Oyun Karalama Defteri

Forum oyun
Konu sahibi son olarak 26 gün önce görüldü
@ZaNa ile boşuna arkadaş olmadim gelsin altin kemerler gitsin külçe altinlar su gibi canımın içi ))
 
"Acı çeken kişinin bir süre karanlıkta kalması gerekiyorsa, onu neşelendirmeye çalışmak onun için çok acı verici olacaktır."

İnsanları rahat bırakın.
 
evim ve okulum uzak olduğu ve sabahçı olduğum için kölelerin uyandığı saatte uyanıyorum ama melodikayla kral şakir jeneriğini çalıp çocuklara hava atma motivasyonuyla yaşıyorum.
 
Normal bir vatandaşın noktalama işaretlerini doğru kullanamamasını anlayabilirim ama birçok tez yazmış birinin baştan aşağı hatalı cümlelerini asla anlayamam…
 
Ne zorluklar gözünü korkutsun, ne de kolaylıklar yastığını yumuşatsın.
Sana ait olan kaf dağında bile olsa eninde sonunda gelir ve senin olur.
Sana ait olmayan burnunun dibinde bile olsa senin olamaz.
Sen planlar yaparsın, kendince bir şeyler bilirsin fakat sistemin de bildikleri ve planları vardır.
Kendini akışa bırak ve pes etme.
 
Stratejik plan toplantısında, hedef kartlarını hazırlıyoruz. Sıra risklere geldi. Risklerden bahsederken “paydaşlar arasındaki kültürel farklılıklar” risk olarak yazıldı. Ben bir türlü nasıl olur da bu, hedefte risk taşır bunu anlayamadım. Kfjf olasılığı da en düşük olarak puanladım değerlendirmede. Sonra bir örnekle açıkladılar, biraz kafama yatar gibi oldu ama yine de risk algımı değiştirmedi kfjf kültürel farklılıklar benim için hiçbir zaman problem olmadı ki hedef kartlarında problem olsun… ne demiş heraklitos, karşıtlar yararlıdır, en iyi uyum farklılardan çıkar kfjf
 
Son düzenleme:
suratsız, sıkkın, gözünü ovuşturarak konuşan, saçıyla başıyla oynayan bir insanın profesyonellikten ve gelişimden bahsetmesinin anormalliğiyle başladım güne. bir şeyi yaparken zoraki yapıyor bile olsanız en azından ağzınızdan dökülenlere uyumlu bir davranış göstermelisiniz ki karşı taraf anlattığınız şeye karşı olumlu bir düşünce geliştirsin. hay tükürem senin saçına dememek için kendimi 45 dakika tuttuğum için buradan haykırmak istiyorum: HAY TÜKÜREM SENİN SAÇINA. hayırlı cumalar… sen hariç pürçekli kız.
 
Özel bir hastanedeyim. Amcanın biri taktı bana duvardaki " lütfen cep telefonunuzu kapalı tutunuz " yazısını gösteriyor. Hee kapatırım bekle (zaten ayak üstü çarptılar sjsjsj)
 
Tanrının varlığına yönelik çok güzel bir yazı okumuştum daha önce burada paylaştım mı bilmiyorum ama hatırladığım noktaları ile paylaşmak isterim.
Kediler üzerinden çok güzel bir argüman sunmuşlardı.
Şöyle ki: Evde bir kediniz varsa, siz işe gidip tekrar eve döndüğünüzde kediniz sizi ''avdan döndü'' olarak algılıyor. Elinizde poşetler varsa ''Acaba ne ganimetler getirdi'' olarak algılayıp heyecanlanıyor. Eve geç kaldığınızda avlanırken öldüğünüzü düşünüp kaygı duymaya başlıyor. Tabi bunlar etolojik gözlemler çerçevesinde öngörülen çıkarımlar. Yani fark ettiyseniz kediniz sizi kedileştiriyor. Siz kediden çok daha üstün ve kompleks bir varlık olduğunuz için kediniz sizi kendi sosyolojisi ve kapasitesi ölçüsünde anlamlandırıp yorumlayabiliyor.İşte bizim tanrıyı anlamaya çalışma noktasında düştüğümüz bir hata da bu; bizler de tanrıyı çoğu zaman insanlaştırma eğiliminde oluyoruz. Onu kendi hissettiğimiz duygularla ya da kendi tanımladığımız değer yargıları ile anlamlandırmaya çalışyıoruz. Atıyorum 20 çeşit hissedebildiğimiz duygu varsa, tüm evrende de duygu çeşitliliğinin bununla sınırlı olduğuna yönelik bir algı geliştiriyoruz ya da tanrının da bizler gibi illa bir duygu durum sistemine sahip olması gerektiğine inanıyoruz, bizim sosyolojik normlarımıza göre X durumu kötülükse, tanrının da bunu kötülük olarak ele almasını bekliyoruz falan filan. Kısacası Tanrıya yönelik geliştirilen inanışların 'anlayıp-anlamlandırma' değil de 'kabul etme ya da etmeme'' şeklinde geliştirilmesini daha sağlıklı buluyorum. Bence teistlerin ''Bizim ona aklımız ermez'' şeklindeki argümanları bilimden bir kaçış ya da kafayı kuma gömmek değil, sarih bir hakikat. Kedileri bizi anlamaya mecbur bırakmamalıyız; mümkün olmayacaktır.
 
Geri