Aradan nasıl bu kadar zaman geçti anlayamadım lakin bu sabah kendimi kardeşimin veli toplantısında veli olarak buldum. Gregor Samsa mı oldum acaba ben de bir anda? Bütün bunlar hayal miydi?
İnsan bir tuhaf hissediyor kendisini. Sanki bütün şeyler yerli yerinde ve her şey sabit kalmış da değişen sadece benmişim gibi çevremi tanımaya çalışıyorum. Sanki 40 yaşına gelmişim de bir tek kafamın ortasındaki saçların dökülüp kafamın iyice açılması, göbeğimin ortaya çıkması eksik kalmış gibi...
İnsanoğlu olarak en önemli yeteneklerimizden biri de bulunduğumuz ortama adaptasyon sağlayabiliyor olmamız. Ben de bu doğrultuda adaptasyonu sağlayabilmek adına, okulun bahçesinden okula girerken “öğrenci velisi yürüyüşü” yaptım. Karşıdan gelen eli tespihli, bıyıklı, şuayip kılıklı abiyi örnek aldım. Daha dik yürüdüm, kafamı iyice yukarı kaldırdım. Sesimi kalınlaştırarak “ofodorsonoz 10-F sonofo norodo ocobo” diye sordum önce. Böyle bir kalıptan “içiridi, üst kitti” gibi ipincecik bir ses çıkınca bir hayli hayal kırıklığı yaşadım doğrusunu isterseniz. Vazgeçtim veli modundan. Direkt merdivenlerden yukarı çıktım.
Whatsapp’dan gideceğim öğretmenlerin listesini kontrol ettim. Bir iki öğretmen ile görüştükten sonra fizik öğretmenine denk geldim. Yeni atanmış ve bir hayli güzel bir kadındı. Bunun üzerine ben de fizik dersine hayatın her alanında verdiğim önemden, toplumsal olarak ilerlemenin ve örnek nesiller oluşturmanın fizik dersini öğrenmekten geçtiğinden söz ettim. Yanımda diğer veliler de beni dinliyordu. Öğretmen hanım beni onaylarcasına güldü. Gülüştük. Diğer bir veli araya girince konuşmam yarım kaldı ve o ara İngilizce öğretmenine denk geldim. Ve ben de yine aynı şekilde; bu zamanda yabancı dil bilmenin çok gerekli olduğunu, öğrencilerin sadece mezun olmakla, bir üniversite bilmekle bir yere varamayacağını, yabancı dile dair ayrı bir hassasiyetimin olduğunu, benim de yabancı dil bildiğimi(Arapça biliyorum ama Arapça demedim. Yabancı dil biliyorum dedim) söz ettim. Ama çok uzatmamalıydım zira tekrar fiziğe dönmeliydim. Çünkü fizik öğretmeni ingilizce öğretmenine oranla daha alımlı daha coşkun bir insan evladıydı. Kardeşimin İngilizcesinin iyi olduğunu öğrenip fizik öğretmenimizin yanına gittim. Kendimin aynı zamanda mühendis olduğunu, kardeşimin fizik derslerinde yardımcı olabilmek adına kendimin de konu üzerinde hassasiyet ile duracağımdan söz ettim. Bazı konuların aklımda olduğunu, moment, momentum, yatay ve düşey atışlar gibi bir çok konuya bir göz atmamla ben de bir şeyler öğretebilirim dedim. Pek sevdi bu tutumumu. Tekrar gülümsedi. Ardından başka veliler gelince öğrencimize dair sohbetimiz orada sona erdi ve vedalaştık.
Eve gittim. Kız kardeşimi çağırdım. Getir bakiyim şu fizik kitabını dedim. İşaret ve baş parmağımı çeneme alıp 1-2 dakika göz gezdirdim. Ardından kitabı kenara aldım ve kardeşime “bak kardeşim, güzel yerlere gelmen için değil sadece, düşünce yapını da ilerletmen için fizik öğrenmen çok önemli. Bunu mühendislik yaşamımın en önemli anahtar kelimesi yahut manifestosu olarak görebilirsin” dedim. O da farkındaymış neyseki ve istediği mesleğe ulaşmasının yollarından birinin o dersi öğrenmek olduğunu kendisi söyledi. Sınav sonrası durumunu sormaya geleceğim dedim. İyi alırsa harçlığına %50 zam vaadettim. Hoşuna gitti. Sınavlara bir ay varmış. Bakalım o zaman . :nopsrn: