Geceye Bir Şiir Bırak

  • Kullanıcı Dem
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Edebiyat Kulübü
Konu sahibi son olarak 23 gün önce görüldü
Beş Parmak Dağında Endymion

Uyuyordum doruğunda dağın. Ve güzeldi
yılların yıprattığı yıktığı gövdem.
Yukarda, elen ormanında, yavaşlatıyordu
Kentaur dörtnal koşusunu
gözetlemek için uykumu. Hoşlanıyordum
düş görmek için uyumaktan ve o öteki,
bellekten kurtulan arındırıcı düşe kavuşmak için
yeryüzünü yaşamanın yükünden kurtaran
düşe kavuşmak için uyumaktan.
Tanrıça Diane, o aynı zamanda ay olan,
görüyordu uyuduğumu dağın üzerinde.
İndi, yavaşça, kollarıma.
Altın ve aşk, yanan gecede!
Sıkıyordum ölümlü gözkapaklarımı.
Görmek istemiyordum, balçık dudaklarımın
kutsallığına saygısız davrandığı yüzü.
İçime çektim ayın kokusunu
ve adımı ünledi ölümsüz sesi.
Kavuşan arık yanaklar!
Aşkın ve gecenin ırmakları!
İnsan buseleri ve gerilimi yayın!
Bilmiyorum ne kadar sürdü mutluluğum.
Öyle şeyler vardır ki ne salkım
ölçebilir ne çiçek ne de narin kar.
Herkes kaçtı benden. Korkutuyordu herkesi
ayın gönül verip sevdiği erkek.
Yıllar geçti. Çılgına çeviriyor beni,
bir korku, uyandığım zaman. Düşünüyorum,
gerçek miydi, bir düş müydü yoksa
dağın doruğunda yaşadığım o altın çalkantı.
Boş yere tekrarlıyorum kendi kendime
geçmişin anısı ve düş, tek ve aynı şeydir diye.
Yalnızlığım dolaşıyor yavan yollarında
yeryüzünün; ama ben, arıyorum,
hep arıyorum, eskil gecesinde tanrıların,
o duygusuz ayı, kızını Zeus'ün




Jorge Luis Borges
 
Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikayet ölümden olsun.

Cahit Sıtkı Tarancı
 
Başka Birisi Nasıl sevilir Bilmiyorum Ben

Hangi şehre gidilir yalnız başına,
Hangi şarkı dinlenir senle olmayınca.
Kimle çay içilir ?
En güzel sözlerin altı kim için çizilir
Kimin kokusu saklanır…
Hangi hayal hediye edilir,
Hangi gözle bakılır o çiçek yaprağı kirpiklerine
Nasıl anlatılır gülüşünün sesi
Adının güzelliğine hangi alfabe de rastlanır
Senin bakışın hangi şiire benzer
Kime dokunur, sarılır, uyur bu kalp
Hangi insanda rastlanır sana…
Gel de anlat …
Senden başkası nasıl sevilir ?
Bilmiyorum ben …
 
Yalnızlığımda çoğalıp, kalabalıkta eksiliyorum.
Ve öylesine kalabalık ki yalnızlığım;
Ne yana dönsem sana çarpıyorum.


William Shakespeare
 
Külden bir ağzım vardı mermilerden önce
çanların saçlarıma değdiği yerde ulurdu
Mori, bakırcı çarşısı, incitepe
ağzımın üniformasına sokulurdu.

Bir çocuğun ağrıyan gülüşü vardı mermilerden önce
Onu gizlice öperdim.
Onu sürüngen yumurtaları ve mezarlarla
birbirine açılan karanlık mağaralarla öperdim.
Öyle sessiz, öyle gelişmeyen bir yangına
bir insan kıvranışını bırakırmış gibi
bir acı saplanırmış gibi sol böğrüme
ellerime Mori’yi eklerdim.
Ağzım ağızla doluydu mermilerden önce.

Mori vardı
usunu bir seccade gibi kullanan yaşamakta
Mori’nin köpekleri vardı her şeyden önce
her akşam adını yıkardı mahalle çeşmesinde
ayaklarını yıkardı, tertemiz tanrılar çıkarırdı ortaya.
Nasıl ki doğuran ve öldüren
köpekler gezinir herkesin şapkasında
ki herkesin şapkası mermilerden öncedir,
– Elma dersem çıkma.

İsmet Özel
 
Ne güzel şey hatırlamak seni...
Bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
Ve saçlarında vakur yumuşaklığı
Canımın içi İstanbul toprağının...

Nazım Hikmet
 
"De gülüm! De ki: Ela bir günde geleceğim
İstanbul darmadağın olacak, saçlarım
Darmadağın. Hepsi, darmadağın!
Üzülme gülüm! Toparlanacağız, birlikte,
Ayağa da kalkacağız, yürüyeceğiz de gülüm
Hem de çelikten toprağını dele dele hayatın!..

Küçük İskender
Rahmetle aniyoruz
 
Yılmaz Erdoğan / Yeni Bir Sayfada Sana Bakmak



her şey yapılabilir
bir beyaz kağıtla
uçak örneğin uçurtma mesela
altına konulabilir
bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
sallanan bir masanın
veya şiir yazılabilir
süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine.

bir beyaz kağıda
her şey yazılabilir
senin dışında
güzelliğine benzetme bulmak zor
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
her şeyden
bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
belki tabiattadır çaresi
senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve benim
bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
anlarım bitkiden filan
ama anlatamam
toprağın güneşle konuşmasını
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

sen bana ışık ver yeter
bende filiz çok
köklerim içimde gizlidir
gelen giden açan soran bere budak yok
bir şiir istersin
“içinde benzetmeler olan”
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok

uzun bir yoldan gelen
tedariksiz katıksız bir yolcuyum
yaralı yarasız sevdalardan geçtim
koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
her şeyi anlattım
olan olmayan acıtan sancıtan
bilsem ki sana varmak içindi
bütün mola sancıları
bütün stabilize arkadaşlıklar
daha hızlı koşardım
severadım gelirdim
gözlerinin mercan maviliğine

sana bakmak
suya bakmaktır
sana bakmak
bir mucizeyi anlamaktır

sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem
yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor
çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
bahçıvanlar değil tüccarlardır
sen öyle göz
sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
sen teninde cennet kayganlığı iken
sana şiir yazmak ahmaklıktır

bir tek söz kalır
dişlerimin arasından
ben sana gülüm derim
gülün ömrü uzamaya başlar

verdiğim bütün sözler
sende kalsın isterim
ben sana gülüm derim
gül sana benzediği için ölümsüz
yazdığım bütün şiirler
sana başlayan bir kitap için önsöz

sana bakmak
bir beyaz kağıda bakmaktır
her şey olmaya hazır
sana bakmak
suya bakmaktır
gördüğün suretten utanmak
sana bakmak
bütün rastlantıları reddedip
bir mucizeyi anlamaktır
sana bakmak
Allah’a inanmaktır

Yılmaz Erdoğan


https://www.youtube.com/watch?v=huGuzi28d3w
 
Okuduğu her şiirle beni bambaşka diyarlara götüren bir isim...
Hem şiirlerindeki derinlik hem de ses tonu tek kelime ile mükemmel ve bir insanın sesi, şiir okumaya ancak bu kadar uygun düşebilir.
 
Bu sabah mutluluğa aç pencereni,
Bir güzel arın dünkü kederinden,
Bahar geldi, bahar geldi güneşin doğduğu yerden,
Çocuğum uzat ellerini.
Dinle nasıl telaş telaş çarpıyor
Toprak ananın kalbi,
Şöyle yanıbaşıma çimenlere uzan,
Kulak ver gümbürtüsüne dünyanın,
Bahar geldi güneşin doğduğu yerden..
 
kim demiş haram nedir bilmez hayyam
ben haramı helali karıştırmam
seninle içilen şarap helaldir,
sensiz içtiğimiz su bile haram.
–Ömer Hayyam
 
Ay ışığı pencereden girende,
Senden yana hayâl kurmak ne güzel.
Ya bir otobüste, ya bir trende,
Gurbet ilden sana varmak ne güzel.

Aşkın mayasını senden alıp da,
Şekillendim sevda denen kalıpta.
Evinizin kapısını çalıp da,
İlk çıkandan seni sormak ne güzel.

Umudu yoksula bol verir Hudâ;
Bin tohuma can var bir damla suda.
Gerek uyanık ol, gerek uykuda,
Benden bakıp seni görmek ne güzel.

Kurumadan daha yolculuk teri,
”Gel” diye yanına çağırsan beni;
Bırakıp bir yana gamı, kederi,
Doya doya seni sarmak ne güzel.

Aşk deyince anlattığı her şeydir;
Öldürdükçe tadı gelen bir şeydir..
Azraile can vermesi zor şeydir;
Sen istersen sana vermek ne güzel.

Abdurrahim Karakoç - Hayal ve Gerçek

BONUS:

https://www.youtube.com/watch?v=TAVWwRBXgFw
 
Teninden çiçekler sarkmış evlerin balkonlarına ve yüzünden de biraz huzur gökyüzüne.
Saksılarda binbir gece masallarının cümbüşlüğü var.
Büyülü şarkılar yeşeriyor dal dal.
Ve tabiat sana uyanıyor uykusundan hafifçe.
Bakışlarında yüreğim kanat açıyor maviye derince.
Göğünün dibinde neşeli, haylaz ilham perileri tatlı bir telaş içinde.
Daha çok şiirler yazdıracaksın bana kabul.
Ama ne zaman nefesin rüzgar olacak uçurtmama?
Gülümse, bir parça cennet düşsün bu mevsim payıma.
Yüzünün özgürlük ülkesi olduğunu kim fısıldadı kuşlara?
Sanıyordum ki bu şerefe bir ben nail olmuşum.
Bir ben deli deli uçuşmuşum.
Peki bir çocuğun yarına dair umutlarını kim tutuşturmuş ellerine?
Ben sana uzanırken inançlı yarınlarla pişti olmuşum.
Bu yaşıma gelene dek yaşamla ölümüne vuruşmuşum.
Aşk ile, emek ile büyüttüm uzun kışlardan beridir bugünü.
Bağrımın yanan kısmından yaktım ben sana bir Nevruz ateşini.
Parmak boğumlarında bir yemin, yarınlara senle çıkmak adına
Hadi sevin, hadi kenetlen, hadi inan.
Ey mevsimi hep bahar olan sevdiğim!
Cemre cemre düş üstüme tüm renklerimle yalnızca seninim.
 
Düşersen bağımsızlıgını ilan eder dostların
Görüş günlerin yasaklanır,gelenin gidenin olmaz
Bayram eder düşmanların
Düşme..
Düşünce bütün düşüncelerin değişir hayata dair…
Dostluk arkadaşlık aşk yeniden şekillenir beyninde düşme..

Hayatın ve dostların vefasızlığını görünce
Yaralanır duyguların en derinden
Düşme..

Düştün mü ilk once guvendiklerin vurur sırtından
kimse bakmaz yüzüne işe yaramaz adam olursun
Bir bir uzaklaşır dostların senden
tutacak dal bulamaz yorulursun düşme..
Düştün mü isyan edersin yaşadığın hayata
gözyaşlarını dökersin her gece yastığa
Yılanın ne kadar masum, kurtun suçsuz
Çakalın çakal olmadığını anlarsın iki yüzlü insanları görünce
Düşme…



Düşme.
Düşünce sahili olmayan koca bir deniz olur dünya
Sığınacak bir liman bulamaz kaybolursun
İki yüzlü düzenbazlar hüküm sürerken
Sen kederinden kahrolursun
Düşme..

Düştüm mü .. Baş ucunda bir tek anan olur
Gerisi yalan olur
İmdat demeye engel olur gururun düşme.
Kalıbı beş para etmez adamın soyledigi sözler yaralanır olur
Düşme

Düşersen maziye dalar gider gözlerin
Yazılmamış hikaye olursun
Düğümlenir boğazında kelimeler kederinden kahrolursun düşme..
Haddinide hesabınıda bileceksin bugunlerde
Yoksa farkın kalmaz bu yolda gelip gidenlerden
Seni üzenleri hayatından sileceksin gerekirse
Düşme..

En iyisimi bir kurşun sık hayatının orta yerine
Barut izleri kalsın ellerinde
Ama Sakın düşme..

Düşenin dünyada dostu yok imiş.

https://youtu.be/CrAIwfXOHCs
 
Mavi bir gökyüzü istiyorum
Ama en sahicisinden
Mesela,
Bir sigara üflemeliyim ciğerlerimin en derininden
Sonra da biraz bir uyku uyumaliyim
Akdeniz'e uçmalı düşlerim
Biraz poyraz
Biraz karayel hepsinden karışık olsun işte
Başımda serin bir ocak ayı esmeli
Ama en aşığından
Mesela,
Bir şiir yazmalıyım en sinsi olanından
Sonrada tarçın kokusuna yatmalı burun deliklerim
Lacivert yağmura teslim etmeliyim göz halkalarımı
Biraz öfke
Biraz çıplak sözler hepsinden karışık olsun işte
Mavi bir gökyüzü istiyorum
 
Bu kadar hüznü,ne zaman doldurdun gözlerine,
Mülteci bir yaş gibi dökülüyor deniz,kirpiklerinden...
 
…gökten,
kanadı kırık bir güvercin düştü.
Yuvarlandı, yuvarlandı,
ceketimin iç cebinde katlandı.
Küçüldü, küçüldü,
astarım yettiğince, yuvalandı.
Dışım susuyor,
cebimden içeri alabildiğine bahar.
Korkuyorum,
bir gün gelir,
kırık kanat düzelir,
yen benim içimde kalır.
Midemde kelebekler uçmuyor,
cebimde kuş besliyorum.
Bir gün,
başıma bir aşk hali çalınır da,
mideme kelebekler gelir.
Güvercin, katlandığı yerden çıkar,
kıt kanaat beslediğim bir mutluğa,
mani olur.
İçime sığınsam güvercin,
dışıma savrulsam sen varsın.
Bir de yavruları oldu,
bir görsen…
Ben artık yuva kurmak istiyorum,
siz yuvanızı bozun denir mi?
Belki,
sadece şarkılara inat olsun diye,
içimde yaşayan biri var.
Göç mevsimi gelmeden,
sevemiyorum.


Yunus KÜÇÜKKARACA
 
Geri