EyLüL' ce

Konu sahibi son olarak 1895 gün önce görüldü
“ Aşk nasıl akar bir yürekten diğer bir yüreğe? Belki bir şarkıyla, belki bir şiirle gelir. Belki de bir yıldız olarak düşer avucunuza, dilek tuttuğunuz bir gecede... Uzak bir kentte bir yürek şiirler yazar adınıza... Her dizede onu bulursunuz, her dizede kendinizi... 160 karaktere sığdırmaya çalışırsınız içinizden taşan her duyguyu... Sığdıramazsınız... Sonra beceremeseniz de şiir yazmayı onun kadar güzel, bir şiir dökülür kaleminizden...

Sesini hiç duymadığım,
Hiç dokunmadığım ellerine,
Bir şaire vurgunum şimdi.
Ben hiç oldum, o herşey!
Yaşadığı kentte,
Bir gece olsun uyumadım,
Gezmedim sokaklarında,
Duymadım o kentin gürültüsünü
Ve koklamadım denizinin kokusunu...
Ben onun avucundaki yıldız oldum,
O benim içimde ümit..
İşte bu yüzden;
Aşkın adı ümittir artık, ümidin adı aşk! ”

Adamsa bir hikaye yazdı ve anlattı bir aşkın başlangıcını... Sordu: “ Bir ümit üzerine aşk yazılabilir mi? ” diye. Kimi onaylayarak ümit üzerine aşk yazılır dedi, kimi vazgeç dedi aşkın aleviyle kırmızıya dönmekten... Bir başkası bu hikayenin sonu sadece hüsran diyerek ümitleri kırdı ve bir dost destek verdi, kadın ve adamın mutluluğuna katılarak... Sonu ne olur? Ne kadın biliyor, ne adam, ne de diğerleri... Tek bilen var sonunun ne olacağını, gözle görülmeyen varlığı en derinde hissedilen tek bilen...

 
Bugünde Dün Olduğu Gibi, Yarında Olacağı Gibi
Aklımdasın, Saklımdasın..! Yüreğimin En Derin Yerindesin
Buram Buram Hasret Kokuyor Her Bir Yanım
Özlemin Ağır Geliyor Bedenime
Canımı Yakıyor Nicedir..!
Seni Çok Özlüyorum..
Sen Hiç Sevdin Mi..?
Asla Senin Olmayacak Birini..?

Sen Hiç Görmediğin Birinin Gözlerini
Hergün Her Saat Anımsadınmı..?
Hiç Tutamadığın Elleri Aradın Mı..?
Hiç Koklayamadığın Tenin Kokusunu
Bu Kadar Yürekten Hissettin Mi..?
Hep O Kokuyu Birgün İçine Çekeceğini
Hayal Ettin Mi..?
Bütün İmkansızlıklar İçinde Umut Edebildin Mi..?
Sen Hiç Sevdin Mi Asla Senin Olmayacak Birini..?
Tüm Yüreğinle İstedinmi Asla Olmayacağını Bile Bile...!


 
1240172_414827875296195_1070086762_n.jpg
 
Sessizce sevdim seni. Sen bilmeden farketmeden hissettirmeden. Bunun acısını yaşamayı ve içime gömmeyi göze alarak. Yanarak aşkın geçtiği yollarda dirhem dirhem. Kirpiklerine kurarak idam sehpamı vazgeçmeden hesap yapmadan sevdim seni. Bilsen ve kabullenmesende severdim. Önemli olan gizlice olandı..Huzursuz etmeden… Ruhunu okşayarak sen bilmeden.
Başka kalplerde uyandığın sabahlarda kendimi kapatarak dört duvarların arasına sızlayarak yğreğim bir umut … bir umut dedim bekledim.. Susmanın ne zor olduğunu seni severken keşfettim. Gözlerine düşüp ıssız koylarda susuz kaldığımda öğrendim aşkı.
Senin haberin olmadan sevdim seni sana sormak aklıma bile gelmedi!

 
Sen;
“Seni seviyorum” diyemezsin
Biliyorum bunu söylemeye
Cesaret edemezsin! ..

Kulaklarımla duyacağım
“Sözlerin” yok! .. Anladım
Yüreğimle duyacağım
“Gözlerinle söyle hiç olmazsa”
Sana inanacağım! ...

Sen;
“Seni seviyorum” diyemezsin
Niye? Sevgini veremeyecek kadar cimri misin?
Dillendirmeyecek kadar gururlu mu? ..
Hangisi doğru bilmem….
Ama ben;
Seni sevdiğim için “ özür dilemem”

Ne sen istedin diye vazgeçerim “sevmekten”
Ne de sana “Seni seviyorum” demekten! ..
Sen söyleyemediğin için
Ben iki defa söylüyorum;
Bir benim bir senin için! ...
Sen;
“Seni seviyorum” diyemezsin
Bunu söylemek “yürek” ister
Öyle kocaman ki bende ki yürek
İkimize de yeter! ...
Ha! .. Bir de kırmasan beni iki de bir diyorum
Kırman ateşten közden de beter! ..

“Hassasiyetim” yapımdan ziyade “sevgimden”
Öyle her vuruşta sarsılacak değilim
Değilim de! .... Kurşun sıkıyorsun kafama kafama
“SEVİYORUM” dedim ya! ..
Bu kadar da vurma! ...

Sen;
“Seni seviyorum” diyemezsin
Seversin hissedersin ama söyleyemezsin
Bir kez denesen bir kez söylesen
Ne kaybedersin? !
Hâlbuki “Aşk ne kadar yakışıyorsa sana”
Sen de aşk-a yakışacak kadar güzelsin! ..

Sen;
“Seni seviyorum” diyemezsin
Oysa ”seni özlediğim kadar özledim” o cümleyi
Ve “seni nasıl özledim” bilemezsin
Dedim ya canım;
Ben öyle sevdim ki seni
Seni “sen bile” bu kadar sevemezsin! ..
Diyemezsin” dedim ya helal et hakkını
Günahını almış olmayayım! ..
Hani olur ya;
Bir zaman bir gün bir an
Olurda” dökülüverir dudaklarından”

Sen;
“SENİ SEVİYORUM” dediğinde
Bahar gelecek ansızın mevsim kış bile olsa
Yediveren misali tomurcuk açacak kâinat
Sen;
“SENİ SEVİYORUM” dediğinde
Ben yeniden doğacağım “Tüm ölümlülere inat! .”

Ama sen;
“Seni seviyorum” diyemezsin...
 
Hiçbir fazlalık istemiyorum üzerinde!

Ve hatta çıplak ol!

Ben aksesuarın olmadığı resimleri severim.

Düz renklerden hoşlanırım.

Bakışların asla aynada hazırlanmış olmamalı

daha önceden bu fotoğrafa.

Poz verme sakın bana.

Elini, kolunu, bacağını öyle garip garip şekillere sokma.

Hayatta bir duruşun olmalı.

Olmalı, vardır mutlaka.

Öyle dur!

Eğri ya da dik.

Ama kendin gibi.

Her zaman nasıl bakıyorsan öyle bak.

Bırak kendini bana.

Sana 'bana bak' dediğimde de

-ki neler demek istiyorum aslında sana-

'bana bak.'
 
kapagzleriniiqg0ri9.png


Ayriliklar her zaman aci verir.


Kimi zaman gitmesini bileceksin arkana bakmadan,


Kimi zamanda onu sevdigini söyleyeceksin,



.....GEC KALMADAN.....
 
Cemal Sureyya'nin dedigi gibi olsun istiyorum. "Asklarda bakim ister" diyen Cemal Sureyya gibi yasamak istiyorum..baska ne diyor Cemal Sureyya?
"Oluyorum Tanrim ustu kalsin / yasadigim hayat yeter bana" dememismiy di bir dizesinde..oldu gitti o da butun olumluler gibi..Cemal Sureyya gibi bakima aldim her bir seyi mi, basta kendimi bakima aldim..Onariyorum kirilmisliklarimi, tamiratlarla ugrasmaktayim..Kim bilir ne kadar zaman alacak onarim? Hemingwa'i animsiyorum birden intihara kalkisan, yasamla celisen Hemingway ustayi animsiyorum birden..
Kapi ne kadar dar olsa da / cezam ne kadar agir olsa da / ruhumun efendisi benim / ruhumun komutani benim diyen hayrani oldugum bir olumsuzle uyaniyorum derinden..
 
Merhaba Kader'im..

Merhaba Güz Hazanının Hüzünlü Yanı..

Merhaba yüzbinlerce kelimenin tamamını tek bir kelime ile silebilecek kadar güçlü manalı kelime..
Bilemezsin sana duyduğum özlemin nasıl da bir gecenin doruk noktasında ızdıraba dönüştügünü ve bilecegini zannetmiyorum sana olan hasretin ölüm sebebim olacagını ve zannediyorum ki bilirsin ölmememin nedeninin bir gün gözlerine bakabilme umudu olduğunu...
An kalbime saplıyor paslı hanceri ve benim ellerim hiç titremediği kadar titriyor.
Ben seni özlüyorum.
Gözümün önünde bilmediğim hayalin.
Bir rüzgar esiyor,dünya yerinden oynuyor,bir fırtına bir kıyamet almış başını gidiyor.
Umrumda mı sanki yeryüzü ?
Hayalin karşımda.Asilce bana bakmakta.Başın dik alnın ak..
Ve azraile bile inat gülümsüyorsun..
Oysa ben üşüyorum,ellerim titriyor..
Ağaçlar filizleniyor.Mevsimler evrime uğruyor.
Bir yangının tam ortasındayım elimde tuttuğum yüregim bir kor ve erimekte,
oysa ben sana uzatmak istemiştim...
Sen huzursun.Dünyamsın.Olabilecegin herşeysin.
Bütün kaleleri fethettin,piyonlar düştü,muhafızlar esir,şah mat oldu...
Ellerim ensemde kenetli,nefes dahi almıyorum.
Öl desen ölürüm..
Sen herşeyden önce ve herşeyden sonra ve şimdi ve sonsuza dek Kader'imsin...
Sen...
Sen...
Sen herşeysin...
Sen Umutların Filizlendiği Bozkırların sahibisin..
Fermansın.
Hükümsün.
Hükümdarsın.
Herşeysin.
Kainatta ki bütün canlıların mutlulugunu kıskanacak mutluluklara sahip olman dileği ile...
 
Öğrendim. belki de bu yüzden değişti gözlerim. belki de bu yüzden gördüğüm hiçbir şey eskisi gibi değil.
Bir gece vakti esintisi gibi çarpar gözkapaklarıma hayat...
Benden giden, bende kalan ne varsa .
Sanmıyorum ki bu esen rüzgarla dağılıp gidecek sol yanımdaki hüzünler...

Küçük nefeslere sığdırabildiğim büyük acılar gibi
Kapılar çoktan kapanmış , yürek izini kaybetmiş
Ve Buydu hayatın verebilecekleri gittiğim yolun sonunda...
Ben işte ,Can sıkıcı kelimelerimle seslendiriyorum hüznümü
Eğri eğri yağan yağmuru yakalıyorum avuç içimde
öyleyse kim kurtarabilir ellerimden yalpalanmış hayatı
Yalanım ben , en başından tüm düşlerimden beri...
Öyle ya susturmalıyım gözlerimde ki karanlıkları
Bir kaç iltifat sonrası dokunmalı sözcükler kalbime
eskimeyen bir hüzünü sarap gibi yudumlarken üşüyen ruhuma,
içimde kül kokusu ve şimdi dışarıda bahar...
hayatın en pişmiş yerine ekmek banarken, gönlüm su istemez oldu.
özlediğim tek şey; hiçbir şey kadar kıymetsiz şimdi... tuhaf ki bu en zayıf anımda gücümü umursamayacak kadar güçlüyüm.
çözmekten vazgeçtiğim tüm duygularıma bir minik kibrit yetti.


içinden çıkamadığım anılara bir kaç cümle ve olmayacaklarıma ucuz takaslar yetti. böyle basitti işte. terk etmek böyle kolay...
Bana döndüğünde hayat, gitmemiş olsun bende ki gölgelerin
Belkide bu yüzden di hiç gidemeyecekken yetersiz sevinçlerim...
Ne yazar üç kuruşluk gönüllere verdiğim en büyük sevgilerim
Yüreğimin kredisi , Aşk yaktığı kadar aşkmış...
Kız kulesi kadar acımasız ,bir çay bir simit kadar ucuz işte...

Buda benden ,gecenin bir yarısı bir bardak çay eşliğinde olan karalamarım
 

BİR ADIN KALMALI

Bir adın kalmalı geriye,
Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde,
Aynaların ardında sır,
Yalnızlığın peşinde kuvvet,
Evet nihayet,
Bir adın kalmalı geriye,
Bir de o kahreden gurbet…

Sen say ki;
Ben hiç ağlamadım,
Hiç ateşe tutmadım yüreğimi,
Geceleri koynuma almadım ihaneti,
Ve say ki;
Bütün şiirler gözlerini,
Bütün şarkılar saçlarını söylemedi.
Hiç buselik geçmedi fikrimden,
Ve hiç gitmedi.
Bir topak kan gibi adın,
İçimin nehirlerinden…

Evet yangın,
Evet salaş yalvarmanın korkusunda talan,
Evet kaybetmenin o zehirli buğusu,
Evet isyan,
Evet kahrolmuş sayfaların arasında adın…
Sokaklar doluydu bir adamın yalnızlığı,
Bu sevda biraz nadan,
Biraz da hıçkırık tadı…

Pencere önü menekşelerinde her akşam..
Dağlar sonra oynadı yerinden,
Ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca.
Sen say ki;
Yerin dibine geçti,
Geçmeyesi sevdam…

Ve ben seni sevdiğim zaman,
Bu şehre yağmurlar yağdı,
Yani ben seni sevdiğim zaman,
Ayrılık kurşun kadar ağır,
Gülüşün kadar felaketiydi yaşamın,
Yine de bir adın kalmalı geriye,
Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde,
Aynaların ardında sır,
Yalnızlığın peşinde kuvvet,
Evet nihayet
Bir adın kalmalı geriye,
Bir de o kahreden gurbet,
Beni affet…
Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç…
 
Bir beni sevmek mi zor geldi sana?

Sen ki kaç yangından çıkmış yaralı bir yürek.

Ne acılar görmüş gözlerin kaç kere ağlamış sebepsiz kuytularda.

Bir bana ağlamak mı zor geldi sana?

İsyanlar ki;yüreğinin kişiliği asi senin...

Bir benim için mi karşı çıkamadın hayata?

Korkmazdın hiçbir şeyden.

Korkaklığı kendine yakıştırmazdın da.

Bir beni sevmekten mi korktu yüreğin?

Neydi beni sende sevilmez yapan?Seni koşulsuz sevişim mi?

Utanmadan saklamadan gözlerine baka baka.

"Seni Seviyorum diyebilmem mi?''

Vazgeçemediğim için mi senden bu olmayışlar hiçe sayışlar?

“Nasıl olsa”mı benli cümlelerinin başı hep.

Sensiz olamadığımı bilmen mi benden kaçışın?

Hep yanında olduğumu bilmen mi?

Neden bu gidişin benden ben hep beklediğim için mi?

Bir anlamı var mı beni sevmeyişinin?Ellere gitmek isteyişin neden?

Neden benden kaçışın bir ben mi ağır geldim sana?

Bir benim sevgimi taşımak mı zor geldi sana?

Herşey zor da kolay mı beni öldürmek göz göre göre sevdiğim?

Hiç mi acımayacak yüreğin hiç mi ağlamayacak güzel gözlerin?

Kolay mı atmak beni sensizliğin ateşine?

Kolay mı hiçe saymak uğruna harcanan emekleri?

Hiçe saymak o sihirli dakikaları?

Kolay mı yıkmak yüreğimdeki hiç tanımadığım hayalini?

Senin için atan bu kalbi ellerinle parçalamak kolay mı?

Söyle benim olmayanım beni sevmek mi zor geldi sana?

Söyle beni sevmek mi zor geldi yüreğine?
 
Bugün varlığında güne merhaba derken umut yüklü kalbimi
gözlerine örmeye geldim.

Karşımda sen varmışcasına bakışlarım mahçup ve yüreğine
dokunuyormuşcasına klavyeyle konuşmalarım
utangaç ve bir o kadar çekingen..

Sıradan hayata verilmiş en büyük sevda ödülüydün sen.
Hediyem sendin.
Düşlerimi kelimelere ilmekleyip varlığının bir nefes uzağında yüreğimi senin
gözlerine bırakmaya geldim.

Yüreğimi, yüreğine son kez bırakmak.
Uzaklığa inat her sabah senin gözlerinde maviye uyanan yüreğimi
senin nefesinde yaşatmak.
Tutamadığım ellerinin, dokunamadığım yüreğinin hasretini yükleyip sana geldim.
Yüreğim karşında, dokun ellerinle.
Haydi tut gözlerimi.
Yüreğinin içine al düşlerimi Sevmeye gelmişim tut beni kapında.....

Acıyla sökülmüş bedenimi senin sevginle yamamak için değil;
bahara bakan yüzünü sevdim ben .
Yılların sussuzluğunu senin gözyaşlarında dindirmek için gelmedim sana.
Ya da ateşte örülmüş çığlıklarımı senin yağmurlarında söndürmeye değil !
Ben bir yudum sevginle yetinmek için gönül kapına geldim.
Yanında mevsimlerın solduğu , nefesinde " zamanın " durduğu yüreğinde
ölmeye geldim sevgili.
Varlığında değil, yokluğunun içinde seni beklemenin huzuruyla yaşlanmak
isteğimdir düşlerim.

Bir kez bile ellerimiz ellerimize kavuşmasa da , bir kez bile sırtlarımız birbirine
yaslanmasa da ben senin yüreğinde baharları solumaya geldim.
Sırtımda mevsimler ve elimde kalbim kapındayım..
Ya al beni , ya da kör bıçakları sapla korkusuzca.
Ben sana geldim. Geri dönmek yok sevgili.....


Hüzne sıkılan nice kurşunlara inat senin yüzünde bildim umut tanelerini.
Sende bildim bir yudum sevginin insana yettiğini.
Kurtlanmıiş acılarıma sıktığım tek kurşunumdu gözlerin.
Kapanmaz yaralarıma sürdüğüm tek umudumdu nefesin.
Senin yüzünde ağlıyorum bunu bildin mi?
Ya da fark ettin mi ?
Umutlarımı kaynattım, sensizlikte " seni " kaçamak öpüşlerimde.
İlk kez gözlerimdeki yağan yağmurla, kücücük ellerimle sana nakış işleyen
yüreğimi gördün mü ?

Sen bilmesen de her gülüşünü baharım, her nefesini bana verilmiş
en güzel hediye bildim.
Gitmelerinden sonraki ağlamalarını değil vuslatın heyecanlarını düşündüm
yokluğunun katransı gecelerinde.

Gözlerinin umut dolu bakışlarını onlarca parçaya bölüp,
her parçasını kücük hücrelerime yerleştirdim.
Bir gün dilim adını anmaktan aciz kalırsa,
atan kanım haykırsın içimdeki sevda kelimelerini.

Kalemim kırılır, seni " sana " yazamasam, nefesimi çek içine.
Göreceksin havaya bırakılan nefesim senin adını çizecektir mavi semaya.....

Acıya sıkılmış tek kurşunumdu gözlerin.
Umuda işlenmiş mutluluğumdu gülüşlerin.
Bir gün bile ellerini tutamasam da avuç içlerindenki terim ben.

Bir gün bile dokunamasam da yüreğine,
hayata baktığın göz, umuda aldığın nefes oldum.....

Haydi kapına geldim işte.
Rüzgar ol, yüreğimin dağılmış hatıralarını avuçlarıma topla.
Bahar ol, yağ saçlarıma.
Dizlerine eğilmiş yüreğimi tutup serçenin gözyaşlarına bırak.
Ya da yapamıyorsan onca şeyi bari ölüm ol, çık karşıma.
Avuçlarından kanatlanayım sonsuzluğun sessiz semasına..
Neden diye sorma, seninle aynı vakit doğma şansını yakalayamadım lakin
senin gözlerinde ölmenin ödülünü ve onuru ver bana.. ver sevgili.....
 
Öyle içten öyle samimiydi ki gözlerin
Ömrümün sonuna dek öylece bakmak istediğim
Ne acı ki,
Bilsem de sonunda beni bekleyen bir ölüm,
O gözlerde buluşmaya bir saniye de olsa razıyken, bir daha
Hiç görememe ihtimali

Alıp da başını gitme yar

Sevmesen de beni, tutmasan da ellerimi
Seninle konuşma lütfuna erişemese de bu gönül,
Alıp da başını gitme yar

Öyle derin, öyle uçsuz bucaksız ki bu sevda
Düşünde görsen inanamayacağın,
Anlatsam anlamayacağın,
Arsız yalvarışlarımın kapına dadandığı,


Okyanus gibi derin ve büyük,
Bir hayal ülkesi kadar uzak

Gözlerin anlık yangınlardan firar etse de



Gönlümde demir prangalarla mahkumsun
Sanma ki unutursun, kilometrelerce ötede olsan bana


Soğuk ecel teri gibi olurum ensende
Aldatma meylinin revaçta olduğu her anında

Kolay mı sandın sen o kadar sevdiceğim
Önce aşk tılsımını değdirip yüreğime

Sonra da öylece çekip gitmeyi
Ey benim yorgun yürekli,
Zamanın izlerini yüzünün çizgilerinde saklamış
Cesur, mert sevgili yarim
Kolay mı sandın,

Sevgisini avuçlayıp yollarına seren beni,
Terk edip gitmeyi​

Ağzından dökülen her kelimeye müptela olduğum
Karşımda duran kır saçlı adam,


Görmez misin hâlâ sana aşikar bu sevgiyi?

Aşk kolay belki ama sevmek zor,
Öğrenmeli insan, ömrünce sadece bir kez gerçekten sevebileceğini


Öğrenmeli insan, sevip de sevgisinin peşinden gitmesi gerektiğini,
Sevip de sevdiceğinin uğrunda belki bin kez öleceğini
 
Dokunsam tenine; su toplar parmaklarım!

Her harf yakıp kâğıdı tek tek dökülür yere;
Eğer adını yazsam!

Gözüne baksam; ateş akar içime
Sokulsam; tenim kavrulur nefesinden kururum susamış fidan gibi!


Aaah dokunsam yârime; su toplar parmaklarım!
Saçının her bir teli ateşlenmiş fitildir bilirim;
Değdiğinde yüreğime yer(i)yerinden oynatır!

Eriyen bir kırmızı mumla mühürledin ağzımı;
Hapsoldu dilim!



Mahpus oldum içinde
Sordular; kim o?
Düşündüm;
Ben kimim!

Kimim ben?


Kibrit yanar tükenir;
Yaktı diye suçlarsın parmağının ucunu!

Suçlu kim?
Ve suç ne?
Saçının bir teline dokunamam
ve bakamam yüzüne
ve sokulamam nefesinin yayıldığı havaya
Ateşin kararttığı bir kibrit çöpü gibi; yandıkça eğilirim kıvrılırım bükülürüm elinde
de diyemem;

Mühürledin ağzımı!
Hapsoldu dilim açılmaz artık dudağım!

Dokunsam tenine; su toplar parmaklarım!
Sokulsam; kavrulurum!
Baksam;
Ateş akar içime


Eğer adını yazsam
Her harf yakıp kağıdı dökülür tek tek yere!
 
Ey yâr..!

Öyle şanslıyım ki aslında..

Teksin ama binlerce suretin var..

Teksin ama ne çok benzerin var..

Şimdi gözlerimi kapatıp benzerlerinden sıyrılıyorum..

Alfabeden çıkartıyorum adının harflerini.

Gereken taze nefesimsin benim meleğim..

Sorma bundan sonra beni seviyor musun diye..?

Okuduğun bu satırlar önsözün olsun..

Bencillik yapıyorum bu kez..

Sadece benim içindir son satır bu son dua..

Olma bensiz olma..

Bensiz aşka doyma..!
 

Çoğu zaman sadece gitmek ister insan..
Hiç birşeyi hiç kimseyi düşünmeden...!
Dedim ya sadece gitmek, nereye olursa
olsun. Ne düşündüğünü bilmeden, dalarsın
ya uzaklara...! Işte öyle bi anda bi
bakmışsın ki yanıbaşında yalnızlık,sessi zlik ve çaresizlik..! Sonra birden yüreğin
burkulur.. Canının acıdığını hissedersin..
Ama yapacak birşey yoktur...! Ne kalbini
susturabilirsin nede gerçekleri
değiştirebilirsin...!

 
Geri