Bir çocukluk öğretisi vardır hepiniz öğrenmişsinizdir: 'Sana yapılmasını istemediğini başkasına yapma'.
Ne harika söz, ne hoş söz,ne ulu söz... değil mi? ama eksik.
Pekala size yapılmasını istemediğiniz bir şeyi en ahlaksız,en şirret, en **Spam/Adversiting** şekilde karşınızdakine yapabilirsiniz; ödeyeceğiniz en ağır bedellere bile hazırsanız, ben cayır cayır yanayım ama yeter ki o da yansın diyebiliyorsanız neden olmasın ki... vaov denilesi bi tutku bile olabilir bu. Hem başka hangi memelinin ahlak icadı var?
İşte can alıcı nokta da burada başlıyor: lahananın sapına gelince zırlamaya başlamak... yoo... işte bu hiç tahammül edilebilir değil, hiç acınası değil... Hurmaları ye, sonra ağlayıp zavallı empatiklerden destek bekle... şeytan statüsünden bir anda kurban statüsüne geçiş yap... ipek işlemeli mendilinle biricik gözyaşlarını sil.Ah canım... ne iyisindir sen.
Ahlaksızlık dedikleri hemen her olayda ana damar hep bu olay üzerinde tepiniyor: yenilen bokun bedelini ödemekten aciz olmak.
Cani bi adam değilim ama bazılarının başına gelenlere bir gram acımıyorum bu sebeple. En trajik senaryolarda bile.
Sigaramı yakıp keşke ananı da sevseymiş diye iç geçirdiğim bile oluyor.
Çocukluğumda çizgi filmlerde içten içe kötü ana karakterlerin kazanmasını isterdim bazen.
Denge fetişim var sanırım.