Günlük Hadi bakalim..

  • Kullanıcı W
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
🟢 Konu yazarı şu anda aktif


Tovbe Ya Rab o arkadan ziplayarak gecen sey neydi oyle kahkaya attim .p seviyorum ya Harun Kolcak serotonin hormonu gibi degil mi ya ? Benim icin oyle. Ziplayan seyleri gorunce diyecegimi de unutuyorum nerdeyse. Arka plandaki 2 merdiven bizim dugun girisimiz gibi, ben soldan esim sagdan giris yapmistik. Acaba dugun salonu muydu orasi diye aklimdan gecti simdi. Yokluk icinde cektikleri klip milyon dolarlik kliplerden daha guzel degil mi sizce de ? Guzel deyin :@
 


1967 senesinde israil'in misir, suriye ve ürdün'e saldirip galip geldigi bir savastir "6 Gün Savasi"
Araplar'in henuz ne oldugunu anlamadan yagan bombalar sonucu topraklarini israil karsisinda kaybedip, isral topraginin 4 katina cikmasini saglayan savastir

Psych/folk müzik grubu olan "colonel bagshot", savas ardindan bu sarkiyi yazar.
Aslinda bircok sarkinin remixinde sample olarak kullaniliyor. "Hizli ve Öfkeli" filminde de Dj Shadow yorumunun kullanildigi gibi...
Dinleyince hemen animsayacaksiniz

topragin titremesini hissediyorsun
etrafta yanan bir mum var,
yoksa dogum günün mü?
 
Suraya cok kiymetli bir ses birakiyorum degerini bilin. Hem kadin hem erkek sesini ayni anda cikarabilen biri, kendisi Kazakistanli bir kardesimiz, mucize diye bir sey varsa ta kendisidir.




Dimash’ı 2017’den beridir takip ediyorum.. Hayatımda dinlediğim açık ara en iyi vokalist.. Piyanoda olmayan sesleri bile çıkarabilecek bir ses aralığına sahip.. son bir yıldır çok kötü pop şarkıları söylüyor.. En iyi olmak istiyorsa ki son döneme rağmen öyle.. İgor Krutoy ile çalışmayı bırakmamalı... Dinleyin eski işlerini derim

 
  • Kalp Gözler
Tepkiler: W
Hep demisimdir Avrupa Turku, Turkiyeli Turklerden daha saf, daha temiz kalmis insani iliskilerde, Turkiyeli Turklerde gozlemledigim sinif ayrimi kibir Avrupali Turkte yoktur. Kimse sen garsonsun, ya da temizlikcisin diye seni asagilamaz, ya da ucuz araba kullaniyor, dusuk model telefon kullaniyor diye seni asagilamaz yermeye calismaz. ( bunu en cok bu forumda gordum koca koca insanlarda hem de utanin lan kendinizden )
Karsu'nun babasinin Amsterdamda bir restauranti var, Turkiyeli Turkler bir gun yemege geliyor, bunu duyan Karsu, hemen onlugu takip menulerle musteriye gidiyor yapmadigi bir sey degil, musteri kiza kotu davraniyor, yemekten sonra Karsu babasina baba diye hitap edince musteri anliyor ki garson degil aslinda restaurantin sahibi Karsu, hemen ozur diliyor. Be esek be saftirik normal davransan da bu duruma dusmesen degil mi ?
Yine Okan Bayulgen'in programinda, Karsu'nun bi videosu cikiyor, Okan soruyor bu senin mutfagin mi ? Karsu "evet benim evim, her seyimi kendim yapiyorum" diyor. Okan sasiriyor, "aaa bu gayet normal bi mutfak..." Ne saniyorsunuz be kardesim, dunyanin kabul ettigi seyleri siz niye kabul etmekte bu kadar zorlaniyorsunuz.... Neyse sabah sabah kafanizi sisirmek istemiyorum dinleyin karar verin....



karsi kiz seni alan yasadi - YouTube
 
yerel bir efsaneye göre; yıllar önce irlanda'da elisa day isimli bir kız yaşarmış. arkadaşları ona vahşi gül derlermiş çünkü elisa aynı nehir kenarında yetişen kıpkırmızı vahşi güller kadar güzelmiş.

sonrasında kasabaya gizemli bir adam gelmiş ve elisa'ya aşık olmuş,

ilk gün, elisa'nın evine gitmiş ve ona kendini tanıtmış, hatta elisa'yı omuzlarından tutarak dudağına bir de öpücük kondurmuş.

ikinci gün, gizemli adam elisa'nın evine tekrar gitmiş ve elisa'ya tek bir gül vererek "hayatında gördüğü en güzel kadın" olduğunu söylemiş ve elisa'ya nehrin aşağısında vahşi güllerin yetiştiği yerde buluşmak istediğini söylemiştir.

üçüncü gün, elisa ve gizemli yabancı nehrin aşağısında buluşmuşlar ve adam elisa'nın dudaklarına son bir öpücük kondurmuş, sonrasında da elisa'yı kafasına taşla vurarak öldürmüş. elisa son nefesini vermeden önce ise gizemli adamın elisa'nın kulağına "bütün güzeller ölmeli"* diye fısıldadığı anlatılır.

gizemli adam, elisa'yı öldürdükten sonra, onun vücudunu çiçeklerle süsleyerek, dişlerinin arasına tek bir kırmızı vahşi gül koymuş ve elisa'yı nehire bırakmıştır.

elisa'nın cesedi asla bulunamamış ve zamanla gerçek adı da unutulmuş, bu olayı hatırlayanlar ondan "vahşi gül" diye bahsederlermiş.*

ilerleyen yıllarda bir çok insan, elinde tek bir kırmızı gül ile kanlı bir beyaz kıyafet içinde onun hayaletini gördüğünü iddia etmiş ve zamanla bölgeye gelen meraklılar kasaba halkına "vahşi güller nerede yetişir?" * diye sorar olmuşlar.


Bir çok ödül kazanmış şarkı.. Hatta Kylie “bu düet, müzikal kariyerimde en üst yeri tutuyor" demiştir.


 
pentagram'ın unspoken albümünün en iyi şarkılarından. osmanlı devletinin şehzadeleri kafese kapatma sistemi, yarım asır kafeste kaldıktan sonra tahta çıkan 3. osman gözünden anlatılır..



Şarkıya konu olan üçüncü osman tam 51 yıl kafes hayatı yaşamıştır. kafes hayatında şehzadeler dışarıdan izole bir şekilde ya eceliyle ölmeyi ya da bir gün tahta çıkmayı bekliyorlar. dünyadan bir haber olmaları sebebiyle tahta çıktıklarında devlet işlerinde genellikle başarı gösteremez, onların yerine devlet işlerine vezirler bakar. kafes hayatlarında çocuk sahibi olmaları yasaktır. maksat şehzade sayısının tutulup olası bir taht mücadelesine sebebiyet verilmemesidir. tahta geçmeye uygun kişi sayısının çokluğu, tahta geçen kişinin uzun yıllar tahtta kalma gibi bir kaç ihtimal sebebiyle, üçüncü osman 51 yıl boyunca kafes hayatı yaşamıştır. kaldı ki bu en uzun kafes süresidir.

şarkı sözlerini dikkate alarak bir kaç şey söylemek gerekirse, çok önceden doğmuş olmayı dilemiş midir? kesinlikle. kafes hayatı bir zindan hayatı gibi midir? evet, fakat ortada bile isteye yapılmış bir kötülük yok. yine de ruhsal ve fiziksel olarak şehzadeleri yıpratan bir süreç. hele hele bu süre 51 yıl ise şarkıdaki ima adeta gerçek gibi. sıra ona geldiğinde kimsenin canını bağışlamamış mıdır? hayır, tahtta kısa süre (3 yıl) kalmış, istanbul yangınlarını saymazsak nispeten sakin geçen bir dönemde padişahlık yapmıştır. fakat içinden bunları geçirmediğine kimse yüzde yüz emin olamaz.
şarkıda geçen "kardeşlerimi de öldürdüm ben yapmam gerektiğinde" geçmişe atıf muhtemelen. şarkının sonundaki, "ne yaparsan yap" tek kanun olacak! kısmı aleister crowley'e ait bir söz.

 
pentagram'ın unspoken albümünün en iyi şarkılarından. osmanlı devletinin şehzadeleri kafese kapatma sistemi, yarım asır kafeste kaldıktan sonra tahta çıkan 3. osman gözünden anlatılır..



Şarkıya konu olan üçüncü osman tam 51 yıl kafes hayatı yaşamıştır. kafes hayatında şehzadeler dışarıdan izole bir şekilde ya eceliyle ölmeyi ya da bir gün tahta çıkmayı bekliyorlar. dünyadan bir haber olmaları sebebiyle tahta çıktıklarında devlet işlerinde genellikle başarı gösteremez, onların yerine devlet işlerine vezirler bakar. kafes hayatlarında çocuk sahibi olmaları yasaktır. maksat şehzade sayısının tutulup olası bir taht mücadelesine sebebiyet verilmemesidir. tahta geçmeye uygun kişi sayısının çokluğu, tahta geçen kişinin uzun yıllar tahtta kalma gibi bir kaç ihtimal sebebiyle, üçüncü osman 51 yıl boyunca kafes hayatı yaşamıştır. kaldı ki bu en uzun kafes süresidir.

şarkı sözlerini dikkate alarak bir kaç şey söylemek gerekirse, çok önceden doğmuş olmayı dilemiş midir? kesinlikle. kafes hayatı bir zindan hayatı gibi midir? evet, fakat ortada bile isteye yapılmış bir kötülük yok. yine de ruhsal ve fiziksel olarak şehzadeleri yıpratan bir süreç. hele hele bu süre 51 yıl ise şarkıdaki ima adeta gerçek gibi. sıra ona geldiğinde kimsenin canını bağışlamamış mıdır? hayır, tahtta kısa süre (3 yıl) kalmış, istanbul yangınlarını saymazsak nispeten sakin geçen bir dönemde padişahlık yapmıştır. fakat içinden bunları geçirmediğine kimse yüzde yüz emin olamaz.
şarkıda geçen "kardeşlerimi de öldürdüm ben yapmam gerektiğinde" geçmişe atıf muhtemelen. şarkının sonundaki, "ne yaparsan yap" tek kanun olacak! kısmı aleister crowley'e ait bir söz.


Şok oldum okuyunca :)
 
1930’lu yıllarda Çorum’un Osmancık İlçesi’nin Hacıhamza Kasabası’nda, Kasabanın köklü ailelerinden birinin Mehmet isimli, geniş omuzlu, kaytan bıyıklı, iri kıyım, babayiğit bir oğlu var…

Çevresinde yaptığı iyilikler nedeniyle sevilen Mehmet Bey, yeni evlendiği eşiyle çok mutludur. Bir süre sonra oğlu olan Mehmet Bey’in mutluluğu daha da artmıştır.

Bir gün Çorum’dan bir telgraf gelir. “Hükümet teli. Bir iş için çağırıyorlar” diyen Mehmet Bey, karısına “Sana, anama da bir şeyler alırım şehirden” de diyerek bir adamıyla yola çıkar.

Yolları eşkıya tarafından kesilen Mehmet Bey, bakıyor kaçış zor, teslim olup, parasını, silahını, atlarını da vermek de işine gelmiyor, gurur meselesi yapıyor. Bir anda kendini yere atıp, adamıyla birlikte başlıyor çatışmaya.

Kurşunları bitince, “teslim ol” çağrısını yapan eşkıyanın kurşunuyla ölüyor, adamı da ağır yaralanıyor.

Haber kasabaya ulaşınca, anası, karısı, hısımları ağıt yakıyorlar… Ve işte bu bu ağıt türküye dönüşüyor.

Tabii türkü güzel olunca da değişik sanatçılar da ayrı ayrı yorumluyorlar…

Ama ne güzeli de bu türküyü ‘’Kardeş Türküler’’in ‘’Bahar’’ albümünden dinlemek. Türkünün sonuna da sözlerini Feryal Öney ve Fehmiye Çelik'in yazdığı, müziğinin de Feryal Öney’e ait olduğu ‘’Çağrı’’ diye bir bölüm eklenmiş. ‘’Çağrı’’nın da sözleri şöyle:

"Yüce dağlar oy...
Gül açılır, bahar olur
Cemâlın görem n'olur
Gel gel, kurban olam yürü...
Göster cemâlın, ölem,
Gel gel, kurban olam yürü..

 
Bir şarkı düşünün ki, grubun en popüler şarkısı olurken aynı zamanda çalmaktan en nefret ettikleri olsun… Alternatif Rock grubu Radiohead tarafından 1992 senesinde single olarak piyasaya sürülen parça olan “Creep” bu eşine az rastlanır durumun bir örneği. Peki bir grubun ve onun en ses getiren parçasının arası neden açılmış olabilir?

Şarkının hikayesinden bahsedersek, dönemini kasıp kavuran parçanın sözlerinde grubun kurucu solisti olan Thom Yorke’un Exeter Üniversitesi’nde geçirdiği dönem platonik hisler beslediği bir kıza karşı duruşu ve onunlayken kendisini bir “Creep” olarak görmesinden bahsedilmektedir. Thom, hoşlandığı bu kız ile konuşacak cesareti bir türlü bulamamakta ve kızın haberi bile olmadan peşinde dolaşarak varlığını yakınında hissetmesiyle yetinmekteydi. Bu döngü aylarca devam ederek Thom Yorke’un özgüvenine büyük zarar verecek ve grubun gelecek albümlerinde de gözlemlenebileceği gibi kendisinde bunalıma meyilli bir ruh hali bırakacaktı. Kaderin cilvesidir ki aradan yıllar geçmiş, grup canlı performanslarından birini gerçekleştirirken Thom Yorke’un hoşlandığı bu kız şovu en önden izleyecektir. İlerleyen yıllarda grubun kurucu gitaristi Jonny Greenwood’un konuyla alakalı “Thom o gün çok utanmıştı çünkü onunla konuşacak cesareti hiç bulamamıştı ve bir anda kendisi karşısındaydı, bu tesadüf onu derinden sarstı.” açıklamasında bulundu.

Baskılanmış hisler ve arzular zamanla Thom Yorke’un kalbinden kalemine akarak tüm dünyanın diline düşen bir şarkıya dönüşmüştü. Zaman geçtikçe hoşlandığı kıza yüklediği anlam da gittikçe sıradanlaştı ve çekilmez bir hal aldı. Kendisi bir süre sonra canlı performanslarda şarkıyı seslendirmekte zorlanmaya başladı. Bütün bu hislerini bir kenara bırakmış biri olarak, artık o sözler kendisi için aynı şeyleri ifade etmiyordu. Bu kadar derin ve kişisel çıkmazlarına dokunan bir şarkıyı her gün hatırlamak istememek normal karşılanabilir bir durumdu.

 
Corey Taylor bu şarkıyı boşandığı eski karısı Scarlett için yazmışmış. şöyle diyor kendisi şarkı hakkında:

"this is the slow one. it's another personal one. again, not naming names, it's about someone who helped me through a lot and i thought she felt the same way that i did and then she really let me down. at the same time, it was good that she did, because it was that final push to me figuring out myself. the lyrics are pretty self-explanatory."

 
  • Beğen
Tepkiler: W
Sarkiyi prince biseksuel oldugu zamanlarda yazmis bir kiza, Sinead O'connerda ne kadar benimsediysem farkli bir kisinin soylemesi hosuma gitmiyor. Ama sarkinin gercek sahibi olarak burada yer almali diye dusunuyorum.


 
Geri