iFt.

Konu sahibi son olarak 897 gün önce görüldü
tumblr_msghx70heT1se8fhqo1_500.jpg


onda bir gülüş var
“alırım aklını, vermem” der gibi..*
 
Pişman oldugun zaman
zevke doydugun zaman
huzuru buldugun zaman
Dönebilirsin..
ben yine burda olacagım
yaralarımı saracagım
seni anlayacagım..
 
tumblr_msrwqsCqLN1se8fhqo1_500.jpg


Bir şey var aramızda,
senin bakışlarından belli,benim yanan yüzümden..
Daliveriyoruz arada bir,


İkimiz de aynı şeyi düşünüyoruz belki.
Gülüşerek başlıyoruz söze..

Bir şey var aramızda,
Onu buldukça kaybediyoruz isteyerek.
Fakat ne kadar saklasak nafile.


Bir şey var aramızda, senin gözlerinde ışıldıyor,
Benim dilimin ucunda…
 
tumblr_mstsuxmXTY1s4beq1o1_500.jpg


Benim; içine seni yerleştirdiğim çift kişilik uzun metraj düşlerim vardı.. sevecektik hep birbirimizi..
yeteri kadar değil , sonsuza kadar..
 
Dokunulmasa da, görülmese de;
kalpte yer verilir bazısına nedensiz..
 
tumblr_msu4cxdLxY1r1z14ho1_250.jpg
tumblr_msu4cxdLxY1r1z14ho2_250.jpg


Falımda üç vakte kadar geleceği iddia edilen biri var..
Diyor ki; bu üç günde olabilir, üç ayda, üç yılda..
Belki de üç asırdır ha, olamaz mı?
Kısaca bekle diyor bana, bekle..
O arada birileri geliyor,
“Kimsin?” diyorum.
“Benim..” diyor..
Heyecanlanıyorum, O geldi diyorum ve açıyorum kapıyı.
Beklediğim o üç vakit doldu, şükürler olsun diyorum ve sarılıyorum.
Şaşırıyor..
Şaşkın gözlerini görüyorum ama, hak verir gibi yalnızca gülümsüyorum..
O kadar güzel karşılanıyor ki rastgele çaldığı bir kapıda, O’da şaşırıyor bu duruma.
“O kadar geldim bari kalayım.” dercesine açıyor valizinin tekini..
“Ve nasıl olsa gideceğim.” dercesine kapı ağzına bırakıyor diğerini..
Benim bunlardan haberim olmuyor tabi ki..
Gitmemesini dilercesine seviyor, yanımda olduğu her saniye için ise şükrediyorum..
Sonra bir sabah uyanıyorum, karşımdaki sandalyede öylece uyanmamı bekliyor..
Anlıyorum ve susuyorum.
Sormadığı her sorunun cevabını verircesine susuyorum..
O, anlıyor..
Bu hazırlıklar O’na değil..
Ve başkasının boşluğunu doldurmaktan yorulduğu, gözlerinden okunuyor..
Ayaklarının dibinde bavulu duruyor,
Gözleriyle veda edip, kapıyı usulca kapatıyor..
Bir damla göz yaşı süzülüyor gözlerimden ve duymamasını ister gibi mırıldanıyorum…
“Beklediğim o üç vakit gelene kadar, benim daha kaç parçam dağılacak..
 
Bitti mi yani?


Kapanmıyor göz kapaklarım. Sanki seni kaldırıp atacakmış gibi kabullenemiyorum bi türlü. Kirpiklerimi çarpsam göz çukurlarıma dağılacaksın gibi. Biteceksin, gideceksin, yanaklarımdan döküleceksin gibi.Suskunluğumu bozmamak için, dudaklarıma dokunmadan öylece, öylece gidiyorsun gibi..

Uzanmıyor ellerim. Dokunduğum yerde sen olacaksın gibi. Her dokunuşta seni bulacakmışım, seni ararmışım gibi. Bittiğini bildiğimden, yani gittiğini kabullendiğimden, uzanmıyor ellerim.. Biliyorum dokunacağım kişi sen değilsin. Hissediyorum..

Duruyorum sadece. Yürümeye halim zaten yok. Yok çünkü hiç bir adımım sana ulaşmayacak gibi, sanki öyle uzaktasın ki bir daha asla seni bulamayacakmışım gibi. Adımlarım, hiç değmeyecek gibi adımlarına. Görüyorum..


Kalbim diyorum. Ruhuma fısıldıyor nefesini. Her soluduğumda yeniden giriyorsun damarlarıma sanki. Ve her seferinde yenileniyor, yeniden doğuyor, gidiyor ve geliyorsun gibi. Bu sadece saniyelik.


Seni özlediğim her an sarıyor gibi etrafımı. Dönüyorum, bakıyorum yoksun. Ellerimde değilsin, gözlerimde bile kalmamışsın. İşte o zaman anlıyorum gittiğini..
 
tumblr_inline_msxg5oeCAG1qz4rgp.jpg


Göz kırpar mı yıldızlar bir insan gülümseyince deme, gülümsüyor işte.
Hatta güneş daha çok parlıyor sanki onun bakışları üzerimdeyken.
Sanki rüzgar daha bir tatlı esiyor, bir şeyler belli etmek istercesine. Kokusunu burnuma getirmek istercesine. Kokusunu ne kadar sevdiğimi göstermek istercesine. Ve kokusunu almadan yaşayamacağımı hatırlatmak istercesine öyle..
Sıradan bir bank, bir çardak, hatta bir kaldırım kenarı çok değerli olabilir miymiş deme.. Oluyor işte.
Sıradan bir kağıt belki, hatta bir peçete. Onun ellerine değince, yazısını taşıyınca veya, onun varlığını yeniden içinde hissettirince.
Deme insan böyle sever miymiş diye.. Seviyor işte..
Kendinden bile çok belki, belki ölesiye..

Aşk sadece mantık işi değil, veya kalp işi değil sadece.
Biraz duyu organlarının da var katkısı, hatta haylice.
Olur mu öyle iş, sever mi insan öyle deme..
Oluyor, seviyor insan işte..
 
Tam da gelmelerin mevsimiymiş ya Eylül.
ne zaman gelse sev(iş)ebileceğimi biliyordu..
 
tumblr_msycj0baio1qjsgs2o1_500.png


tam göğsünün ortasında bir yerin acıyacak. evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu farkedeceksin. sokağa fırlayacaksın. sokaklar da dar gelecek. tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi. ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü. kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin. birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan. "önemli olan sağlık." "yaşamak güzel." "boş ver, her şey unutulur."sen hiçbirini duymayacaksın. göz yaşlarından etrafı göremez hale geleceksin. ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin.

hep ondan bahsetmek isteyeceksin. "ölüme çare bulundu" ya da "yarın kıyamet kopacakmış" deseler başını kaldırıp "ne dedin?" diye sormayacaksın. yalnız kalmak isteyeceksin. hem de kalabalıkların arasında kaybolmak. ikisi de yetmeyecek. geçmişi düşüneceksin. neredeyse dakika dakika. ama kötüleri atlayarak. onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin. gittiğin yerlere gitmek. bu sana hiç iyi gelmeyecek. ama bile bile yapacaksın. biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksın. aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin. hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin. aksini iddia edenlerden nefret edeceksin. herkesi ona benzetip kimseyi onun yerine koyamayacaksın. hiçbir şey oyalamayacak seni. ilaçlara sığınacaksın… birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan.sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren. bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek. boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin. uyumak zor, uyanmak kolay olacak. sabahı iple çekeceksin. bazen de “hiç güneş doğmasa” diyeceksin. ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler. ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin...belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin.nafile... düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek. rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin. her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin… telefonun çalmasını bekleyeceksin… aramayacağını bile bile…her çaldığında yüreğin ağzına gelecek. ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla. yüreğin burkulacak,canın yanacak. bir daha sevmemeye yemin edeceksin. hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden. onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın…

defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için kendinden nefret edeceksin. yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin. onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek. ama bir umut…onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu…bu umut seni gitmekten alıkoyacak. gel gitler içinde yaşayacaksın. buna yaşamak denirse…
 
tumblr_mt10rtH4AG1rmxofuo1_500.jpg


"Durup dinlenmeden ebedi madde gibi gözlerin:
sırrını her gün bir parça veren
fakat hiçbir zaman
büsbütün teslim olmayacak olan..”
 
tumblr_mt2ryyRjLI1sr01tqo1_500.jpg


Aşk kelimesine dair…

Rivayet olunur ki; uzak diyarların birinde muhtemelen diyar-ı hindistanda eski zamanlarda adına aşaka denilen bir bitki varmış. Bu bitki bildiğimiz sarmaşığa benzermiş. Yani ortak yaşam süren bir bitkiymiş.

Aşaka bir ağacın yanında topraktan çıkar ve ona sarmaşık gibi sarılmaya başlarmış. Fakat sarıldıkça o
ağacın gövdesine yapışır ve zamanla o ağacın gövdesinde erir ve ağaçla aynı olur ve kaybolup gidermiş…

Zaten aşk da; kişinin, sevdiğinde herşeyiyle eriyip kaybolup gitmesi, hemhal olması değilmidir?

 
A gönül..
O sevgili senin feryatlarına merhamet etmiyor..
Galiba senin bu ahların ve inleyişlerin, onun hoşuna gidiyor gibi..
 
Sizde farkındasınızdır yavaş yavaş duygularımız köreliyo millet,hatta su an o kadar odunumsu bi hale geldim ki ben belki de hayatımın aşkı olacak insan gelse s*ktir git aşk diye bişey yok diyip gönderirim garipleştik iyice kabul edin öyle.
 
Varlığına alıştığın birinin bir gün hayatından yok olması nasıl bir şey ?
Her sabah onun mesajıyla uyandığın günlerin artık ”aydın” olmaması ?
Sesini duymadan yapamazken , kokusunu ezberlemişken , dudaklarına alışmışken …
Onun için her şeyi yapabilecek cesarette iken onun bir korkak çıkması nasıl bir kayıp ?
Sabah uyandığında aklına ilk gelen , gece uyumadan onun için dualar ettiğin ,
Hayatının merkezine yerleştirdiğin kişinin senin ses tonunu unutması nasıl bir şey ?
O çoktan unutmuşken senin yarım bırakılman , devam edememen ama hala tebessümle inadına hatırlamaya çalışman nasıl bir delilik ?
Ellerini avucunda ısıttığın kişinin sen ona kıyamazken verdiğin değeri göz ardı edip seni yok sayması nasıl bir kötülük ?
Her zorluğu birlikte aştığın kişinin bir anda seni terk etmesi nasıl bir acımasızlık ?
Peki ya bütün bu olanlardan sonra ona Aşık olduğunu hissetmen nasıl oluyor ?

Tüm imkansızlıklara rağmen hala inatla imkansızı istemek ne kadar mantıklı ?

Okuması kolay ama EMİN OL YAŞAMADAN BİLEMEZSİN !
 
Geri