Geceye Bir Şiir Bırak

  • Kullanıcı Dem
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Edebiyat Kulübü
Konu sahibi son olarak 23 gün önce görüldü
Birbirimize türkü söyliyah,mızıldiyah
El ele tarlalarda bostanlarda gezah
 
Göğsümüzden nefesimizi çalıyorlar a canım
Göğümüzden güneşi
Üstümüze yağdırıyorlar
Prometheus'dan çaldıkları ateşi
Toprağın, suyun, ağacın
Ve cümle mahlukatın
Ahını alıyorlar a canım!
İflah olmazlar.
...............
 
Milyon Kere Ayten

Ben bir Ayten’dir tutturmuşum oh ne iyi
Ayten’li içkiler içip sarhoş oluyorum ne güzel
Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin
Biraz Ayten sürüyorum güzelleşiyor
Şarkılar söylüyorum
Şiirler yazıyorum Ayten üstüne
Saatim her zaman Ayten’e beş var
Ya da Ayten’i beş geçiyor
Ne yana baksam gördüğüm o
Gözümü yumsam aklımdan Ayten geçiyor

Bana sorarsanız mevsimlerden Aytendeyiz
Günlerden Aytenertesidir
Odur gün gün beni yaşatan
Onun kokusu sarmıştır sokakları
Onun gözleridir şafakta gördüğüm
Akşam kızıllığında onun dudakları

Başka kadını övmeyin yanımda gücenirim
Ayten’i övecekseniz ne ala, oturabilirsiniz
Bir kadeh de sizinle içeriz Ayten’li
İki laf ederiz
Onu siz de seversiniz benim gibi
Ama yağma yok Ayten’i size bırakmam
Alın tek kat elbisemi size vereyim
Cebimde bir on liram var
Onu da alın gerekirse
Ben Ayten’i düşünürüm, üşümem
Üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar
Parasızlık da bir şey mi
Ölüm bile kötü değil
Aytensizlik kadar

Ona uğramayan gemiler batsın
Ondan geçmeyen trenler devrilsin
Onu sevmeyen yürek taş kesilsin
Kapansın onu görmeyen gözler
Onu övmeyen diller kurusun
İki kere iki dört elde var Ayten
Bundan böyle dünyada
Aşkın adı Ayten olsun

Şair: Ümit Yaşar Oğuzcan

 
  • Beğen
Tepkiler: Set
Gün olur, alır başımı giderim,
Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda
Şu ada senin, bu ada benim,
Yelkovan kuşlarının peşi sıra.
Dünyalar vardır, düşünemezsiniz;
Çiçekler gürültüyle açar;
Gürültüyle çıkar duman topraktan.

Hele martılar,
Her bir tüyünde ayrı bir telaş!

Gün olur, başıma kadar mavi;
Gün olur, başıma kadar güneş;
Gün olur, deli gibi...
orhanvelikanık
 
Sustum

Gam yükü yüklüdür
Sevda sözleri söylenmez
Beklerken son baharı
Bahanesizce sebepsizce sustum
Gördüm ihanet ile seveni
Duydum kahkalar atıp yeminler edeni

Tanıdım aşkın zikirinde
Fakir gönülleri zengin olanları
Baktım insan yüzlerine
Farklı olan ise
Yaşadıkları hayatlar

Sustum zalimlere inat
Böyleydim ben
Değer verip kaybeden
Sevip kırılan
İşçi yorgunluğumla
Bir bardak çay sohbetin de

Dost sözünde doğruları duyan
Yazarım yüreğimin sözlerini
İstemem yalan dünyanın
Ne malını nede tahtını
Sustum öylesine

Uzağım kirlenmiş olan her şeyden
Masum çocuklara hediye ettim
Sevdaları Allah'a emanet ettim
Kendimi
Sustum sevdiğini zannedip
Aşkı bilmeyenlere

Sustum en iyisi benim diyip
Kendini övenlere
Gülüp geçtim
Benden başkası yoktur diyenlere
Susup dinledim kuşların sesini
Dertleştiğim deniz maviside
Sustum sonsuzluğa
Mutluluğa giden bu yolda
Helal ettim hakkımı beni kıranlara.

(Allah'ın işine karisilmaz)
 
Son düzenleme:
Sustum

Gam yükü yüklüdür
Sevda sözleri söylenmez
Beklerken son baharı
Bahane sizce sebepsizce sustum
Gördüm ihanet ile seveni
Duydum kahkalar atıp yeminler edeni

Tanıdım aşkın zikirinde
Fakir gönülleri zengin olanları
Baktım insan yüzlerine
Farklı olan ise
Yaşadıkları hayatlar

Sustum zalimlere inat
Böyleydim ben
Değer verip kaybeden
Sevip kırılan
İşçi yorgunluğumla
Bir bardak çay sohbetin de

Dost sözünde doğruları duyan
Yazarım yüreğimin sözlerini
İstemem yalan dünyanın
Ne malını nede tahtını
Sustum öylesine

Uzağım kirlenmiş olan her şeyden
Masum çocuklara hediye ettim
Sevdaları Allah'a emanet ettim
Kendimi
Sustum sevdiğini zannedip
Aşkı bilmeyenlere

Sustum en iyisi benim diyip
Kendini övenlere
Gülüp geçtim
Benden başkası yoktur diyenlere
Susup dinledim kuşların sesini
Dertleştiğim deniz maviside
Sustum sonsuzluğa
Mutluluğa giden bu yolda
Helal ettim hakkımı beni kıranlara.

(Allah'ın işine karisilmaz)

Bazen helal etmemek gerekir. En azından bir süreliğine etmemek gerekir ki, kangren olmuş uzvun kesildikten sonra yokluğuna dayanabilelim.
 
Kapıları çalan benim.
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem,
göze görünmez ölüler.

Hiroşima'da öleli,
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.

Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.

Benim sizden kendim için,
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kâğıt gibi yanan çocuk.

Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin,
şeker de yiyebilsinler.

Nazım Hikmet Ran
 
Sus
Ben de biliyorum
Birazdan gündüzü asacaklar
Sıska bir akşamın boynuna
Önce güneş kıracak direncini / sonra ışıkları
Şahları da vuracaklar kralları ve padişahları
Ve seni benden alacaklar karanlığın zebanileri
Sonra
Sesimi boğacaklar avazımın son perdesinde
Pamuk tarlasında
Bir işçinin yaslı terinde
Şarkısının en içli yerinde
Bak şimdi
Kimseye söyleme
Aramızda
Gözünü seveyim
Yarın var ya / sabah olacak olan
Güneş yine doğacak
Sus
Sen de biliyorsun
Bir mutluluk saracak yolları
Biraz heyecan ve aşk yeniden
Ve sevginin en koyu rengi illa
Dayanalım bir metre daha
Ya da bir gram fazla
Yanaklar göz çeşmesi
Belki bir litre fazla
Ölümden öte bir yol vardır elbet
Seversek örselenmiş gecelerin rengini
 
Cem Karaca’nin Baris Manco’ya yazdigi siir ;

BARIŞ’A ŞİİR
Canım gitti canım
Canımı bilir misiniz
Gözümün ağladığı, kan.
O benim can içre can,
dostumdu.

Ay canım Barış
Ak saçlı dostum benim
O dağlar hangi dağlar ki
De ben de gidem…
Sana senin dağlarından çiçekler derliyem…

Ay Barış, Güneş Barış
Ak saçlı dostum benim.
İçim kan ağlıyor…
Bir yanımı kopardılar,
Adı sen…

Ay Barış canım Barış
Ak Saçlı dostum benim
Sen orda şimdilik bir gurbettesin
Ben burda hazin bir hasretteyim…
 
bak
işte burası mezapotamya nüpelda !
burda
sevdalar kaçağa düşmüş, çocuk sesini kurşun sesleri bölmüş,
bekleyişler hasretleri doğurmuş ana kucağına !
çaresizlik
kimsessizlik ağıt olmuş kurumuş dudaklara,
bak
işte nüpelda bura mezopotamya !
yıkımların
ölümlerin katliamların meşruh kılındığı esmer tenli coğrafya .
doruklarında kan süzülen mor dağların ana yurdu,
evladını kara toprağa damat gönderen gözü yaşlı
anaların vatanı,
bak
işte nüpelda burası mezopotamya ! bura mezopotamya..

Agit Kalemkeş Altintaş
 
Eski bir kadınım ben
Siyah-beyaz fotoğrafları
45'lik plakları özlüyorum
Yine bir gül nihal alıyor gönlümü
Eteklerim uçuşarak vals yapıyorum
Beyoğlu'nda gezerken Pera'yı düşlüyorum
Yelpaze ile serinlemek
Naif birkaç sözcükle ısınmak istiyorum
Yüzüne bakmaya utandığım
Elimi tutmaya kıyamayan
Aşklar hayal ediyorum
Eski bir kadınım ben
İnce bir dantel gibi işlemeden hayatı
Ölmek istemiyorum.!

Birhan Eroğlu
 
Bu devirde herkes hep ben der
Kimi gönülden kalender
Yaşam dediğin böyle işte
Altını şer incisi ker

-Can Yücel
 
Düz kadınım ben
Aklım başıma yar değil
Öyle boyalı laflar etmeyi de
Beceremem.
Bir seni bilirim
Bir de yüzünde dökülen
Kederli izleri.
Gözlerinin mapushanesinde
Geceye bir ay
İçime bir ateş düşer
Sonra yüreğim memlekete
Memleketim gözlerine düşer
Düşer de ben ölürüm.
Anonim
 
Son düzenleme:
Kırmızı bir kuştur soluğum
Kumral göklerinde saçlarının
Seni kucağıma alıyorum
Tarifsiz uzuyor bacakların
Kırmızı bir at oluyor soluğum
Yüzünün yanmasından anlıyorum
Yoksuluz gecelerimiz çok kısa
Dört nala sevişmek lazım

Cemal Süreya
 
Bir daha mı geleceksin dünyaya,
yaşamana bak Malayani dedi;
güldüm,
sanki iki kez gidecekmişim gibi
Huzuru Divana.

Neye göre dedi,
iyi ve kötü insan?
Dedim kalbine göre.
Nasıl bir kalptir o diye sordu,
içinde dünya değil,
aşk olan bir kalp dedim.

Amma softaymışsın dedi,
eğilip kulağına Huuuu dedim;
güzel kız Huuuu,
tek gerçek aşk bu...

Bu kez o gülümsedi,
bir elinde sigarası, diğerinde şarabı
gözlerimin içine baktı;
tuhaf adamsın dedi,
sevdim seni Malayani.

Malayani Adam
 
Şemsiye yapımcıları
ıslanmaktan
tek kişiyi koruyacak genişlikte
kesince kumaşları
yağmur değil
yalnızlıktır yağan

Daha da hüzünlendirir her gece
kentin sokaklarını
bekçinin nefesiyle
düdüğün içinde dönen
nohut taneciğinin
yalnızlığı

Ne çok sevinirim bilseniz
bir yılan
mezarıma girerde
göğüs kafesimin kemikleri içinde
kış uykusuna
yatarsa

Sunay Akın
 
Geri