Günün Başarı Taktikleri.. (Güncel)

  • Kullanıcı iFt
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - İş Hayatı ve Kariyer
Konu sahibi son olarak 891 gün önce görüldü
Başarı hakkında neye inanırsan onu yaşarsın!

Hepimiz başarı hakkındaki fikirlerimizin sonuçlarını hayatımızda yaşarız. Kendinizi ve hayatı nasıl tanımlarsanız, öyle yaşarsınız. Beyinin kendini gerçekleştiren kehanetler kurma gücü çok yüksektir. Dr.Davit J.Schwartz’a göre: “Bir şeyin imkansız olduğuna inanırsanız aklınız bunun neden imkansız olduğunu ispatlamak üzere çalışmaya başlar. Ama bir şeyin yapılabileceğine inandığınızda, gerçekten inandığınızda aklınız onu yapmak üzere çözüm bulmanıza yardım etmek için çalışmaya başlar” Madem düşüncelerimizin "kurbanıyız", o zaman bizi başarıya götüren düşüncelerle beynimizi beslemeliyiz.
 
Platon'a iki soru sormuşlar.

Birincisi ; "İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nedir ? "

Platon tek tek sıralamış :

- Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler...
- Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler. Ama sağlıklarını geri almak için de para öderler...
- Yarından endişe ederken bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü ne de yarını yaşarlar...
- Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler...

Sıra gelmiş ikinci soruya ; "Peki sen ne öneriyorsun?"
Bilge yine sıralamış ;

- Kimseye kendinizi "sevdirmeye" kalkmayın! Yapılması gereken tek şey, sadece kendinizi "sevilmeye" bırakmaktır...

- Önemli olan; hayatta "en çok şeye sahip olmak" değil, "en az şeye ihtiyaç duymaktır. ''
 
Yerinden kalkma zamanı gelmedi mi hala?

Uyanmak istemiyor musun?

Kendini bu kadar hırpaladığın yetmiyor mu?

Ne bekliyorsun? Artık, insanların sözleriyle, yorumlarıyla, yakıştırmalarıyla kendini anlamaya çalımaktan vazgeçme zamanın gelmedi mi? Kurban rolünü ne zaman bırakacaksın?

Kendini cezalandırmaktan sıkılmadın mı? Zihnindeki yargıça ne kadar daha dayanacaksın?

Kalk... Kalk yerinden... Aynaya bak. Sonra da gökyzüne... Sen bu kadar mısın? Sen bu musun? Sen söyle... Kendini dışardan duyduklarınla değerlendirmeyi, sürekli başkalarıyla kıyaslamayı bırak artık.

Söylediklerinin peşini bırakma. Yüreğindekileri, zihnindekileri, içinde taşıdıklarını dök... Ayağa kalk.

Kendin olmaktan utanmadan, kendini olduğun gibi sev.

Bırak bedenini izlemeyi. Bırak insanların neler söylediğini.

Olduğun gibi o kadar güzelsin ki...

Sen kendini sevemedikçe dışardakiler nasıl sevebilir, sen kendini beğenmedikçe, güzel bulmadıkça dışardakiler nasıl beğenebilir.

Sıfır bedenler senden daha mı güzel, göbeği olmayanlar senden daha mı yakışıklı.

Bırak kodları. Işığını saç etrafına.

Başkalarının sözlerinde aramana gerek yok ki kendini, tüm sözcükler yüreğinde. Sözler kalbini kırdı, sözler inançlarını yarattı.

Yık artık.

İndir duvarlarını.
 
Bir Hint Dergisinde insanların başarılı olabilmesi ve iyi bir insan özelliğini kazanabilmesi için aşağıda verilen on altın öğüde uyulması gerektiği ifade edilmektedir. Ardından da üç şey kuralı aktarılmaktadır.
1. Düşünmeye vakit ayır; Düşünce güç için kaynaktır.
2. Eğlenceye vakit ayır; Eğlence gençliğin sırrıdır.
3. Okumaya vakit ayır; Okuma bilginin pınarıdır.
4. Duaya vakit ayır; Dua, güç anla...rda direnmenin desteğidir.
5. Sevmeye vakit ayır; Sevme yaşamı tatlı kılan şeydir.
6. Anlaşmaya vakit ayır.
7. Gülmeye vakit ayır; Gülme ruhun müziğidir.
8. Vermeye vakit ayır; Verme günün aydınlığıdır.
9. İşini yapmaya vakit ayır.
10. Teşekküre vakit ayır; Teşekkür, yaşam pastasının kremasıdır.
İdare edilecek 3 şey;
Dilimiz, huyumuz, hareketlerimiz.
Sevilecek 3 şey:
Cesaret, nezaket, yardım.
Nefret edilecek 3 şey:
Kin, kibir, nankörlük.
İstenen 3 şey:
Sağlık, dostluk, huzur.
Düşünülecek 3 şey:
Hayat, ölüm, sonsuzluk
 
Hayatın Bilmecesi


- Kendi hayatımızın figüranımı olmak istersiniz yoksa başrol oyuncusu mu?
- Hayat bize bir rol mü biçiyor, yoksa biz mi hayatımıza bir değer katıyoruz? Değersizliğin de hayatımıza kattığımız bir değer olduğu gerçeğini yadsımadan.
- En çok istediğimiz şey, hayatta en çok hak ettiğimiz şey midir?
- Başımıza gelenlerin kendisi mi yoksa onlara karşı geliştirdiğimiz duygu ve düşünceler mi bizi yoran?


Oysa ne güzel tarif ediyor usta şair Behçet NECATİGİL;

Düşün... Kim üzebilir seni senden başka?
Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen?
Kim yıkar, yıpratır seni sen izin vermezsen?
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?
Her şey sende başlar, sende biter...
Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme, tükettirme içindeki yaşama sevgisini...
Hep hatırla: "Çaresizseniz, Çare "sizsiniz".
 
İnsanlık tarihinin başarı bilgi bankasından yararlanın!

Bu dünyada başarılı olmayı denemiş ilk kişi siz değilsiniz, son kişi de siz olmayacaksınız. Sizden önce milyarlarca insan başarılı olmaya çalıştı. Bazıları, başarılı olmayı başarabildi, bazıları başaramadı. Başaranlardan bazıları büyük işler başardı, bazıları orta büyüklükte, bazıları ise küçük boy işler başardı. Başarılı olmaya çalışan bu insanlar, geliştirdikleri ve kullandıkları yolları bazen anlatarak, bazen yazarak diğer insanlarla paylaştılar. Neyin işe yaradığını da neyin işe yaramadığını da anlattılar. Bunun sonucunda insanlığın bir başarı bilgi bankası oluştu. Tarihten alınacak dersler gibi, bu bilgi bankasından da alınacak çok değerli dersler vardır. Başarılı olmaya karar veren bir kişinin ilk bakması gereken kaynak, işte bu bilgi bankasıdır. Bir düşünün, başarıyla ilgili tüm bu bilgilere sahip olsaydınız, başarısız olmanız imkansızdır. Başarı hakkında bu kadar çok bilgi sahibi olduktan sonra, başarısız olmanız gerçekten çok zordur!
 
Aklınız tıkandığında yerinize kahramanınızı koyun!

Büyük bir sorunla karşı karşıyaysanız ve aklınıza yeni bir çözüm gelmiyorsa, o sorunu çözebilecek bir kişiyi sizin yerinizde düşünün. O sizin durumunuzda olsaydı ne yapardı? Kendinize bir “kanaat önderi” seçin ve onun zihnini çalıştırın. Mesela kararsız kaldığınız bir durumda “Atatürk benim yerimde olsaydı ne yapardı?” diye akıl yürütebilirsiniz. Atatürk sizin yerinizde olsaydı ne yapardı?
 
42317836076469729072420.jpg
 
Kendine birinci el oksijen ısmarla!

Beyin glikoz ile oksijeni yakıt olarak kullanır. Bol ve temiz oksijen beyin için çok önemlidir. Beynimiz ağırlık olarak vücudumuzun %2’sini oluşturduğu halde, vücuda gelen oksijenin %25’ini tüketmektedir. Oksijensiz kaldığımızda ölümü ilk gerçekleşen organ beynimizdir. Odanızın penceresini açarak kendinize bol bol “birinci el” oksijen ısmarlayın! Hayatınızı önemli oranda etkileyecek kararları açık havada yürüyerek alın. Toplantılarda bile arada bir pencereyi açın.
 
Öfkemizi nasıl kontrol etmeliyiz ?

Kendinizi öfkeli hissettiğinizde hemen tartışma içine girmeyin bir süre susun ve sakinleşmeyi bekleyin.

Kısa bir süreliğine dahi olsa bulunduğunuz ortamı değiştirmeye gayret edin bu şekilde öfkenizin etrafınıza vereceği zarardan uzaklaşmış olursunuz.

Gevşeme egzersizlerini kullanarak kendinizi rahatlamaya çalışın. Bu konuda özellikle doğru nefes teknikleri ile vücudunuzun sakinleşmesini sağlayabilirsiniz.

Bakış açınızı değiştirip sizi öfkelendiren olaylara mizahi açıdan yorumlayarak problemlere olumlu bir yaklaşım kazandırabilirsiniz.

Yine öfkeliyken bulunduğunuz pozisyonu değiştirmek yani ayaktayken oturmak öfkeliyken yapabilecekleriniz arasında yer alıyor .

Empati yapmaya çalışmak yani kendinizi muhatabınızın yerine koymak ve önyargısız bir şekilde dinlemeye çalışmak öfkenizi yenmeye yardımcı olacaktır.

Şayet tüm bu önerilere rağmen öfkenizi kontrol altına almakta güçlük çekiyorsanız mutlaka bir uzmandan yardım almalısınız.
 
Bir gün bir Kızılderili ve beyaz arkadaşı New York şehrinin merkezinde yürüyordu. O sırada öğle tatili vaktiydi ve caddeler insanlarla doluydu. Sürücüler kornalarını çalıyor, taksi şoförleri müşteri bulmak için köşelerde bağrışıyor, sirenler çalıyordu... Kısacası, şehrin gürültüsü kulağı sağır edecek derecede fazlaydı. Birden, Kızılderili durdu ve "Bir cırcır böceğinin sesini duyuyorum" dedi.
Arkadaşı "Ne? Çıldırmış olmalısın. Bu gürültüde cırcır böceğini duymanın imkanı yok" diye karşı çıktı.
"Eminim" diye ısrar etti Kızılderili. "Bir cırcır böceği duydum."
Kızılderili bir müddet dikkatle dinledi ve caddenin karşı tarafına geçip büyükçe bir çimento fabrikasına doğru yürüdü. Fabrikanın bahçesinde öbek öbek birkaç çalılık vardı. Çalılıklara baktı. Gerçekten de dalların altında küçük bir cırcır böceği vardı.
"İnanılmaz!" dedi arkadaşı. "Sende insanüstü kulaklar var galiba."
"Hayır" diye cevapladı kızılderili. "Benim kulaklarım seninkilerden farklı değil. Bütün mesele dinlediğin şeye bağlı."
"Bu mümkün değil!" dedi arkadaşı. "Ben bu gürültüde asla bir cırcır böceğini duyamam."
"Mümkün" karşılığını verdi. "Neyin senin için gerçekten önem taşıdığına bağlı bu. Dur sana göstereyim."
Elini cebine sokup birkaç madeni para çıkardı ve onları yuvarlanacak şekilde kaldırımda yere attı. Kulaklarında hâlâ kalabalık caddelerin gürültüsü yankılanırken, 8-10 metre mesafe içindeki bütün kafaların dönüp kaldırımda çınlayan paranın kendilerine ait olup olmadığına baktığını gördüler...
 
Platon'a iki soru sormuşlar.

Birincisi ; "İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nedir ? "

Platon tek tek sıralamış :

- Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler...
- Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler. Ama sağlıklarını geri almak için de para öderler...
- Yarından endişe ederken bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü ne de yarını yaşarlar...
- Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler...

Sıra gelmiş ikinci soruya ; "Peki sen ne öneriyorsun?"
Bilge yine sıralamış ;

- Kimseye kendinizi "sevdirmeye" kalkmayın! Yapılması gereken tek şey, sadece kendinizi "sevilmeye" bırakmaktır...

- Önemli olan; hayatta "en çok şeye sahip olmak" değil, "en az şeye ihtiyaç duymaktır. ''
 
Bakış açısı herşeydir...Gerektiğinden kibar ol,
Tanıdığın herkes kendi savaşını yaşamakta zaten!
Basit yaşa, Cömertçe sev,
Yürekten düşün sevdiklerini, Tatlı konuş
Hayat, fırtınanın geçmesini beklemek değildir ki!
Yağmurda dans etmesini becerebilmektir...!
 
• Hizmeti, hayatın değişmez bir parçası hâline getirin!

• İnatla savunduğunuz iddiaları yumuşatmaya çalışın!

• Kimsenin sözünü kesmeyin, cümlesini siz bitirmeyin!

• Sahip olmak istediğinizi değil, elde ettiğinizi düşünün!

• Daha fazlası daha iyidir, diye düşünmekten vazgeçin!

• Herkesin farklı olabileceğini anlayın ve saygı gösterin!

• Unutmayın ki, insan edindiği huylardan meydana gelir!

• Sevgi kapasitenizi geliştirip, hayatınızı sevgi ile doldurun!

• Gerçeği olduğu gibi kabul edin, çünkü hayat âdil değildir!

• Olumlu ve olumsuz düşünce kartopunun çığ gibi büyüyeceğini
unutmayın..!

•Dinlediğin her şeye inanma, sahip olduğun her şeyi harcama ve istediğin kadar uyuma.

•'Seni seviyorum' dediğinde, cidden söyle.

• Üzgünüm dediğinde, o kişinin gözlerinin içine bak.

• Başkalarının düşleriyle asla alay etme.

• Tutkuyla ve derinden sev.
Sonradan yara alabilirsin belki, ama hayatı komple yaşamanın tek yolu budur.

• Anlaşmazlık durumlarında, dürüst ol.

• Kimseyi kırma, hakaret etme

• Yavaş konuş, ama hızlı düşün.

• Kaybettiğinde, ders al.

• 3 'S'yi unutma: Kendine Saygı; başkalarına Saygı;
her şeyde Sorumluluk.
 
İlkelerin olacak
Seni satın alamayacaklar
Aptalların uydurduğu
atasözlerine inanmayacaksın:
"Paranın satın alamayacağı şey yoktur."
"Herkesin fiyatı vardır."
gibi sözlere kanmayacaksın.
Onurunla, kimliğinle ve
beyninle yaşayacaksın.
Üreteceksin, seveceksin,
sevileceksin, inançlarının
arkasında duracaksın,
Sevgilerin karşılıksız,
yardımların gizli olacak.
Seni attan , ottan ayıran
özelliğin farkına varacaksın.
Çünkü sen İNSANSIN.
Ve bunu yakaladığın gün,
BEMBEYAZ yaşayacaksın...!​
 
İçinizdeki tüm acıyı ve gücenmişliği bırakın. Herkesi özgürce affetmek için tamamen istekli olduğunuzu onaylayın. Yaşamınızda herhangi bir noktada size zarar vermiş olabilecek birini düşündüğünüzde onu hemen sevgiyle kutsayın Ve onu serbest bırakın.

Bu düşünceyi bırakın. Hakkınız olan birşeyi sizden kimse alamaz. Size ait olan şey Tanrısal düzende daima size geri dönecektir. Bir şey size geri dönmezse o zaman onun sizin için anlamı yoktur.

Bunu huzurla kabul edin. Gücenmişliği yok etmek son derece önemlidir. kendinize güvenin. Güvendesiniz. Gücenme eleştiri suçluluk ve korku başlarını suçlamaktan ve kendi deneyimlerimizin sorumluluğunu almamaktan kaynaklanır.
 
Geri