Konu başlığı tartışma olsa da şahsen tartışılacak bir şey göremiyorum. Bir konuda tartışabilmemiz için taraflar gereklidir. Tarafların savunduğu tez ve antitez gereklidir. Ekseriyetle savunulan tez ortada ama antitez nerede?
Yok.
Bizim yaptığımız şey fırtınadan sonraki durağanlıkta tüm yaşanılanları değerlendirmek ve infiale neden olan gündem hakkında öfkemizi belirtmek dışına çıkamayacak maalesef.
Neyse, ilk soru zaten cevap vermeye dahi değmeyecek türden. Soru sahibini eleştirmiyorum, yanlış anlaşılmasın; Dünya’nın güvenmediği bir anlayışa güvenip güvenmediğimizi sormanın absürtlüğünden bahsediyorum. Geçiniz.
Tüm yaşanılanları kronolojik olarak tekrar tekrar düşündüğümüzde iktidarın çaresizce çırpınışları anlaşılacaktır diye düşünüyorum.
Bundan 1-1,5 ay önce forumda bir yerlerde kur bile isteye yükseltiliyor ve saraydaki jöle kafa bu sayede ihracatın ithalatı karşılama oranını düşürmeye çalışıyor demiştim.
Bu tespit için aman aman ekonomi bilgisine sahip olmaya gerek yok, takip eden zaten bilir bu dengeyi. Tabii herhangi bir planı ve bu doğrultuda kalifiye elamanı olmayan Akp, yine yanılmıştı. Dış ticaretteki dengeyi yakalamak için kur dengesini de, faiz dengesini de yakalamak gerekiyordu. Ama biz bu iki konuda da oldukça dengesizdik.
Kur yükseldikçe panik havası arttı ve bu panik havasını nass söylemleriyle yönetmeye çalıştılar; olmadı.
Zaten aklıselim insanlar, “25 yıldır iktidardasın, nass aklına yeni mi geldi?” diye sormuşlardır ve bu söylemin sıvamadan başka bir işe yaramayacağını da anlamışlardır. Kendileri de anladı ama biraz geç oldu.
Tüm Dünya’nın bilimle değerlendirdiği ekonomiyi, 1500 yıl önceki dini vecibelerle değerlendirmek de din istismarlarından başkasının aklına gelmezdi zaten.
Plansızlar demiştik ya baktılar halk isyan ediyor ve fiyat istikrarsızlığına cezalar kesilerek çare bulunamıyor, bir akşam çıktılar ve yeni model diye önümüze koydukları şeyleri anlattılar. Belli ki bahsettikleri “şey” panik havasını dindirmek ve günü kurtarmak içindi. Çünkü sıkı bir çalışmanın, planın ürünü olmadığı kur hareketlerinden belliydi. Yani bir ekonomik modelden ziyade çaresizliğin reaksiyonuydu açıklanan şey.
O gün “içeriden” bilgi alanlar Bakan Nebati’nin de bahsettiği üzere zarar görmedi ama yüksek enflasyona karşı parasını korumak isteyen ve küçük yatırımcı olarak adlandırılan halk, tepe taklak oldu maalesef. Ve bu değerlendirmeyi yapan kişi ilk ağızdan planlı şekilde paranızı hiç ettik diye de açıklamış oldu.
Tüm bu yaşanılanlardan sonra bugün piyasaya baktığımızda hala güvensizlik ve hala fiyat istikrarsızlığı sürmekte. Çünkü faizin adını değiştirip de yeni model diye açıkladıkları şey enflasyonu düşürmek bir yana tırmanmasının da önüne geçemedi. Hal böyle olunca ekonomi adına atılan adımlar ne güven veriyor ne de ekonomik istikrara bir fayda sağlıyor.
Eğer böyle plansız ve projesiz devam edilirse, dini söylemler eşliğinde ekonomi biliminin kuramları yok sayılmaya devam edilirse, çok daha kötü günler yaşayacağımız aşikar.