En son hangi diziyi/filmi izlediniz?

Konu sahibi son olarak 309 gün önce görüldü
Bergen. Çıkışta ağlayan yaşlı kadınların hatırına, operasyon hazırlığı yapıyoruz.

84 Kozan.
 
Rusalochka (Kucuk deniz kizi). 1976 yapimi rus filmi. kitaba en yakin islenmis olan filmlerden. guzeldi, hostu, aciydi, masaldi iste. aksamlari ailece izlenebilecek tarzdan. tatliydi kisacasi. begendim.

1648316168387.png


1648316320151.png
 
yakutistan'in bir koyunde gunluk yasamla ilgili kisa bir belgesel izlemistim:



 
2002-2004 yillarinda dunya & desie diye bir dizi vardi. iki yakin arkadasin gunluk hayati, okulda yasadiklari, ask hayatlari, kulturel catismalarini, ama yinede iyi anlasmalarini anlatiyordu komik bir sekilde :p iste biraz cocuklugum, biraz ergenligim. cok severdim.

2008 yilinda cikmis olan filmini tekrar izledim. genelde bir seyi iki kere izlemem, ama dunya & desie dizi ve filmini yuz bin kez izleyebilirim. seviyorum.

1648647398548.png

1648647440735.png
 
Jump filmini izledim en son. 2009 yapimi bir film ama sanki 1999-2003 gibi geldi bana. phoenix'in koyden sehire gidisini anlatiyo, dans tutkusunu, nasil (+ kac isyerinde) calistigini, biraz sansi ve eninde sonunda basardigini. bazi klise durumlar mevcut ama film iste :p bide bunlarin manyak manyak gulmeleri var ya beni de guldurdu. komikti, guzeldi, duygulandirdi bazi yerlerde. ya bide phoenix'in bir erkek arkadasi vardi koyden, o da sehire calismaya gitmisti. bu adam kendini kadinsi hissettigi icin gogus bolgesini belirgin yapmis ve yaninda oturan adam orasina bakip duruyordu son sahnede, ''kadin misin erkek misin'' diye sorup duruyordu. o diyalog guzeldi ve diyalog sonrasi adamin yedigi dayaklar :d valla oyle bi dovdu ki Allah yaratti demedi. ya bunlarin bazi espiri anlayislari da degisik, bakislari korkunc :d herneyse, keyifliydi kisacasi. benden 7/10 puanos


1649067954754.png

1649067881787.png
 
los angeles, new york, paris, roma ve helsinki. beş şehir, beş hikaye, tek gece. film her biri ayrı birer hikaye olmak üzere, bu şehirlerde geçen taksici/müşteri diyalogları üzerine kurulu. oyuncu kadrosu çok iyi; winona ryder'ın gençliği hatta çocukluğu, breaking bad gustavo fring'in gençliği, life is beatiful'un roberto benigni'si vee tom waits'in nefis soundtrack'leri. şimdiye kadar nasıl keşfedememişim diye hayıflandım. izlerken yormayan, eğlendiren, orada olmak isteten bi film. before sunrise formatının romantik değil de eğlenceli olanı. ben en çok roma'da geçen hikayeyi sevdim. filmin adı night on earth, yönetmeni jim jarmusch.

@Stockholm Sendromu sana zaten izle demiştim, @malumatfuruş @Thalassa @Melodram @yeLda @Ponyo @Lefty @Psinoza sizler de izleyin derim ben.

not: kişiler konudaki aktiflikleri göz önünde bulundurularak seçilmiş olup, herhangi bir sinefillik kıstası uygulanmamıştır kjdfkj taam taam bi kaçınız bu konuya hiç yazmamışsınız ama arkadaş kontenjanından etiketlendiniz...
 
Adam project midir nedir oyle bos bi film izledim. Yani basroldeki adama bayildigimdan izledim bi numarasi yok. Zaten fizigi falan yine harikaydi. Sac bas desen on numara. Kaslar da iyiydi. O kadar.
 
film için teşekkür ederim @Raskolnikov henüz izlememiş olanlar için çok fazla ayrıntıya girmeden; hikaye, müzik ve oyunculuklardan oluşan şahane bir kolaj izledim. dediğin gibi şu zamana dek bu filmi atlamış olmamız şaşırtıcı. tom waits'in soundtrack'leri, roberto benigni'nin döktürdüğü sahneler çok zevkliydi. bu yüzden en çok roma hikayesini beğenmene şaşmamalı. ilk üç hikayeyi izledikten sonra kısa bir ara verip, roma ve helsinki bölümleriyle devam edip bitirdim.beğendiğim hikayelere göre şöyle bir sıralama yapayım;

-helsinki
-paris
-new york
-roma
-los angeles

bi ara keşke istanbul'da olsaymış diye geçirdim içimden, taksiye bindiğinde '-memleket nire yeğnimm?' diye başlayan bir soruyla gelişen 20 dklık bir muhabbet ehehe
 


içine çekmedi. çok hızlı geçiştirilmiş gibi geldi. dizisi (manhunt unabomber) daha güzeldi.
 
los angeles, new york, paris, roma ve helsinki. beş şehir, beş hikaye, tek gece. film her biri ayrı birer hikaye olmak üzere, bu şehirlerde geçen taksici/müşteri diyalogları üzerine kurulu. oyuncu kadrosu çok iyi; winona ryder'ın gençliği hatta çocukluğu, breaking bad gustavo fring'in gençliği, life is beatiful'un roberto benigni'si vee tom waits'in nefis soundtrack'leri. şimdiye kadar nasıl keşfedememişim diye hayıflandım. izlerken yormayan, eğlendiren, orada olmak isteten bi film. before sunrise formatının romantik değil de eğlenceli olanı. ben en çok roma'da geçen hikayeyi sevdim. filmin adı night on earth, yönetmeni jim jarmusch.

@Stockholm Sendromu sana zaten izle demiştim, @malumatfuruş @Thalassa @Melodram @yeLda @Ponyo @Lefty @Psinoza sizler de izleyin derim ben.

not: kişiler konudaki aktiflikleri göz önünde bulundurularak seçilmiş olup, herhangi bir sinefillik kıstası uygulanmamıştır kjdfkj taam taam bi kaçınız bu konuya hiç yazmamışsınız ama arkadaş kontenjanından etiketlendiniz...
filmi izledim ve en cok helmut emice ve mika abi'nin bolumleri beni icine cekti. roma'daki bolum basimi agritti ya. adamin konusmalari ve yansittigi karakter bana reelde tanidigim birini hatirlatti :') yeminle yorucu. mika, yani matti pellonpaa La casa de Papel dizisindeki marsella'ya benzemesiyle de dikkatimi cekti. film guzeldi ama beni tamamiyla sarmadi :p
 
los angeles, new york, paris, roma ve helsinki. beş şehir, beş hikaye, tek gece. film her biri ayrı birer hikaye olmak üzere, bu şehirlerde geçen taksici/müşteri diyalogları üzerine kurulu. oyuncu kadrosu çok iyi; winona ryder'ın gençliği hatta çocukluğu, breaking bad gustavo fring'in gençliği, life is beatiful'un roberto benigni'si vee tom waits'in nefis soundtrack'leri. şimdiye kadar nasıl keşfedememişim diye hayıflandım. izlerken yormayan, eğlendiren, orada olmak isteten bi film. before sunrise formatının romantik değil de eğlenceli olanı. ben en çok roma'da geçen hikayeyi sevdim. filmin adı night on earth, yönetmeni jim jarmusch.

not: kişiler konudaki aktiflikleri göz önünde bulundurularak seçilmiş olup, herhangi bir sinefillik kıstası uygulanmamıştır kjdfkj taam taam bi kaçınız bu konuya hiç yazmamışsınız ama arkadaş kontenjanından etiketlendiniz...
taze taze izledim geldim. yorumumu winona ryder yüzünden sakız çiğneyerek yapıyorum, mahvetti beni o sakız. tatlı, keyifli bir filmmiş. hangi şehirleri en çok sevdim diye düşününce roma'da benigni beyin asla susmayışı ve bal kabağıyla başlayan hikayenin aşk-ı memnu'ya dönmesi güldürdü. paris'i ve new york'u da sevdim. helsinki eh geldi. los angeles'ı tamamen winona ryder için sevdim, bıcırık diye kucaklayasım geldi, hep mi güzel olmak zorunda?
teşekkürler rasko öneri için, ben film bulma konusunda hep üşengeç bir insanımdır arada böyle öneriler yapabilirsiniz bana çekinmeden...

ha tom waits'e de saygılar ve sevgiler. <3
 
@Raskolnikov
Filmi sonunda izleme firsatı buldum ve son üç hikayeyi çok beğendim.
Üçüncü hikayedeki kadının oyunculuğu ve aradaki konuşmalar oldukça etkileyiciydi. Roma ise sıra dışı ve şok ediciydi. :) Son hikayede ise çok güldüm. İzlemeyen olabilir diye fazla bir şey yazamıyorum.
Tavsiyen için teşekkür ederim. İlk ikisinde ise oyunculuklar iyiydi fakat hikayeler cazip gelmedi.
Yeni önerilerin olursa etiketle lütfen.
 
Iyi cocuklar aglamaz

 
urdun yapimi, 6 bolumluk bir dizi izledim en son. lise kizlar okulunda yasanan olaylarla ilgili. istemsizce kendi yatili yillarim aklima geldi (yaz tatilinde camii'de yatili kurs gordugum donem). kizlar kendi aralarinda cok fena olabiliyorlar. erkekler de oyle gerci. gercekten izlemeye deger bir mini-dizi. ben begenerek izledim. dizi muzikleri cok cok iyi, en azindan bana hitap ediyordu.

mariam bir iftiraya ugramisti ve rezil bir duruma dusurulmustu. bu buyuk olay kendisini olumsuz etkiledi normal olarak. eger mariam'in annesi kendisine inansaydi ve farkli bir sekilde destek olsaydi, mariam'in kini ve ofkesi bu derece ilerlemezdi bence. herkes hak ettigini veya etmedigini aldi, yani mariam bunu sagladi. kendimi mariam'in yerine koydugumda onu anladim aslinda. sonra dusundum, lise zamanlari ben yasasaydim boyle bisi ne olurdu acaba diye ve bence o kadar ilerlemezdi, cunku annem her zaman ama her zaman arkamda durur ve desteklerdi. inanirdi bana, kimse inanmasa bile, iftiralara ugramis olsam bile. guya ailemin onurunu ayaklar altina almis olsam bile, annem oyle algilamazdi asla. ilk dusundugu ben olurdum. iste aile onemli. kafa yapisi onemli. ogretmenler de onemli bu durumda. sonu hos bitmedi. bu kadar kolaydir bir insanin hayatini mahvetmek.

dizinin mesaji belli. benden 8/10 puanos


1649613814591.png





 
Son düzenleme:
10000% gerilim filmi. megan fox'un oyunculugunu hic izlememistim. kendisini boyle gorunce tuhaf geldi, olmadi mi oldu mu, bilmiyorum ama genel manada film iyidi. denizi ne kadar sevsem de en buyuk korkum denizlerin sonsuz derinligi, buz altinda kalma ve bogulma gibi seyler. su altinda en fazla 5 saniye dayanirim herhalde. insanlar nasil 2 dakika sure kalabiliyo anlam veremiyorum. iste son sahnede buz altinda kaldi ve cikmaya calisiyodu. orda ben uhuhuh.

benden 7/10 puanos

ps; kocasi mark tam bir psiko

1649757848482.png
 
7 bolumluk mini-dizi. bir kitaptan uyarlanmis. cogunuz izlemistir. ilk ciktigi donem fragmanini izleyerek begenmemistim. biraz onyargili davranmisim. belkide o an boyle bisi izleyesim yoktu. cok bunaltici bir dizi oldugunu dusunmustum. gerci izlemeye baslayinca sevdim aslinda. gercekten begendim ve severek, ilgiyle izledim. sonuncu bolum en sevdigim bolum oldu. bir cok duygu ayni anda yasandigi icindir. son bolumde calikusu feride de aklima geldi nedense. buyuk ihtimalle o da yetim oldugu icin.

son bolumde yetimhaneden en yakin arkadasi yillar sonra onu ziyarete gelmis ve hic bir sogukluk yoktu aralarinda mesela. aninda kaldiklari yerden devam ettiler. bu samimiyeti herkeste bulamazsin, genellikle kardeslerinle aranda olur bu iliski. onlarin arkadasligini, daha dogrusu ailece birbirlerine yaklasimlarini sevdim. son bolumde yetimhaneyi ziyarete gitmistiler mr shaibel'in olumunden dolayi (kendisine satranci ogreten adam) ve mr shaibel'in kendisini gazetelerden, magazinlerden takip ettigini gormus, fotograflarini bile saklamis ve duvara asmis. hatta yolladigi mektubu da saklamis adam. orada da duygulanmistim. guzel sahneydi. birde beth rusya'ya gitmisti. orada buyuk rakibi karsisinda satranc masasindaydi. dugumlendigi an tavana bakmaya basladi ve birden nasil oynayacagini, hangi adimi atmasi gerektigini bildi (kucuklugunden beri bunu yapar. tavanda satranc masasini gorur ve hangi adimi atacagini dusunur/calisir. satranci calisma sekli bu). iste herkesin icinde tavana bakinca, millet de yukari yukari bakmaya baslamisti acep ne var orada diye :p orasi guldurmustu. beth rusya'yi sevmisti. herkes disarda satranc oynuyordu orada. satranc sayesinde de guzel dostluklar kurdu. genel olarak dizide giyimi kusami da cok cok hostu. 4. bolumdeki elbiseyi baya begenmistim mesela. eh, bu kiz kendisiyle savasan bir kiz. cok zeki bir kiz. problemli bir kiz. hirsli ve basarili.

benden bu diziye 7,9/10 puanos
(creating the queen's gambit da izleyin; 15 dakikalik bir anlatim)

1649969237953.png


1649969194242.png

1649969175048.png


1649969113064.png
 
Son düzenleme:
Geri