Günlük Hedonik Uyum

Konu sahibi son olarak 86 gün önce görüldü
2011'de Nassim Taleb adını kendi koyduğu bir kavram hakkında yazdı: "Anti-kırılganlık". Taleb'e kalırsa bazı sistemlerin stres altında zayıflaması gibi, bazıları da dış güçlerden kaynaklanan stres altında güç kazanıyordu.

Bir vazo kırılgandır. Kolayca parçalanır. Klasik bankacılık sistemi kırılgandır, politika ve ekonomideki beklenmedik bir kayma çökmesine neden olur. Belki kayınvalidenizle ilişkiniz de kırılgandır; söylediğiniz her şey sövgülere ve dramlara neden olacak şekilde patlamasına neden olur.

Bir de sağlam sistemler var. Bunlar değişime de dayanırlar. Bir vazo kırılganken ve üfleseniz parçalanırken bir petrol varili son derece sağlamdır. Haftalarca oraya buraya atar durursunuz ve hiçbir şey olmaz. Yine o eski petrol varilidir.

Bir toplum olarak zamanımızın ve paramızın çoğunu kırılgan sistemleri daha sağlam hale getirmeye harcarız. İşinizin daha sağlam olması için iyi avukatlar tutarsınız. Hükümetler finans sisteminin daha sağlam olması için düzenlemeler yaparlar. Trafik ışıkları ve mülkiyet hakları gibi toplumu daha sağlamlaştıracak kurallar ve yasalar yaparız.

Ama Taleb şöyle der: Üçüncü bir sistem tipi daha vardır, o da "anti-kırılgan" sistemdir. Kırılgan bir sistem kırılırken ve sağlam bir sistem değişime dayanırken anti-kırılgan sistem stres kaynaklarından ve dış baskılardan kazanır.
 
Son düzenleme:
Pazarlama müşterinin ahlaki boşluklarını bulur ve onları dolduracak bir yol önerir.
 
Seçim paradoksu: Bize daha fazla seçenek verildikçe, bu seçeneklerden herhangi birinden daha az tatmin duyarız. Jane iki mısır gevreği, Mike yirmi mısır gevreği arasında seçim yapabiliyorsa Mike Jane'den daha özgür değildir. Daha fazla çeşide sahiptir. Çeşit özgürlük demek değildir. Çeşit sadece aynı anlamsız şeyin farklı permütasyonlarıdır. Sadece SS üniforması içinde bir herif Jane'in kafasına bir silah dayamış ve gerçekten kötü bir Bavyera aksanıyla "Boktan mısır gevreğini ye!" diye haykırıyorsa işte o zaman Jane Mike'dan daha az özgürdür.
 
Evrim en güçlü varlıkları ödüllendirir ve güç enformasyona etkili bir şekilde ulaşma, onu yönetme, manipüle etme becerisidir. Bir aslan bir kilometre öteden avının sesini duyabilir. Bir şahin bir kilometreden bir fareyi görebilir. Balinaların kendi kişisel şarkıları vardır ve su altında yüzlerce kilometre öteden haberleşebilirler. Bunların tümü de olağanüstü bilgi-işleme kapasiteleridir ve bilgiyi alıp işleme becerileri bu varlıkların hayatta kalma ve üreme kapasitesini belirler.

Fiziksel olarak insanlar epeyce istisnaidir. Biz zayıf, yavaş ve kırılganız, kolayca yoruluruz. Ama doğanın en iyi bilgi işleyicileriyiz. Geçmişi ve geleceği kavramsallaştırabilen, uzun neden-sonuç ilişkilerini kurabilen, soyut terimlerle plan ve strateji yapabilen, kalıcı problemler yaratıp çözebilen tek türüz.
 
The Queen's Gambit

tqg-107-unit-01315rc-1604094799.jpg
 
Kalbinde her dakika şu ulvi tahassürün
minkar-ı âteşinini duy, dâima düşün:

Onlar niçin semâda, niçin ben çukurdayım?
Gülsün neden cihan bana, ben yalnız ağlayım? ..

Yükselmek âsümâna ve gülmek, ne tatlı şey! ..
Bir gün şu hastalıklı vatan canlanırsa... Ey

müştâk-ı feyz u nûr olan âti-i milletin
meçhul elektrikçisi, aktâr-ı fikretin

yüklen getir - ne varsa - biraz meskenet - fiken,
bir parça rûhu, benliği, idrâki besleyen

esmâr-ı bünye-hıyzini; boş durmasın elin.
Gör dâimâ önünde esâtir-i evvelin

gökten dehâ-yi narı çalan kahramâanını...
Varsın bulunmasın bilecek nâm ü şânını! ..
 
Kelime kelime, kadeh kadeh duvarları tırmanıp, birbirimizin bahçesindeki eriklere dalmışız.
 
Bir matkabın kullanma kılavuzundaki metinlerden farksız! Şiiri yok bu adamın!
 
Birbirimizden utanmamız sıkılmamız da yok. Aynı takımdayız çünkü. Aynı tavanın balığıyız.
 
Kadınlardan ne çok şey istiyoruz. Bizi affetsinler, bize memelerini göstersinler ve ölümsüzlük versinler.
 
Ayak izlerimi silmek için sana gelen bütün yolları tersinden yürüyeceğim önce.
 
Geri