai Karakoç
 
X'E MEKTUPLAR (5)

İnsanlar değişiyor. Biz değişiyoruz. Dünya değişiyor. Yeryüzü fesada uğruyor; Bozuluyor. Düzelttiğini sanan insan kendi eliyle kendine felaketler hazırlıyor. Ozan tabakasının oluğu genişliyor. Buzullar eriyor. İklimler değişiyor. Vahalar sahralaşıyor, sahralar da vahalaşıyor. Koca bir dünya içindekilerle ters yüz oluyor X.*

Bir şeyler oluyor bize ve dünyaya. Bir şeyler bizi eksiltiyor X; Kemiriyor. Dayanak noktalarımız zayıflıyor. Sahiplik duygumuzun yüksekte olduğu sıralarda elimizdekini ve yanımızdakileri kaybediyoruz X. Trajediyi tezatların raksında bize ironiyle gülümserken izliyoruz. Dedim ya sana bize bir şeyler oluyor. Çoğu kez farkında olduğumuz hatalarla kaybediyoruz. Hatalarımız bizi idare eder oldu X. Araçları amaçlar haline getirdik... Oburlaştık. Tüketim için incitip kırdık. Bir vakitler yanlış bulduklarımızı gün oldu vazgeçilmez doğrularımız olarak kabul ederek Makyavel tutumlar sergiledik. Güne ve güncele uyduk. Değişimin yabancılaştıran rüzgarına kapıldık. Dışardan içlerimize doğru halka halka genişleyen yabancılaşmayı değişim diye saf saf kabul ettik. Bu kabulle etrafımıza yabancılaşan bakışlarla bakmaya başladık. Her kese şüpheyle yaklaştık.. Bir müddet sonra insafımızın, sevgimizin ve güvenimizin körleştiğini gördük. Küfürbaz bir dille dolaşır olduğumuzu ve daralan tahammül sınırlarımızın içinde kimseciklerin kalmadığını fark edemedik. Erdemimizi kendi elimizle dar ağaçlarına astık.. Bir şeyler oldu bize X. Ve bir şeyler bir şeylerle bizi hep kandırmaya çalıştı. Kendimizi kandığımız şeylerde aramalıyız X...*

Mide savaşlarına çekildik. Hep yedik, içtik. Açların gözüne bakarak yedik hem de. Midemizi doldurduk her şeyle. Elimizde, soframızda, ardımızda kalanları ya çöpe attık ya da parmaklarımızı dilimizin köküne doğru değdirerek boşalttığımız midemize tekrar doldurduk. Yiyecekleri kusmuklarımıza bakarak tekrar tekarar yedik. Kusmukların üstünde koparılan bir savaşın tam ortasındayken ne halde olduğumuzu hiç bilmedik. Dedim ya X, bir şeyler oldu bize. Ve biz dönen dünyayla birlikte bir yerlere doğru hızla savrulduk...

Telkinlere gelerek tel'in edilen işlere yöneldik. Gururumuza yenik düştük. Yenilgi kabul etmeyen bir güreşçi gibi hırsımızdan kendimizi yeni yenilgilerle daha da hırpaladık...

Bir bataklık olmuş dünya X. Çıkmak istedikçe batılan bir yer olmuş yaşam...

Zaaflarımızı şımarttık X. Vicdanımızı örseleyerek işlevsiz hale getirdik. Ruhumuza ettiğimizi düşmanlarımız etmez oldu. Dünya dönüyor. Biz değişiyoruz X. Yeryüzü bize uyarak değişiyor. Değişimler esenlik yerine elemler getiriyor...*

Neden bu kadar değiştik X? Zayıf olan biz miydik yoksa bizi değiştiren etkenler mi çok güçlüydü. Hangisi bizi omurgasız bir değişimin yörüngesine itti X?..*

NİHAT TURAN
 
Sokağa bir diyalog gibi çıkıyorum Umrunda değilim gecenin. Gece Yarınki gecedir ve tanrıdır Tanrının umrunda değilim.. Kimileyin seviyorum. (Sevmek kuşların Bir an boş bıraktıkları ağaçtır) Ve yalnızlığın kırmızı yapraklara Çalan büyüsünü duyuyorum: Ey cesaret Hep dolu tut bardağımı. Sevgi ve umut Birdir, yalnızlık ve cesaret bir.

Melih Cevdet ANDAY
 
Lakin insanların ön yargıları vardı,
Anlatmak bu duvarları mümkün değil yıkamazdı.

Murat Ali Ersan
 
Ne zulüm ve işkence haklı olanı incitebilir, ne de baskı ve şiddet, doğrunun yanında olanı yardırabilir, etkisiz kılabilirdi. Sokrates gülerek içmişti baldıran zehrini. Aziz Paul hoşnut olmuştu taşlanmaktan. Vicdanımızı gizli tuttuğumuz, sesini kıstığımız zaman, vicdanımız bizi incitir, huzursuz eder. Ama ona ihanet ettiğimizde bizi yargılar cezalandırır.

Halil Cibran
 
Bir Direnmedir Hasret


Uç verirken yüreğinin kıvrımında
Sürgün sancısı solgun bir gülün,
Ağar gözlerinin yorgun peteğine
Bal acısıyla yüklü hüzün
Ve dinlenir göğsünün harmanında
Yaman koşucu bekleyişlerin.
Zamanın biriktirdiği ve acılaştırdığı
Kavruk bir direnmedir hasret.
Üfler acıya ve zamana karşı
Kerem yalımını sevdaların
Ve yaratır nice yengilerin yıkıntılarından
Mermer anıtını umudun.
Bin umudunu işleyerek bir mermere
Direnir hasretinde acının nakkaşı,
Zulmün kayasını delerken Ferhat
Fışkırır sevdanın kararttığı zakkum,
Ağar hayatın dallarına
Ve açılır Kerem gülleri
Hasretin gonca bağrında...

Ahmet Telli
 
Hiçbir şey saklamadan. Hayatımı apaçık önüne serdim. Bu yüzden çözemiyorsun beni.
Tagore
 
İncecik bir yağmur damlası
Seslendi yaseminin kulağına:
“Hep yüreğinde tut beni, n’olur!”
Yasemincik, “Ama ben…” diyebildi,
İç çekti derinden, usulca
Ve sonra toprağa düşüverdi.

Tagore
 
“ Sen benimsin, “ dedi güç dünyaya; dünya onu tahtında esir etti.
“ Ben seninim, “ dedi aşk dünyaya; dünya ona hanesinin özgürlüğünü verdi.

Rabindranath Tagore
 
Ey benim gönlümün nazlı çiçeği..!
Barışın ellere'de küsün bana mı?
Sana kim öğretti böyle sevmeyi,
Bayramın ellere'de yasın bana mı?
Duymadın gönlümün haykırışını,
Kırdın şu gönlümün sabır taşını,
Görmekten usandım çatık kaşını,
Gülüşün ellere de nazın bana mı?
Uçurdun yellere ümitlerimi,
Düşürdün dillere çektiklerimi,
Soldurdun içimde hayellerimi,
Baharın ellere'de, kışın banamı...?

Hz. Mevlana
 
Ne garip değil mi ?
Hiçbir öz ve hiçbir söz hiç kimsenin yüreğine değmiyor artık.
Bakıyoruz, seviyoruz, okuyoruz, geçiyoruz.
Oysa kalmalı İnsan herhangi bir şeyde
Vazgeçmediği bir ‘Değeri’ olmalı, yüreğinin bir köşesinde...

Birhan Eroğlu
 
Yaşadığın dünyaya bak; Yüce Tanrı, hangi eserini sevginin kucağında büyütmemiş? Neden okşamak ve kucakIamakIa gidiIecek yere, tekme ve tokatIa erişmeyi tercih edesin?

Hz. Mevlana
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri