Bazı duygular başka zamanlarındır. Başka bir gerçeklikte kalmıştır. İki insan aynı hissiyatla, bir yola çıktıklarında, yol aslında aynı yol değildir hiç bir zaman. Herkes kendi yolunda yürür ama yanındakinin yolunu görür, birlikte yürüdüğünü düşünür; bu yüzden çoğu yaşanan birer yanılsama ürünüdür.
İki kişi aynı sandığı yollarında yürürken, birinin yolu bir dönemece uğrayabilir, diğerinin yoluna başkası girebilir, birinin yolu bitebilir, diğerinin ayaklarında derman kalmayabilir. Ama yanılsama bunların da çaresine bakar, yanıltarak. Yorulanı, azimlinin kolunda sürükler, dönemece gireni geri bu yola dönecebileceğine inandırır, yolu bitene yol olur yanılgı, çoğu ilişki işte böyle sürüklenir taşlı topraklı yollarda.
Ama dedim ya bazı duygular başka zamanlarındır oysa. Onlar orada kalmalıdır. Yolun bittiği yerden el sallayıp gitmek gerekir. Bir ölüyü gülümsemesi için gıdıklamak kadar saçmadır, biten bir his üzerine yoğunlaşmak. Siz ikiniz, bu ayrı/aynı yolu yürürken, o yorulmuşsa ne çıkar? Ne çıkar yolu bitmiş, vadesi bu kadarsa, ne çıkar yolunu çevirip gitmek istiyorsa, ne çıkar ki yoluna başkasını koymuşsa. Bazı duygular başka zamanlarındır. O, duyguyu oracıkta tüketmişse, ama senin hala bir takım duyguların var ise, “neden tükettin?” diyemezsin, çorbanı neden benden önce bitirdin diyemediğin gibi misafirine. Çünkü o bir misafir senin yoluna, çorbayı ikram eden sensin: içmese de, içip hızlıca tüketse de, hatta bir teşekkür bile etmese ne çıkar? ne çıkar çorbayı alıp bir başkasına içirse, ne çıkar söyle! kendi yoluna gitse, çorbanı döke döke… sen çorbayı ikram eden yüce gönlün sahibi değil misin, söyle?
Bazı duygular başka zamanlarındır. O 'başka zamanlar'da asılı kalır. Bunu anladığın gün acı seni bırakır.
İşte bu yüzden daha fazla zorlamasın kimse kimseyi derim ben. Kim nasıl sevdiyse her kimi, ona koşsun ,şimdi…
Sevilmediğini düşünenler sevilme umudu için harcamasın kendini, zorlamasın misafiri, daha bir kazan çorba var, bulunur elbet bir tas içeni.