İz bırakan kitap cümleleri.

  • Kullanıcı Run
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Kitap Kulübü
🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Öldürüyor,lekeliyor insanlar bizi severken
Toprağa bağlıyız.
Kökümüz, yaşamımız anlamına gelen bir iple
Yine de kollarımızı kaldırırız mümkün olduğunca
Gökyüzüne.
Siyah Lale - Alexandre Dumas
 
''İnsan neyi özlüyor, başka bir insanı mı, yoksa onunla birlikte yaptığı şeyleri mi? O insan yerli yerinde duruyorsa, kendi hayatını sürdürüyorsa; özlemek onunla birlikte paylaşılan şeyleri özlemek mi?'' Bir yeri özlemek, bir kişiyi özlemek, hayatın belli bir dönemini, mesela gençliği özlemek, bir yemeği özlemek, akrabaları özlemek, eski dünyayı özlemek, bir şarkıyı özlemek, açık havayı özlemek, bir kokuyu özlemek gibi sonsuz sayıda çeşitlendirilebilecek olan özlem kıvranışları beynin hangi kıvrımına yerleşecek insanın yüreğini böylesine buruyor olabilirdi? Eğer birlikte yaşanan şeyler özlenmiyorsa, yavuklunun sadece yüzünü görmek hasreti dindirebilir miydi? Elbette dindiremezdi. Başkasıyla birlikte gördüğün zaman, hasret dindirilmiş olmazdı ki. Tam tersine; kendisine olduğu gibi derine giren bıçak daha da kanırtılmış olurdu. Ne tuhaftı! Görmediği zaman özlememek ama gördüğü zaman özlemek... Gökten aniden inen ve kaçmaya imkân tanımayan bir asit yağmuru gibi yakıcı bir özlemle tutuşmak...
-Zülfü Livaneli
 
bazılarımız şiirlere tutunuyor,
bazılarımız şarkılara…
bazılarımız filmlere tutunuyor,
bazılarımız kitaplara…
sanırım artık insan, tutunamıyor insana.

- Oğuz Atay -
 
Dünyaya gelen kirlenir, diyorlar.
Dünyanın kiri, suyundan çoktur.
Dünya el kiri
Yıkayıp ödüyorum.
Dünya, insan kiri.
Ödeyip ölüyorum.
[emoji263]Haydar Ergülen “öyle küçük şeyler”
 
Yıldırım aynı yere iki kere düşer mi?
Düşer..
İki kere de düşer,üç kere de.
Yeter ki yağmurun altında durmaya cesaret et.
Öfkeyle,rekabetle,küçümsemeyle, eleştiriyle ve yargıyla dolu konforlu alanını terk edebilmeyi başardığında hazır olduğun seni bulur.

Unutma ki aradığın da seni arıyor.
Yaşamının dümeni kendi ellerinde..
Kalbinin rehberliğini kimsenin karanlık kuyularında yitirme.
Uçurumlar, dümeni kıracağın rotayı verirler sana.
İhtiyacın olan tek şey cesaret..
Yola çıkmaya, yağmurda ıslanmaya, kahraman olmaya cesaret et..

Bircan Yıldırım- Hayat Cesurlara Torpil Geçer
 
Siz istiyorsunuz ki çöllerin ortasında bıraktığınız insanlar size gül bahçesi sunsun.

- Küçük Prens -
 
Onu düşünmekten kendimi alamıyorum, şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.

Şeker Portakalı.
 
kimseyle hiçbir konuda yarış halinde değilim.
kimseden akıllı, kimseden güzel, kimseden iyi olma gibi bir iddiam yok.
kimse için "en" değilim, "daha" değilim.
bu devasa iddiasızlığın bana verdiği özgürlüğün hastasıyım.

* Sabahattin Ali

Şu satırlar motivasyon kaynağı. Yaşama sevinci..
 




"Çok canın acıyacak, Zezé."
"Zaten çok acıyor."


- Bu yarasanın seni çok sevdiğine inanıyor musun?
- Evet,seviyor.
- Yürekten mi?
- Bundan hiç kuşkum yok.
- Öyleyse arkandan geleceğine inan. Ortaya çıkmakta gecikebilir.
Yine de birgün seni kesinlikle bulacaktır!


Şeker Portakalı, José Mauro de Vasconcelos
 
Holde sol tarafta büyük sofanın üzerinde Zehra yeni yaptırdığı tuvaletin uzun eteklerini yayarak oturmuş, elindeki içki kadehini sallaya sallaya etrafındaki delikanlılarla bilmediği dillerde veyahut o anda hepsinin birden bildikleri tel dille konuşuyordu. Takribî Ahmet Efendi'nin torunu bu akşam hakikaten güzeldi ve etrafındakilerin hepsi ona hayrandı. Küçük el işaretlerine, çenesinin kendinden çok memnun dikliğine baktım, gerçekten mesuttu. Fakat ne kadar annesine benziyordu! Bir ara gençlerden biri eline bir tabak içinde biraz yiyecek tutuşturdu. Kızım dizleri üzerinde rahat rahat yemeğe başladı. Evimizin eski ananesini bir iki yıl içinde tamamiyle unutmamış olduğuna sevindim. Senelerce kuru ekmeğimizi böyle dizlerimiz üzerinde yemiştik.

-Ahmet Hamdi Tanpınar - Saatleri Ayarlama Enstitüsü
 


"İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizdeki şeytan yok... İçimizdeki aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var..."
 
"Yaşadıklarım üzerine hiçbir dostumla konuşmadım. Çünkü iç dünyamın nasıl ölmüş olduğunu onlar hiç bilmemişti. Şimdi nasıl canlandığımı da bilmeyecekler.''

Olağanüstü bir gece - Stefan Zweig
 
Büyücünün İlk Kuralı Kısım I - Terry Goodkind (1.baskı s. 213)



Richard, okun nereye gideceğini istediği an bilebilir. Bazen hedefi gözleri kapalı bile vurabileceğini düşünüyorum. Nasıl yapabildiğini sorduğumda omuzlarını silkip hiçbir açıklama yapamıyor. Yalnızca okun nereye gideceğini hissettiğini söylüyor. Bütün gün hiç şaşmadan hedefi tam on ikiden vurabilir. Ama ona rüzgarın sert estiğini, hedefin kaç adım uzaklıkta olduğunu, yayın gece dışarıda kaldığını ve oldukça nemli bir gece olduğu için istediği gibi geremeyeceğini söyleyecek olursam, yere bile isabet ettiremiyor. Düşünmek, hissetmesine engel oluyor.
 
İz bırakan nice cümleler var kitaplardan da öte... Bir gün yazarim buraya..
 
Bahsettiğim şuur hâli, esasında olgunlaşma yolunda alınan ilk ve en önemli mesafedir. Yaşanan acılar ve bu acılarla baş etmek için geliştirilen -her insana özgü- sofistike ama makul yöntemler, olgunlaşma merdivenin ilk basamağıdır. Zira olgunlaşma biraz da böyle bir şeydir, acısız ve yanışsız mümkün olmaz.


Kubilay Kavak
 
...Ve bakışlarını kaçırdı.
Çünkü kaçırabileceği tek şey oydu. Gönlü kaldı, hayalleri kaldı...
Gitmek çözüm değildi ama kalmak ölümdü. Kalanlar için yapacak bir şey yoktu. Çünkü kalırsa, kendinden vazgeçmek zorunda kalacaktı.



Ben Azap Sen Cennet, Emre Tuncer
 
  • Beğen
Tepkiler: Dem
Artık olamayacağını biliyorum. Aşk benim kalbimi yakıyor, seninkini yalayıp geçiyor. Ben tam merkezine koyuyorum aşkı hayatımda, sen başka bir şeyin yerine koyuyorsun.
Bana evlenme teklif ettin, reddettim. O gece sana geldim, bu defa sen reddettin. Aşkı ve ahlakı tartıp durdun aylar boyunca. Gerekçelerini, savunularını, ithamlarını, infazlarını sıraladın; sanığı da savcısı da yargıcı da sen olan bir mahkemede yargılayıp durdun kendini defalarca. Hangi yanın haklı çıksa, bu davanın öbür yanından yara aldın. Çünkü ne yeteri kadar âşık ne de yeteri kadar ahlaklıydın.
Oysa aşkın yeterince’ si olmaz benim için hiç olmamış sevgilim. O ya vardır ya yoktur. Hududu, temkini, itidali, tazmini olursa zaten aşk olmaz. Var olduğu müddetçe vardır o. Ve var olduğu müddetçe de tek biçimde tek hacimdedir.
-Nar Ağacı - Nazan Bekiroğlu
 
Geri