Hâfız'ın Gazelinden

Konu sahibi son olarak 3383 gün önce görüldü
[FONT=&quot]Hâfız’ın söz konusu gazeli:

[/FONT]
1 من ترك عشق شاهد و ساغر نمی كنم صد بار توبه كردم و ديگر نمي كنم

2 باغ بهشت و سايهء طوبي و قصر و حور با خاك كوي دوست برابر نمي كنم

3 تلقين و درس اهل نظر يك اشارت است گفتم كنايتي و مكرّر نمي كنم

4 هرگز نمي شود ز سر خود خبر مرا تا درميان ميكده سر بر نمي كنم

5 ناصح به طعن گفت كه رو ترك عشق كن محتاج جنگ نيست برادر نمي كنم

6 اين تقويم تمام كه با شاهدان شهر ناز و كرشمه بر سر منبر نمي كنم

7 حافظ جناب پير مغان جاي دولت است من ترك خاك بوسي اين در نمي كنم
[FONT=&quot]
Hâfız’ın gazelinin çevirisi:

[/FONT] [FONT=&quot]“1 Dün gece bir hasta gibi halsiz ve mahmur bakan gözlerin beni benden alır, takatsiz bir hale koyardı; fakat yine dudağının lutfuyla canlanır, kendime gelirdim.

[/FONT]
[FONT=&quot]2 Miskler kokan ve misk gibi siyah olan hattına bugünden âşık değilim! Nice zamandır bu hilâlî kadehle sarhoşum ben.[/FONT]
[FONT=&quot]
3 Sebatımdan dolayı şu hal bana ne hoş geldi: Cevretsen de yine senden vazgeçmedim, yine senden usanmadım![/FONT]

[FONT=&quot]
4 [/FONT]
[FONT=&quot]Bu meyhane sakisinden takva umma, ibadet gözleme. Çünkü yaratıldığm andan beri rindlerin hizmetinden dem vurmaktayım.[/FONT]
[FONT=&quot]Âşıkın yolunda ölümden sonra da yüzlerce tehlike var. Bunu düşün de ömrüm bitti, artık kurtuldum deme![/FONT]
[FONT=&quot]
5 Bundan böyle hasetçinin oku ucundan ne gam. Yay kaşlı sevgilime kavuştum artık![/FONT]

[FONT=&quot]
6 Akik hokkasına benzeyen dudağını öpmek gayri bana helâldir. Çünkü zulümlerde, cefalarda bulunduğun halde sevginden geçmedim, vefayı bırakmadım.[/FONT]

[FONT=&quot]
7 Hafız’ın ilim rütbesi feleğe kadar yücelmişti. Fakat senin şimşada benzer boyunun gamı, beni böyle alçalttı işte."[/FONT]
 
Simsad ne demek ?
 
Yazik adama neyini sevmis ki acaba :) bu kadar dert tasa neye lazim..
 
İlla yasamak mi gerekiyor yalcin:) zaten gidisati belliymis bu hafiz da benim gibi dibi gorme heveslisi belli ki..
 
Tasavvufi gelmedi pek bi bak bakalim hocam :)
 
Bana da âşıkane bir gazel gibi geliyor. Yine de bazen beşerî bir sevgiliye yazar gibi yazılmış tasavvufî şiirler karşımıza çıkmıyor değil. Bu sebeple Farsça sitelerden bakarım ne olduğunu size bildiririm. :)
 
sevdiğim bir yazarın dediği gibi @MoRR

"Bir ömür boyu sahip olduğum altı yüz kırk birinci balık. Tanrının yarattığı başka bir canlıya bakmayı ve sevmeyi öğrenmem için ailem yıllar önce ilk balığımı almıştı. Sahip olduğum altı yüz kırk balıktan sonra öğrendiğim tek şey, insanın sevdiği her şeyin bir gün öleceği oldu. O özel kişiyle karşılaştığın ilk anda, onun bir gün ölüp toprağın altına gireceğine emin olabilirsin."

aşkın ne olduğunu bilmek için kendini ateşe atman gerekir yazarda bunu görüyoruz zaten yakmalı yani anlayacağın yani kişiye aşk değil tüm her kavramdaki aşk için bu böyle bence Tasavvufi şeylerde bu iyi ifade edilir:)


Timur Bey bana Ömer Hayyamı hatırlattı biraz
 
Sende bana hasan sabbahi hatirlattin:p

Hurmetli dai ilahi asksa evet ama dunyevi askta ilerde bir gun yanmayi goze alacagim mantigimi alt edecek biri cikar mi bilemiyorum yasamadigim icin de kallavi laflar edemiycem istermiyim onu da bilmiyorum hayirlisi diyelim..
 
Sende bana hasan sabbahi hatirlattin:p

Hurmetli dai ilahi asksa evet ama dunyevi askta ilerde bir gun yanmayi goze alacagim mantigimi alt edecek biri cikar mi bilemiyorum yasamadigim icin de kallavi laflar edemiycem istermiyim onu da bilmiyorum hayirlisi diyelim..


Hasan Sabbah he zekasına deli gibi hayran olduğum bir adam

Mantığı alt üst eden nice hikayeler tarihte yerini korur Fatihin İstanbulu fethinde yaşadıkları mesela böyle bir şey geldiğinde sana sormuyor inan bana:)
 
sevdiğim bir yazarın dediği gibi @MoRR

"Bir ömür boyu sahip olduğum altı yüz kırk birinci balık. Tanrının yarattığı başka bir canlıya bakmayı ve sevmeyi öğrenmem için ailem yıllar önce ilk balığımı almıştı. Sahip olduğum altı yüz kırk balıktan sonra öğrendiğim tek şey, insanın sevdiği her şeyin bir gün öleceği oldu. O özel kişiyle karşılaştığın ilk anda, onun bir gün ölüp toprağın altına gireceğine emin olabilirsin."

aşkın ne olduğunu bilmek için kendini ateşe atman gerekir yazarda bunu görüyoruz zaten yakmalı yani anlayacağın yani kişiye aşk değil tüm her kavramdaki aşk için bu böyle bence Tasavvufi şeylerde bu iyi ifade edilir:)


@Timur Bey bana Ömer Hayyamı hatırlattı biraz

İkisinin arasında bir yüz yıl fark var. Genelde edebiyat sahasında o dönemde şairler yer yer üslup olarak birbirlerini takip ettikleri ve nazire yaptıkları için Hâfız'ın Hayyam'dan etkilenmesi de buna nispetle normaldir o dönemde.
 



Hasan Sabbah he zekasına deli gibi hayran olduğum bir adam

Mantığı alt üst eden nice hikayeler tarihte yerini korur Fatihin İstanbulu fethinde yaşadıkları mesela böyle bir şey geldiğinde sana sormuyor inan bana:)

Umarim o hikayelerden bir kacini paylasirsin:))
 
İkisinin arasında bir yüz yıl fark var. Genelde edebiyat sahasında o dönemde şairler yer yer üslup olarak birbirlerini takip ettikleri ve nazire yaptıkları için Hâfız'ın Hayyam'dan etkilenmesi de buna nispetle normaldir o dönemde.

o yüzyıllarda evet birbirinden etkilenen pek çok şey vardı edebiyat olsun tasavvuf olsun ve sizin gibi bunu aktaranların olduğunu görmek benim için çok güzel çünkü pek çok eser var çevrilmeyen Farsçadan belki de kocaman bir derya ayrıca Ömer Hayyamı severim üslubu farklı gelir bana hep


Umarim o hikayelerden bir kacini paylasirsin:))

mutlaka paylaşırım tabi ki buna zamanımız olacaktır :)
 
Biri neden cikip bana nizamulmulk u hatirlattigimi soylemedi :))

Bu hafiz aska ucarsan kanatlarin yanar diyen mi?hocam
 
Biri neden cikip bana nizamulmulk u hatirlattigimi soylemedi :))

Bu hafiz aska ucarsan kanatlarin yanar diyen mi?hocam

Nizamülmülk şuanda okuduğum bir kitapta daha iyice anladığım harika bir yönetici tarihin en güçlü insanlarından

Bab ı Aziz filminden bir kesit ki İran kökenli bir yapımdır hatta

"Bu dünyadaki insanlar mum ateşi önündeki üç kelebek gibidir. ilki ateşe yaklaşmış ve demiş ki : ben aşkı biliyorum. ikincisi ateşe yavaşça kanadıyla dokunmuş ve demiş ki : aşkın ateşinin nasıl yaktığını bilirim. üçüncüsüyse kendini ateşin ortasına atıp yanarak kül olmuş. gerçek aşkı işte sadece o kelebek bilir."
 
@ForseTi hocam bunda devletlerin de etkisi çok fazla. Hani klasik "Tarih ve edebiyat daima iç içedir" sözü burada karşımıza çıkıyor. Hocalar bunu anlatmaya çekiniyor lakin Gazneliler ve Selçuklular parayla şiir yazdırmayı sevdiğinden ve toplumda baskı yaratmadığından fazlaca âşıkane şiir hayat bulmuştur o dönemde. Buna karşın Moğollar İran'ın bir kısmını tarumar ettiklerinden Mevlana gibi bazı şairler başka memleketlere gitmişlerdir. Çünkü gördükleri bu baskı onların İlhanlı hanlarını ve sultanlarını övücü şiiri ve aşık şiiri yazmalarını engelledi. Böylece tasavvuf Moğollar döneminde revaç buldu.
 
MoRR onu söyleyen güya Sadi Şirâzî. Hocalarıma sorayım şu ana kadar o çeviriye yakın bir dizesine denk gelmedim. :)
 
@ForseTi hocam bunda devletlerin de etkisi çok fazla. Hani klasik "Tarih ve edebiyat daima iç içedir" sözü burada karşımıza çıkıyor. Hocalar bunu anlatmaya çekiniyor lakin Gazneliler ve Selçuklular parayla şiir yazdırmayı sevdiğinden ve toplumda baskı yaratmadığından fazlaca âşıkane şiir hayat bulmuştur o dönemde. Buna karşın Moğollar İran'ın bir kısmını tarumar ettiklerinden Mevlana gibi bazı şairler başka memleketlere gitmişlerdir. Çünkü gördükleri bu baskı onların İlhanlı hanlarını ve sultanlarını övücü şiiri ve aşık şiiri yazmalarını engelledi. Böylece tasavvuf Moğollar döneminde revaç buldu.

bunun yansımaları olarak bir eser okumuştum Vahiyden Kültüre diye insanların okuması halinde çok hazımsızlıklar çekeceği şeyler sizin de bahsettiğiniz gibi güzel anlatılıyordu belki de bu yüzden İran Mevlanayı sahiplenmeye kalkmıştır ..

Moğollar ile gelen şamanizm öğeleri felsefeciler falan derken tasavvuf revaç buldu dediğiniz gibi yine o dönemin yozlaşmaları için içim kan ağlar
 
Geri