IRCForumlari.Com.TR 1. Münazara

Konu sahibi son olarak 1 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Bu tartışmanın kaynak argümanının istatistik olamayacağını düşünme sebebimi söyleyeyim size. İdam suçluları caydırmıyor diyorsunuz çünkü kısa vadede bir iyileşme görmüyorsunuz istatistiklerde.

Suç olgusu insanın varoluşundan bu yana baki ve böyle de olacak. Çünkü asıl insaniyet denilen, insanlık denilen bu. Sadece suç değil tabi ama yeme, içme, barınma, sosyalleşme, sevme, değer verme olgularının yanında suç, kavga, savaş, kötülük de bizim parçamız. Suçu bitirmek diye bir şeyden bahseden kişi ya kendini ya başkalarını kandırmaya çalışıyordur.

Ceza hukuku insaniyeti bastırmaya yöneliktir çoğunlukla. Bu sebeple somut hakikati ortaya çıkarmak şeklinde tanımlar ceza hukukçuları yaptıkları şeyi.

Aile mevzusuna değinmedim dahi. İki mesajınızda da bir intikam iddiası ve mağdurun açısından bakma durumundan bahsetmişsiniz. Benim bu konuya attığım hiçbir mesajda ailelerle ilgili bir şey ya da bir intikam dürtüsü yok. Kısastan da bahsetmedim. Bu sebeple sunmadığım argümanları sanki ben sunmuşum gibi lanse edip cevap verdiğiniz kısımları es geçiyorum.

Hâlâ tedaviye ve suçu bitirmeye dair bir mesaj bekliyorsanız benden yahut bu konuyu konuşmakta ısrarcıysanız münazaranın konusunu değiştirmemizi öneririm. Çünkü konumuz somut olarak işlenmiş vahşi suçlarda idamın bir çözüm niteliği taşıyıp taşımadığı. Tartışılan çerçevenin sarih olmasında ısrar ediyorum. Bu mesaj itibarıyla sizi idamın çözüm olmadığına dair argümanlar sunmaya davet ediyorum, argüman sunmak alternatif yollar göstermek değildir.

Misal olarak ben size X yolundan Y noktasına varılır mı sorusunu soruyorum ve siz ısrarla Y noktasında A, B, C yollarından da gidebilirsiniz diyorsunuz. Tekrar ediyorum, soru bu değil.

Sevgiler.

İdamın uygulandığı ve uygulanmadığı yerleri kıyas yapmak adına elimizde sadece istatistikler var ve süre çok da kısa değil. ( 1990 - 2016 )

Vahşi suçlara idamın çözüm olmadığını bilimsel verilerle açıklamaya çalıştım çünkü bu suçu işleyen insanların beyin yapıları normal insanlardan çok farklı ve sizin ya da benim korktuğum, üzüldüğüm ya da vicdan yaptığım konuları önemsemiyorlar çünkü biyolojik yapıları ve beyindeki anormallikler buna imkan vermiyor. Siz bu insanları şayet normal bir insana çeviremezsiniz de asla vahşi cinayetlerin önüne geçmeyi başaramayacaksınız demektir. Yıllardır bilim insanları seri katillerin beyin yapısını ya da genetik faktörleri incelerken de insanlığa kalıcı bir çözüm sunmayı hedefliyorlar.

İdamın çözüm olması için sizin karşınızda o suçu isteyerek seçen insanlar olması gerekiyor ki idamdan korkup vazgeçsinler. Beyin buna izin vermiyorken yani suçu işlerken pişmanlık bile hissedemeyen bu insanları idamla korkutamazsınız demeye çalışıyorum çünkü bilimsel veriler bunu gösteriyor ve bundan daha güçlü bir argüman da yok zaten.:)

Özet olarak şunu söyleyebilirim: İdam ancak aklı başında yani beyni normal çalışan birileri için caydırıcı olabilir fakat vahşi suçlara karışanlar için maalesef bu mümkün değil çünkü beyin sağlıklı çalışmıyor ve davranışlar kontrol dışı gerçekleşiyor. Kontrol mekanizması devreye girmeyen birisini idamla durduramazsınız ve bu insanları tedavi etmenin yolunu bulmaktan başka seçeneğiniz yok.

Normal-ve-Psikopat-beyinlerinin-kar%C5%9F%C4%B1la%C5%9Ft%C4%B1r%C4%B1lmas%C4%B1.jpg
 
“Bir suçluyu kazırsanız altından insan çıkar.” Prof. Dr. Faruk Erem / Bir Ceza Avukatının Anıları

İdam cezası bazı suçlar için uygun görüldüğü zaman, mutlak bir kötülüğün varlığı da kabul edilmiş olmaktadır ve suçlunun yeniden topluma kazandırılma olasılığı baştan elenir, beraberinde ise bu insanları büyük bir suçluya dönüştüren koşullar hiç dikkate alınmaz. İnsanı suçlu yapabilecek koşullar arasında; aile yapısı, toplum, çocuklukta yaşanan travmalar, genetik, beyindeki anormallikler gibi birçok sebep sayılabilir.

Nura, 16 yaşında zorla evlendirildiği kocasını öldürmek zorunda kaldığı için, idam cezasına çarptırılmış genç bir kadındı ancak dünyadan gelen tepkilerle de bu cezadan kurtuldu. Oysaki tepkiler dikkate alınmamış olsaydı, şimdi çoktan idam edilmişti.

Dünya'da sadece vahşi suçlar için idam cezaları uygulanmıyor. Mesela Çin'de yolsuzluk suçuna bile idam cezası verilebilir ancak ilginç olan, bu riske ve idam edilenlere rağmen, yolsuzluk olaylarında sürekli artış yaşanmasıdır. İdam cezasının suç önleyici tedbir olmadığı ortada olduğu gibi, bazı durumlarda gereksiz yere insanların canına da mal olmaktadır.

Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütlerinden gelen yoğun tepkiler üzerine Nura’nın cezası 5 yıl hapis ve 12 bin dolar para cezasına çevrildi. - Alıntı -

https://www.youtube.com/watch?v=fn1MzMdNqKE
 
Son düzenleme:
“Bir suçluyu kazırsanız altından insan çıkar.” Prof. Dr. Faruk Erem / Bir Ceza Avukatının Anıları

İdam cezası bazı suçlar için uygun görüldüğü zaman, mutlak bir kötülüğün varlığı da kabul edilmiş olmaktadır ve suçlunun yeniden topluma kazandırılma olasılığı baştan elenir, beraberinde ise bu insanları büyük bir suçluya dönüştüren koşullar hiç dikkate alınmaz. İnsanı suçlu yapabilecek koşullar arasında; aile yapısı, toplum, çocuklukta yaşanan travmalar, genetik, beyindeki anormallikler gibi birçok sebep sayılabilir.

Nura, 16 yaşında zorla evlendirildiği kocasını öldürmek zorunda kaldığı için, idam cezasına çarptırılmış genç bir kadındı ancak dünyadan gelen tepkilerle de bu cezadan kurtulmuştu. Oysaki tepkiler dikkate alınmamış olsaydı, şimdi çoktan idam edilmişti.

Dünya'da sadece vahşi suçlar için idam cezaları uygulanmıyor. Mesela Çin'de yolsuzluk suçuna bile idam cezası verilebilir ancak ilginç olan, bu riske ve idam edilenlere rağmen, yolsuzluk olaylarında sürekli artış yaşanmasıdır. İdam cezasının suç önleyici tedbir olmadığı ortada olduğu gibi, bazı durumlarda gereksiz yere insanların canına da mal olmaktadır.

Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütlerinden gelen yoğun tepkiler üzerine Nura’nın cezası 5 yıl hapis ve 12 bin dolar para cezasına çevrildi. - Alıntı -

https://www.youtube.com/watch?v=fn1MzMdNqKE

Bir suçluyu kazanmak için harcanacak zamana, ekonomiye ve insan gücüne yazık bence. Bunu ağırlaştırılmış suçlar için söylüyorum. Böyle bir durum için psikolojik ve sosyolojik eğitimler vermek gerekir, bunda da %100 başarı sağlamak mümkün değil ve bu yüzden fazla iyimser bir yaklaşım.
Buna ayrılacak bütçe ile geleceğe güzel bakacak çocuklara iyi bir gelecek hazırlamak çok daha mantıklı.

Sürekli örnekler vererek konu içinden çıkılmaz bir hal alıyor maalesef, idam olmaya mahkum edilecek suçlar işleyen kişiler tedavi edilemez, edilmemeli nedenlerini yukarıda yazdım.

Çin örneğini verdiniz çok güzel bir şekilde, dünyada en çok infaz orada yapılıyor. Hukuk nasıl işliyor bilmiyorum, kimseyi de durduk yere sallandırmak istemiyorlar, her ülkede ki suçlar kanunlar ile belirtilmiştir. Bu konu açık bir konudur ve tartışılır. İdamı kapsayan suçlar özel bir mahkeme ve heyet tarafından titizlikle incelenmelidir. Bunun içinde hukuka güven duyulmalı.
Verdiğiniz örnekte ismi geçen Nura aynı suçu bizim ülkemizde işlemiş olsa zaten idam cezası almaz, başka yerlerden örnekler verirken içinde bulunduğumuz coğrafyayı da dikkate almakta fayda var.
Nefsi müdafaa gibi, yada daha önce polis tutanağı veya doktor raporları olan bir kadın kendisine şiddet yapan birini öldürdüğü zaman bu ülkede müebbet hapis cezası bile almıyor. Olayları iyi analiz etmek gerekiyor.
Daha öncede dediğim gibi, idam bizim ülkemizde çok caydırıcı olacaktır. Suç oranlarını çok büyük ölçüde azaltacak bir yöntem.
İdam geldiği zaman öyle ağa gibi yatarım, paşa gibi yatarım, gider vururum diyemez kimse emin ol.
Üstelik idam etmenin çeşitli yöntemleri var, illa vahşi bir şekilde yaşamına son vermeye gerek yok.
Yineliyorum, belirli suçları kapsayacak şekilde, iyi bir hukuk düzenlemesi ile güzel sonuçlar vereceğini düşünüyorum.
 
Son düzenleme:
Run

Dünyanın hiçbir yerinde caydırıcı sonuç vermeyen idam cezası, neden ülkemizde suçu önleyecek olsun ki? Neye göre bu kanıya vardın?
 
Ülkemin insanlarını tanıyorum, doğduğumdan beri bu ülkede yaşıyorum. Sosyoloji ilgi alanım ve edindiğim izlenim bu yönde. Bunu bu işin eğitimini almış birisi olarak söylüyorum. Uygulama olmadığı için elimde veri veya kesin sonuçlar yok. Gözlemeler var, hem psikolojik hemde fizyolojik.
Hemen herkesin bildiği gibi bizim toplum birlikte hareket edince kendini güçlü hisseder, birlik olunca. Tek başına kişisel olarak pasif insanlardır (genelleme) tek başına işlenen suçlarda "ölüm cezası" gayet caydırıcı olacaktır.
Bunca yıldır toplumsal normlar bu ülkeye hiç bir katkı vermedi, idam uygulaması iyi sonuçlar verecektir. Kesin çözüm olacak diyemem ama büyük oranda caydırıcı olacak ve suç oranı düşecek.
Tekrar ediyorum, idam cezasını kapsayan suçlar ile ilgili geniş çaplı soruşturmalar yapılıp, konusunda uzman mahkemeler kurulup yapılacak uygulamaların faydasını görmek gerekiyor.
 
“Bir suçluyu kazırsanız altından insan çıkar.” Prof. Dr. Faruk Erem / Bir Ceza Avukatının Anıları

Bundan emin misiniz? Mesela bu suçluları kazıyıp içindeki insanı çıkarmak mümkün mü?
Ratko Mladiç, nam-ı diğer Bosna Kasabı
5a1559640f254420f4f3bbe5.jpg


Ya da 91 yaşında huzur içinde ölmüş olan, bu mağrur ve gururla duran adama bakın isterseniz. Holocaust'un kalesi Auschwitz Toplama Kampı sorumlu subayı John Demjanjuk.
114120806.jpg


Sayamayacağımız diğer savaş suçluları ya da?
maxresdefault.jpg

370px-FirstBattleofBudDajo.jpg

B0U0kee-1.jpg

iraq0.jpg


Artık argümanlarınız demagoji sınırlarının içinde olmaz umarım, çünkü demagogluk yapacaksak şayet benim grubumun çok daha uygun materyallerinin olduğunu düşünüyorum. Akla uygun ve ikna temelli bir iş olmalı münazara, demagoji veya manipülasyona gerek yok gibi geliyor. Manipülasyon demişken:

Nura, 16 yaşında zorla evlendirildiği kocasını öldürmek zorunda kaldığı için, idam cezasına çarptırılmış genç bir kadındı ancak dünyadan gelen tepkilerle de bu cezadan kurtuldu. Oysaki tepkiler dikkate alınmamış olsaydı, şimdi çoktan idam edilmişti.

Dünya'da sadece vahşi suçlar için idam cezaları uygulanmıyor. Mesela Çin'de yolsuzluk suçuna bile idam cezası verilebilir ancak ilginç olan, bu riske ve idam edilenlere rağmen, yolsuzluk olaylarında sürekli artış yaşanmasıdır. İdam cezasının suç önleyici tedbir olmadığı ortada olduğu gibi, bazı durumlarda gereksiz yere insanların canına da mal olmaktadır.

Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütlerinden gelen yoğun tepkiler üzerine Nura’nın cezası 5 yıl hapis ve 12 bin dolar para cezasına çevrildi.

Bize ne dünyadaki örnekler veya uygulamalardan? 1 haftadır bunu konuşuyorsunuz, 1 haftadır buna itiraz ediyorum. Şahsım adına, hala münazara konusunda konuşamamış olmak beni çok üzüyor. Öncelikle şunda anlaşalım:

Münazara konumuz dünyada idamın uygulanma metotları veya kime, nasıl, nerede uygulandığı/uygulanacağı değil. Konumuz idam cezasının başlı başına, her koşuldan bağımsız olarak uygulanıp uygulanamayacağı. Anlaması çok basit bence. Sizin konusunu açtığınız soruyu size izah etmekten hicap duyuyorum.

Zahmet edip argüman olarak sunduğunuz örnek dahi sizin savınızı değil bizim savımızı destekliyor, gelin bakalım. Olayda 16 yaşında bir kız çocuğu zorla evlendiriliyor. Burada pedofili, alıkoyma, tecavüz ve istismar dahil sayısız suç ve hukuksuzluk var. Bu hukuksuzluk, vicdansızlık ve zulmün pençesindeki bir kız çocuğu da zorla evlendirildiği şahsı öldürüyor. Burada da bir suç ve hafifletici onlarca sebep var. Bu kızcağıza idam cezası verilmesi ben veya grubumuzdaki hiç kimse tarafından desteklenecek bir şey olmamakla birlikte, tüm grup üyeleri olarak münazaranın başından bu yana vahşice işlenmiş suçların faillerine, delillerle suçu sabitlenmiş olduğu sürece idam cezası verilmesi gerektiğini dile getiriyoruz.

İtiraz ettiğim şeyi anlamışsınızdır umarım, biz savımızı ortaya koyduktan sonra karşımızda yanlış uygulama örnekleri, hayali tedaviler, topluma kazandırmaya dair liberal dünya yalanları değil; sizin savlarınızı ve anti-tezlerinizi görmek istiyoruz.

Sevgiler.
 
Ülkemin insanlarını tanıyorum, doğduğumdan beri bu ülkede yaşıyorum. Sosyoloji ilgi alanım ve edindiğim izlenim bu yönde. Bunu bu işin eğitimini almış birisi olarak söylüyorum. Uygulama olmadığı için elimde veri veya kesin sonuçlar yok. Gözlemeler var, hem psikolojik hemde fizyolojik.
Hemen herkesin bildiği gibi bizim toplum birlikte hareket edince kendini güçlü hisseder, birlik olunca. Tek başına kişisel olarak pasif insanlardır (genelleme) tek başına işlenen suçlarda "ölüm cezası" gayet caydırıcı olacaktır.
Bunca yıldır toplumsal normlar bu ülkeye hiç bir katkı vermedi, idam uygulaması iyi sonuçlar verecektir. Kesin çözüm olacak diyemem ama büyük oranda caydırıcı olacak ve suç oranı düşecek.
Tekrar ediyorum, idam cezasını kapsayan suçlar ile ilgili geniş çaplı soruşturmalar yapılıp, konusunda uzman mahkemeler kurulup yapılacak uygulamaların faydasını görmek gerekiyor.

Bundan emin misiniz? Mesela bu suçluları kazıyıp içindeki insanı çıkarmak mümkün mü?
Ratko Mladiç, nam-ı diğer Bosna Kasabı
Ya da 91 yaşında huzur içinde ölmüş olan, bu mağrur ve gururla duran adama bakın isterseniz. Holocaust'un kalesi Auschwitz Toplama Kampı sorumlu subayı John Demjanjuk.
Sayamayacağımız diğer savaş suçluları ya da?
Artık argümanlarınız demagoji sınırlarının içinde olmaz umarım, çünkü demagogluk yapacaksak şayet benim grubumun çok daha uygun materyallerinin olduğunu düşünüyorum. Akla uygun ve ikna temelli bir iş olmalı münazara, demagoji veya manipülasyona gerek yok gibi geliyor. Manipülasyon demişken:
Bize ne dünyadaki örnekler veya uygulamalardan? 1 haftadır bunu konuşuyorsunuz, 1 haftadır buna itiraz ediyorum. Şahsım adına, hala münazara konusunda konuşamamış olmak beni çok üzüyor. Öncelikle şunda anlaşalım:
Münazara konumuz dünyada idamın uygulanma metotları veya kime, nasıl, nerede uygulandığı/uygulanacağı değil. Konumuz idam cezasının başlı başına, her koşuldan bağımsız olarak uygulanıp uygulanamayacağı. Anlaması çok basit bence. Sizin konusunu açtığınız soruyu size izah etmekten hicap duyuyorum.
Zahmet edip argüman olarak sunduğunuz örnek dahi sizin savınızı değil bizim savımızı destekliyor, gelin bakalım. Olayda 16 yaşında bir kız çocuğu zorla evlendiriliyor. Burada pedofili, alıkoyma, tecavüz ve istismar dahil sayısız suç ve hukuksuzluk var. Bu hukuksuzluk, vicdansızlık ve zulmün pençesindeki bir kız çocuğu da zorla evlendirildiği şahsı öldürüyor. Burada da bir suç ve hafifletici onlarca sebep var. Bu kızcağıza idam cezası verilmesi ben veya grubumuzdaki hiç kimse tarafından desteklenecek bir şey olmamakla birlikte, tüm grup üyeleri olarak münazaranın başından bu yana vahşice işlenmiş suçların faillerine, delillerle suçu sabitlenmiş olduğu sürece idam cezası verilmesi gerektiğini dile getiriyoruz.
İtiraz ettiğim şeyi anlamışsınızdır umarım, biz savımızı ortaya koyduktan sonra karşımızda yanlış uygulama örnekleri, hayali tedaviler, topluma kazandırmaya dair liberal dünya yalanları değil; sizin savlarınızı ve anti-tezlerinizi görmek istiyoruz.
Sevgiler.

Sevgili Arpes,

Yıl olmuş 2020 ve ölümsüzlüğün konuşulduğu şu çağda, idam ile suç önlemeye çalışmak bana kalırsa kendinizi kandırmaktan başka bir şey olmadığı gibi, ortada demagoji değil, bilimsel veriler var ve beraberinde de suç oranına idamın etki etmediğine dair istatistikler...

Sizler ne sunuyorsunuz peki? İdamın caydırıcı olacağı yönünde tek bir istatistik bile sunamadığınız gibi, elinizde bilimsel veri de yok. Tahminler ya da toplumun yapısına göre önseziler gibi asla idamın caydırıcılığına ışık tutmayacak yorumlar yapıp, bilimsel olana karşı çıkmanızdan da ben hicap duyduğumu belirtmek isterim. Oldu olacak fal da bakalım da tam olsun... Dünya genelinde olanı biteni yansıtan istatistiklere bakmadan, papatya falı ile mi idamın caydırıcılığını anlamaya çalışacağız?

İdam cezasının uygun görüldüğü vahşi suçları kim işliyor? Seri katiller, psikopatlar ya da pedofili eğilimliler...

Bu suçları işleyen insanlara sağlıklı bireyler diyebilir miyiz? Mümkün değil çünkü bu şahısların beyin yapıları, normal insanlardan çok farklı ve bu aradaki fark tüm davranışlarına yansıyor. Öncelikli olarak çoğu davranışlarını kontrol edemiyorlar. Yaptıkları eylemlerin zararlarını fark edebilecek empati duygusuna sahip değiller ya da çok az sahipler. "Karşıdaki insan ne hisseder ya da yakınları üzülür mü?" diye bir endişe taşımıyorlar çünkü bu duyguları yansıtacak bir beyine sahip değiller. Psikopatlar güdüleri ile hareket eder ve bu konuda kontrol mekanizmaları devreye girmez. Bu insanlara "Seni idam ederiz" demeniz, onları asla korkutmayacağı gibi yapacakları hiçbir suça da engel teşkil etmeyecektir. Siz bu insanların farklı beyin yapısına sahip olduklarını bile bile, nasıl idam etmenin caydırıcı olacağını iddia edebilirsiniz ki? Bilim olmaz diyor fakat siz olur diyorsanız da cidden akıl tutulması yaşıyorsunuz demektir.

Dünyadan örnekler verme sebebim de idam cezasının olduğu ülkelerde, nasıl da gereksiz idamlar yapıldığına vurgu yapmaktır. Vahşi suçlar diye başlar fakat yarın siyasal suçlar diye de genişletilebilir ki yasal olduktan sonra kimleri kapsayacağını her an değiştirebilirsiniz.

İnsanlar suçlu olarak doğmaz fakat suça yatkın genlere ya da beyin yapısına sahip olabilirler ve koşullar sebebi ile her an büyük bir suçluya da dönüşebilirler. İdam cezası suç işlendikten sonra yapan kişiye bedel ödetmeyi hedefler ancak yeni suçlar için caydırıcı etkisi yoktur.

Caydırıcı olduğuna dair bilimsel bir dayanağınız varsa bilmek isterim. İstatistik ve bilimsel veri olmadan savunduklarınız maalesef sağlam bir zemine oturmuyor.
 
Son düzenleme:
Sevgili Arpes,

Yıl olmuş 2020 ve ölümsüzlüğün konuşulduğu şu çağda, idam ile suç önlemeye çalışmak bana kalırsa kendinizi kandırmaktan başka bir şey olmadığı gibi, ortada demagoji değil, bilimsel veriler var ve beraberinde de suç oranına idamın etki etmediğine dair istatistikler...

Sizler ne sunuyorsunuz peki? İdamın caydırıcı olacağı yönünde tek bir istatistik bile sunamadığınız gibi, elinizde bilimsel veri de yok. Tahminler ya da toplumun yapısına göre önseziler gibi asla idamın caydırıcılığına ışık tutmayacak yorumlar yapıp, bilimsel olana karşı çıkmanızdan da ben hicap duyduğumu belirtmek isterim. Oldu olacak fal da bakalım da tam olsun... Dünya genelinde olanı biteni yansıtan istatistiklere bakmadan, papatya falı ile mi idamın caydırıcılığını anlamaya çalışacağız?

İdam cezasının uygun görüldüğü vahşi suçları kim işliyor? Seri katiller, psikopatlar ya da pedofili eğilimliler...

Bu suçları işleyen insanlara sağlıklı bireyler diyebilir miyiz? Mümkün değil çünkü bu şahısların beyin yapıları, normal insanlardan çok farklı ve bu aradaki fark tüm davranışlarına yansıyor. Öncelikli olarak çoğu davranışlarını kontrol edemiyorlar. Yaptıkları eylemlerin zararlarını fark edebilecek empati duygusuna sahip değiller ya da çok az sahipler. "Karşıdaki insan ne hisseder ya da yakınları üzülür mü?" diye bir endişe taşımıyorlar çünkü bu duyguları yansıtacak bir beyine sahip değiller. Psikopatlar güdüleri ile hareket eder ve bu konuda kontrol mekanizmaları devreye girmez. Bu insanlara "Seni idam ederiz" demeniz, onları asla korkutmayacağı gibi yapacakları hiçbir suça da engel teşkil etmeyecektir. Siz bu insanların farklı beyin yapısına sahip olduklarını bile bile, nasıl idam etmenin caydırıcı olacağını iddia edebilirsiniz ki? Bilim olmaz diyor fakat siz olur diyorsanız da cidden akıl tutulması yaşıyorsunuz demektir.

Dünyadan örnekler verme sebebim de idam cezasının olduğu ülkelerde, nasıl da gereksiz idamlar yapıldığına vurgu yapmaktır. Vahşi suçlar diye başlar fakat yarın siyasal suçlar diye de genişletilebilir ki yasal olduktan sonra kimleri kapsayacağını her an değiştirebilirsiniz.

İnsanlar suçlu olarak doğmaz fakat suça yatkın genlere ya da beyin yapısına sahip olabilirler ve koşullar sebebi ile her an büyük bir suçluya da dönüşebilirler. İdam cezası suç işlendikten sonra yapan kişiye bedel ödetmeyi hedefler ancak yeni suçlar için caydırıcı etkisi yoktur.

Caydırıcı olduğuna dair bilimsel bir dayanağınız varsa bilmek isterim. İstatistik ve bilimsel veri olmadan savunduklarınız maalesef sağlam bir zemine oturmuyor.

Sonunda gerçekten münazaraya dahil olmayı seçmişsiniz, öncelikle teşekkürler.

let-the-game-kyzsgp.jpg


Bu konu özelinde istatistiklerle ilgili derdimi şöyle anlatmaya çalışayım. İstatistiklerin, toplumsal alandaki herhangi bir olguyu açıklayacak ya da nedenselliğe oturtacak bir töze sahip olduğunu düşünmüyorum. Aşkı, nefreti, hayranlığı, suçluluğu, pişmanlığı, merhameti, adaleti, hakkaniyeti istatistikle izah edemez veya sınıflandıramazsınız. Çünkü istatistik somut ve nesnel şeyleri kategorize ederek, bir sabit veya kontrol grubu üzerinden kıyaslayabilmeyi sağlar. Oysa toplumsal olan şey, milyonlarca değişkenin ekseninde dönen bir asteroid gibidir. Sunduğunuz istatistiklerin tamamı yıl bazlı istatistikler, ilk attığınızda kontrol etme fırsatım olmuştu ve istatistiğe konu yıllardaki nüfus değişimleri ve popülasyon dahi istatistiğin hesabına katılmamış. Bu mu bilimsel veri? Bilim suyun kaynama derecesinden, elektron ve nötronlardan ya da istatistiklerden ibaret değil maalesef. Sosyal bilimler ile pozitif bilimlerin yöntemleri birbirlerinden oldukça farklıdır.

Üniversitelerin ilgili bölümlerinin ders izlencelerine bakarsanız şayet bu tip durumların takibi, analizi, çözümlemesi ve incelenmesi için geliştirilen metotların anlatıldığı bir ders vardır: Sosyal Bilimlerde Yöntem. İstatistik de belli ölçüde, sosyal bilimler alanında kullanılır pek tabii; fakat burada önemli olan husus şu: İstatistiğin kullanılabilir bir veri olabilmesi için ya tüm değişkenlerin hesaplanması ya da tüm değişkenlerin sabit olduğu bir aralıkta yapılması gerekliliğidir. Yani iddianızın aksine ben bilime karşı değilim, yanlış yöntemli bilime karşıyım.

Bir safsatayı bilinçli veya bilinçsiz olarak kullandığınızı görüyorum, "şu zamana kadar bir veri veya istatistik sunabilmiş değilsiniz" savınıza şöyle bir cevabım var: Sizin yanlış silahı seçmiş olmanız, benim sorunum değil. Sunduğunuz istatistiklerin yukarıda anlatmaya çalıştığım üzere benim açımdan tutarlı veya geçerli hiçbir yanı yok, çünkü aşırı "göreli" veriler bunlar. Nüfus bilgisine sahip değil, toplumsal vakalardan bağımsız, politik olaylardan bağımsız, hukuki reform ve değişimlerden bağımsız bir idam istatistiğini dünyanın hiçbir yerinde ciddiye almazlar zaten. Küba'da Domuz Körfezi Harekatı ile 5 sene öncesine dair idam cezası verilerinin istatistiği tabi ki birbirinden farklı olacaktır. Yahut Türkiye'de 50 ile 83 yılları arasında idam istatistiğine bakarak suç önce azalmış sonra da artmış demek mümkün müdür? Bunun bilimsel olduğuna inanmamızı mı bekliyorsunuz gerçekten?

İnsanlar suçlu olarak doğmaz fakat suça yatkın genlere ya da beyin yapısına sahip olabilirler ve koşullar sebebi ile her an büyük bir suçluya da dönüşebilirler.
Suç işlemeyi, masum insanların durup dururken başına gelen bir talihsizlik gibi anlatmanız çok acı. Koşullar sebebiyle büyük bir suçluya dönüşmek çok çirkin bir tabir? Suçun kendisini olumluyor gibi konuşmayın lütfen. Ted Bundy sayısız kadına tecavüz edip vahşice öldürdü. Belli ki mental bir rahatsızlığı vardı, katı bir Katolik eğitimden geçti ve istismar edildi, şiddet gördü. Sonra da gibi o kadınlara tecavüz edip katletti, vah vah mı diyelim? "Koşullar" onu bu hale getirdi, genleri böyleydi, beyni böyleymiş demek iradeyi hiçe saymaktır. Çünkü şayet açıklamanız buysa, bu kişiye hiçbir ceza verilmemeli, kişinin hiçbir kabahati yok gibi duruyor. Aynı şey kadercilikte de mevcut, herkesin kaderi böyleymiş deyip bırakalım hukuk ve ceza sistemini, nasıl yaşayabiliyorsak öyle devam etmeye çalışalım.

Genler ve beyin yapısı iddianız bana çok gülünç geliyor. Çünkü argümanın arkasında bir tez yok, tabi ki beyin yapısı farklı olacak; biz günlük hayatımızda birbirimizin kafasını koparıp kazıklara takmayı hayal etmiyoruz çünkü. Peki sağlıklı, üreten, faydalı toplum fertleri ne yapsın bu konuda? Bir şey yapmalı mıyız gerçekten? Beni bir ara sokakta kıstırsa defalarca bıçaklayacak biri için niye çabalayayım? Niye vergilerimle onu besleyeyim? Neden onun kimseye zarar vermemesini garanti etmek için onu kapatacak bir yer inşa edeyim? Hayattaki şanslarını öldürmek ve katletmek üzerine harcamış kişilere hapishane yapmak yerine evsizlere neden sıcak bir yuva vermeyeyim? Suç böyle önlenir çünkü. Bırakın şu yanlış uygulama, kapsam genişlemesi iddialarını. Konumuz nerede nasıl uygulanacağı değil çünkü. Şayet düzgün bir hukuk sisteminiz ve anayasal dayanağınız ya da güçlü bir hukuk geleneğiniz varsa gayet dar kapsamda, çok ağır suçlarla kısıtlı şekilde tutabilirsiniz. Bunun en büyük örneği ABD ve Japonya. Japonya'nın nüfusu 127 milyona yakın. Japonya'da 2000 yılından bu yana 89 kişinin idam cezası infaz edilmiş. 2018 verileri bunlar. 2018'de idam edilen suçlulardan biri, Aum Shinrikyo'nun kıyamet tarikatının emirleri doğrultusunda 1995'te Tokyo metrosuna sarin gazıyla saldırıp 13 kişinin ölümüne sebep olan bir suçlu. Yanlış anlamayın 1995'te yakalanmış fakat bu cezanın geri döndürülemez olduğunu tek fark edenler sizin münazara grubunuz olmadığı için tekrar tekrar mahkemeye çıkarılmış bu suçlu. Her seferinde itiraf edip, ifadesini aynen tekrar etmesine rağmen tam 37 celsede görülmüş davası. ABD'de de benzer bir idam protokolü var, bu kadar titiz olmasa da.

Not: Ölümsüzlüğü konuştuğumuzu düşünüyor olma sebebinizi anlayamadım. Bilimsel vizyondan bahsediyorsanız şayet, 40 sene önce de uçan arabalardan konuşuyordu insanlar. Sokakta uçan arabalar göremiyorum.

Sevgiler.
 
Son düzenleme:
Bu konu özelinde istatistiklerle ilgili derdimi şöyle anlatmaya çalışayım. İstatistiklerin, toplumsal alandaki herhangi bir olguyu açıklayacak ya da nedenselliğe oturtacak bir töze sahip olduğunu düşünmüyorum. Aşkı, nefreti, hayranlığı, suçluluğu, pişmanlığı, merhameti, adaleti, hakkaniyeti istatistikle izah edemez veya sınıflandıramazsınız. Çünkü istatistik somut ve nesnel şeyleri kategorize ederek, bir sabit veya kontrol grubu üzerinden kıyaslayabilmeyi sağlar. Oysa toplumsal olan şey, milyonlarca değişkenin ekseninde dönen bir asteroid gibidir. Sunduğunuz istatistiklerin tamamı yıl bazlı istatistikler, ilk attığınızda kontrol etme fırsatım olmuştu ve istatistiğe konu yıllardaki nüfus değişimleri ve popülasyon dahi istatistiğin hesabına katılmamış. Bu mu bilimsel veri? Bilim suyun kaynama derecesinden, elektron ve nötronlardan ya da istatistiklerden ibaret değil maalesef. Sosyal bilimler ile pozitif bilimlerin yöntemleri birbirlerinden oldukça farklıdır.

Üniversitelerin ilgili bölümlerinin ders izlencelerine bakarsanız şayet bu tip durumların takibi, analizi, çözümlemesi ve incelenmesi için geliştirilen metotların anlatıldığı bir ders vardır: Sosyal Bilimlerde Yöntem. İstatistik de belli ölçüde, sosyal bilimler alanında kullanılır pek tabii; fakat burada önemli olan husus şu: İstatistiğin kullanılabilir bir veri olabilmesi için ya tüm değişkenlerin hesaplanması ya da tüm değişkenlerin sabit olduğu bir aralıkta yapılması gerekliliğidir. Yani iddianızın aksine ben bilime karşı değilim, yanlış yöntemli bilime karşıyım.

Sevgili Arpes,

İstatistikleri bilimsel kabul ettiğimi iddia etmedim ve sanırım yazdıklarımı yanlış anladınız. Aşağıda alıntıladığım cümleden de anlaşılacağı üzere, istatistikleri bilimsel verilerden ayrı tutuyorum ve arada "ve" bağlacı var. İstatistiklerin değişkenliği konusunda görüşünüze katılsam da yine de dünya genelinde yaşananlar açısından bizlere fikir sunduğu da bir gerçektir.

Yıl olmuş 2020 ve ölümsüzlüğün konuşulduğu şu çağda, idam ile suç önlemeye çalışmak bana kalırsa kendinizi kandırmaktan başka bir şey olmadığı gibi, ortada demagoji değil, bilimsel veriler var ve beraberinde de suç oranına idamın etki etmediğine dair istatistikler...

Not: Ölümsüzlüğü konuştuğumuzu düşünüyor olma sebebinizi anlayamadım. Bilimsel vizyondan bahsediyorsanız şayet, 40 sene önce de uçan arabalardan konuşuyordu insanlar. Sokakta uçan arabalar göremiyorum.Sevgiler.

Günümüzde ölümsüzlüğü konuşuyoruz çünkü bu konuda büyük bütçeli çalışmalar yapılıyor ve en iyi bilineni de Rusya'da yürütülen "Avatar 2045" projesidir.

2045 Initiative

Bir safsatayı bilinçli veya bilinçsiz olarak kullandığınızı görüyorum, "şu zamana kadar bir veri veya istatistik sunabilmiş değilsiniz" savınıza şöyle bir cevabım var: Sizin yanlış silahı seçmiş olmanız, benim sorunum değil. Sunduğunuz istatistiklerin yukarıda anlatmaya çalıştığım üzere benim açımdan tutarlı veya geçerli hiçbir yanı yok, çünkü aşırı "göreli" veriler bunlar. Nüfus bilgisine sahip değil, toplumsal vakalardan bağımsız, politik olaylardan bağımsız, hukuki reform ve değişimlerden bağımsız bir idam istatistiğini dünyanın hiçbir yerinde ciddiye almazlar zaten. Küba'da Domuz Körfezi Harekatı ile 5 sene öncesine dair idam cezası verilerinin istatistiği tabi ki birbirinden farklı olacaktır. Yahut Türkiye'de 50 ile 83 yılları arasında idam istatistiğine bakarak suç önce azalmış sonra da artmış demek mümkün müdür? Bunun bilimsel olduğuna inanmamızı mı bekliyorsunuz gerçekten?

İstatistikleri bilimsel veri kabul etmediğimi zaten yukarıdaki yorumumda da belirttim fakat fikir edinmemiz açısından, tahmin ya da umut etmekten çok daha güvenilir olduğu da aşikar.

Bilimsel verileri birçok yorumda sundum fakat siz hayali çalışmalar kabul ettiğiniz için pek dikkate almadınız. Önceki yorumumda bahsettiğim nörolog da mesela bir psikopat beyine sahip fakat henüz hiçbir suça karışmamış durumda ve bu da demek oluyor ki psikopat bir beyine sahip olmak ya da beyindeki anormallikler, her insanı bir suçlu yapmaya yetmiyor ancak yine de riskli gruba dahil oldukları gerçeği de değişmez ayrıca suça eğilim oluşması durumunda, tedavi için bir umut olduğunu da gösteriyor.

Sinirbilimci ve Psikiyatrist James Fallon / Beyin Görüntüsü
images


Suç işlemeyi, masum insanların durup dururken başına gelen bir talihsizlik gibi anlatmanız çok acı. Koşullar sebebiyle büyük bir suçluya dönüşmek çok çirkin bir tabir? Suçun kendisini olumluyor gibi konuşmayın lütfen. Ted Bundy sayısız kadına tecavüz edip vahşice öldürdü. Belli ki mental bir rahatsızlığı vardı, katı bir Katolik eğitimden geçti ve istismar edildi, şiddet gördü. Sonra da gibi o kadınlara tecavüz edip katletti, vah vah mı diyelim? "Koşullar" onu bu hale getirdi, genleri böyleydi, beyni böyleymiş demek iradeyi hiçe saymaktır. Çünkü şayet açıklamanız buysa, bu kişiye hiçbir ceza verilmemeli, kişinin hiçbir kabahati yok gibi duruyor. Aynı şey kadercilikte de mevcut, herkesin kaderi böyleymiş deyip bırakalım hukuk ve ceza sistemini, nasıl yaşayabiliyorsak öyle devam etmeye çalışalım.

Genler ve beyin yapısı iddianız bana çok gülünç geliyor. Çünkü argümanın arkasında bir tez yok, tabi ki beyin yapısı farklı olacak; biz günlük hayatımızda birbirimizin kafasını koparıp kazıklara takmayı hayal etmiyoruz çünkü. Peki sağlıklı, üreten, faydalı toplum fertleri ne yapsın bu konuda? Bir şey yapmalı mıyız gerçekten? Beni bir ara sokakta kıstırsa defalarca bıçaklayacak biri için niye çabalayayım? Niye vergilerimle onu besleyeyim? Neden onun kimseye zarar vermemesini garanti etmek için onu kapatacak bir yer inşa edeyim? Hayattaki şanslarını öldürmek ve katletmek üzerine harcamış kişilere hapishane yapmak yerine evsizlere neden sıcak bir yuva vermeyeyim? Suç böyle önlenir çünkü. Bırakın şu yanlış uygulama, kapsam genişlemesi iddialarını. Konumuz nerede nasıl uygulanacağı değil çünkü. Şayet düzgün bir hukuk sisteminiz ve anayasal dayanağınız ya da güçlü bir hukuk geleneğiniz varsa gayet dar kapsamda, çok ağır suçlarla kısıtlı şekilde tutabilirsiniz. Bunun en büyük örneği ABD ve Japonya. Japonya'nın nüfusu 127 milyona yakın. Japonya'da 2000 yılından bu yana 89 kişinin idam cezası infaz edilmiş. 2018 verileri bunlar. 2018'de idam edilen suçlulardan biri, Aum Shinrikyo'nun kıyamet tarikatının emirleri doğrultusunda 1995'te Tokyo metrosuna sarin gazıyla saldırıp 13 kişinin ölümüne sebep olan bir suçlu. Yanlış anlamayın 1995'te yakalanmış fakat bu cezanın geri döndürülemez olduğunu tek fark edenler sizin münazara grubunuz olmadığı için tekrar tekrar mahkemeye çıkarılmış bu suçlu. Her seferinde itiraf edip, ifadesini aynen tekrar etmesine rağmen tam 37 celsede görülmüş davası. ABD'de de benzer bir idam protokolü var, bu kadar titiz olmasa da.

Size hayal gibi gelse de yakın bir zamanda bu beyin tarama görüntüleri sayesinde, beyin tarama tabanlı bir ceza sistemine geçilip aynen yazınızda ifade ettiğiniz şekilde cezalar verilecektir. Kişinin elinde olmayan sebeplerle suça karışması elbette tedavi edilmesi gereken bir durum olmakla beraber, alacakları cezalar da bu olumsuz durum dikkate alınarak belirlenecektir ki Ted Bundy gibiler de bu gruba dahil çünkü o da beyni farklı çalışan bir psikopattı. Ellerinde olmadan bu suça karıştıkları belgelendiği zaman, elbette serbest bırakılmıyorlar ancak idam da edilmiyorlar ki Amerika'da bunun çok sayıda örneği var. Ekleyeceğim linki inceleme şansınız olursa nasıl çalışmalar yürütüldüğü hakkında fikir edinebilir ve hayal mi gerçek mi olduğuna da kendiniz karar verebilirsiniz. Beyin görüntüleme kanıtı sunulan idam mahkumlarının cezası, ömür boyu hapis olarak değiştirilmiştir. Amaçlanan suçluyu masum göstermek değil ancak elinde olmayan sebeplerle suça karışanları da idam etmek, akla mantığa uygun gelmiyor ve bu sebeple de ömür boyu hapis cezası veriliyor. Tedavi olmaları sağlanabildiği gün de durum çok değişecektir.

Plenty of people carry the same gene variant as the man who killed his wife's friend, and they'll never kill anybody.
After all, plenty of people carry the same gene variant as Bradley Waldroup, the man who killed his wife’s friend, and they’ll never kill anybody. But courts have proved ready grounds for the genes-made-me-do-it ethical and science debate. Criminal defense cases have cited genetics nearly 80 times in the U.S. between 1994 and 2011. “Attorneys are getting more sophisticated in looking for explanations for behavior,” says Deborah Denno, director of the Fordham University Neuroscience and Law Center.

In the case of Waldroup, the jury spared him the death penalty and found instead that he should spend his life in prison. The killer-gene defense worked. After, when asked if Waldroup’s genetics informed her decision, one juror said, “Oh, I’m sure.

Can Your Genes Make You Kill?

Psikopatları yani Ted Bundy gibi kişileri, ahlaki ikilemde bırakıp beyin görüntülemesi yapıldığında ortaya şöyle bir sonuç çıkmaktadır: Psikopatlarda amigdala denen bölge, normal beyin yapısındaki insanlara göre tam çalışmıyor yani ya çok zayıf ya da yok denecek kadar az çalışmakta. Bu da demek oluyor ki kaygı ve korku duygusu yaşamıyorlar daha doğrusu yaşayamıyorlar çünkü beyin buna imkan vermiyor. Sizler de korku-kaygı hissedemeyen bu insanları, idam cezası ile korkutmayı amaçlıyorsunuz ki ne kadar mantıklı olduğuna da lütfen siz karar verin.

Hukuk kuralları, toplum yaşamında düzen sağlamak ve bireysel özgürlükleri garanti altına almak için vardır, düzeni bozmaya çalışan kişileri engellemek için de ceza hukuku devreye girer. İdam cezası modern hukuk kurallarına uymuyor çünkü insani değil ve sadece suçluyu değil, suçlunun yakınlarını da hedef alıp, amacını fazlası ile aşan bir uygulamadır. Cezalar şahsidir ve suçlunun ailesi ya da yakınları da cezalandırılamaz.

Suçla mücadelede iki yöntem vardır: "Önleyici ve Cezalandırıcı"
İdam cezası ise önleyici olmamakla beraber, suçlunun topluma kazandırılması / ıslah edilmesi ilkesine de aykırıdır. İdam cezası ile ceza kanunun amacının dışına çıkıldığı da ortada olup, idam asla bir çözüm değildir ve sadece toplum vicdanını rahatlatmak adına geri dönüşü olmayan bir yaptırımdır.

Madde 1- (1) Ceza Kanununun amacı; kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir. -Alıntı-
 
Son düzenleme:
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri