Günün Siiri

K
  • Kullanıcı Külkedisi
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Günün Şiiri
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Yaz ortasındaydı
Ve geceyarısı,
Ve yıldızlar yörüngelerinde
Ölgün ölgün pırıldarken,
Daha parlak ışığında
Kendisi göklerde
Köle gezegenlerin arasında,
Işığı dalgalarda olan soğuk ayın.
Soğuk tebessümüne dikmiştim gözlerimi
Fazlasıyla - fazlasıyla soğuktu benim için
Derken kaçak bir bulut,
Geçti örtü niyetine,
Ve ben sana döndüm,
Mağrur akşam yıldızı.
Senin ışığın daha değerlidir benim için.
Çünkü yüreğime mutluluk verir
Göklerdeki gururun geceleri,
Ve daha çok beğenirim
O alçaktaki daha soğuk ışıktan

Senin uzaktaki ateşini.


Edgar Allan Poe
 
Buz üstüne yazmak isterdim
Bütün bu şiirleri
Üç beş gün öyle kalır
Sonra eriyip giderdi

Kaybolursa da ne çıkar
Yazılmış o kadar şiir?
Onca acı, tedirginlik
Bir avuç su oluverir

Buz üstüne yazmak isterdim
Bütün bu şiirleri
Ya da denizin yaladığı
Bir kıyıya bırakmak...

Boğulup gitsin sesim
Uçsuz bucaksız bir koroda
Duyulmayacaksa silah sesleri
Girdiğimiz her sokakta

Çektiğimiz bunca acıyı
Varsın hiç bilmesin çocuklar
Barışa, kardeşliğe dair
Yarın nice şiir yazarlar

Buz üstüne yazmak isterdim
Bütün bu şiirleri
Ve sonra çekip gitmek
Dalgın bir cırcır böceği gibi.

Ahmet Erhan
 
gulale_1260063287.png


"Sana dilsiz, dudaksız sözler söyleyeceğim.

Bütün kulaklardan gizli sırlardan bahsedeceğim.

Bu sözleri sana, herkesin içinde söyleyeceğim.

Ama senden başka kimse duymayacak.

Kimse anlamayacak..."
 
dünya körleşti dostum
yeryüzü kirlendi
renksiz günlere uyanıyor zaman
şehirlerin zifir yüzü dokunduğunda
tanımsız kaldı elleriniz
ve bütün tanımlar arsızlaştığında
gök, yüzünden korktu
ve bir kız çocuğunun çığlığı sokak sokak dolaştırıldığında
ruhumuz ayaklanacak demektir

ey kalbim kendine bir ahit tut!
imla kurallarına teğet bir öfke edin
bütün mesellere sız, bütün uzaklara sız
bütün ateşlere sız, elvedalara…
bütün kahırlara da
kendine bir isyan edin.

Ferhat Kalender
 
Hani.!..

Yağmurdan sonra mis gibi toprak kokusu ruhumuza düşer ya /..
Zerrelerimize karışır topraktan geldiğimizi hatırlarız ...
Yalnızlığımızı hissederek içimize çektiğimiz havayı paylaşmak isteriz ya../..
Öylesine susamışlıkla... gönüller sevgiye dostluğa hasret /..
Hani.....
Baharda sabah esintisiyle güllere kırağı taneleri dişer ya /...
Her Gül tomurcuğunda özlemle Efendimizi anarız...
Gözlerimiz Gülün her renk tonunda sahabeleri görür ya../..
Öylesine dolmuşlukla.. yüreğimiz bilmem kaç yaban illere gurbet /...
Hani.....
Gök gürler olağanca yağan yağmurla benliğimize yıldırımlar düşer ya /..
Aslında olan olmuştur yıldırım düşmüştür biz yinede korkarız
Topla tüm cesaretini.. yılma korkunun vakti değildir deriz ya../..
Ve vaktidir.. vicdanında gelmiştir zamanı şimdi hedefe azmet /...
Hani.....
Elestü bezminde sorulan soruyu hatırlaman latifelerine düşer ya /..
Bir sima görür tanırız bir olay olur o anı yaşarız..
Ben beni içimde duydum herşey aynı ben bu anı yaşadım deriz ya ../..
Öylesine anı hatırlar ,yaşadığını bilirsin, sen bunu masal zannet ;/..
Hani.....
Rabbeküm sorusu çınlar kuvve-i hafızanda içine coşkular düşer ya /..
İçin içine sığmaz o aşka her an yudum yudum kanarız..
Yetişmek her gönüle Hakkı ulaştırmak isteriz ya ../..
Öylesine..Galu bela dediğinin şuuruyla inandığın davanda devam et /...
Hani
Bazen bazıları yüreğinize söz geçiremeden ,kalbe özlemleri düşer ya ..
Ve anlarsınız sevgi cisimlerde değil ruhta gizlidir içten alev alev yanarız..
Aşkınızı binlerce onulmaz yarenize merhem diye sürersiniz ya../.
Ve gücün kuvvetin Allah'tan geldiğini bilerek...o an La havleyle vur ızdırabına ket../..
Hani...
Yıldırıcılar çıkar karşına duraksatırlar, nefsine kifayetsiz gizemler düşer ya /.
Öylesine ..ilimle yaklaş onlara , bilmiyorlar de onlara göster merhamet :/
Duyumsamak istemezsin ya öksüzlüğü yabancılaşmışlık ahvalimize düşer ya../..
Sen mümin kardeşlerinin gönlünde ara aşkı..aşka ozaman iner rahmet ../..
Hani.....
Bismillahla başlamıştın bu yola, bismillah ilmek ilmek zerrelerine düşer ya /..
Öylesine..Gözünü hedeften ayırma aşkla bu sevginıin bekada süreceğini kabul et/.
Ummet birleş haykırışları ruhuna en yuksek şiddetiyle duşer ya /..
Öylesine bil !. kuffar çok zalim ,toptan sımsıkı sarılın Allahın ipine orda uhuvvet /..

Şair Nur Hayat Şuara
 
İyi bak kabına, olmasın delik,
Boşuna taşırsın,gider gündelik.
Anında olmalı, ettiğin iyilik,
Alem duysun diye, inayet etme.
 
Yerle yeksan, ıslak saçlı, kem gözlü,
Kavim göçlerinden bu yana ağlayan
Ve durmadan
Cep kanyağı yakıcılığında ezgiler
Çalan, çaldıran, yakalatan
Adı bende gizli bir kadındı İstanbul
Şehre bir yağmur yağdı
Ben ağladım

Sevilirken ayrılmak mı kaldı Bizanstan
Yalan dolan yoktu gözlerde sadece ses
Verilen sözler birdi edilen yeminler sıfır
Eşyalar alındı fotoğraflar söküldü yerlerinden
Bir aşkın izlerini yok edecek yeni bir aşk sipariş edildi yeniden

Bir şehre yağmur yağdı
Ben ağladım

Kim daha çok yalan söndürdü çay bardaklarında
Hangisi talandı demli öpücüklerin
Ve buğularda yitirilen kimin adıydı
Bir aşktan diğerine kaç saatte gidiliyordu
Soyulur muydu kabuğu hayatın
Yoksa bütün vitamini kabuğunda mıydı?

Yağmur şehre bir yağdı
Ben ağladım

Ben ençok seni götürdüm giderken
Aklımın nakliyesiydi asıl yoran taşıyıcıları
Yardan düşmüştüm yaralarım yardan armağandı
Kutsal kitabımdı ziyan edilmiş sevgililer atlası
Ben sevmeyi beceremedim belki de sevilmeyi
Benim sevmeye engel evcil acılarım vardı

Ben yağmur ağladım bir şehre yağdı
Ben şehre ağladım bir yağmur yağdı
Ben bir ağladım şehre yağmur yağdı

Ben...
Yağmur...
Ağladım...

Yılmaz Erdoğan
 
Aşk ikidir,sevda bir.
İkiyi hiç sevmedim.
Bölünmüş demektir iki; yarısı yok demektir.

Seni seviyorum diyip herkese,hiç birini sevmemek,
Bırakmam seni diye yemin edip, cehenneme gitmektir.

Papatyaları,fal için katletmek,
Bilerek kardan adam eritmektir.
İki yakası bir araya gelmeyecek şehir demektir.
İhtimaldir hep.

Aşk ikidir,sevda bir.
Biri (ni) çok sevdim.
Bütün demektir bir; tek yürektir.

Kan kusturmak değil,süt emzirmektir.
O yüzden,ben sevdayı seçtim.

Bir seni sevdim..Bir başkasını sevmedim.



ŞEYMA EKE
 
önce ölüm vardı bu kentte,
hiç kimse ölmeden önceydi...

ar damarı çatlamamıştı yalnızlığın
ve biz yalnız değildik...


ki ne zaman ölüm başladı ve yalnızlık adımız sıra yürümeye koyuldu...


her uzun yolculuk öncesi yüzün düşerdi izimin seyrine
izimden akardı gülüşün,
göz'ün olurdum...

ansızın üşüyen bir ömrün körkütük ölü cümlelerine
herşey'sizliğimin varlığına
adın düştüm,
adım buldum,
AŞK oldu adın.

oysa hala griydi hayatıma sığmayan suskunluğum
ve hala ormanlarca açık'tım benden
açık ara fark yemiştim sırtımda kırbaçlanan nehirlerden

gün oldu;
ağır aksak sustu bu kentin muhannet kahkahaları...

Cengizhan Konuş
 
gitti ah..,
gecelere hüzünleri serperek
yarali bir kus gibi kanarcasina gitti..,
yalvaran gözlerime, elemi pay ederek,
bir kabahatmis gibi, kacarcasina gitti...

gitti ah..
sarkilara bel baglamak faydasiz.
üstüme kapilari kaparcasina gitti...
gecenin geldigini haber vermeden; hirsiz...
yasanmis bir ömrü calarcasina gitti

gitti ah... bir nehirdi,
yazamadigim siirdi.
yüzüme son bir defa
bakarcasina gitti...

gitti ah...
gözyaslari yanaklarimda kaldi.
hayatin perdesini cekercesine gitti...
belki doyulmamis toz pembe bir masaldi.
gögsümden yüregini sökercesine gitti...

gitti ah...
karsilasmak ömür boyu imkansiz.
beni hazanda koyup bahar dalina gitti...
bilmiyorum ne yapsam, ne söylesem anlamsiz.
ayrilmisti dünyamiz; kendi yoluna gitti...

gitti ah... bir mevsimdi,
cizemedigim resimdi.
kalbime bir civiyi,
cakarcasina gitti...

Yusuf Hayaloğlu
 
Önceden bir tutam hüzündüm- işte nasıl bilirsen
Ayaklarımı savurur da sonra toplardım sokaklardan evlere
Akşam olurdu; eşiklerde durur boyası dökük kapıları aralardım
Aklımda binlerce kitap adı ve binlerce şiirle.

Eski püskü bir resim olarak kimliğimde taşıyorum
Şimdi çocukluğumu
Ceplerimde papatyaları unutmaktan sanık ellerim
Bir ırmağın kaynağında dinelip, denize kavuşmayı
Düşlüyorum gün boyu
Kulaklarımda uğultusu motor seslerinin.

Göğün saçlarımla dalaştığını bilmesem, buna bir ad verirdim
Sofrada beni bekleyenlere ağaçları gösterirdim ya da
Çiçekli masa örtüsüne aldanarak dönüverirdim
O kırlara
Vitrinlere cepleriyle bakan insanları görmesem, buna
Bir ad verirdim
Aklım her gün sorularla uğunmasa
Belki de dünyayı bir anahtar deliğinden gözlemekle
Yetinecektim

Önceden bir tutam hüzündüm- işte nasıl bilirsen
Ayaklarımı savurur da sonra toplardım sokaklardan evlere
Akşam olurdu; eşiklerde durur boyası dökük kapıları aralardım
Aklımda binlerce kitap adı ve binlerce şiirle...



Ahmet Erhan
 
..ey acılara tat veren güzellik
Yüreğimize hoşgeldin
Geldin de
Çiçekli dallara döndürdün öfkemizi
Artık ister dolu yağsın ömrümüze
İsterse kar
Biz ki bildikten sonra sevmeyi
Bütün sabahlar
Acı renginde olsa ne çıkar.

Adnan Yücel
 
Ateşe ve suya yeminle
İnsanların üşüdüğünü görmeden bildik,
İçimizdeki ateşin sadece bizi yaktığını...

Ve susuzluk ne demek
Boğul,
Kendinden dinle
Yağmuru şemsiyesiz sevdiğimiz gün
Bulutlar bile yoktu
Islanırken seninle...


Serdar Tuncer
 
Son verin savaşlara,
Çocuklar üzülmesin,
Vazgeçin hırsınızdan,
Soyunuz tükenmesin..


N.H.Ran
 
Birgun bensizlik çalar kapini
Benli dünleri düşünür avunursun
Sanma yalanlar içinde
Ben gibi bir doğru bulursun..
 
Kuş Sadece Bir Kuştu

kuş dedi: “oooh! nasıl da mis koku, nasıl da güneş!
bahar gelmiştir
ve ben kendi çiftimi bulmaya çıkacağım”

kuş taraçanın kıyısından uçtu
bir ileti gibi uçtu
kuş küçüktü
kuş düşünmüyordu
kuş gazete okumuyordu
kuşun borcu yoktu
insanları tanımıyordu kuş
kuş havada
ve kırmızı tehlike ışıkları üstünde
ve habersizlik yükseklerde uçuşuyordu
ve mavi anları
delice deniyordu

kuş, ah sadece bir kuştu.
 
DAYAN KALBİM

Seni dağladılar, değil mi kalbim,
Her yanın, içi su dolu kabarcık.
Bulunmaz bu halden anlar bir ilim;
Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık.

Sensin gökten gelen oklara hedef;
Oyası ateşle işlenen gergef.
Çekme üç beş günlük dünyaya esef!
Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık!

Necip Fazıl Kısakürek
 
Kırdım mı incittin mi birilerini
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler.
Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?
Yeniden düşünmeliyim
Dostluklarımı, ilişkilerimi
Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
Borçlarımı ödedim mi?
Doğru seçtim mi soruların fiillerini?
Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,
giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
Geri verdim mi aldıklarımı:
Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları,
Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?
Yokladım mı duygularımı
Hala sevebiliyor muyum insanları?
Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma
ovmalı umutları
Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan
Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım
Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar
Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar
Gece telefonları, ıssız konuşmalar
Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler
Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey
O kadar çok anlattım ki
Kendime kaldım anlatmaktan...
Bunaldım kendisiyle boğuşmasını
Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan
Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,
Ofset duyarlılıklardan
Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum
"içtenliğin" ya da "dünya görüşünün" kirletmediği
Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum
Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları
vitrin camlarına yansıyan yüzlerde
Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar
Hala bir umut var mıdır
Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde
Ne çıkmaz sokaktayım ne de mutsuz
Sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar
Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken
Kış güneşinin mutlu ettiği bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız
Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim
senin ve benim, yani bizim için...
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri