Karanlığa Sarılmak

Konu sahibi son olarak 2172 gün önce görüldü
Sokaktan insanlar geçiyor
Benim aklımdan hep sen
Tramvayda yanımdasın
Sofrada beraberiz
Çatalı öyle tutma
Sigara içme diyorsun
Üzülüyorsun benim için
Bak gömleğin kirlenmiş
Bu sakalda neden
Niye mahzun yüzün
Tam konuşacağım seninle
Kayboluyorsun...
 
Kesilivermişler elden ayaktan
Nefeslerinin sıcaklığında
Bütün acılara kapanmış gözleri
Kirpikleri ıslanmış saadetten
Ölüm gelirse böyle saatte gelmeli
Belki farkedilmez yaşamaktan
 
Geri getirecek misin güneşlerini?
Donuk gözlerim özlüyor seni.
Ne yaparım ki güneşsiz, sensiz?
Kopuk köklerim bekliyor seni.
Geri getirecek misin ellerimi?
Güdük bileklerim özlüyor seni.
Ne yaparım ki elsiz, sensiz?
Çürük isteklerim bekliyor seni.
Geri getirecek misin ışıklarını?
Soğuk kağıtlarım özlüyor seni.
Ne yazarım ki ışıksız, sensiz?
Boğuk harflerim bekliyor seni.
Geri getirecek misin ellerimi? ,
Kırık sözcüklerim özlüyor seni.
Ne yazarım ki elsiz, sensiz?
Yıkık tümcelerim bekliyor seni.
Bekleyeceğim
Gene de
Hiçbir tekne getirmese de seni?
Getirene dek
Hiçbir tekne.
Gene de?
 
Gönlünün vefası bu kadar mı ki?
Döktüğü yaşları kurutmuş mudur?
Kendini aldatıp avutmuş mudur?
Vaadini tutmuş mu unutmuş mudur?
Şimdi başkasına meyli var mı ki?
Bilsem uzaklarda kimler ağlıyor
Kimlerin kalbini aşkı dağlıyor?
Acep kederli mi yas mı bağlıyor?
Yoksa eskisinden bahtiyar mı ki?
 
Üstümüzden bir gündüz daha gelip geçti,
Kolay mı parçalanmak dağ dağ...
Ak karanlıkta taş ağarmaz, deniz mavileşmez
En uzak yıldız üstümüzden en uzak
En uzak kuşkularda yetişilmez,
Dönüp bakmadan yalnızlığımızdan ışıl ışıl
Göz kırpmadan haber bırakmadan,
Bile bile...Göre göre susup gider...
 
Sevda gibi bir gizli emel ruhuna sinmiş;
Bir haz ki hayalden bile üstün ve derinmiş.
Gökten gelerek gönlüne rüzgar gibi inmiş,
Bir sır ki bu, ölsen bile açamazsın...
 
Şimdi hülyaya gömülmüş ölüyüm;
Ne gelen var, ne giden var, ne soran.
Izdırap yaylasıyım gam çölüyüm;
Esiyor sadece gönlümde boran.

Bir hayal alemi ardında; uzak,
Sisli iklimlere sürdüm, gittim.
Varlığım burada sönüp kaybolacak...
Belki ben şimdiden öldüm...
 
"Beni yalnızlığımda vurdular o gece
kalbimi suyla oydular gece vakti
öldüğümü bile söylemediler...
Ben şu kısa boylu hayatta
Uzun boylu kederlerle acırım
Yorar şu telaş, şu karmaşa
Bir sığınak aranırken şu uğultuda
Bir aşk gelir bir yara
Bir yara...bir yara daha!
Eski bir aşk
Yeni bir ayrılıktır her zaman
Bunu kuşlar sorar yıldızlar da anlatır
''Kimse bilmez he canım''...
 
Sana uzaktan bakıyor artık gözlerim
Gönül senden geçmez bana döndü hep sözlerim
Unutmak o kadar kolay mı sandın
Ayrılık bana aşktır artık

Dağılmış saçların gönlümün yatağına uyandırma
Sabah olsun ben giderim sen kal rüyanda
Ayrılmak o kadar kolay mı sandın
Yolların bana aşktır artık
 
O rengini bilmediğim saçları ,
O hiç tutamadığım elleri,
Hiç bakamadığım gözleri,
Senin için bıraktım ben seni.

Karlar yağmaya başladı,
Kışlar geldi ani,
Aşkımızın yeri meydanlardı,
Senin için terk ettim ben seni,

Sen hiç bilmeyeceksin belki,
Ben , içim kan ağlarken,
Gözlerim dolmuştu ki,
Senin için vazgeçtim senden.

Belki korkak , belki cesur,
Aşkım etti bana muarız,
Aklımda ziyan-ı zuhur,
Senin için oldum dermansız.

Her zaman hakkım kötektir,
Tekdir ile uslanmam,
Güzeldin sen de zevahir,
Aklımdan çıkaramam...
 
Kısa bir öyküdür hayat
Uğruna upuzun acılar çektiğimiz
Kısa bir türküdür
Bir kez daha söylemek için delirdiğimiz...
 
Ne gül
Ne yarın!
Gül,
Küle karılmış günlerin tortusunda
Yarın,
Vurulmuş yatıyor bugünün avlusunda
Sakla yamalarını kalbim.
İnsanlar büyüdükçe günler kısalır
Günlerimiz gibi aşklarımız da
Yittikleri duraklarda kalırlar
Sakla yamalarını kalbim.
Kendini bıçak gibi ışıyan yeni güne bağışla
Yürü, arkana bakma, ama umursa
Bazen anılara en çok yakışan elbise
Birkaç damla gözyaşıdır unutma...
 
Duymasa da hiç kimse şâir gönlümün,
Sende karar kıldığını...
Ve içimin şerha şerha yarıldığını,
Sen bilsen yeter..
Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi..
Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek..
Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek,
Eğilsen yeter...
 
Unutturmayacağım, seni yaşatacağım,
Kendimi çoğalttıkça, seni kuşatacağım,
Her zamanda, her yerde sen bende yaşadıkça...
Sen evreninde sana seni aratacağım...
 
Ne kadar boş her şey alışınca yalnızlığa
Tükenince umutların sarılırsın gururuna
Bir elinde yanılgılar diğerinde gözyaşların...
 
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Şöyle diyebilirim: gece yıldızla dolu
Ve yıldızlar, masmavi titreşiyor uzakta
Şakıyarak dönüyor gökte gece rüzgarı.
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara.
Kollarıma aldım bu gece gibi kaç gece
Kaç defa öptüm onu sonsuz göğün altında
Sevdi beni o ben de bir ara onu sevdim
O durgun, iri gözler sevilmez miydi ama

Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim.
Yokluğunu düşünüp, yitmesine yanmakla
Duyup geceyi, onsuz daha engin geceyi.
Ota düşen çiy gibi, düşmekle şiir cana
Ne gelir elden, sevgim onu tutamadıysa.
Gece yıldız içinde, o yoldaş değil bana
Hepsi bu. uzaklarda şarkı söylüyor biri.
Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca
Gözlerim arar onu, yaklaştırmak ister gibi
Yüreğim arar onu, o yoldaş değil bana

Artık sevmiyorum ya nasıl, nasıl sevmiştim
Sesim arar rüzgarı ulaşmak için ona
Ellere yar olur. öpmemden önceki gibi.
O ses, ışıl ışıl ten ve sonsuz bakışlarla
Artık sevmiyorum ya severim belki yine
Ne uzundur unutuş ah ne kısadır sevda
Böyle gecelerde kollarıma aldım çünkü
Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca

Belki bana verdiği son acıdır bu acı
Belki son şiirdir bu yazdığım şiir ona...
 
Düşünüyorum, kuytu odalarda
Bir güle uzanıyor ellerin...
Bir damla yaş gibi sıcacık
Bakışlarında eylül bahçeleri...
Bir gül gibi topluyorum usulca
Uykusuz geceleri...
Bir gül yaprağısın uzakta
Hayal gibi yok musun, var mısın?
Yalnızım, dertliyim, çaresizim
Duyar mısın?
 
Hasretin gönlümde artık bir ateşten perdedir,
Görmüyor pek gözlerim nay'lar, kudümler, nerdedir?
Çok değil, aşkınla mahzun hem perişan olduğum
Aşikar, gönlüm senin var olduğun her yerdedir...
 
Hani şarkilar bizi bu kadar incitmezken,
Hani körkütük sarhoşken gençligimizden,
Daha biz kimseye küsmemiş,
Daha kimse ölmemişken,
Eskidendi, çok eskiden...
 
Rüzgar oldu gönlüm esti havada
Sevda kuşum kanat açtı bu güle
Bir güzel yüzünden döndüm mecnuna
Sevdim İstanbul...
Ne gezerim gözü yaşlı bu yerde
Garip gibi söz söylerim, kim dinler?
Benim gibi bir zalimi kim sever?
Söyle İstanbul...
 
Geri