Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Sînesinde barındım uykumun
yinede
susturamadım bu kalemi!
unutma
ey canına yandığım
yoksan herc-ü merc bu kalbim...
..................
Rabbim
''Kalpleri birbirine ısındıransın.
Kalbimi birliğine ısındır, ansın!
Dahil olmadığın muhabbete kısırdır ağzım.
Bunlar da bir kulunun huzur duâsı...''
'Çünkü; sen "Ol!" deyince olduransın.'
ve seninle....
bir tesbih koptu
dağıldı kehribar taşlar
bağrımdan süzüldü kan
vuslat ölüyor
hicran düşüyordu benden önce gökten
İbrahim'i yakan ateşte kül oluyordu
gövdem
kan kızılı yaş akıyordu gözlerimden
rüzgarla sürüklendi
kuma döndü
sonra toprağa bedenim
Nemrut'un dilsiz tanrıları gibi
taş kesildi dudaklarım
eşini kaybetmiş puhu kuşu dolaştı
üstümde
gözünde inciden bir damla yaş
toz kapladı soluğumu sonra
sulu sepken karda yıkandı cesedim
fosforlu bir ufukta belirdi sonra gölgen
aralamış nurlu kapıdan uzanıyordu elin
iki kanadı yakuttan bir atın üstündeydin
avuçlarında cennet toprağı
yüzünde rahmani o ışık
gözünde hare!
evliyarca okunmuş bir muska astın
boynuma
Kevser ırmağının suyu vurdu yüzüme
doğrulup kanar çırptım
tekrar yükseldim gök kubbeye
ardımda gülümsüyordu güneş
sevinçle bakıp elini uzatıyordun karşımda
gel..
gel sevdiğim diye..
ve sonra an geldi
bütün ayrılıklara inat
gerçek oldu rüya
usulca uzandın
cenneti vaat eden bütün ihtişamınla
yanıma
varlığınla aydınlandı kör karanlık dünyam
ant verdik
şerh düştük ecele
ayrılık haram artık
ölüm gelinceye dek birimize
yazacak kalem olmalı
hesapsız destursuz!
misal gözlerinde çöl kumları
ardında uyku
o uyku ki
uyanışıyla bin asrı devirsin
serpilsin yüzlere devasal
heybetli gölgeler
aralanacak kapıların arası
bak gör yırtılacak güneşin kapısı
semâvat bu dekor
ve bu gayb odalarının hâkanı
elbette kainatı durduracak
ölmüş ağaçları tekrar diriltecek!
......
sesler
o seslerki
duyacaktır bin bir umutla kadir-i Mutlak
..
atlılar geliyor atlılar
biri bine katan küheylanlar
göze göz
dişe diş
bin yıldır at üstünde
bin yıldır dört nala
pusulası kuzgun
atların yelesi alev
toynağı mabet artığı
artlarında zılgıt
pusatlarında hınç
atlılar geliyor atlılar
duruşları vakar
üst başları hırpani
kasıklarında kudret
bağırlarında har
sen san ki hepsi cengaver
san ki hepsi serdengeçti
elleri mustur kan
elleri marazlı çizgi
yüzlerinde eceli gören zât
çakır gözlerinde kin
çakır gözlerinde irin
usları haşhaşi
sen say ki hepsi delil
öldürdükleri kadar ölüler
dipdiri ölü hepsi
yönleri zindan
yönleri urgan
yönleri toprak
...
sen san ki hepsi cengaver
san ki hepsi deli divane umman
san ki yüzleri küflü lahit!
sırtlarında cenabet yükler
avuçlarında kan kınası
heybesinde açlık kin nefret
sen say ki hepsi zelil
silkeleyip titrettikleri kadar leş
leşleri kadar diri
leşleri kadar canlı
yüzüme çalınan bu leke
kamburumda ki ’vav’
sadrıma üflenen bu koku
ve sen!
sen ki
nasraniden kalma rütuşlar atarken bana
şu aya
şu güneşe inat
velvelesi bitmeyen şu dünyaya inat
gelmeyecek İsrafil!
üflemeyecek o ’’sûr’’a
Bu sayfayı geç görmüş olmaktan müteessirim.
Hepsi o kadar dokunaklı ve insana dair ki.
Resimler ve şarkılar da aynı derecede hazin.
İnsanlığın hazin kuralları neşe, kahkaha varken en es geçileni. Oysa insanı asıl anlatan bunların içinde saklı.
Tüm kalbimle kutluyorum, çok manidar paylaşımlar.
Kaleminiz hiç susmasın Belma Hanım.