Meczub-î İstikamet…
Mecburi istikamet ve zorunlu oluşturulmuş, rotalar arasında ortalarda bir yerden, orantılı birkaç şey söyleme gerekliliğini hissediyorum. Yola çıkmak, yoldan çıkmak, revan olmak, bazen de kervanda olmak iyidir. Yeni bir yol açmak ve çığırın oluşması için kalemi bızbız, kağıdı bir kasnağa gergef yapıp söz davulunu çalmak, zorundalığımız var.
Malumatfuruşunuzdur; kuruşlarımızın ağırlığı düşürüldü, meteliği attığımız oylarla deldik. Meteliğe oy atıp niteliğe sırt döndük. Nicelik nice zamandır, inceliksiz bir obezite içerisinde TOGG karnının üstüne; karemelize edilmiş duble yol söylemiş tıkınıyor. Bu yeryüzünde inancımız gereği inandığımız, mutlak bir iktidar vardır. Yüce Rabbimiz, onun dışında geri kalan tüm iktidarlar mutfak iktidarlarıdır.
Mutlak iktidar sahibinin, farkında olmayan insan ve insanlık, mutfak iktidarları tarafından marine edilip; determine edilmiş bir yaşam ve ölüm menüsü için pişirmeye hazır hale getirilir. Tüketen insan aslında, bir noktada tüketilen insan haline getirilmiştir.
Anglosakson halklarının; güzel bir deyimi vardır.
“Cüzdanım soğan gibi; açtığımda gözlerim yaşarıyor.” derler. Bende bugün biraz; vicdanları açmanızı rica edip, ambale (belirli amillerin etkisi altında, düşünemez) bir hale gelmiş, aklın ve vicdanın “ISTIRAR” hissini irdelemek ve çürümüş iradelerimizi biraz seyretmek istiyorum.
Çok değerli; okurlar, yazarlar, çizerler, şefler, beyler, bayanlar, her türlü yakaya sahip vaka-i yaratılış sahibi insanlar.
Hepiniz hoş geldiniz! Yeni “Ai” evrenimize.. Bugün sizlere AK-Ai iktidar şirketimiz tarafından gelinmiş olan son noktaların ve gelişmelerin bilgilendirmesini yapacağım. Bildiğiniz üzere bu basın toplantısı olmayacak, toplanmış basın gücü oluşturduğumuz iktidar zekasından dolayı, tamamen ululamak üzere kurguladığımız, fonladığımız, fanlaştırdığımız bir rüzgarla bizim “yeşil” kahramanlık pelerinimizi havalandıracak.
Bildiğiniz üzere Ai= Artificial Intelligent; yani gündemi işgal eden tanımıyla yapay zekâ, teknolojik gelişmeler sonucunda, insanlarca kodlanmış geliştirilmiş, verileri kendi algoritmik düzeni içerisinde işleyerek, yeni bir şey oluşturabilen, işlemcilere sahip kapasiteleri ile insanları şaşkınlığa düşüren, uygulamalar, robotlar vs. vs. Hesap makinası ile başladığını söyleyebileceğimiz bu mini serüvende, bugün veri makinalarına doğru hızla ilerliyoruz. Bizim Ak-ai olarak alanımız ise; siyasi yapay zekâ üretimi. Kuruluşumuzun 22’nci yılında bugüne değin edindiğimiz tecrübelerden ve gelinen son noktadan bahsetmek istiyorum.
Siyasi bir yapay zekâ, üretmek için öncelikle bu ürünü tüketecek olan, kitlenin kütlesel ve özgül ağırlığına ve özgün renklerine iyi bakıp analiz edilmesi gerekmektedir. Toplumlar üçe ayrılır.
- Madun Toplumlar
- Siyasi Toplumlar
- Medeni Toplumlar
Siyasi bir yapay zekâ üretmek istediğiniz zaman, toplum biçiminizi belirlemeniz ve o perspektif açısına göre; bir kodlama, barkodlama yapmanız gerekmektedir. Bizim yaşadığımız coğrafya siyasi bir toplumdur. Yapay zekâ ile idare edilen Siyasi toplumlar iki ayak üzerinde durur, hamasi ve hevesi olarak isimlendirebiliriz.
Hamaset; yiğitlik kahramanlık ve cesaret şeklinde ele alındığında, toplumun gözünde oluşturduğumuz algı perdesi üzerindeki lider; her zaman mağdur ve mağrur olarak kalır. Onun içindir ki bir mağduriyetten, kahramanlık oluşturup bu kahramanın ışığı etrafında bir yapısal oluşum oluşturup, onu mağrur bir konuma getirip, koruyucusu, savunucusu haline dönüştürürüz. Yenmeyen, yedirilmeyen, savunulması gereken bir algı içerisine oturttuğumuz bu zekanın ürünü, şürekalarıyla beraber bir çığa dönüştürülerek, güç merkezi haline dönüştürülür. Gücün insan üzerindeki çekiciliği, heveslendirip, arzu ve beklenti içerisindeki zengin muhayyileleri de kendine doğru çekerek. Belirgin referans noktalarını es geçmelerine sebep olmaktadır. Kısaca ifade etmek gerekirse, yapay iktidarlar insanları “Hamaset ve Heves”ile kullandıkları bir iletişim aracı hissi verir. Gerçek iktidarlar ise, tek bir nirengi noktasında olmak zorundadır. “Hakikat”.
Hakikati şuraya bırakalım, Bentham’ın hayali olarak oluşturduğu panoptikonlarda yaşayan insan topluluğu, gözlemlenip, gözetleniyor ve gözlerindeki ışığa bakıp, farklı karanlık projeksiyonların organize ettiği, hamasi nutuk ve hevesi hayalcilik içerisinde insanlara pompalanıyor.
Bir Meczub-i İstikamet ile kelimeleri , şiire dönüştürüp yazımızı noktalayalım.
Aynı salak gök kubbenin alınlığına ateş rengi harflerle…
Düşüyorum; kelimelerimi.
Yaşamın kolay çözülebilecek bir anlamı olduğu.
Büyük evrensel yanılsamaya…
Diş biliyorum, dişlilerin bilincinde…
Yüzünü yırtıyorum, kağıtların ve kâğıt toplayıcılarının.
Fısıldıyorum, sokaktan geçen bir kediye.
“Kim ki arzu eker, baskı biçer.”