İmkanınız olsa yurt dışına gider miydiniz?

🟢 Konu yazarı şu anda aktif

İmkanınız olsa yurt dışında yaşar mıydınız?


  • Kullanılan toplam oy
    10
Ben tam aksine tiksinç değil cesaretli buluyorum. Faydası olsun ya da olmasın kabul edilmişse mesele yok. Ve sonuçta param varsa vatandaşlık da alabilirim.
Ben hâl ve tavırlarını tiksinç buluyorum. Paralarıyla vatan ya da vatandaşlık bağlamında ne aldıkları beni ilgilendirmez. Gelmesinler ya da defolup gitsinler de demiyorum. Nefret söyleminde de bulunmuyorum.
 
Ben hâl ve tavırlarını tiksinç buluyorum. Paralarıyla vatan ya da vatandaşlık bağlamında ne aldıkları beni ilgilendirmez. Gelmesinler ya da defolup gitsinler de demiyorum. Nefret söyleminde de bulunmuyorum.

Bunun boyutu tamamen psikolojik esasında.
Üzerinde tartışmaya değer bir konu.
Bir sosyolog çıkıp ülke ülke gurbetçilerin eğitim seviyeleri hakkında kapsamlı bir sosyometri çalışması yapsa keşke. Beyin göçüyle gidenlerle, dedesi sayesinde orada doğup buyuyenler ya da evlenerek gidenler kabak gibi ortaya çıkacaktır. Bi beyin göçüyle gidenlerin (Genelde ABD, Ingiltere) dünya görüşüne bakın bir de diğer gruptakilere. ( Genelde Almanya, Hollanda ) Tiksinc olarak ifade ettikleriniz genelde ikinci grup olup yaşadığı yerde düzgün bi eğitim alamamış, yıllarca ayak isleri yapıp kebab kebab diye dalga geçilen, zorbalığa uğrayan biri olmuş, yılın bir ayını da rahatlıkla alabildiği bmvsi ile Tr ye tatile gelip buradaki üni mezunlarindan en tabana kadar varos haller sergilemesi, ülke hakkında söz sahibi olduğuna inanması bu perspektiften bakınca anlaşılabilir bir durum. 11 ay boyunca aşağılanan bi insanın 1 aylık tatil varoslugunu bu anlamda anlayabiliriz. Eğitim alan, kendini gelistiren,empati kurabilen kişileri istisna tutuyorum. Beyingocu ile gidenlerle bahse psikolojik vakalar arasında dünya görüsü açısından uçurum var. Hepsini aynı kefeye koymamalıyız. Beyin gocuyle gidenler etnik kimliği sevilmese dahi eşek gibi saygı duyulacak bi vizyona sahipken, diğer gruba neredeyse "ölseler de kurtulsak" gözüyle bakılıyor ilgili ülkelerce. Bizi bezdiren vasıfsız suriyeli'yi biz ne kadar sevebilirsek, o psikolojik vakaları da yaşadıkları ülkeler o kadar sevebilir. Velhasıl tiksinc olarak bahsettiğiniz kişileri tüm gurbetçiler ile degerlendirmemek lazım. Abd'de kalp pili üreten fizik mühendisi gurbetçi ablamiza haksızlık olur.
 
Aslında isterim ama bunun tek nedeni dolar, euro değil… Mesleki olarak kendimi daha çok geliştirebilirdim. Sadece eğitim anlamında değil Avrupa ya da Amerikadaki öğrenci veli profili bile çok başka…
 
Bunun boyutu tamamen psikolojik esasında.
Üzerinde tartışmaya değer bir konu.
Bir sosyolog çıkıp ülke ülke gurbetçilerin eğitim seviyeleri hakkında kapsamlı bir sosyometri çalışması yapsa keşke. Beyin göçüyle gidenlerle, dedesi sayesinde orada doğup buyuyenler ya da evlenerek gidenler kabak gibi ortaya çıkacaktır. Bi beyin göçüyle gidenlerin (Genelde ABD, Ingiltere) dünya görüşüne bakın bir de diğer gruptakilere. ( Genelde Almanya, Hollanda ) Tiksinc olarak ifade ettikleriniz genelde ikinci grup olup yaşadığı yerde düzgün bi eğitim alamamış, yıllarca ayak isleri yapıp kebab kebab diye dalga geçilen, zorbalığa uğrayan biri olmuş, yılın bir ayını da rahatlıkla alabildiği bmvsi ile Tr ye tatile gelip buradaki üni mezunlarindan en tabana kadar varos haller sergilemesi, ülke hakkında söz sahibi olduğuna inanması bu perspektiften bakınca anlaşılabilir bir durum. 11 ay boyunca aşağılanan bi insanın 1 aylık tatil varoslugunu bu anlamda anlayabiliriz. Eğitim alan, kendini gelistiren,empati kurabilen kişileri istisna tutuyorum. Beyingocu ile gidenlerle bahse psikolojik vakalar arasında dünya görüsü açısından uçurum var. Hepsini aynı kefeye koymamalıyız. Beyin gocuyle gidenler etnik kimliği sevilmese dahi eşek gibi saygı duyulacak bi vizyona sahipken, diğer gruba neredeyse "ölseler de kurtulsak" gözüyle bakılıyor ilgili ülkelerce. Bizi bezdiren vasıfsız suriyeli'yi biz ne kadar sevebilirsek, o psikolojik vakaları da yaşadıkları ülkeler o kadar sevebilir. Velhasıl tiksinc olarak bahsettiğiniz kişileri tüm gurbetçiler ile degerlendirmemek lazım. Abd'de kalp pili üreten fizik mühendisi gurbetçi ablamiza haksızlık olur.
Beyin göçüyle gidenler hiçbir yerin gurbetçisi değillerdir bence, evrenseldirler. Benim birinci derece akrabalarım arasında da var yurt dışına gidenler. Aynı sınıfta okuduğum akranlarım arasında da. Kimisi beyin göçüyle gitti, kimisi evlendi gitti, kimisi emekçi olarak gitti. Bu ayrımlara da girmiyorum.

Sorun şu, politize olmuş bir AB gurbetçi kitlesi var. Kur farkı denen durum da hoşlarına gidiyor, işlerine geliyor. Türkiye'de yoğun olarak gezmeye ya da alış verişe ve yatırıma geldikleri yerlerdeki (Ege ve Akdeniz kıyıları, İstanbul ve çevresi) seçmen kitlesi de ekseriyetle muhalif. Bu sebepten burada yaşayan insanları aşağılamakta bir sakınca görmüyorlar, hatta oldukça da hevesli bir tutum sergiliyorlar. Onların yeri geldiğinde üzerinden geçen hayat şartları - velev ki öyleyse, - geldikleri yerlerdeki insanları teğet geçmiyor hâlbuki. Gözümün önünde senelerdir cereyan eden yakışıksız hâl ve hareketleri dolayısıyla onları kınamakta, faydasız ve sevimsiz olarak görmekte hiçbir sakınca görmüyorum şahsen. Kaldı ki, yüzlerine de söyleyebiliyorum. Tutumlarıyla ilgili bir takım sebep sonuç ilişkileri kurabiliyor olabilmem, içinde bulundukları ahval ve şeraiti masum kılabilmeme, irite edici hissetmeme yetmiyor.

Yurt dışında yaşayan herkes için aynı şeyi söyleyemem, hatta ekseriyeti benim tiksinç bulduğum ölçüden uzaktırlar diye düşünüyorum.
 
Canım kocama gidelim diyorum
Biz yaşamadık çocuk yaşasın
 
İmkanım her zaman vardı ve halen de var ancak hiçbir zaman düşünmedim çünkü ülkemi her türlü olumsuzluğa rağmen seviyorum. Hepimiz çekip gidersek bu ülke kimlere kalacak?

Hiçbir koşulda gitmeyi düşünmüyorum.
 
Akraba terörü bitsin diye gidebilirim
 
imkanım vardı gittim. bazı satış işlemleri nedeniyle kısa vadeli dönmüştüm işlerimi halledip tekrar gideceğim sıra salgın kaynaklı sınırlar kapatıldı ve güzide ülkemde mahsur kaldım. belki benim için iyi olan buydu keza bebiçkomla tanıştım.

ardından nisan 2021'de mimar bir arkadaşım amerika'ya gidelim diye teklifde bulundu geri çevirdim, bunun iki gerekçesi vardı; okyanus geçmek denizaşırı olmak beni biraz ürküttü, üzerine düşününce geleneksel kodlarıma yordum kara ulaşımı olan her ülkeye zihnimde soru işareti olmadan gidebilirim çünkü acil bir durumda ülkeme dönebilirim ama denizaşırı bana aşırı geldi. vatan ve aidiyet hissi çok başka... diğeri ise bebiçkomla huzurlu bir gelecek kurmak istiyor olmam ve ona çok kıymet vermem...

2022 nisan ortası bir seher vakti mimar arkadaşım tarafınca arandım "ben amerikalı oldum, 11 mayısta yasalar değişiyor sende gel" diyerek teklifini yeniledi ama ultra-premium hanımcı olduğum için tekrar geri çevirdim.

almanya, fransa, isveç vs. hiç ilgimi çeken yaşamak isteyeceğim ülkeler değil eğer gidersem/gidersek b. krallığa, italya'ya ya da doğuya yöneliriz.

bana, para ve alımgücü benzeri parametreler batıda fakat huzur doğuda gibi gelir.
 
Geri