Ben’lerimin içindeki ben’ler. Benden dökülüp, içimde birikenler.
Anlarsın, Sly’â..
Düşüyorum, gök yüzünden bir hışımla, içimdeki boşluğa doğru dolu dolu dökülüyordum. Bu ben, olmayan ben, bana ait olmayan ben.. iki yanı kesik olan ben!
Ne çok ben’lerim varmış benim, bana yetmeyen benliğimin kaç parçaya bölündüğünü görüyorum artık.
-Bilmiyorum.
Kendimi bir şeye, bir yere ait hissetmiyorum ki,
bir şey de geçmiyor ki içimden, dolmuyor ki yakınışımın altı. Boşum, bomboş..
Yalnızlığımla dolanıyorum ortalıkta yalın, çıplak. Kızarmıyor yüzüm, kalmıyor utangaçlığım. Herkesle bir araya gelip, hiçbir şey olamadım bugüne dek. Duvarlarım mezarlıkları andırıyor, sığamıyorum dünyanıza.
İçimdeki cenazeyi kardıracak bir el yok, bir yaşam belirtisi hiç yok. Bir kabullenmişlik bile bulamıyorum, kıpırdanışlarım ana rahmine dönüyor sanki, kaçamıyorum kendimden, içimden, sizden. Havaalanına gidip rastgele bir ülkeye, rastgele bir bilet alıp, yine rastgele s*ktir olup gitmek istiyorum, gidemiyorum. Öyle bir yer yok çünkü(!) giydiremiyorum ruhumu, antik bedenlerinize, uğurluyamıyorum sonsuzluğa.
Siyaset hamaset işidir diye ortada kalmayı yeğledim.
Konuşmak aptala mâzhar olmuş dediler, suskun kaldım.
Bir ara şiirlere dadandım, üstümü örtmeye çalıştım, ne çok kâhpe ağıza düşmüşüm, ne çok üşümüşüm..
Şimdi bir anı olmak istiyorum.
Başka ülkelerin sınırlarına örülen dikenli teller, toprağa döşenen mayınlar gibi. Dokunan yaralansın içimde, ölsünler içimde. Tıpkı içimdeki öldürülen çocuk gibi.
Sonra çığlığım gümlüyor sessizliğin içinde, yokum ki ben. Ne bu dünyada, ne atmosferin aralığında, bir boşluk gibiyim.
Sırf size benzemek için giyiniyorum.
Güzel görünmeye çalışıyorum, beni sevmeyin ama dışlamayın istiyorum.
Varlığımı görmeyin fakat yokluğuma alışmayın istiyorum.
Doğrularım çok ancak yalanlarım da var, bilin istiyorum.
Ne çok şey istiyorum değil mi? Tıpkı sizler gibi.
Yadırgayamazsınız bu halimi, sizden biriyim çünkü.
Utanmayan yüzümü de görmezden gelebilirsiniz, bunu bir talep olarak da düşünebilirsiniz.
Tek mutluluğum sıradanlaşmak, bir yalan furyasına kapılmak, hiçsizlik içinde kıvranmak oldu.
İçimi açtım, deştiniz.
Sustum, içirdiniz.
İçtim, kusturdunuz.
Kustum, küfür ettiniz.
Şimdi sizin veya benim yan yana gelebilme ihtimalimiz dahi yok.
Bu da son armağanım kendime, kaçmak; her şeyden kaçmak.
Herkesten kaçmak.
Kendimden kaçmak.
Kendim demekten korkmak...