Kendime itiraf etmem gereken şeyler var ama hatırlamıyorum.

  • Kullanıcı Jose
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
Konu sahibi son olarak 10 gün önce görüldü
tumblr_nshsn4x39C1sa04y4o1_400.jpg


“Fazla iyisin bu dünya için
Çoğunluğun çocuk.
Bi gülersin,
istirahate çekilir mutsuzluk…”

-La Edri
 
[YOUTUBE]iRtQZ5z59Sw&spfreload[/YOUTUBE]​
 
Aşk kusurları sıfırla çarptırır.
Güven, aşkın üzerine bina edildiği temeldir.
Bu devirde hala aşka inanmak aptallık değil,
Olsa olsa biraz delilikten ibarettir.
Ve atlar koşmadıkları zamanlarda da attır.

Bazı yalanlar inanılacak kadar güzeldir.
Bazılarımıza bunu bir kadın öğretir.
Bu devirde hala birine güvenmek aptallık değil,
Olsa olsa biraz delilikten ibarettir.
Ve kuşlar uçmadıkları zamanlarda da kuştur.
 
tumblr_nsibly9CZj1tvryyso1_500.jpg


Gülümsediğini görüyorum..
Ama üzgünsün.

` Münir Üstün​
 
Temiz bir kağıt bulabilseydim sana
mektup yazacaktım
gerçi adresin yok ama olsun..
sana kullanılmamış bir aşk bırakıyorum,
üstü kalsın..
Tarık Tufan
 
[YOUTUBE]qNRVAR9K0tU[/YOUTUBE]

Kendi ellerimle ben beni kederlere saldım Sonunda bir oyuncak kara sevda aldım senden…​
 
11828612_902123739824782_3968321453139573460_n.jpg


Televizyon alkıştan yıkılıyor, mağdur ama mağrur ebru gündeş gözyaşlarını siliyor...

gazetenin köşesinde bir haber, "konya'da kırk günlük bebek soğuktan donarak öldü"

ebru gündeş acun'a "senin kocaman bir yüreğin var" diyor, alkışlar bu sefer daha şiddetli başlıyor.

bebeğin öldüğü evin camı kırıkmış, naylonla kapatmışlar.
acun, ebru gündeş'e "geçecek bu günler, biz senin yanındayız" diyor, alkışlar susmak bilmiyor, tüm türkiye tek yürek olmuş, acun ile ebru'nun gözleri yaşartan dayanışmasını izliyor.

anne, gece bebeğini emzirmeye kalkmış, çocuğunu hareketsiz görünce de çığlık atmaya başlamış, komşular yetişmiş çığlıklara...
televizyonda şarkılar söylenmeye devam ediyor, tüm hayalleri o yarışmayı kazanıp ebru gündeş gibi bir hayat yaşamak olan insanlar, ebru gündeş'in onları beğenmesi için ellerinden geleni yapıyorlar. şarkılar bitince yine alkışlar başlıyor, programın yarısı alkışlarla geçiyor, herkes birbirini alkışlıyor.

komşular diyor ki; "çok fakirlerdi, odun bulabilirlerse yakarlardı" odun bulabilmek ne demek gazete bunu yazmıyor.

ebru gündeş alkışlanırken elini göğsüne koyup "eyvallah" hareketi yapıyor, yani "sizler alkışlarınızla benim kocamın suçsuzluğumu tasdiklediniz, unutmam bu desteğinizi" gibisinden teşekkür ediyor, aslında hepsi de ebru gündeş'in hayatını yaşamak isteyen seyircilere doğru.

kocası askerdeymiş kadının, iki çocukla bırakmış bu virane evde karısını, adam askerde devlete hizmet ederken, devlet bir torba odun verememiş mi bu eve.

o ses türkiye bitiyor. o ses olmak isteyen kişilerden biri eleniyor, veda ederken programa alkışlanıyor, herkeste bir burukluk, sms oyları da kurtarmamış belli. ceplerinden elli kuruş verip bir yarışmacıyı elenmekten kurtaramayan seyirciler çok üzgün ve mağdurlar, ama yine de alkışlıyorlar.

sms'lerle kırk günlük bebeğin kırk yıllık kömür parasını toplayan acun programı kapatıyor, haftaya görüşürüz diyor, herkes alkışlıyor.

konya'da kırk günlük bir bebeğin cenazesi kalkıyor. on bilemediniz on bir kişi cenaze namazını kılıp, küçücük tabutu toprağın en dibine gömüyorlar, kimse alkışlamıyor.

alkışlamayı bırakın ağlamıyor bile...​
 
[YOUTUBE]Kv91VI8imaY[/YOUTUBE]

Ben akşamları sevmem, akşamlar sorun yaratır
Ben konuşmayı da sevmem, gidişler hep o gidiştir​
 
İnsanlar;
Satıcıdır. Kırıcıdır.
İnsan insanı başka bir insana satar.
Bugün senden el, ayak, selamı çektiyse,
Başkasında devam ediyordur.
Bu düzen böyledir.​
 
tumblr_nt8py1xEyM1sua6ivo1_500.jpg


Şu perdeler her evde mi vardı ?
Yahu görünce hemen küçülesim,hemen çıplak ayakla kendimi bahçeye atasım var..​
 
tumblr_nsq76bGPI51ucw0mfo1_500.jpg


''Bu fıstık için vahları, tühleri kenara bırakalım hadi. Evinde yatamayan bomba memleketli çocuklarımıza gösterişten üzülmeyi kenara bırakalım. ‘Ya bizim de başımıza gelseydi’ diye samimiyetsiz şükürlerimizi kenara bırakalım. ‘Bizim de elimizden bişey gelmiyo ki’ saçmalığını bi kenara bırakalım. ‘Ya bu suriyeli çocuklar da burda sürünüyo be’ derken gavur mallarını hüpletmemizden konuşalım. Mesela biraz daha marka giyimimizden vazgeçmemizden konuşalım. Bi boykot edicez, din kardeşimiz sandıklarımızdan yediğimiz lafları konuşalım. Hadi bunlardan da önce namazımızı konuşalım. Seminerlere, kongrelere, eylemlere giderken kaçırdığımız namazlardan belki… Tesettürümüzden konuşalım. Kafire kızarken, kafir kılıklı olmamızdan konuşalım. Ama vahları tühleri bırakalım artık. Samimiysek hüzünlerimizde, harekete geçelim artık!''​
 
“birisi kabuk tutmuş yaralarımızı okşamaya başladığında, cırt diye açılıveriyor ve kanamaya başlıyor yeniden oluk oluk..birine teslim olduğumuzda ve içimizi döktüğümüzde, bedenimiz ve ruhumuz kan içinde kalıyor. O yüzden değil mi içimizi tutmalarımız, birine teslim olmaktan korkmalarımız, ortalıkta gergin ve tedirgin dolanmalarımız?
-anlatsam mı, anlatmasam mı?-kararsızlığımız. - bu sevgi beni acıtır mı? - kuşkularımız.. her zaman seni üzecek birileri olacaktır.
tek yapmamız gereken; sevginin bize vaadettiklerine güvenmeyi sürdürmek, ama kime ikinci defa güveneceğimizi de iyi seçmek.”​
 
tumblr_nfuz40GXAT1sc26y3o1_500.jpg


İnsanlar zenci, beyaz, ingiliz, milliyetçi, liberal, müslüman, hristiyan diye ayrılmaz… İnsanlar sadece ikiye ayrılır; İyi İnsan- Kötü insan… Ya iyisindir, ya da kötü… Hepsi bu kadar… İyi bir insan olmak için çabala… İyi bir Hintli olmak için değil…

(…) Benim Adım Khan Ve Ben Terörist Değilim! / Hindistan
 
Uğruna başarısız olmaya değecek hedeflerin var mı? Başarı azim gerektirir, azim ise irade. Bazı hedefler, başarısız olmaya da değer. Gerçek başarı, başarısız olma korkusunu yenebilmektir.

Uğramışken bir şey bırakmış olayım.
 
Senin çirkin olduğunu söyleyen annemden nefret ettim.
Sana benim gibi bakamayan herkesten.
Senin güzelliğini görememelerini anlayamadım hiç…

#FridaKahlo
 
tumblr_ntc869jfEL1sqtpabo1_500.jpg


Ve and olsun ki, hiçbir kurşun, hiçbir çelik, hiçbir toprak, hiçbir bayrak ve hiçbir vatan, daha kutsal değildir i n s a n d a n !
Yılmaz Odabaş​
 
"Suskunluk, duyuların yoğunlaşmasına yol açar - insanlar arasındaki sessizlik, iletişimin çoğalmasını sağlar. Çünkü sessizliğin içinde, ikimizden ya da üçümüzden daha büyük olan bir şeyi paylaşırız. Sessizlik, duyularla algılananların tümünün doruk noktasıdır. Söylenen sözcük, sessizliğe yapılmış bir müdahale, bütünlüğe yapılmış bir tecavüzdür. Sözcükler toplam deneyemimizin küçücük bir bölümünü bulandırır, farklılaştırır, sınıflandırır ve en sonunda onu yeni baştan düzenler. Bu, durgun suya bir taş atıp oluşan halkalar yüzünden suyu eskisi kadar açık seçik görememeye benzer. Bu bağlamda sözcük, taşın kendisidir."

GÜNDÜZ VASSAF
 
Geri