Günlük Hedonik Uyum

Konu sahibi son olarak 86 gün önce görüldü
Günlük rutin içinde bir şeyleri yetiştirmek için oradan oraya koşarız ancak sadece hasta olduğumuzda durur ve işlerimizle aramıza mesafe koyarız. Nedir muradımız? İyileşmek. Peki yaşam akıp giderken hastalanan ruhumuzu neyle tedavi edeceğiz? Hangi ilaçtan medet umacağız?
 
Serveti küçümsüyor ama neden kendisinin malı mülkü var? Bu tarz bir yaşamın küçümsenmeye değer olduğunu söylerken neden öyle yaşıyor? Sağlığın küçümsenmesi gerektiğini söylüyorsa neden kendisine dikkat edip onu en iyi şekilde muhafaza etmeye çalışıyor? Sürgünün anlamsız bir kelime olduğunu söylerken neden yer değiştirmenin kötü bir şey olmadığını ifade ediyor ve neden yapabildiği müddetçe doğduğu topraklarda yaşlanmaya gayret ediyor? Uzun yaşamın ve kısa yaşamın arasında hiçbir fark yoktur derken niçin, bir engel çıkmadıkça, ömrünü uzatıyor ve uzun yaşamında huzurla gücünü korumaya devam ediyor?

O elbette bu şeylerin küçümsenmesi gerektiğini söylüyor, ancak onlara sahip olmamayı değil, onlara endişeyle sahip olmamayı kastediyor. Onları kendi adına reddetmiyor, ancak bunlar kendisinden uzaklaştığında güvenle yoluna devam ediyor.
 

1920 taş plak kaydı spotify'dan dinlenebilir.


Bu şarkıyla tanıştıran güzel insan ve güzel yüreğine selam olsun.


Gel, gel kayıkçı! Yavaş yavaş
İstanbul'un kıyısında, sessizlik içinde
Haremin hüznünde
Gel, gel kayıkçı!

Böylece güzel hanımı kaçırayım
Hücresinde bir köle, ağlayıp inliyor
Ve özgürlüğünü arıyor
Gel, gel kayıkçı!

---------- Post added 17 Şubat 2020 at 22:53 ----------


Yarım yarım.
 
"Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan, biçim ve kılıkta başarıdan çok, ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip donanmaktır. Ben muhterem hanımlarımızın Avrupa kadınlarının aşağısında kalmayacak, aksine pek çok yönden onların üstüne çıkacak şekilde ışıkla, bilgi ve kültürle donanacaklarından asla şüphe etmeyen ve buna kesinlikle emin olanlardanım."
 
Fransız Devrimi'nin ünlü filozofü Jean-Jacques Rousseau'ya göre kadınların eğitiminde dikkat edilecek tek nokta iyi huy geliştirip ileride kocalarına bağımlı olacak eşler yaratmakken, Austen kadınların evdeki süs bitkilerine dönüşmesiyle alay eder.
 
Bir mübalağa gibi gelse de 18. yüzyılın sonunda yazan bir doktor olan john Harvey Kellogg okumayı "genç bir kadının bağlanabileceği en zararlı alışkanlıklardan" biri olarak tanımladı. Ona göre bir kere bu alışkanlık edinildi mi "içki ya da haşhaş kadar tiryakilik" yaratıyordu.
 





Bu ülkede satranç oynamayı bilen yok. Bu millet kaderini hesaplayarak değil zar atarak belirliyor.
 
Geri