Kaybedecek bir şeyin kalmaması özgürlük galiba ...

Konu sahibi son olarak 2381 gün önce görüldü
Sayfanın başlığını çok sevdiğimi daha önce söylemiş miydim?
 
"Bütün insanlara sevgiyle bakabileceğimiz günlerin bir an önce gelebilmesi için şu an bazı insanlardan iğrenmemiz gerekiyor."
* Maksim Gorki / Ana
 
"Kadının gelişimi, bağımsızlığı özgürlüğü kendisinden gelmelidir. İlk olarak kendisini bir seks objesi değil, bir kişilik olarak ortaya koymalıdır. İkincisi, hayatını basit, fakat zengin ve derin kılarak; kendi bedeni üzerinde başkalarının iddia ettiği tüm haklara karşı koymalı, istemediği sürece çocuk yapmamalı, tanrının, devletin, kocasının, ailesinin bir kulu olmaya karşı çıkmalıdır. Bu da hayatın tüm karmaşıklığını ve özünü anlamaya çalışarak, yani kendini toplumun fikirlerinden ve yargılarından özgürleştirerek olur."
Emma Goldman
 
basliga takilip yaziyorum aslinda.
kaybedecek bir seyi olmamak en büyük aciziyetlerden ayni zamanda da en tehlikeli seylerden birisidir. özgürlük de tam anlamiyla bu deniliyorsa evet budur, yoksa hapsolmanin ta kendisidir aslinda.
 
[YOUTUBE]VgLyhIFRmQg[/YOUTUBE]

Yorgun inançlarımız, kullanılmış ve azalmış..
 
tumblr_myqhbmajaS1se92u6o1_500.jpg

“I am a dreamer. I know so little of real life that I just can’t help re-living such moments as these in my dreams, for such moments are something I have very rarely experienced. I am going to dream about you the whole night, the whole week, the whole year.”
 
[YOUTUBE]f-vpAn15-vE[/YOUTUBE]

oooooo replaaaaaaay :gtr:​
 
"Doğrum yok benim. Her yarım şey gibi, ne kederli, ne de mutlu.
Peki ya sen! hiç hikayen yok mu senin?"
 
tumblr_myqhbmajaS1se92u6o1_500.jpg

“I am a dreamer. I know so little of real life that I just can’t help re-living such moments as these in my dreams, for such moments are something I have very rarely experienced. I am going to dream about you the whole night, the whole week, the whole year.”

Burayi Anlamadim
 

Hayalperestim gerçek hayatın çok azını tanıdım ki sadece hayallerimdeki bazı anları tekrar yaşayamıyorum çünkü bu hayalleri çok nadir yaşadım(deneyimledim). seninle ilgili hayaller kuruyorum tüm gece tüm hafta tüm yıl. (yorumlamadan yazmaya çalıştım ama bu çıktı kelimeleri fazla değişmek istemedim. ) :) Ben bunu anladım. :D
 


Hayalperestim gerçek hayatın çok azını tanıdım ki sadece hayallerimdeki bazı anları tekrar yaşayamıyorum çünkü bu hayalleri çok nadir yaşadım(deneyimledim). seninle ilgili hayaller kuruyorum tüm gece tüm hafta tüm yıl. (yorumlamadan yazmaya çalıştım ama bu çıktı kelimeleri fazla değişmek istemedim. ) :) Ben bunu anladım. :D

Şimdi bende anladım (:
 
Ve bütün tanıştığım erkekler bunu, yani kendilerini sevmediğimi, sevemediğimi anlayınca, büyük bir tessür, hatta hiddetle beni terk ettiler... Güle güle... Ama niçin beni kabahatli zannettiler? Kendilerine asla vaat etmediğim, sadece kafalarında yaşattıkları bir şeyi vermedim diye mi?
 
buradan kızlara sesleniyorum izlediğiniz sevimli karikatür veya romantik filmlerden etkilenip karşınıza çıkan öküzleri o rollere yerleştirip hayaller kurmayın sonra hayat ne kadar zalımsın der oturup kalırsınız.
 
Sessiz insanlar en gürültülü zihniyete sahiptir.
Kurt Cobain
 
İnsanın hayatında öyle bir an gelir ki önünde uzayıp giden karanlık yolda ilerlemekten başka çaresi kalmaz, geri adım atamayacak kadar yorgundur çünkü ve yerinde duramayacak kadar da yıkkın. Hayatta çoğu zaman asıl ihtiyacımız olan şey de budur işte, sağlam kalan parçalarımızı toplayıp kör bir karanlıkla yolumuza devam etmek.”
—* Emrah Serbes / Deliduman
 
Kızıyordum, artık kızmıyorum. Bir şey oldu epey önce, kimsenin beni öldüremeyeceğini fark ettim. Affedilmeyecek ihanetlere tanık oldum. Affetmeyeceğim. Affetmenin, ne büyük uyum isteği ve palavra olduğunu fark ettim. Çok uyumsuz muşum. Azıcık uyayım diye, ne fedakarlıklar yaptım, geçmiş olsun, affedemiyorum, etmeyeceğim de. Korku kendi cehenneminde debelensin, benim cehennemim başka..
Umay Umay
 
* * *-*Yalnız cismim değil, ruhum da, aralarında bir uyuşma olmaksızın, kalbimle sürekli zıt gidiyorlardı. Garip bir dağılma ve bölünmeden geçiyordum sürekli. Bazen bir şey düşünüyor, buna kendim de inanmıyordum. Bazen içimde kendime karşı bir acıma duygusu beliriyor, ama aklım ayıplıyordu beni. Birisiyle konuşsam, bir şey yapsam, türlü konularda söze karışsam gönlüm başka yerde oluyordu, aklım başka yerde, ve ayıplıyordum kendimi. Dağılan, çözülen bir kitleydim ben. Sanki ben hep böyleydim, böyle de kalacağım: acayip biçimsiz bir karışım...
 
Geri