İki kadını öldürüp intihar etti

🕒 Konu sahibi 3 saat önce aktifti
Muradım kimyasal uyuşturucuların (Metanfetamin, Meth, eroin, bonzai vs) kişinin psikolojisi ve beyin nöronları üzerinde yarattığı etkiye ilişkin makaleleri eminim ki okumuşsundur. İlgilisin psikolojiye.


Ben uyuşturucu davranış bozukluğuna sebep olmaz demedim. Gördüğüm okuduğum tabloda primer sebebin uyuşturucu olduğunu düşünmüyorum demek istedim; ortada gayet kararlılık içererek işleyen,planlı bilişsel faaliyetler var.Daha önce ruh ve sinir hastalıkları hastanesi gecmisi de var; cinayet karakalemleri cizmis, sadizm iceren fantezileri var belli. Psikopati kisilik bozukluğunun bel kemiğidir mesela sadizm ve mazoşizm. Uyuşturucu kullanıyor olması sahip olduğu ruh halini koruklemis olabilir seconder bir sebep oluşturmuştur belki bilmiyorum, uzmanı da değilim fakat ana sebebin uyuşturucu olduğunu düşünmüyorum. Uyusturucu sorunu bir gün cozulurse psikopatlardan arinmiycaz yani.Psikopat olma yolu illaki uyuşturucu kullanmaktan geçmez.
Ayrıca bkz. Uyuşturucu bu kadar gündemde değilken yıllar öncesinden:



 
Bu vahşetin sebebi aşikar. Sebep olanlar da. Ben farklı bir noktaya değinmek istiyorum. Dünden beri bu vahşet ortamı doğuranlar yerine Uraz Kaygılaroğlu denen kişiyi konuşuyor insanımız. Suçlu belli, o suçluya zemin hazırlayan da. Peki biz neden Uraz'ı konuşuyoruz? Çünkü muktedir ve onun algı makinesi bunu istiyor. Her zaman olduğu gibi yine cambaza bak oynuyorlar ve yine insanımız yutuyor bunu. Uraz'ı yine konuşalım, ortaya koyduğu şeyleri yine tartışalım ama bugün değil. Bugün bu vahşetin failini, o vahşeti doğuran şartları ve o şartların oluşmasına göz yuman siyasileri, muktediri konuşmamız gerek. Dilruba'nın sadece iki kelimesinden ötürü günlerce tutsak edildiği ortamda sayısız suç kaydı olan suç makineleri sokaklarda fink atıyor, tecavüze yelteniyor, insanları gasp ediyor, polisimizi, askerimizi, yurttaşımızı katlediyor. İnsanlar bir şey yazarsam başım belaya girer diye sosyal medya hesaplarından muktediri rahatsız edecek tek bir kelam dahi etmezken 40-50 suç kaydı olan vahşiler sokaklarda o insanları katletmek üzere ellerini kollarını sallayarak dolanıyor ama günün sonunda biz Uraz Kaygılaroğlu denen şahsı konuşuyoruz. Hayır, bu vahşetlerden sonra siktiriboktan bir sanatçıyı değil, genç kızlarımıza güvenle dolaşabilecekleri sokakları sağlayamayan iktidarı ve iktidara yaranmaya çalışan muhalefeti konuşmalıyız. El birliği ile yurdumuzu getirdikleri pozisyonu konuşmalıyız. Geri kalan her şey hikaye, hepsi rende binasından ortaya atılan cambaza bak oyununun bir parçası.
 
Çok şey söyleyesim var, ama hiçbir şey söylemek istemiyorum. Sadece çok korkuyorum; kendim için, annem için, kız arkadaşlarım için, bütün kadınlar için.
Aynı şeyi düşündüm dün akşam spor dönüşü karanlık bi yolda yürürken, korkuyorum. Sonra kendimi geçtim, kız kardeşimi düşündüm kadınların öldürülmediği, korkmadan yaşadığı bi ülkede olmayı ne çok isterdim.
 
Bu arada olaya tamamen temel sebep merakı ile yaklaştım. Başta glu'nun yorumu olmak üzere ihmalkarlikla alakali ve uyuşturucu kabusu ile alakali her görüşe katiliyorum . Bence olayın en korkunç 2. noktası, annenin kızının kopmuş kafasına erişmesi. Bu nasıl bir zafiyet nasıl bir cehalettir? O kadının bedeni ölmedi belki ama ruhu ölmüştür muhtemelen. Bir anne bu travmayı nasıl atlatır bilemiyorum. Korkunç. Bu gibi olaylar için psikoloji vb. dersler almıyor mu polisler, yetkililer ya da polisten önce mi geldi kadin ? Görsellerin sosyal medyada yayilmamasi için mücadele edilmeli. İlgili sosyal medya yetkililerine raporlanmali. Kalıcı her görsel başta annesi olmak üzere tüm yakınları için ciddi travma sebebi.
 


“o gün oraya seni öldürmeye gelmiştim” gayet bilinci açık bir şekilde çekmiş videoyu. defalarca hastaneye yatırılan, babası dahil ikbal ve ailesi tarafından şikayet edilen ve her zaman olduğu gibi hiçbir ceza almadan, elini kolunu sallaya sallaya katletmeye gitmiş gencecik iki kızı. biz de hala urazı onu bunu tartışalım. yok, arkadaşıymış önceden de böyle manyak insanlarla arkadaşlık kurulmaması gerektiğinin tartışmasını yapalım. hiç tanımadığı bir manyak tarafından samuray kılıcı ile katledilmiş başak cengizi unutarak… korkmadan nasıl yaşayacağız? kendimizi nasıl, kimden koruyacağız, bilmiyorum.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Öyle öldürme diye hafifletici bi başlık atamazsınız. Bildğin kafasını kesip yola attı ve annesinin önünde sergilediler kızın kopmuş kafasını.
bu olay dün İstanbul’ da gündüz vakti, kameraların karşısında yaşandı.
İki masum insanı öldürmek yeterince barbarca değil mi?
Haberciler başlığı bu şekilde atmış ve ben de benzer şekilde konu açtım.
 
Olayı dönüp dolasip başıboş köpek sorununa bağlayan insanları art niyetli buluyor ve çok ağır şeyler söylemek istiyorum.
 
Bu vahşeti yapmaasının altında Aşk mı yatıyor yoksa bir takım ruhsal problemler mi?

ürtertici sözleri bir yıl öncesinden seslenmiş..
 
Videodaki hareketleri, beden dili ve konuşması aslında hiç de normal değil ve bu videoyu gören kız arkadaşı nasıl oldu da ona bir kez daha güvenebildi? Şikayetçi oldu mu? Yoksa haberi mi yoktu?

Hastaneden nasıl ve hangi gerekçe ile çıkartıldı?

Bu soruların cevabı çok önemli ve yeni bir vakanın yaşanmaması için araştırılması gerekiyor.
 
Videodaki hareketleri, beden dili ve konuşması aslında hiç de normal değil ve bu videoyu gören kız arkadaşı nasıl oldu da ona bir kez daha güvenebildi? Şikayetçi oldu mu? Yoksa haberi mi yoktu?

Hastaneden nasıl ve hangi gerekçe ile çıkartıldı?

Bu soruların cevabı çok önemli ve yeni bir vakanın yaşanmaması için araştırılması gerekiyor.
Kızların ikiside çocuğun tehlikeli biri olduğunu biliyorlardı bence. Şikayetçi olduklarını da sanmam.
 
Çocuğun babasının ifadelerini okudum az önce. Kınamak istemiyorum, benim de evladım var. 2 yıldır uyuşturucu kullandığını ama son birkaç aydır parası olmadığı için alamadığını belirtmiş.
Lisede annem, okul pantolonumun cebinde çim tohumu bulmuştu. Bana hiç “bu ne” diye sormadan eczane eczane, aktar aktar gezip bu ne diye sormuş. Çim tohumu olduğunu teyit edince rahatlamış. Ben biliyorum ki o bulduğu şey aklına ilk gelen şey çıksaydı, beni o evin içinde yakardı.

insan en hafif tabirle şunu demeden edemiyor. “ E be ak çocuğu, senin peydahlayıp sokağa saldığın piçin, iki tane gencecik pırlanta gibi yavruyu canice katletti” o gözlerinden sakınıp büyüttükleri 2 pırlantanın ailesinin çektiği acı tahmin edilemez. Allah düşmanımın başına vermesin bu acıyı.

Erkek çocuklarını bir prens yetiştiriyorum edasıyla büyütmenin de, sıfır ilgiyle sokağa salmanın da sonuçları bu. Allah özellikle kız çocukları olan ailelerin yardımcısı olsun.
 
Çocuğun babasının ifadelerini okudum az önce. Kınamak istemiyorum, benim de evladım var. 2 yıldır uyuşturucu kullandığını ama son birkaç aydır parası olmadığı için alamadığını belirtmiş.
Lisede annem, okul pantolonumun cebinde çim tohumu bulmuştu. Bana hiç “bu ne” diye sormadan eczane eczane, aktar aktar gezip bu ne diye sormuş. Çim tohumu olduğunu teyit edince rahatlamış. Ben biliyorum ki o bulduğu şey aklına ilk gelen şey çıksaydı, beni o evin içinde yakardı.

insan en hafif tabirle şunu demeden edemiyor. “ E be ak çocuğu, senin peydahlayıp sokağa saldığın piçin, iki tane gencecik pırlanta gibi yavruyu canice katletti” o gözlerinden sakınıp büyüttükleri 2 pırlantanın ailesinin çektiği acı tahmin edilemez. Allah düşmanımın başına vermesin bu acıyı.

Erkek çocuklarını bir prens yetiştiriyorum edasıyla büyütmenin de, sıfır ilgiyle sokağa salmanın da sonuçları bu. Allah özellikle kız çocukları olan ailelerin yardımcısı olsun.
intihar girişimi var, garip hal ve hareketleri var, uyuşturucu kullandığını biliyor vs. vs. hepsini geçiyorum. tedavi gördükten sonra gelip babasına baba ben kasap olmak istiyorum diyor ve alıp çocuğu kasabın yanına veriyorlar ve kasaplık yapmaya başlıyor ve devam ediyor. bu nasıl bir kafa. aile de sorunlu. kendisini s.et, başta ailesine ve başkasına zarar verme durumu göz göre göre geliyorum demiş.
 
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı çocuklarının uyuşturucu kullandığını bilen, bu durumu gerekli mercilere bildiren ve hatta tedavi alması için çabalayan ailelere nasıl bir destek veriyor? Bu ruh hastası katil örneğine bakılırsa yeterli bir destek verilmemiş. İlgisiz, çocuğu takip etmeyen ve belki de umursamayan bir ebeveynin elinde ruh sağlığı bozuk ve uyuşturucu kullanarak mental olarak daha da çöken bir tip ne kadar tehlikesiz olabilir ki? Katil zaten ruh sağlığı bozuk bir tip. Babanın ifadesine bakılırsa aile de bu ruh hastası tipi eylemekten başka bir şey yapmayan sorumsuz ve umursamaz bir aile. Peki ya Sağlık Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı? İntihar öyküsü olan ve uyuşturucu kullanan bir ruh hastasını nasıl böyle bir ailenin eline denetimsiz şekilde bırakırlar? Baba ruh sağlığı ile ilgili ilaçlar verildiğini ve bu ruh hastası tipin bunları kullanmadığını söylüyor. İntihar öyküsü olan bir ruh sağlığı bozuk tipin ilaç kullanımı ve ruh sağlığının seyri takip edilmiyor mu? Aileden ve doktorlardan bu hastalarla ilgili geri dönüş alınarak takip dosyaları oluşturulmuyor mu? Periyodik olarak yerinde kontroller, gözlemler yapılmıyor mu? Ulan çok basit şeyler bunlar ya. Bugün Semih adında bir ruh hastası çıkar yarın bir başkası. Polisimizi katleden aşağılık tipin annesi de sayısız defa şikayet ettiğini söylüyor. Hiç mi kontrol etmiyorsunuz bu tipleri? Sktiribktan iki ilaç verip yallah deyip göndermekten başka ne yapıyorsunuz? Ben şu an en çok şunu merak ediyorum, ilgili bakanlıklar ülkedeki uyuşturucu kullanan, intihar teşebbüsü olan ve ruh sağlığından ötürü şikayet edilen, yetkili mercilere bildirilen ruh hastası tiplerin sayısını biliyor mu? Takibini yapıyor mu? Takibini yaptığı tipleri düzenli aralıklarla kontrol ediyor mu? Bunların ailelerine destek ve eğitim veriyor mu?

Basit hiyerarşilerle etkili çözümler üretmek pekala mümkün ama kimse elini taşın altına sokmak istemiyor. Halbuki okullarda rehberlik öğretmenlerinden başlayıp ram'lere ve ilgili bakanlıkların il müdürlüklerine uzanan birimler, hastanelerde doktorlardan başlayıp yine ilgili bakanlıkların oluşturacağı bölgesel birimlere ulaşan ağlar kurmak ve bu ruh hastalarını sürekli takip etmek, gerektiği yerde kolluk kuvvetlerinden gerektiğinde sağlık veya eğitim sisteminden yardım almak pek zor değil. Değildi. Bunları canlarımızı yitirmeden yapmak da mümkündü. Uyuşturucunun artık tavuk döner kadar kolay ulaşılabilir bir bok olduğu dönemde bunları yapmak elzemdi. Tweet atan muhaliflerle uğraşmak yerine, direnen Polenez işçilerinin tepesine yüzlerce polis dikmek yerine, üniversitesinde ders vermekten başka dileği olmayan akademisyenleri biber gazına boğmak yerine bunlar yapılabilirdi. Yapılmadı. Hadi şimdi büyük büyük laflar söyleyip öyle bitireceğiz, böyle şahlanacağız hikayeleri anlatın.
 
bu olayın yankıları devam ederken, bugün tekirdağ'da çay bahçesinde silahla vurularak bir genç kız daha katledildi, günlerdir yaşam mücadelesi veren sıla bebek hayatını kaybetti. henüz duymadığımız, haber olmayan belki de başka kadınlar bir yerlerde hayatını kaybediyor ama benim ülkemde suçlular, sorumlular, ülkeyi bu hale getirenler değil de ''aa siz niye bu kadar az tepki verdiniz'' diye ünlüler, influencerlar linçleniyor, onlardan hesap soruluyor. ülkedeki bütün yetkiyi tekeline almış, keyfine göre yasaları ortadan kaldıran, canının istediğine göre karar çıkaranlara ise kimse ''neden?'' diyemiyor. diyemedikleri kişilerin gündeminde ise kendi ülkesinde her gün yaşanan kadın, çocuk ölümleri, tacizleri, tecavüzleri, insanların intiharları değil, başka ülkelerin gündemleri ya da en fazla kendi ülkesiyle ilgili ''14-28 mayıs seçim hezimeti'' var. inanılmaz bir şey gerçekten.

günlerdir yine futbol gruplarının öncülüğünde, discord üzerinde yayın yapan ve kanalı olan bazı ünlüler, bazı yayıncılar bu incel grupları ifşalıyor, sitelerinden, hesaplarına her şeyi ortaya döküyor, bunu yaparken de ''biz bunları buluyoruz, gerisini devlet halledecek, yanlış şeylere kalkışmayın'' diye insanları uyarıyor ama bakanımız sadece ve çok mecbur kaldığından ''discord ile ilgili gerekenleri yapacağız'' diyor. discord? ne yapılacak mesela, discorda erişim engeli mi? discorda yavaşlatma mı? ''discordla mücadele eylem planı'' adı altında inanılmaz bir kampanya mı, ne yapılacak? bu işin arkasında öyle basit bir ''erkek geyiği'' yok yahu, neyin rahatlığı, neyin gamsızlığı bu? bu insanlar-ki çoğu çocuk, genç- ifşadan, tacize, tehditten, kredi kartı patlatmalara birçok şeyi yapabilecek kadar gözleri dönmüş, cesaretlendirilmiş ve bunu her yere yayarken gram çekinceleri olmayan kocaman bir grupken, nasıl bu kadar rahatlar anlamıyorum. normal bir ülkede şu an yer yerinden falan oynamalıydı ama bunu oynatan sadece biz olmamalıydık, bunun sorumluluğunu alabilen bir iktidar, bir muhalefet, bir sivil toplum kuruluşları olmalıydı. iki kızın canını vahşice alan çocuğun babasının söylediklerini gördüğünüzde olayın sadece ''görünürdeki suçluları'' almak olmadığını anlayacak bir kapasite ve düşünce sistemi olmalıydı. çocuklarını yetiştirirken ya çok rahat bırakan ya da her şeyin farkında olup sineye çeken ailelerden, bu tip insanların çevrelerine kadar herkesi araştırmak, sorgulamak zorunda olan, bu sorumluluğu hisseden birileri olmalıydı. farkındaysanız hepsinin arkasından söylenen şeyler aynı, ''şöyleydi, böyleydi, şunu kullandı ama çok değil, bunu yaptı ama o kadar değil'' gibi gibi ama değişen, değiştirilmeye çalışılan hiçbir şey olmadığı gibi, bunun çözümünün bir platformu yasaklayarak halledilebileceğine inanan birileri var ve bunun üzerine de daha da çürütülen koca bir nesil, koca bir toplum ve koca bir ülke var. midem bulandı.
 
Piyasada deli çok. Birini çevirip aklını çeldiniz mi, istediğinizi yaptırabilirsiniz. Çünkü delidir, ne yapsa yeridir. Cem Garipoğlu'nun mezarının açıldığı günlere denk gelişi şüpheli. Cem garipoğlu olayı Kadın cinayetlerinin başlamasını tetiklemişti. Gerizekalı biri de değildi. Yeni bir tetikleme başlamış bulunuyor.
 
nasıl bi zamana denk geldik
ürperiyorum
korkuyorum herşeyden
Çok korkunç
 
Geri