IRCForumlari.Com.TR 1. Münazara

🕒 Konu sahibi 4 saat önce aktifti
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Sevgili Lefty "ülkemizde idam varmışta suçların, suçluların önüne geçemiyoruz" gibi yaklaşım sunuyorsunuz.
Run 'un paylaştığı isimlere dönüp tekrar tekrar bakın lütfen. Bunca kadın cinayeti, tecavüzü ülkede idam olmadığı halde işleniyorken, konuyu kitlelerin gazına, intikam ve hınç duygularına baÄ£lamak konuyu saptırmaktan öteye gitmiyor.

Nedense önceliÄ£imiz hep sanığın haklarinı savunmak oluyor, mağdurların hakkı ne olacak sorarım ?

Suçlar cezasız kalmasın elbette ve hukuk sisteminde belli düzenlemeler yapılabilir mesela bazı suçlara iyi hal indirimi ya da hafifletici sebepler uygulanmaz.

İdam ettiğinizde öldürülen geri gelmiyor ki... Yakınları belki biraz huzur buluyor fakat yeni olayların önü nasıl kesilecek peki?

Bilim insanları bu araştırmaları yaparken zaten yeni mağdurların oluşmasını önlemeye çalışıyorlar yoksa kolay mı o kadar suçlu ile uğraşmak? Katil ölünce başka mağdur oluşması engellenmiyor ki, işte sorun tam burada...
 
Son düzenleme:
Grup katılımcılarımızdan esekherif de yılardır, idamın neden çözüm olamayacağını her fırsatta her ortamda anlatmaya çalışmıştır ve bizler de merakla bekliyoruz.:)
 
İdam amacı dışında kullanılmadığı sürece mükemmel bir "durdurma, kontrol altına alma" yöntemi olabilir.
- İnsan değişken canlıdır, hem fizyolojik hemde psikolojik olarak. Bu bağlamda herhangi bir şeyi yaparken, karşılığında kendinin neyi beklediğini bilerek yapar.
Ölüm korkusu, diğer hiç bir şeye benzemez. Yapacağı hata veya suçun sonucunda idam edileceğini biliyor olmanın psikolojisi insanı durdurur diye düşünüyorum. En azından suç oranlarında ülkemizde %60 düşüş olacağına eminim.
- Arkadaşlar, eğitimden bilimden bahsetmiş, komik olmayın lütfen. Çin ve Amerika en yaygın idam cezalarının uygulandığı ülke.
- Çin ve Amerika kadar gelişmiş kaç ülke var? Onların bilime harcadığı ekonomi ile yeni ülkeler kurulur.
- İdam caydırıcı veya korkucutu olmamış olsaydı, bazı ülkelerde kaldırılmış olan idam yasası tekrar aktif olmazdı.
- Daha anlaşılır olması için bir çok ülkede idam yasası var ama uygulama yok, yani infaz edilmiyor, hani şöyle bir kaç tecavüz edip kadınları öldüreni meydanda "infaz" etsek çok mu iyimser oluruz?
 
Arkadaşlar Çin'e gelene kadar Hindistan örneğine bakın bence... Hindistan'da idam var da ne oluyor? Her gün çok sayıda kadın tecavüze uğruyor, hani nerede caydırıcılık?

Öldürmekten korkmayanın ölmekten korkacağını düşünmek çok büyük bir yanılgıdır. Hapishanelerde besleyelim demiyorum fakat ekonomiye katkı sağlayacak işlerde çalıştırılabilirler.
 
Arkadaşlar Çin'e gelene kadar Hindistan örneğine bakın bence... Hindistan'da idam var da ne oluyor? Her gün çok sayıda kadın tecavüze uğruyor, hani nerede caydırıcılık?

Öldürmekten korkmayanın ölmekten korkacağını düşünmek çok büyük bir yanılgıdır. Hapishanelerde besleyelim demiyorum fakat ekonomiye katkı sağlayacak işlerde çalıştırılabilirler.

Daha önce ki yorumum da söylediğim gibi, her coğrafyada farklı etkileri olur bazı yasaların. Kendi yaşadığım ülkede çok fazla caydırıcı olacağını düşünüyorum.
Onun dışında ekonomiye katkı sağlayacak iş nedir? Bir öneri sunuyorsan, çözüm de üretmek gerek?
Ben tam aksine bunları gün yüzü, güneş ışığı görmeyecek şekilde hapsetmek, sonra da şafakta asmak istiyorum.
Ekonomiye katkı sağlayacak ve herhangi bir işe ihtiyacı olan dürüst, namuslu, kişilikli insanlar mevcut, öncelik onlara istihdam alanı yaratmak. Katil, tecavüzcü insanlara yapılacak en iyi iyilik daha fazla oksijen çalmasına izin vermemek.
Geriye kalan hafif suçlu insanlar zaten ekonomiye katkı amaçlı, kurumsal yerlerde çalıştırıyorlar. Topluma kazandırma adı altında yapılıyor bu uygulama.
Sizin dediğiniz şartlarda bu insanları çalıştıracak olursak ülkede normal işte çalışacak adam kalmaz! Ülkede ne kadar insan cezaevinde bunu araştırın önce, sayı sizi korkutacak.
 
Daha önce ki yorumum da söylediğim gibi, her coğrafyada farklı etkileri olur bazı yasaların. Kendi yaşadığım ülkede çok fazla caydırıcı olacağını düşünüyorum.
Onun dışında ekonomiye katkı sağlayacak iş nedir? Bir öneri sunuyorsan, çözüm de üretmek gerek?
Ben tam aksine bunları gün yüzü, güneş ışığı görmeyecek şekilde hapsetmek, sonra da şafakta asmak istiyorum.
Ekonomiye katkı sağlayacak ve herhangi bir işe ihtiyacı olan dürüst, namuslu, kişilikli insanlar mevcut, öncelik onlara istihdam alanı yaratmak. Katil, tecavüzcü insanlara yapılacak en iyi iyilik daha fazla oksijen çalmasına izin vermemek.
Geriye kalan hafif suçlu insanlar zaten ekonomiye katkı amaçlı, kurumsal yerlerde çalıştırıyorlar. Topluma kazandırma adı altında yapılıyor bu uygulama.
Sizin dediğiniz şartlarda bu insanları çalıştıracak olursak ülkede normal işte çalışacak adam kalmaz! Ülkede ne kadar insan cezaevinde bunu araştırın önce, sayı sizi korkutacak.

Çalışırken herhangi bir ücret almıyorlar ve belli bir sürenin üstünde çalışamıyorlar. Hangi konuda ihtiyaç varsa onu belirlemek çok zor olmayacaktır diye düşünüyorum. Cezasını ücret almadan topluma faydalı olmak sureti ile ödemiş oluyor ve yine hapishane koşullarında yaşamaya da devam ediyor.

Senin bahsettiğin istihdam alanı yaratımı ayrı bir konu çünkü orada çalışacaklara maaş ödemen gerekiyor. Her suçlu için bu uygulama elbette mümkün olmayacaktır ve sadece uzun süreli ceza alan suçluları kastediyorum.
 
Evin icinde "idammm, idammm" diye koşuyorum. Biz ne ara böyle olduk Run kardeşim ?

Çok sevdiğim bir büyüğüm yıllar önce şöyle demişti; Her ne iş yapıyorsan, neyi savunuyor isen, severek yap, en iyi şekilde yap demişti.
- İdam bizim kırmızı çizgimiz!
- Toplumsal normları yeniden inşa edeceğiz.
- Savaşa hayır, idama evet diyoruz.
 
Malazgirt Savaşını kazanan Alp Arslan, Romanos Diyojen’i huzuruna çağırdı,
-Eğer ben, senin önüne esir olarak getirilseydim ne yapardın?
-Ya öldürürdüm, ya da zincire vurup Konstantinopolis sokaklarında gezdirtirdim
-ben sana daha ağır bir ceza vereceğim, seni serbest bırakıyorum.

İyi romanların okuyucusu olmaktansa, kötü romanların kahramanı olmak gerek sanıyorum. Herkesin Mariası kendine Puderdir. Hayat diye kodladığımız gerçek maalesef roman gibi olmuyor. Kocan kıllı poposuyla karşımızda sırıtıyor. Ölmek iki ihtimalin orta yerinde bilinçsizce kalakalmaktır. Evet Ahmet ''ölmek ne garip şey'' İdam mahkumunun sanık sandalyesinden hakimin masasında kromu çoktan dökülmüş kırılmayı bekleyen kaleme uzanan soluk bakışlarla, nihayet bitecek dediğin anda, oğlunun katiline bakan bir babayla göz göze gelirsin. O bakışlar koca bir talan başlatır insanın yüreğinde. Üşümüş yüreğini ve elini alıp idama hazırlar kendini

-Devletin, ceza verme hakkı, yaşamı sonlandırmayı kapsamaz. Devlet yetkisini bireyden alır ve hiçbir birey hayatını sona erdirme yetkisini devlete vermez.
-Hayat hakkı kutsaldır.
-Evrensel İnsan Haklarının 5.maddesine göre “Hiç kimseye işkence yapılamaz ya da zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele uygulanamaz.” Ölüm cezası bu maddeyle çelişmektedir. Burada asıl mesele, örneğin suçlunun adam öldürmesiyle beraber eş olarak onun da maddeyi ihlal etmesi, bunun sonucu olarak da ölüm cezası verilmesi değildir, ONAYLANMAYAN BİR SUÇUN CEZASI, ONAYLANMAYAN ŞEKLİYLE VERİLMEMELİDİR.
-İdam şekilleri acımasız ve insanlık dışıdır.
-Cezanın temyiz ve onarım yolu yoktur.
 
İdam bir şeyleri çözmez, kısa süreli korku yayar. Bir şeyleri çözecek olan EĞİTİM'dir. 300M + nüfusu olan Amerika'yı örnek alalım. İdam cezası var, ancak hala insanlar okullarda öğrencileri katlediyor. Burda idam cezası olmasa bile, çocuklara, kadınlara ağır şeyler yaparak içeriye girenler zaten idam cezası türevi şeylerle karşılaşır. Bu da Türkiye'nin insanlarının cezalandırma biçimi. İdam bir şeyleri çözmez. İdam, ancak, bir insanın işlediği suçun büyüklüğüne verilen cezadır, olmalıdır.

Eğitim, suçun ifasından önce alınması gereken bir önlem zaten. Ben ve arkadaşlarım da eğitim olmasın demiyoruz. Burada konuşulan şey idam cezasının kendisi, muadilleri veya suçun önlenmesi değil. Ahlaki boyutu bir yana, idam cezası spesifik suçlar konusunda başarılı sonuçlar verir. Toplumun arındırılmasını sağlar, hayli caydırıcıdır. Örnek verdiğiniz ABD için araştırmanızı düzgün yaparsanız; okul baskınlarının, tecavüzlerin, vahşi cinayetlerin ve seri katillerin birçoğunun "idam cezası bulunmayan" eyaletlerde bu suçları işlediklerini ya da yakalanacaklarını anlayınca bu eyaletlere kaçtıklarını ve bu eyaletlerde yakalandıklarını görürsünüz. ABD, adından da anlaşılacağı üzere bir devletler federasyonudur. Her eyalet özerk bir devlet statüsündedir ki Amerikalılar eyaletlerden "devlet" anlamına gelen "state" kelimesiyle bahsederler.
İdam cezası asla bir çözüm değildir çünkü uygulanan ülkelerde olası suçları önleme açısından hiçbir fayda sağlamamıştır. Suç işlendikten sonra verilen cezanın caydırıcı olabileceğini düşünmek, büyük bir yanılgıdır çünkü bazı suçların genlerle ya da beyindeki bazı değişimlerle alakalı olduğu yıllardır bilim insanları tarafından dile getirilmekte ve tedavisi yapılamadığı sürece de yeni suçların önünü kesmenin mümkün olmayacağı anlatılmaktadır. Örneğin; genetikçiler MAOA enzim eksikliğinin şiddet ile bağlantısı olduğunu tespit ettiler. Şiddet gösteren birisi şayet bu gene sahipse bu kişiyi tedavi etmenin yoluna mı bakılmalı yoksa idam edip kurtulmaya mı?

Bu kişileri tedavi etmek gibi bir hayalin gerçek olacağını kabul edelim, ki siz dahi bunu savunurken böyle bir şeyin olma ihtimalinden bahsediyorsunuz. Bir kişiden bahsetmiyoruz burada, en iyimser haliyle varsayımda bulunursak, dünya genelinde senelik olarak bir milyon insanın tedaviye ihtiyacı olduğunu söyleyebiliriz. Bu tip bir tedavi kaynak gerektirir, işgücü gerektirir. Sağlık endüstrisi için bir rekabet alanı varlığını gerektirir. Bu rekabetin gerçekçi olmadığında herkes hemfikir olacaktır diye düşünüyorum, bu sebeple bu tedavinin tüm yükleniciliği devlete dolayısıyla kamu kaynaklarına kalacaktır. Tüm bu meşakkatli ve hayli pahalı süreç kimler için? Cani katiller ve tecavüzcüler için mi? Hizmet görmek için verdiğimiz vergilerin, bizleri öldüren bizlere tecavüz eden bizleri her türlü canice zulme reva gören insanlar için harcanmasını istemek bana aşırı sağlıksız görünüyor. İnsanlık her zaman için toplumsal fayda için hareket etmelidir. Toplumdaki "hatalı" yapıların korunması insanlık mefhumuna karşıdır. Çoğunluğun iyiliği her zaman için öncelikli olmalıdır. Katil ve tecavüzcülere vergilerimiz harcanacağına bu kaynaklar lösemi, kanser ve bilimum "tedaviyi hak eden" insana harcanmalıdır.
 
Bu kişileri tedavi etmek gibi bir hayalin gerçek olacağını kabul edelim, ki siz dahi bunu savunurken böyle bir şeyin olma ihtimalinden bahsediyorsunuz. Bir kişiden bahsetmiyoruz burada, en iyimser haliyle varsayımda bulunursak, dünya genelinde senelik olarak bir milyon insanın tedaviye ihtiyacı olduğunu söyleyebiliriz. Bu tip bir tedavi kaynak gerektirir, işgücü gerektirir. Sağlık endüstrisi için bir rekabet alanı varlığını gerektirir. Bu rekabetin gerçekçi olmadığında herkes hemfikir olacaktır diye düşünüyorum, bu sebeple bu tedavinin tüm yükleniciliği devlete dolayısıyla kamu kaynaklarına kalacaktır. Tüm bu meşakkatli ve hayli pahalı süreç kimler için? Cani katiller ve tecavüzcüler için mi? Hizmet görmek için verdiğimiz vergilerin, bizleri öldüren bizlere tecavüz eden bizleri her türlü canice zulme reva gören insanlar için harcanmasını istemek bana aşırı sağlıksız görünüyor. İnsanlık her zaman için toplumsal fayda için hareket etmelidir. Toplumdaki "hatalı" yapıların korunması insanlık mefhumuna karşıdır. Çoğunluğun iyiliği her zaman için öncelikli olmalıdır. Katil ve tecavüzcülere vergilerimiz harcanacağına bu kaynaklar lösemi, kanser ve bilimum "tedaviyi hak eden" insana harcanmalıdır.

İdam cezası ile adalet sağlanmaz sadece intikam alınır ve tekrar söylüyorum; bu asla yeni işlenecek suçlar için caydırıcı bir önlem olmayacaktır. Ortada ciddi bir sorun var ve bunun kökenini tespit etmek gerekiyor. Sizler idam ile sadece öfkeli kalabalıkları teskin etmeyi amaçlıyor fakat geriden gelecek olası vakalara çözüm üretmeyi reddediyorsunuz. Sağlıksız olan bana kalırsa geçici çözümlerin arkasına saklanmak ve sadece günü kurtarmaya çalışmak olacaktır.

Pedofili gibi suçlarda, beyinde işlevsizlik ve bazı anormallikler tespit ediliyor fakat tedavisinin ne olabileceği konusunda uzmanlar net bir çözüme ulaşmış değiller. Henüz bulunamamış olması hiçbir zaman tedavisi olmayacağı anlamına gelmiyor. Siz böyle insanları nasıl tedavi edebileceğinizi araştırmak yerine idam etmeyi tercih ettiğiniz zaman, yeni olayların önüne nasıl geçmeyi planlıyorsunuz ki? Kendilerini kontrol edemeyen bu insanları tedavi etmenin bir yolu bulunamadığı sürece dünyadaki tüm çocuklar risk altında yaşamaya devam edecektir. İdam ile mi çocukları korumayı düşünüyorsunuz cidden? Suç işlendikten ve bu çocuklar o travmayı yaşadıktan veya hayatlarını kaybettikten sonra sizin kimi idam ettiğinizin ne önemi olabilir? İdam ile en fazla intikam alabilirsiniz fakat ne o çocuklara yaşadıkları acıyı unutturabilir ne de başka çocuklara bir benzerini yaşatmamayı başarabilirsiniz.

Seri katiller veya aşırı şiddet eğilimli insanları ölüm cezası ile korkutma şansınız yok çünkü empati bile kuramayacak bir beyin yapısına sahipler ve yaptıklarından zerre pişmanlık duymuyorlar. Bizler ya bu insanları normale çevirmenin formülünü bulmaya çalışacağız ya da yeni suçlar karşısında çaresiz kalmaya devam edeceğiz.

Normal bir insan için idam ürkütücü ve caydırıcı olabilir fakat beyni normal çalışmayan birisine idam cezası hiçbir anlam ifade etmeyecektir. İdam cezası uygulanan ülkelerdeki suç oranı, idam cezası uygulanmayan ülkelerden daha yüksek çıkıyor. İstatistiklerde ABD örneği de var ve idam bir çözüm ise bu nasıl mümkün olabiliyor peki?

Murder Rate of Death Penalty States Compared to Non-Death Penalty States

murderratesdpvsnodp-2016.png


murderratedifferencegraph-2016.png


MurderRateBarGraph-2016.png
 
Son düzenleme:
Herkese merhaba,

Konuya nasıl bir giriş yapsam diye uzun uzun düşündüm, mavi grupta olsaydım da uzun uzun düşünecektim, değişen bir şey olmayacaktı. Konu önemli çünkü.

Öncelikle idam kelimesinin anlamından yola çıkalım, TDK tanımıyla idam; İnsan öldürme vb. bir suça karşılık verilen ve suçlunun ölümüyle sonuçlanan ceza, idam cezası, ölüm cezası (Arapça kökenli bir kelime).

Kelimenin tanımına baktığımızda, işlenen suça karşılık bir canın alınması, suç işleyenin yaşamının sonlandırılması anlamı çıkıyor. Oysa öldürmek suç; tanımlama "insan öldürme vb." şeklinde başlıyor yani birini öldürmek işlenebilecek en ağır suç. Ancak biz bu suça yine öldürerek karşılık veriyoruz, yani suçu önlemek isterken suç işliyoruz. Ama bu ceza görünümündeki suç devlet yaptırımıyla gerçekleştiği için yasal bir görünümde.

Meselenin insani boyutuna geleyim:

Amerika'da 1982 yılına dek idamlar elektrikli sandalye yöntemiyle uygulandı ancak bugün bu yöntem işkence olarak tanımlanıyor. Çünkü elektrik verildiği anda mahkumun saçları tutuşabiliyormuş, o nedenle gardiyanlar yanlarında yangın tüpleriyle dolaşıyorlarmış. Mahkumun gözleri yuvalarından fırlıyormuş vs... Bizim hayal dahi edemediğimiz görüntüleri mahkum bizzat yaşıyor. Bu hem yaşama hakkına tecavüz hem de tanımlandığı gibi tam bir işkence.

1982 yılı itibariyle şırıngayla idam yöntemi gelmiş Amerika'ya ancak bu idam yönteminde de büyük sıkıntılar var. Şırıngayla verilen ölümcül zehrin kalbi durdurması gerekirken, mahkum nefes alamadığı için boğularak ölüyor; zehir kasları felç ettiği için de ne çırpınabiliyor ne de sesini çıkartabiliyor. Fakat gelin görün ki ta 2005 yılına kadar şırıngayla idam yöntemi binden fazla mahkuma uygulanmış. Yani bu insanlar acı çekerek ölüyorlar.

Konu içerisinde diğer yöntemlere de değineceğim; kısaca benim görüşüm, insan ne kadar büyük bir suç işlemiş olursa olsun yaşam hakkı başka bir insan tarafından sonlandırılamaz. Sonlandırmak isteyenlerin de nefsini doyurmak adına işkencevari yöntemlerle bunu yaptıklarını görüyoruz, suça yaptırım uygulansın derken nefes alan bir insana acı vererek suçun daha büyüğü işleniyor. O nedenle idam kesinlikle en başta insani bir çözüm değildir.
 
Münazarada amaç haklı olmaktan öte böyle önemli konuları her açıdan irdelemeye çalışmaktır ve tabii ki mavi gruptaki arkadaşlarımız için hiç de kolay olmadığının farkındayız.

İdam cezasının geri dönüşü olmayacağı ve geçmişte çok sayıda hatalı infaz yapıldığı da dikkatlerden kaçmamalıdır. Yıllarca hapishanede tutulup sonrasında suçsuz olduğu anlaşılan insanlara tazminat ödüyorlar fakat ödenen miktar ne olursa olsun, geçen o kadar yılın karşılığı olamaz. İdam cezasında maalesef böyle bir şans da yok. Yakınlarına ödense bile suçsuz bir insanın hayatına son vermenin bedeli olamaz.
 
Son düzenleme:
#EmineBulut davasında iddianamede;

“Emine Bulut öldürülmeden sadece 25 dakika önce can güvenliğim yok diyerek karakola sığındı. Ama işlem yapılmayarak geri gönderildi.” denildi.

Fail, cinayetten önce “gider paşalar gibi yatarım. Ne olacaksa olsun.” diyerek mesaj atmış.
İşte günlerdir anlatmak istediğim şey, paşalar gibi yatarım diyor. Yeme, içme, barınma, sosyal haklar, daha sonra açık cezaevi, af vs vs faydalanacak. Cezaevine giden bir çok kişiden bu sözü duyarız, paşalar gibi yatmak! Paşalar gibi ölürüm diyen duydunuz mu?
- Şimdi Emine Bulut davasını takip edin ve bir daha düşünün.

Hakim: annen babana hakaret etti mi?

Emine Bulut’un kızı: o kişi benim babam değil.

Bu adamın varlığı, nefes alıyor olması bu gencecik kızı hayat boyu tedirgin edecek, bu yüzden idam ile birlikte hem dünya bazı pisliklerden temizlenmiş olacak, hemde diğer buna benzer davranışlar planlayan insanların önünü kesecek.
 
kısaca benim görüşüm, insan ne kadar büyük bir suç işlemiş olursa olsun yaşam hakkı başka bir insan tarafından sonlandırılamaz.


“Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın (öldürülür). Ancak her kimin cezası, kardeşi (öldürülenin velisi) tarafından bir miktar bağışlanırsa artık (taraflar) hakkaniyete uymalı ve (öldüren) ona (gereken diyeti) güzellikle ödemelidir. Bu söylenenler, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Her kim bundan sonra haddi aşarsa muhakkak onun için elem verici bir azap vardır."

"Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki suç işlemekten sakınırsınız."(Bakara, 2/178-179)

Merhaba Simeranya, malumunuz toplumumuzun çogunluğunun inanci islamdır. Şuana kadar islam kanunlarından bahsedilmedi ama toplumsal vicdana hitaben islam dininde "suç ve ceza" temelli "kısas" meselesini de gözönünde bulundurmak gerekir.Gerçi kısasın kendisi cezayı hakketmiş bir hayatı yok etmedir, ama aynı zamanda haksız yere hayatı yok etmeye karşı, hayatın en büyük müeyyidesidir. Kısas gibi caydırıcı bir hüküm, toplum ve kişi hayatının garantisidir aynı zamanda.
 
Münazarada amaç haklı olmaktan öte böyle önemli konuları her açıdan irdelemeye çalışmaktır ve tabii ki mavi gruptaki arkadaşlarımız için hiç de kolay olmadığının farkındayız.

İdam cezasının geri dönüşü olmayacağı ve geçmişte çok sayıda hatalı infaz yapıldığı da dikkatlerden kaçmamalıdır. Yıllarca hapishanede tutulup sonrasında suçsuz olduğu anlaşılan insanlara tazminat ödüyorlar fakat ödenen miktar ne olursa olsun, geçen o kadar yılın karşılığı olamaz. İdam cezasında maalesef böyle bir şans da yok. Yakınlarına ödense bile suçsuz bir insanın hayatına son vermenin bedeli olamaz.

Söylediklerin konusunda haklı olduğunu düşünüyorum, yalnız bununla ilgili daha önceki mesajımda belirttiğim gibi, eskiden verilen örnekler olabilir, haksız yere yaşamına son verilen insanlar oldu, bir çoğu da hukuksuz şekilde.
- Erdal Eren işlemediği bir suç yüzünden, yaşı da bir gecede büyütüldü ve asıldı, hala içimizde bir yara. (Buna benzer örnekler mevcut)
- İşte tam da bu türden hukuksuzluk olmaması için hem gelişen teknoloji den hemde güzelce uygulamak üzere hukuk, adalet, yargı gibi insanların geleceğini, yaşamını etkileyecek kararlar alan mekanizmaları yeniden düzenlemek gerek.
- Halk içinden seçilen "jüri" mantıklı bence.
- Kamu vicdanı
Bu gibi örnekler çoğaltılabilir, burada önemli olan yargılanan kişinin adil bir şekilde yargılanıyor olduğu, suçu ne olursa olsun.
Burada amaç insanları katletmek değil, caydırıcı olmak. Yaşamak çok güzel, bunu bütün canlılar ruhunda hisseder, bu yüzden ölüm korkusu farklı psikolojide davranmaya iter. Özellikle belirtmek isterim ki, bizim ülkemizde çok caydırıcı olacaktır.
 
- Şimdi Emine Bulut davasını takip edin ve bir daha düşünün.
Hakim: annen babana hakaret etti mi?
Emine Bulut’un kızı: o kişi benim babam değil.
Bu adamın varlığı, nefes alıyor olması bu gencecik kızı hayat boyu tedirgin edecek, bu yüzden idam ile birlikte hem dünya bazı pisliklerden temizlenmiş olacak, hemde diğer buna benzer davranışlar planlayan insanların önünü kesecek.

Söylediklerin konusunda haklı olduğunu düşünüyorum, yalnız bununla ilgili daha önceki mesajımda belirttiğim gibi, eskiden verilen örnekler olabilir, haksız yere yaşamına son verilen insanlar oldu, bir çoğu da hukuksuz şekilde.
- Erdal Eren işlemediği bir suç yüzünden, yaşı da bir gecede büyütüldü ve asıldı, hala içimizde bir yara. (Buna benzer örnekler mevcut)
- İşte tam da bu türden hukuksuzluk olmaması için hem gelişen teknoloji den hemde güzelce uygulamak üzere hukuk, adalet, yargı gibi insanların geleceğini, yaşamını etkileyecek kararlar alan mekanizmaları yeniden düzenlemek gerek.
- Halk içinden seçilen "jüri" mantıklı bence.
- Kamu vicdanı
Bu gibi örnekler çoğaltılabilir, burada önemli olan yargılanan kişinin adil bir şekilde yargılanıyor olduğu, suçu ne olursa olsun.
Burada amaç insanları katletmek değil, caydırıcı olmak. Yaşamak çok güzel, bunu bütün canlılar ruhunda hisseder, bu yüzden ölüm korkusu farklı psikolojide davranmaya iter. Özellikle belirtmek isterim ki, bizim ülkemizde çok caydırıcı olacaktır.

Önceki yorumumda eklediğim istatistikleri inceleme şansın olduysa idam cezasının suç oranını azaltmadığını hatta idam cezası olan ülke ve eyaletlerde bu oranın daha yüksek olduğunu görmüşsündür yani idam ile suç önlenemiyor maalesef...

Halk içinden seçilen jürinin tarafsız ve objektif olabileceğine ihtimal veriyor musun cidden? Sosyal medyada bile birbirini hiç tanımayan insanlar iki yoruma bakıp birbirini linç ederken, halk jürisi mü adaletli olacak?

Şiddet yanlılarının çoğu ölümden korkmaz ve şayet öyle olsaydı, idam cezası olan yerlerde daha az suç işlenirdi oysa tam tersi sonuçlarla karşı karşıyayız. Cinayet işledikten sonra kendini öldürenler var ve bu profildeki kişileri suç öncesi idamla mı korkutacağınızı sanıyorsunuz?
 
Son düzenleme:
İdam cezası ile adalet sağlanmaz sadece intikam alınır ve tekrar söylüyorum; bu asla yeni işlenecek suçlar için caydırıcı bir önlem olmayacaktır. Ortada ciddi bir sorun var ve bunun kökenini tespit etmek gerekiyor. Sizler idam ile sadece öfkeli kalabalıkları teskin etmeyi amaçlıyor fakat geriden gelecek olası vakalara çözüm üretmeyi reddediyorsunuz. Sağlıksız olan bana kalırsa geçici çözümlerin arkasına saklanmak ve sadece günü kurtarmaya çalışmak olacaktır.

Pedofili gibi suçlarda, beyinde işlevsizlik ve bazı anormallikler tespit ediliyor fakat tedavisinin ne olabileceği konusunda uzmanlar net bir çözüme ulaşmış değiller. Henüz bulunamamış olması hiçbir zaman tedavisi olmayacağı anlamına gelmiyor. Siz böyle insanları nasıl tedavi edebileceğinizi araştırmak yerine idam etmeyi tercih ettiğiniz zaman, yeni olayların önüne nasıl geçmeyi planlıyorsunuz ki? Kendilerini kontrol edemeyen bu insanları tedavi etmenin bir yolu bulunamadığı sürece dünyadaki tüm çocuklar risk altında yaşamaya devam edecektir. İdam ile mi çocukları korumayı düşünüyorsunuz cidden? Suç işlendikten ve bu çocuklar o travmayı yaşadıktan veya hayatlarını kaybettikten sonra sizin kimi idam ettiğinizin ne önemi olabilir? İdam ile en fazla intikam alabilirsiniz fakat ne o çocuklara yaşadıkları acıyı unutturabilir ne de başka çocuklara bir benzerini yaşatmamayı başarabilirsiniz.

Seri katiller veya aşırı şiddet eğilimli insanları ölüm cezası ile korkutma şansınız yok çünkü empati bile kuramayacak bir beyin yapısına sahipler ve yaptıklarından zerre pişmanlık duymuyorlar. Bizler ya bu insanları normale çevirmenin formülünü bulmaya çalışacağız ya da yeni suçlar karşısında çaresiz kalmaya devam edeceğiz.

Normal bir insan için idam ürkütücü ve caydırıcı olabilir fakat beyni normal çalışmayan birisine idam cezası hiçbir anlam ifade etmeyecektir. İdam cezası uygulanan ülkelerdeki suç oranı, idam cezası uygulanmayan ülkelerden daha yüksek çıkıyor. İstatistiklerde ABD örneği de var ve idam bir çözüm ise bu nasıl mümkün olabiliyor peki?

Murder Rate of Death Penalty States Compared to Non-Death Penalty States

murderratesdpvsnodp-2016.png


murderratedifferencegraph-2016.png


MurderRateBarGraph-2016.png

Herkese merhaba,

Konuya nasıl bir giriş yapsam diye uzun uzun düşündüm, mavi grupta olsaydım da uzun uzun düşünecektim, değişen bir şey olmayacaktı. Konu önemli çünkü.

Öncelikle idam kelimesinin anlamından yola çıkalım, TDK tanımıyla idam; İnsan öldürme vb. bir suça karşılık verilen ve suçlunun ölümüyle sonuçlanan ceza, idam cezası, ölüm cezası (Arapça kökenli bir kelime).

Kelimenin tanımına baktığımızda, işlenen suça karşılık bir canın alınması, suç işleyenin yaşamının sonlandırılması anlamı çıkıyor. Oysa öldürmek suç; tanımlama "insan öldürme vb." şeklinde başlıyor yani birini öldürmek işlenebilecek en ağır suç. Ancak biz bu suça yine öldürerek karşılık veriyoruz, yani suçu önlemek isterken suç işliyoruz. Ama bu ceza görünümündeki suç devlet yaptırımıyla gerçekleştiği için yasal bir görünümde.

Meselenin insani boyutuna geleyim:

Amerika'da 1982 yılına dek idamlar elektrikli sandalye yöntemiyle uygulandı ancak bugün bu yöntem işkence olarak tanımlanıyor. Çünkü elektrik verildiği anda mahkumun saçları tutuşabiliyormuş, o nedenle gardiyanlar yanlarında yangın tüpleriyle dolaşıyorlarmış. Mahkumun gözleri yuvalarından fırlıyormuş vs... Bizim hayal dahi edemediğimiz görüntüleri mahkum bizzat yaşıyor. Bu hem yaşama hakkına tecavüz hem de tanımlandığı gibi tam bir işkence.

1982 yılı itibariyle şırıngayla idam yöntemi gelmiş Amerika'ya ancak bu idam yönteminde de büyük sıkıntılar var. Şırıngayla verilen ölümcül zehrin kalbi durdurması gerekirken, mahkum nefes alamadığı için boğularak ölüyor; zehir kasları felç ettiği için de ne çırpınabiliyor ne de sesini çıkartabiliyor. Fakat gelin görün ki ta 2005 yılına kadar şırıngayla idam yöntemi binden fazla mahkuma uygulanmış. Yani bu insanlar acı çekerek ölüyorlar.

Konu içerisinde diğer yöntemlere de değineceğim; kısaca benim görüşüm, insan ne kadar büyük bir suç işlemiş olursa olsun yaşam hakkı başka bir insan tarafından sonlandırılamaz. Sonlandırmak isteyenlerin de nefsini doyurmak adına işkencevari yöntemlerle bunu yaptıklarını görüyoruz, suça yaptırım uygulansın derken nefes alan bir insana acı vererek suçun daha büyüğü işleniyor. O nedenle idam kesinlikle en başta insani bir çözüm değildir.

Münazarada amaç haklı olmaktan öte böyle önemli konuları her açıdan irdelemeye çalışmaktır ve tabii ki mavi gruptaki arkadaşlarımız için hiç de kolay olmadığının farkındayız.

İdam cezasının geri dönüşü olmayacağı ve geçmişte çok sayıda hatalı infaz yapıldığı da dikkatlerden kaçmamalıdır. Yıllarca hapishanede tutulup sonrasında suçsuz olduğu anlaşılan insanlara tazminat ödüyorlar fakat ödenen miktar ne olursa olsun, geçen o kadar yılın karşılığı olamaz. İdam cezasında maalesef böyle bir şans da yok. Yakınlarına ödense bile suçsuz bir insanın hayatına son vermenin bedeli olamaz.

Önceki yorumumda eklediğim istatistikleri inceleme şansın olduysa idam cezasının suç oranını azaltmadığını hatta idam cezası olan ülke ve eyaletlerde bu oranın daha yüksek olduğunu görmüşsündür yani idam ile suç önlenemiyor maalesef...

Halk içinden seçilen jürinin tarafsız ve objektif olabileceğine ihtimal veriyor musun cidden? Sosyal medyada bile birbirini hiç tanımayan insanlar iki yoruma bakıp birbirini linç ederken, halk jürisi mü adaletli olacak?

Şiddet yanlılarının çoğu ölümden korkmaz ve şayet öyle olsaydı, idam cezası olan yerlerde daha az suç işlenirdi oysa tam tersi sonuçlarla karşı karşıyayız. Cinayet işledikten sonra kendini öldürenler var ve bu profildeki kişileri suç öncesi idamla mı korkutacağınızı sanıyorsunuz?

Tüm bu mesajlara tek bir cevap vereceğim. Konu sayfasında bir kalabalık yarattığım için öncelikle özür dilerim.

Kırmızı grubun tüm argümanlarında şunu gözlemledim: Hiçbir cevabınız veya mesajınızda idam cezasınım doğasına ya da kendisine dair bir çürütücü argümanınız yok. Tüm argümanlarınız hatalı idam kararları, bir hata olması durumunda geri döndürülememe, "insanlık dışı" olma iddiası ve pedofili tedavi yöntemleri vs.

Burada idam dışında her şeyden bahsediyorsunuz aslında. Eğitim argümanına verdiğim cevapla paralel olarak, burada idam tartışıyorsak idam tartışalım arkadaşlar :)

Bugün emaresi okunmayan tedavi hayallerinden bahsetmeyelim, idam cezasını uygulayan ülkelerin yöntemlerinin etiğini tartışmayalım. Bunlar konumuz değil. En nihayetinde burada bir yöntem üzerine tartışmıyoruz. Bunu ilaç vererek son derece acısız bir şekilde yapan ülkeler de var, vinçte insan sallandıranlar da.

İnsanlık dışı olma iddiası başlı başına komik geliyor bana. İnsanları hücrelere tıkıp unutmak insani bir davranış da idam mı değil? İnsanilik ve etik dönemsel bir değişkenden başka bir şey değil.

Kabullenmek istemeseniz de kaynakları kısıtlı, şartları ağır ve güvenliğin önemli olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Sistemin sürekliliği ve yarın sizin aç olmamanız için milyonlarca insanın "güvenliğini" garanti ederek çalıştırılması lazım. Bu güvenliği ve kaynak yönetimi sağlamanın yolu da ceza infaz sisteminden geçiyor. İnsanları hücrelere tıkıp çıktıklarında bizi tekrar öldürmelerini beklemek caydırıcı olmayan şey asıl. Madem herkes Amerika örneğine çok meraklı, hapisten çıkan ağır ceza suçlularının kaçının tekrar suça karıştığını da koyun madem buraya. Sadece işinize gelen istatistikleri paylaşmakla olmaz.

Ki unutmamak gerek ABD'de idam cezasının sınırları çok keskin, net ve aşırıdır. Bir kişinin idam edilmesi çok çok çok ağır bir suç işlemesini gerektirir. Ki buna rağmen idam cezasının kesinleşmesinden sonra 90 gün temyiz süresi verilir ve hem savunma makamı hem de savcı, suçlunun suçunun idamı gerektirmeyeceğini ispat edecek bir kanıt aramakla yükümlüdür.
 
Tüm bu mesajlara tek bir cevap vereceğim. Konu sayfasında bir kalabalık yarattığım için öncelikle özür dilerim.

Kırmızı grubun tüm argümanlarında şunu gözlemledim: Hiçbir cevabınız veya mesajınızda idam cezasınım doğasına ya da kendisine dair bir çürütücü argümanınız yok. Tüm argümanlarınız hatalı idam kararları, bir hata olması durumunda geri döndürülememe, "insanlık dışı" olma iddiası ve pedofili tedavi yöntemleri vs.

Burada idam dışında her şeyden bahsediyorsunuz aslında. Eğitim argümanına verdiğim cevapla paralel olarak, burada idam tartışıyorsak idam tartışalım arkadaşlar :)

Bugün emaresi okunmayan tedavi hayallerinden bahsetmeyelim, idam cezasını uygulayan ülkelerin yöntemlerinin etiğini tartışmayalım. Bunlar konumuz değil. En nihayetinde burada bir yöntem üzerine tartışmıyoruz. Bunu ilaç vererek son derece acısız bir şekilde yapan ülkeler de var, vinçte insan sallandıranlar da.

İnsanlık dışı olma iddiası başlı başına komik geliyor bana. İnsanları hücrelere tıkıp unutmak insani bir davranış da idam mı değil? İnsanilik ve etik dönemsel bir değişkenden başka bir şey değil.

Kabullenmek istemeseniz de kaynakları kısıtlı, şartları ağır ve güvenliğin önemli olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Sistemin sürekliliği ve yarın sizin aç olmamanız için milyonlarca insanın "güvenliğini" garanti ederek çalıştırılması lazım. Bu güvenliği ve kaynak yönetimi sağlamanın yolu da ceza infaz sisteminden geçiyor. İnsanları hücrelere tıkıp çıktıklarında bizi tekrar öldürmelerini beklemek caydırıcı olmayan şey asıl. Madem herkes Amerika örneğine çok meraklı, hapisten çıkan ağır ceza suçlularının kaçının tekrar suça karıştığını da koyun madem buraya. Sadece işinize gelen istatistikleri paylaşmakla olmaz.

Ki unutmamak gerek ABD'de idam cezasının sınırları çok keskin, net ve aşırıdır. Bir kişinin idam edilmesi çok çok çok ağır bir suç işlemesini gerektirir. Ki buna rağmen idam cezasının kesinleşmesinden sonra 90 gün temyiz süresi verilir ve hem savunma makamı hem de savcı, suçlunun suçunun idamı gerektirmeyeceğini ispat edecek bir kanıt aramakla yükümlüdür.


İstatistiklerin taraflı olduğunu düşünüyorsanız şayet, siz de idamın caydırıcı olduğu yönünde istatistikler paylaşabilirsiniz.

"Emaresi okunmayan tedavi yöntemleri" diye bir durum söz konusu değil. Bazı şiddet eğilimi insanların tedavisi mümkünken bazları için henüz net bir sonuca ulaşılamadı. Amerika'da savunmanın sunduğu beyin görüntüleme raporları sebebiyle 100 civarı idam mahkumunun cezası, ömür boyu hapse çevrildi. Ortada bir suç olduğu aşikar fakat bu suçu oluşturan koşullar da önemli yani asalım ve kurtulalım denemeyecek kadar karmaşık bir süreç.

İnsanlık dışı elbette çünkü siz sadece mağdur ve mağdurun ailesi açısından bakıyorsunuz fakat öldürülen kişinin de bir ailesi var ve toplumun her kesimi böyle bir süreci yaşamaya mecbur bırakılıyor. Çözüm olmayacak bir yöntemi, intikam amaçlı ya da o an için insanları sakinleştirmek için adalet gibi yansıtmaya çalışmak ne kadar doğru olabilir ki?

İdamın uygulandığı yerlerde aynı suçlar halen işlenmeye devam ettiğine göre önleyici hiçbir etkisi yok demektir.

Yapılması gereken daha adil bir yargılama sistemi ve en üst sınırdan ceza vermek olmalıdır ki dışarı çıkma ihtimalleri de olmasın.

Size tekrar sormak istiyorum: İdam cezası ile yeni suçların önünü nasıl kesmeyi hedefliyorsunuz? Dünya genelinde idam cezası uygulanan yerlerde suç oranı azalmadığı gibi daha yüksek çıkarken, siz nasıl bir caydırıcılıktan bahsediyorsunuz?
 
İstatistiklerin taraflı olduğunu düşünüyorsanız şayet, siz de idamın caydırıcı olduğu yönünde istatistikler paylaşabilirsiniz.

"Emaresi okunmayan tedavi yöntemleri" diye bir durum söz konusu değil. Bazı şiddet eğilimi insanların tedavisi mümkünken bazları için henüz net bir sonuca ulaşılamadı. Amerika'da savunmanın sunduğu beyin görüntüleme raporları sebebiyle 100 civarı idam mahkumunun cezası, ömür boyu hapse çevrildi. Ortada bir suç olduğu aşikar fakat bu suçu oluşturan koşullar da önemli yani asalım ve kurtulalım denemeyecek kadar karmaşık bir süreç.

İnsanlık dışı elbette çünkü siz sadece mağdur ve mağdurun ailesi açısından bakıyorsunuz fakat öldürülen kişinin de bir ailesi var ve toplumun her kesimi böyle bir süreci yaşamaya mecbur bırakılıyor. Çözüm olmayacak bir yöntemi, intikam amaçlı ya da o an için insanları sakinleştirmek için adalet gibi yansıtmaya çalışmak ne kadar doğru olabilir ki?

İdamın uygulandığı yerlerde aynı suçlar halen işlenmeye devam ettiğine göre önleyici hiçbir etkisi yok demektir.

Yapılması gereken daha adil bir yargılama sistemi ve en üst sınırdan ceza vermek olmalıdır ki dışarı çıkma ihtimalleri de olmasın.

Size tekrar sormak istiyorum: İdam cezası ile yeni suçların önünü nasıl kesmeyi hedefliyorsunuz? Dünya genelinde idam cezası uygulanan yerlerde suç oranı azalmadığı gibi daha yüksek çıkarken, siz nasıl bir caydırıcılıktan bahsediyorsunuz?

Bu tartışmanın kaynak argümanının istatistik olamayacağını düşünme sebebimi söyleyeyim size. İdam suçluları caydırmıyor diyorsunuz çünkü kısa vadede bir iyileşme görmüyorsunuz istatistiklerde.

Suç olgusu insanın varoluşundan bu yana baki ve böyle de olacak. Çünkü asıl insaniyet denilen, insanlık denilen bu. Sadece suç değil tabi ama yeme, içme, barınma, sosyalleşme, sevme, değer verme olgularının yanında suç, kavga, savaş, kötülük de bizim parçamız. Suçu bitirmek diye bir şeyden bahseden kişi ya kendini ya başkalarını kandırmaya çalışıyordur.

Ceza hukuku insaniyeti bastırmaya yöneliktir çoğunlukla. Bu sebeple somut hakikati ortaya çıkarmak şeklinde tanımlar ceza hukukçuları yaptıkları şeyi.

Aile mevzusuna değinmedim dahi. İki mesajınızda da bir intikam iddiası ve mağdurun açısından bakma durumundan bahsetmişsiniz. Benim bu konuya attığım hiçbir mesajda ailelerle ilgili bir şey ya da bir intikam dürtüsü yok. Kısastan da bahsetmedim. Bu sebeple sunmadığım argümanları sanki ben sunmuşum gibi lanse edip cevap verdiğiniz kısımları es geçiyorum.

Hâlâ tedaviye ve suçu bitirmeye dair bir mesaj bekliyorsanız benden yahut bu konuyu konuşmakta ısrarcıysanız münazaranın konusunu değiştirmemizi öneririm. Çünkü konumuz somut olarak işlenmiş vahşi suçlarda idamın bir çözüm niteliği taşıyıp taşımadığı. Tartışılan çerçevenin sarih olmasında ısrar ediyorum. Bu mesaj itibarıyla sizi idamın çözüm olmadığına dair argümanlar sunmaya davet ediyorum, argüman sunmak alternatif yollar göstermek değildir.

Misal olarak ben size X yolundan Y noktasına varılır mı sorusunu soruyorum ve siz ısrarla Y noktasında A, B, C yollarından da gidebilirsiniz diyorsunuz. Tekrar ediyorum, soru bu değil.

Sevgiler.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri