Günlük Hedonik Uyum

Konu sahibi son olarak 86 gün önce görüldü
İnsanın, hayvandan daha az içgüdüleri olması ve bu birkaç içgüdünün de kolayca yanılabilmesi, insanda beynin çok daha fazla gelişmiş olmasıyla açıklanabilir. Cinsel tutkunun doyurulması ve giderilmesi için yapılan seçime, içgüdüsel bir biçimde yol göstericilik eden güzellik duygusu, homoseksüellik haline gelince yanılmaya uğradı demektir. Böyle bir durum, et sineğinin, içgüdüleri gereğince, yumurtalarını çürümüş ete bırakması gerekirken, tıpkı çürümüş et gibi kokan Arum dracunculus'un kokusuna aldanarak bu bitkinin çiçeklerine bırakmasına benzemektedir.
 
Her şeyden önce, aşkta, erkeğin, yapısı gereği vefasızlığa; kadının ise vefalı bir davranışa eğilimli olduğunu söyleyelim. Erkeğin aşkı, doygunluğa erdiği andan sonra, gözle görülecek biçimde azalır; önüne çıkan her kadın, elde ettiği kadından daha çekici gelir ona; çeşitliliği arzulamaya başlar. Kadının aşkı ise, doygunluğa erdiği andan sonra artmaya başlar. Bu, doğanın amacının, türün sürdürülmesi ve elden geldiğince çoğaltılması olmasının bir sonucudur. Erkek, bir yılda, yüzden fazla çocuğu kolaylıkla yapabilir; oysa kadın, ne kadar erkekle sevişirse sevişsin, yılda ancak bir çocuk yapabilir. İşte bundan ötürü, erkeğin gözü her zaman başka kadınlardadır; oysa kadın, bir tek erkeğe iyice bağlanır. Çünkü doğa onu, kendisi farkına varmaksızın, gelecekte doğacak çocuğun besleyicisini ve koruyucusunu elde tutacak biçimde davrandırmaktadır. Bu bakımdan evlilik hayatında erkeğin gösterdiği sadakat yapay, kadınınki ise doğal ve kadının kocasını aldatması, hem sonuçları bakımından nesnel olarak hem de doğaya aykırı bulunmasından dolayı öznel olarak, erkeğin aldatmasından daha güç bağışlanan bir suç olarak görülmüştür.
 
Kasabın keseceği hayvanı göz ucuyla aralarından seçtiği sırada, çayırda dolaşıp duran koyunlar gibi biz de, mutlu günlerimizde, belli bir saatte, alınyazısının bize hazırladığı kötü oyunun ne olduğunu bilmiyoruz. Hastalık mı, zulüm mü, mahvolup gitmek mi, sakatlanmak mı, kör olmak mı, delirmek mi, bilmiyoruz!
 
Dinsel düşüncelerden doğan her çeşit iyi hareketin, bir ödül beklendiği için ya da bir cezadan korkulduğu için yapıldığını söylemek ve bu çeşit hareketlerin tam anlamıyla ahlaksal sayılmayacağını ileri sürmek kabildir. Ama buna karşılık, her yerde ve her ulusta, hayatın her durumunda, her çeşit kargaşada ve önemsiz olayda, acıma duygusunun iyi sonuçlarını nasıl ortaya koyduğunu; haksızlıkları nasıl önlediğini ve ödül alma düşüncesi söz konusu olmaksızın iyi davranışlara nasıl yol açtığını gören kimse, katışıksız ahlak değerinin, bu duyguda bulunduğunu nasıl kavramaz?
 
Ruhunuz çoğu zaman bir savaş alanıdır, burada aklınız ve yargılama gücünüz, tutkunuz ve iştahınıza karşı savaşır.

Tek başına hükmeden akıl, kısıtlayıcı bir güçtür; başıboş bırakılmış tutku ise, kendisini yok edene kadar yanan alevdir.

Tepelerin arasında, akçakavakların serin gölgesinde oturur, uzak tarlaların ve çayırların huzur ve dinginliğini paylaşırken, yüreğiniz sessizce "Tanrı'nın yeri akıldır" desin.
Fırtına geldiğinde ve güçlü rüzgar ormanı sarsıp, şimşek ve gök gürültüsü gökyüzünün görkemini ortaya koyduğunda, o zaman yüreğiniz huşu içinde "Tanrı tutkuyla devinir" desin.

Tanrı'nın evreninde bir soluk ve Tanrı'nın ormanında bir yaprak olduğunuz için, sizler de aklı mesken tutup, tutkuyla devinmelisiniz.
 
Übermensch olmak zor olmuyor mu?
 
Übermensch olmak zor olmuyor mu?

Değilim. Yakın zamana kadar ne olduğunu da bilmiyordum. Bir dizide karşılaştım ve araştırdım. Kavram hoşuma gitti, gelişime inanan biriyim. İnsan-ı kamil kavramını severdim bunu da sevmemek için bir neden bulamadım.
 
Geri