Günlük Hedonik Uyum

Konu sahibi son olarak 76 gün önce görüldü
Türk milleti İstiklal Savaşı'ndan beri, hatta bu savaşa atılırken bile, mazlum milletlerin hürriyet ve bağımsızlık davaları ile ilgilenmeyi o davalara yardım etmeyi benimsemiştir. Fakat milliyet davası şuursuz ve ölçüsüz bir dava şeklinde müdafaa edilmemelidir. Hareketlerin imkan sınırları ve sıraları mutlaka hesaba katılmalıdır.

Fahir Armaoğlu - Atatürk'ün Dış Politika Prensipleri s.115
 
Türkleri bütün dünyaya yeni bir millet olarak tanıtan görüş bizim de içimize girmiştir. Dört yüz çadırlık bedevi bir kabileden bir imparatorluk ve millet tarihini başlatmak suretiyle... İmparatorluk zamanında Türklerin görüşü de bu merkezdeydi. Evvela millete tarihini, asil bir millete mensup bulunduğunu, bütün medeniyetlerin anası olan ileri bir milletin çocukları olduğunu öğretmeliyiz.

Ahmed Hamdi Başar - Atatürk'le Üç Ay s.112
 
Biz milliyet fikirlerini tatbikte çok gecikmiş bir milletiz. Bunun zararlarını fazla faaliyetle gidermeye çalışmalıyız. Osmanlı İmparatorluğu içerisindeki çeşitli toplumlar hep milli inançlarına sarılarak milliyetçilik ideallerinin gücü ile kendilerini kurtardılar. Anladık ki kabahatimiz kendimizi unutmuş olduğumuzmuş. Dünyanın bize hürmet göstermesini istiyorsak, ilk önce biz kendi benliğimize ve milliyetimize bu saygıyı hissen, fikren ve fiilen bütün davranış ve hareketlerimizle gösterelim. Bilelim ki milli benliği bulunmayan milletler başka milletlerin avıdır.

Atatürkçülük - Genelkurmay Neşri s.59
 
Görülüyor ki mesele taştan, topraktan, vazodan söz etmekle sonuçlandırılamaz. Vazo denilen kıymetli eserlerden anlayan hassasiyette insan yetiştirmektir. Yoksa her çeşit enstitüler hayvan ahırı olur.

Atatürk Özel Arşivinden Seçmeler III s.19
 
Boş zamanlarında Atatürk'ün elinden tarihle ilgili kitapların düşmediğini hatırlarım. Bir gün yine Atatürk, tarihle ilgili kalın bir kitap okuyordu. Öylesine dalmıştı ki çevresini görecek hali yoktu. Bir sürü yurt meselesi dururken Devlet Başkanı'nın kendini tarihe vermesi, Vasıf Çınar'ın biraz canını sıkmış olmalı ki Atatürk'e şöyle dediğini duydum:

"Paşam... Tarihle uğraşıp kafanı yorma... Mayısta kitap okuyarak mı Samsun'a çıktın?"

Atatürk, Vasıf Çınar'ın bu çok samimi yakınmasına gülümseyerek şöyle karşılık vermiştir:

"Ben çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydım, bu yaptıklarımın hiçbirisini yapamazdım."

Cemil Sönmez - Atatürk ve Okuma Sevgisi s.99
 
Tarihi olayların nedenleri, başlıca siyasi, sosyal ve ekonomik olabilir. Genellikle bu nedenler karışık olarak etkilerini gösterir. Şüphe yok ki bütün bu nedenler çok önemlidir. Fakat bence bir milletin doğrudan doğruya hayatıyla, yükselmesiyle, düşkünlüğüyle alakadar olan en önemli neden milletin ekonomisidir. Bu tarihin, tecrübenin tespit ettiği bir gerçektir.

Afet İnan - Mustafa Kemal Atatürk'ten Yazdıklarım s.46
 
Atatürk, 1925'te Ankara Türk Ocağı'nda yaptığı konuşmada, ocağın felsefesini şöyle açıklamıştır:

"Bu gibi sosyal ocaklar hep Batı memleketlerinde toplanmıştır. Şimdi Doğu, bu boşluğun cezasını çekmektedir. Türk Cumhuriyeti'nin inkılabı ocaklara dayanmaktadır. Doğu'daki harekat (Şeyh Sait İsyanı'na karşı) çok mutlu bir sonuçla bitmiştir (bastırılmıştır). Şu seferki uğraşma, bir ülkü savaşı olarak bilinecektir.

Orhan Türkdoğan - Tepedeki Adam Mustafa Kemal s.2
 
Doğal seleksiyona dayalı kavganın, medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu ispatlayabilirim. Düşünün ki birkaç yüzyıl önce Avrupa Türkler tarafından işgal edildiğinde Avrupa milletleri ne kadar büyük bir risk altında kalmıştı. Bugün Avrupa'nun Türkler tarafından işgali bize ne kadar gülünç geliyor. Avrupa ırkları olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde Türk barbarlığına karşı galip gelmişlerdir. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda bu tür aşağı ırkların çoğunun medenileşmiş yüksek ırklar tarafından elimine edileceğini görüyorum.

Francis Darwin - Charls Darwin'in Hayatı ve Mektupları s.285
 
Bizim Türk milletimiz eski ve şerefli bir millettir. Zaten Orta Asya'nın Altay yaylasında yetiştiği için kartalın meziyetlerini daha baştan kazanmıştır. Çok uzakları görür, hızlı uçar ve ruhunu barındıracak kadar güçlü bir bedeni vardır. İster maddi bakımdan ister düşünce bakımından olsun, sıkıcı sınırlar içinde kalamaz. Nitekim Altay yaylasındaki anayurdun dört bir yana uzaklığına da isyan etmiştir. İşte bu isyan sonucu Türkler doğuya ve batıya yayılmaya başlamışlardır.

Charles N. Scherill - Bir ABD Büyükelçisinin Hatıraları s.73
 
Beşeriyetin taş devirlerini bir kenara bırakalım. Maden devirlerinden, muhtelif madenlerden, kemiklerden yapılan eserler, her nevi aletler ve süs eşyası idi. Çamurdan tuğla, çanak çömlek ilk insanların yaptığı eserlerdendir. Hayvanları ehlileştirmek, onlardan muhtelif suretlerle istifade etmek, hayvanları sürüler halinde bulundurmak, insanların ilk yaptıkları işlerdendir. Ziraat da böyledir. Bundan başka insanlar bulundukları mıntıkaya göre kerpiçten, tuğladan veya taştan binalar da yaptılar. Kanallar açarak bataklıkları kurutmak, muhtelif tarzda sulama usulleri de insanların ilk buldukları şeylerdendir. Güneşi ve yıldızları müşahade sayesinde takvimin esasını koyan, tabiatın en büyük kuvvet olduğunu keşfeden binlerce sene önce yaşamış eski insanlardır. Gemi inşa ederek denizlerde dolaşmak kabiliyetini de gösteren, ticaret etmesini öğrenen insanlardır. İlk demokrasi esasına müstenit cemiyet ve devlet müesseseleri vücuda getiren de onlardır. Bütün bu saydıklarımız dünyada ve bütün beşeriyette ilk medeni eserlerdir. Bu medeni eserleri bütün dünya ve beşeriyette ilk yapmış ve yaymış olan insanlar Türk ırkındandır.

Ergün Sarı - Atatürk'le Konuşmalar s.184
 
Babalarımızdan, dedelerimizden, her tanıdığımızdan işittiğimiz, kitaplarda okuduğumuz ve adında da Şark Meselesi denilen bir şey vardır. Bu Şark Meselesi denilince doğrudan doğruya anlaşılması lazım gelen şey; Osmanlı Devleti'nin yıkılması, tarihten, coğrafyadan, haritadan çıkarılması, silinmesi için Batı'nın duyduğu şiddetli arzudur! Çünkü Batı, öyle bir zihniyet geliştirmişti ki Osmanlı Devleti'ni yıkmakla, Osmanlı Devleti'ni meydana getiren asıl unsur da kendiliğinden yıkılmış olacaktı. Tabii çok esaslı olarak aldandıkları bir şeydi. Ancak, birincisinde muvaffak oldu. Osmanlı Devleti'ni yıktı ve tarihe geçirdi. Fakat ikiğncisinde muvaffak olamadı, olamaz ve olamayacaktır. Burada da gafildirler. Zira, Şark Meselesi adı altında Osmanlı Devleti'ni ve Türk unsurunu, devletler kuran, büyük imparatorluklar yaratan kuvvetli ve kudretli Türk milletini behemehal yok etmek hususunda mevcut kanaat pek derindir. Bugünkü Avrupa diplomatlarının düşüncesinde yer alan bir görüş noktası değildir. Bundan evvel, çok ve çok evvelki zamanlarda yerleşmiştir.

Bu adeta, babadan oğula ırsen geçen bir zihniyet, bir adet, bir gelenek olmuştur. Onun için Batı'nın bu gelenekten vazgeçmesi, bu veraset yoluyla gelmiş zihniyeti değiştirmesi, itiraf etmek lazımdır ki o kadar kolaylıkla mümkün olmamıştır ve olmayacaktır. Batı hala bir gerçeği görmek ve itiraf etmek istemiyor, o da eski Osmanlı İmparatorluğu'nun yok olduğunu ve yeni Türkiye Devleti'nin gözler önüne çıktığını ve öyle bir Türkiye ki aslına özgü olan yeniliği ile, imanı ile, azmi ve kudreti ile meydana çıkmıştır ve bütün bu vasıflarını şimdiye kadar kendine zulüm eden, gadreden ve susanlara karşı intikamını almak için kullanacaktır.

Sadi Borak - Atatürk'ün Resmi Yayınlara Girmemiş Söylev ve Demeçleri s. 198
 
[YOUTUBE]TugX0BxwQu0[/YOUTUBE]​

gunde hember gunde me ye
qe ku tune sed mal heye
gunde ku qiz u buk te de tune
ew gunde ji xirabe ye
wey limine wey limine
zerya min çu pezxwedane
hatim zere biravînim
peşî kete zivistane
ez dersime ji weda teme
qore zeran yek ji keme
kare xwede kes nizane
ez nesîbe cane ke me
 
merhaba, başlığınızı okuduğum bir kitapta da görmüştüm çok dikkatimi çekmişti. birazcık araştırdım, size de sormak istedim. elinizde akademik çalışma ya da önerebileceğiniz bir kitap/kitaplar var mı acaba bu konuyla ilgili. :cici:
 
Geri